WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/2041 E.  ,  2024/4443 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/131 Esas, 2022/1647 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/227 E., 2020/337 K.

Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasının yapılan yargılaması sonucu İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1964 yılında Ankara’da açmış olduğu ... isimli lokantanın hala aynı faaliyetlerine devam ettiğini ve Ankara’nın en bilinen işletmelerinden biri olduğunu, müvekkili şirketin "..." markasını, 14.03.1996 tarihinde tescil ettirdiğini ve markayı ilk tescil ettiren kişi olduğunu, gerçek hak sahibi bulunduğunu, davalının bu durumu bilmesine rağmen 2015/07256 sayılı "Sosyete Dürüm ..." ve 2015/40576 sayılı “Meşhur Dürüm ... ...” ibareli markaları tescil ettirdiğini, müvekkilinin markası ile dava konusu markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, davalının, müvekkilinin markalarının tanınmışlığından yararlanmak maksadıyla dava konusu marka tescillerini gerçekleştirdiğini ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2015/07256 sayılı "Sosyete Dürüm ..." ve 2015/40576 sayılı “Meşhur Dürüm ... ...” ibareli markalarının 43. sınıf kapsamındaki "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarının karıştırılma ihtimaline yol açacak derecede benzer olmadığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, jenerik hale geldiğini, diğer taraftan davacının müvekkili markalarından haberdar olduğunu buna rağmen davanın müvekkilinin markalarının tanınmış hale geldikten ve tescil tarihlerinden 5 yıl sonra açılmasının kötü niyetli bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraf markalarının asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, uyuşmazlık konusu 43. sınıf "yiyecek içecek sağlanması hizmetleri" nin davacıya ait marka kapsamında yer alan mallar ile benzer bulunduğu, bu itibarla anılan hizmetler bakımından taraf markaları arasında 6769 sayılı Sinaı Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2015/07256 ve 2015/40576 sayılı markaların taleple bağlı kalınarak 43. sınıf "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" emtiası ile sınırlı olarak hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca iltibas tehlikesinin bulunmadığını, markalarda ortak olarak yer alan " ..." ibaresinin ayırt ediciliği düşük jenerik bir ibare olduğunu, davacının müvekkili markalarından haberdar bulunduğunu, buna rağmen davanın müvekkili markalarının tanınmış hale geldikten ve tescil tarihlerinden 5 yıl sonra açılmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının 168490 sayılı "...+şekil" ibareli markası ile dava konusu 2015/07256 sayılı "Sosyete Dürüm ..." ibareli ve 2015/40576 sayılı “Meşhur Dürüm ...” ibareli markalar arasında uyuşmazlık konusu 43. sınıf "yiyecek içecek sağlanması hizmetleri" yönünden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu, zira tarafların marka olarak kullandıkları ibarelerin "..." ortak asıl unsuru içerdiği gibi, markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin de benzer bulunduğu, her ne kadar davalı tarafça markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliği düşük jenerik bir ibare olduğu savunulmuşsa da bir markanın tescilli olduğu sürece korunması gerektiğinden ve davacının markasının, jenerik hale geldiğinden bahisle hükümsüzlüğüne karar verilmediği sürece, korunmaya devam edileceğinden bu savunmanın yerinde görülmediği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/10271 E., 2013/9104 K. ve 2012/7031 E., 2013/6392 K. sayılı kararlarının da bu yönde olduğu, diğer taraftan davanın hükümsüzlüğü istenen markaların tescil tarihinden itibaren 5 yıllık süre içerisinde açıldığı, davacının, dava konusu markaların kullanımına uzun süre sessiz kalıp kalmadığı ve bu yolla hak kaybına uğrayıp uğramadığı hususu ancak bir tecavüz davasında tartışma konusu olabileceğinden davalının bu yöne ilişkin itirazlarının yerinde bulunmadığı, Yargıtay 11. Dairesinin 2019/4416 E., 2020/3297 K. sayılı ilamının da aynı yönde olduğu, açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.