11. Hukuk Dairesi 2023/2060 E. , 2024/5033 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2139 Esas, 2022/1707 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/294 E., 2022/637 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, meni, maddi tazminatın tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; gübrelerin paketleme aşamasından son kullanıcıya kadar takibin sağlanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla Piyasaya Arz Edilen Gübrelerin İzlenmesine Yönelik Tebliğ'in (2017/17 sayılı Tebliğ) 06.04.2017 tarihinde yürürlüğe girdiğini, bu Tebliğ ile Gübre Takip Sistemi isimli (GTS) bir sistem oluşturulduğunu ve gübre ürünlerinin üretiminden/ithalatından son tüketiciye kadar tüm aşamalarının takip edilmesinin amaçlandığını, Türkiye genelinde büyük gübre üreticilerinden biri olan müvekkilinin sektörde GTS uygulamasını gerçekleştiren ilk şirket olduğunu, GTS'nin sonucu olarak müvekkili şirketin de aralarında bulunduğu gübre üreticileri/ithalatçılarının, piyasaya arz edilecek gübrelerde izlenebilirliği sağlayacak şekilde karekod ve DNA barkod içeren işaretleyici etiketli takip sistemini kurmak ve uygulamak zorunda bulunduklarını, 2017/17 sayılı Tebliğ'in 5 inci maddesine dayanılarak Tarım ve Orman Bakanlığı adına GTS ile ilgili tüm iş ve işlemlerin münhasıran davalı şirket tarafından yürütülmesine karar verildiğini, GTS'nin davalı şirket tarafından yazılan/yönetilen ve kullanımı zorunlu olan bir internet sistemi üzerinden yürütüldüğünü, davalının Bakanlık sitesinde yer alan bağlantı üzerinden görev yaptığını, sisteme dahil olan gübre üretici/ithalatçıları için gerekli karekod, barkod ve bondrolleri sağladığını, bu çerçevede üreticilerin/ ithalatçıların mevzuata uygun davranma mecburiyeti nedeniyle GTS sistemini uygulayabilmek ve gerekli karekod, barkod ve bandrolleri kullanabilmek için ürün başına davalı şirkete ücret ödemek durumunda olduklarını, ancak GTS uygulamasında münhasıran yetkili olan davalının bundan yararlanarak dürüstlük kuralına aykırı şekilde fahiş fiyatlandırma uyguladığını, bu nedenle GTS sisteminin, müvekkili şirkete ton başına maliyetinin oldukça yüksek hale geldiğini, müvekkilinin gübre üretim ve satış faaliyetlerini olumsuz yönde etkilediğini, müvekkili şirket tarafından davalı şirket hakkında fahiş fiyatlandırma yaptığı iddiasıyla Rekabet Kurumu'na da şikayette bulunulduğunu, davalının aşırı fiyatlandırma yapmasının dürüstlük kuralına aykırılık ve dolayısıyla haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının Bakanlık ile sözleşmesine dayanamayacağını, müvekkilinin GTS uygulamasına ilk geçen şirket olduğunu, rakiplerine göre daha fazla maliyetinin doğduğunu, bunun da gübre üretimi ve müşterilerine yansıdığını ileri sürerek, haksız rekabetin tespitini, men'ini, müvekkilinin uğradığı zararın tespiti ile şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 06.04.2017 tarihinde yürürlüğe giren 2017/17 sayılı tebliğ gereğince Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapılan ihale sonucu müvekkili ile anılan Bakanlık arasında 07.07.2017 tarihinde DNA Barkod ile Gübre Takip Sistemi Kurulumu ve İşletilmesi Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında müvekkilinin tek yetkili olduğunu, DNA barkod/bandrol ücretlerinin müvekkilince tek başına değil belirtilen sözleşme kapsamında Bakanlıkça belirlendiğini, ücretin Bakanlığın talebi ile gübrenin niteliğine ve tehlike arz etmesine göre tespit edildiğini, Bakanlığın belirlediği fiyatın ülkemizdeki tüm firmalara ayrım yapılmaksızın uygulandığını, davacının bugüne kadar müvekkiline hiçbir ödeme yapmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 06.04.2017 tarihinde yürürlüğe giren 2017/17 sayılı sayılı Tebliğ uyarınca, gübre takip sisteminin kurulması için davalı şirketle Tarım ve Orman Bakanlığı arasında sözleşme imzalandığı, GTS sisteminde Bakanlık adına tek yüklenici kuruluşun davalı şirket olduğu, anılan sözleşmenin sektörde faaliyet gösteren tüm firmalar için bağlayıcı nitelik taşıdığı, GTS sisteminde kullanılan DNA barkod birim fiyatlarının, Bakanlık ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşme gereğince Bakanlıkça belirlendiği, fiyatların bakanlığın resmi web sayfası olan link üzerinden her firmanın kendi sayfasında ilan edildiği, davalının fiyat belirleme konusunda tek başına yetkili olmadığı, buna göre GTS sistemi kapsamında uygulanacak DNA barkod/ bandrol ücretlerinin Bakanlık tarafından belirlenerek davalı şirkete bildirildiği, belirlenen fiyatların bakanlığın resmi web sayfasından yayınlanarak duyurulduğu, bu durumda fiyat belirleme yetkisi tekelinde olmayan davalının aşırı fiyatlandırma yaptığından söz edilemeyeceği, gübrenin niteliğine göre belirlenen fiyatların şirketler bazında farklı uygulanmadığı, davalının uyguladığı fiyatların, halen yürürlükte bulunan 2017/17 sayılı Tebliğ hükümleri uyarınca davalı ile ilgili Bakanlık arasında imzalanan sözleşme gereği Bakanlık tarafından belirlenmesi nedeniyle davalının haksız rekabet teşkil eden bir uygulamasının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tahkikat aşamasında yeterli inceleme yapılmadan karar verilmesinin müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini, sözleşmelerin nispiliği ilkesi nedeniyle Bakanlık ile davalı arasındaki sözleşmenin, davalının davranışlarının hukuka aykırılığını ortadan kaldırmadığını, davalının fahiş fiyat uygulamasının hukuka aykırılık taşıdığını, haksız rekabet teşkil ettiğini, ayrıca davalının tek yüklenici olma özelliğini kötüye kullanarak fayda elde etmeyi sağladığını, davalının dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini, salt ticari amaçları doğrultusunda gerçekleştirdiği hukuka aykırı ve kamu yararını göz ardı eden uygulamalarını koruyan kararın hatalı olduğunu, haksız rekabetin tespiti ve tazminat için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile söz konusu fiyatların ilgili Bakanlıkça belirlendiğinin tespit edildiği, davalının ilgili sektörlerdeki şirketlere farklı fiyat uygulamadığı, davalının haksız rekabet teşkil eden bir eyleminin bulunmadığı, objektif dava birleşmesi bulunduğundan her bir talep yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince yeterli inceleme yapılmadan karar verilmesinin, istinaf taleplerinin değerlendirilmeksizin Mahkeme kararının tekrar edilmesinin müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali olduğunu, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gereği, Bakanlık ile davalı arasında akdedilmiş bir sözleşmenin müvekkiline dayatılan fahiş fiyatlandırmanın hukuka aykırılığını ortadan kaldırmadığını, rakipler arasında veya tedarik edenler ile müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı her türlü davranışın hukuka aykırı kabul edildiğini, Bakanlık ile davalı arasındaki sözleşmenin fiyat politikasını hiçbir surette meşru kılmadığını, davalının fiyat politikasının GTS’nin münhasır yetkili uygulayıcısı konumunu haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli şekilde kullanması neticesi oluştuğunu, müvekkilinin müşterileri ile arasındaki ilişkiyi etkilediğini, davalının tek yüklenici olma özelliğini kötüye kullanarak fayda sağladığını, müvekkilinin ödeme tekliflerini reddettiğini, mevzuata tam olarak uygun hareket etmeye çalışan davacıya karşı takip sistemini kapatarak ticari faaliyetine zarar verdiğini, ton başına çok yüksek olan maliyetlerin müvekkilinin gübre satış fiyatlarını etkilediğini, satış miktarlarının geçmiş yıllara oranla azaldığını, müvekkilinin sunduğu ödeme tekliflerini reddeden davalının müvekkilini çıkmaza sürüklediğini, sunduğu hizmetin kamu yararı amacı gütmesi nedeniyle ücret alamadığında sistemi veya hizmet vermeyi keserken son derece tedbirli davranması gerektiğini, müvekkilinin ticari faaliyetine ağır şekildeki müdahalenin davalının davranışlarındaki hukuka aykırılığın göstergesi olduğunu, Türkiye’nin en büyük gübre üreticilerinden biri olan davacıya ödeme teklifine rağmen sistemin kapatılmasının kötü niyeti gösterdiğini, GTS uygulamasındaki aşırı fiyatlandırmanın bir diğer yıkıcı sonucunun ise gübrenin nihai kullanıcısı olan ve ülke ekonomisinin en önemli faaliyetlerinden birini gerçekleştiren çiftçilerin üzerinde doğduğunu, iki ayrı vekalet ücreti taktirinin yerinde olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabetin tespiti, meni, maddi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!