11. Hukuk Dairesi 2023/2015 E. , 2024/4855 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1040 Esas, 2022/1967 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/336 E., 2021/133 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının yoklukla butlanla malul olduğunun tespiti, iptali, müdürler kurulu kararının butlanının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 1- müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 12.07.2016 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığını, müvekkilinin 29.08.2012 tarihinde ortaklar genel kurulu kararıyla 10 yıl süreyle ... ile birlikte şirket müdürlüğüne seçildiklerini, genel kurul toplantısının 16.06.2016 tarihli müdürler kurulu kararıyla yapıldığını, müvekkilinin müdürler kurulu toplantısına çağrılmadan yokluğunda yokluğunda genel kurul toplantısına çağrı kararı alındığını, 2- genel kurul toplantısında alınan 3 no.lu karar ile; şirket ana sözleşmesinin "Payların Devri" kenar başlıklı 15 inci maddesinin değiştirilmesine ilişkin kararın karar nisabı yokluğundan geçersiz olduğunu, şirketin pay devri için özel ve çifte çoğunluklu ağırlaştırılmış nisap arandığından bu ana sözleşmenin değiştirilmesi konusunda alınacak kararlarda da aynı nisaba tabi olduğunu, 3- 4 no.lu karar ile; şirket ortağı ...'a ait % 2 hissenin noterde düzenlenen limited şirket pay devir sözleşmesi ile ...'a devrine onay verilmesine ilişkin kararda sözleşmenin 15 inci maddesine ilişkin değişiklik henüz tescil edilmeden ağırlaştırılmış nisap aranmayacağına ve çoğunlukla karar verilmesinin yanlış olduğunu, 4- 5 no.lu karar ile; mevcut şirket müdürlerinin azli ile ..., ... ve ...'ın şirket müdürü olarak atanmalarına, şirket müdürler kurulunun bu şekilde oluşturulmasına ve şirket müdürlerinden herhangi ikisinin atacağı çift imza ile şirketi temsil ve ilzam etmelerine, önceki imza sirkülerinin iptal edilerek bu karar çerçevesinde yeni imza sirküleri çıkartılmasına, şirket müdürlerinden ...'a aylık 40.000,00 TL ve diğer müdürlere aylık 10.000,00 TL net ücret ödenmesine karar verildiğini, müvekkile sürelere uyulmadan çağrı yapıldığını, müvekkilinin söz konusu kararlara muhalif kalarak muhalefetini şerh ettirdiğini belirterek genel kurul da alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, müdürler kurulu toplantısında alınan 1 no.lu kararın butlanla tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi 11.05.2018 tarih, 2016/1286 E. ve 2018/640 K sayılı kararıyla davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmiş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 17.06.2020 tarih, 2018/1689 E. ve 2020/604 K. sayılı kararı ile mahkemece gerekçeye yer verilmediği gerekçesi ile dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 1- Davaya konu 12.07.2016 tarihli genel kurul kararından önce yönetim kurulu üyelerinden ...'un 29.08.2012 tarihli müdürler kurulu kararı ile müdürler kurulu başkanlığına seçildiği, dava konusu son genel kurul toplantısının da müdürler kurulu başkanı ...'un davet ve çağrısı ile toplandığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 624 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında açık bir şekilde genel kurul tarafından seçilen müdürler kurulu başkanının genel kurulu toplantıya çağırabileceği ve bununla yetkili ve görevli olduğunun belirtildiği, bu nedenle çağrının usul ve yasaya uygun olarak yapıldığının kabulü gerektiği, 2-3- İşbu kabule göre davacının davaya konu genel kurul kararı ile büyük ortak ...'ı % 2 hissesini dava dışı ...'a devri sırasında hissedar ve hisse adedi çoğunluğunun gerektiği ve buna uyulmadığı yönündeki iddiası hususunda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 2 nci maddesi hükmü ve yeni TTK ve bu kanunun uygulanmasını gösterir kanun hükümleri ve ana sözleşmesi yönünden değerlendirme yapıldığında; davacı ...'a 29.08.2012 tarihli genel kurul kararı ile aynı büyük ortak ...'un % 2 payını aynı hisse adedi ve oranı uygulanmak suretiyle devir işlemleri gerçekleştirildiği, davacı bu devir oylamasında olumlu oy kullandığı, davacının ortak sıfatıyla işbu davaya konu genel kurul kararının iptalini dava etme hakkı var ise de davacının aynı nisablarla ve aynı oranda aynı büyük ortaktan pay devrini kendisi lehine alıp kabul etmişken bu defa aynı şartlarla davaya konu genel kurul kararı ile diğer ortağa payın devrindeki usulsüzlükten bahsederek dava konusu yapılmasının anılan madde hükmüne aykırılık teşkil edeceği, bu hükmün re'sen mahkemece nazara alınması gerektiği, davacının davasının anılan hüküm karşısında dinlenebilir olmadığı, ana sözleşmede, payın devri ile ilgili olarak pay ve paydaş çoğunluğu aranmakta ise de, 3 kişilik şirketlerde ağırlaştırılmış nisabın uygulanması şirketi işlemez hale getireceği, şirket anasözleşmesi yönünden sözleşmeye müdahale edilerek pay paydaş çoğunluğunun bu olayda birlikte aranmasında kamu yararının bulunmadığı yönünde kanaat oluştuğu için davacının bu yöndeki iddiasının bu gerekçeyle de yerinde bulunmadığı, kaldı ki, 6102 sayılı Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 22 nci maddesi çerçevesinde inceleme yapıldığında; esas sözleşme ile ilgili limited şirketler yönünden şirket sözleşmesi ile ilgili olarak kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 18 ay içerisinde Yeni TTK'da uyumlu hale getirilmesi gerektiği, bu süre içerisinde gerekli değişiklikler yapılmaz ise, şirket sözleşmesindeki düzenlemeler yerine TTK'nın ilgili hükümleri uygulanacağı, şirket sözleşmesinin yeni TTK'ya uyumlu hale getirildiğine dair bir genel kurul kararının bulunmadığı, bu durumda artık nisaplar yönünden yeni TTK'nın uygulama alanı somut olay yönünden doğduğu, 3 kişilik bu şirkette ağırlaştırılmış oy nisabının uygulanamayacağı, davaya konu genel kurulda da çoğunlukla karar alınmış olduğundan, bu yön itibari ile de davacının davalısının dinlenebilir olmadığı, bilirkişi raporunda uygulama kanununun 26 ncı maddesinden yola çıkılmış ise de, 26 ncı maddede de öngörülen 6 aylık süre içerisinde eski kanunun uygulanacağına dair ayrıca bir karar alınmadığına göre yine oy nisabları yönünden yeni kanun uygulanacağı, yeni kanunda da asıl olan çoğunlukla karar alınması olduğu, her halükarda yeni kanun döneminde alınan davaya konu karar yönünden ağırlaştırılmış nisabın uygulanması da söz konusu olmadığı, genel kurul kararının iptalini gerektirir veya yok hükmünde sayılmasını gerektirir kanuna ve sözleşmeye aykırı bir hüküme rastlanmadığı, 4- Müdürler kurulu başkanının seçimi ve görevden alınmaları yetkisinin 6102 sayılı Kanunun 616 ncı maddesinde göre limited şirket genel kurulunun devredilemez yetkilerinden olup, yasanın işbu husustaki emredici hükmüne aykırı olarak davalı şirket müdürler kurulunun 12.07.2016 tarihli toplantısının 1 no.lu kararı ile, genel kurul kararı ile müdür olarak seçilen ...'un müdürler kurulu başkanlığına ... ile ...'ın ise müdürler kurulu üyeliğine seçilmesine dair kararı yok hükmünde olduğu gerekçesiyle, davalı şirketin 12.07.2016 tarihli müdürler kurulu toplantısında alınan başmüdür seçimine dair 1 nolu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının davalı şirketin 12.07.2016 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda alınan kararların yoklukla veya butlanla malul olduğunun tespiti ve iptaline karar verilmesi talebi ile sair taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; limited şirketler için geçerli olan müdürler kurulu yerine anonim şirketler için kullanılan yönetim kurulu ibarelerine yer verildiğini, istinaf kararınında belirtilen hususlarda karar verilmediğini, ...'un 5.800 adet hissesinin azil yönünde oy kullandığını oysa ki ...'un kendi azli için oy hakkından yoksun olduğunu, aynı yekilde müdürlere verilecek ücretlerin tespitinde de kişinin kendi menfaati ile şirketin menfaati arasında bir çatışma olduğunda, şirketin lehine oy kullanmayacağı düşüncesinden hareketle, müdür olarak seçilen ... ve ...'un müdürlere verilecek ücretin belirlenmesi yönünden de oy hakkının olmadığını, karşı tarafın 27.10.2020 tarihinde mahkemeye sunduğu delil ve beyan içeren dilekçesinin 31 inci sayfasına bakıldığında, (şu anki müdür) ..., 08.09.2014 tarihli ortaklar kurulunda tutanağa eklettiği muhalefet şerhinde; kendi çıkarına olmadığını düşündüğü bir durumda bu yönde beyanda bulunduğunu, azil kararı yönünden 12.07.2016 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 5 no.lu kararda gündeme bağlılık ilkesine uyulmadığını, gündemde azil maddesinin bulunmadığı gibi haklı bir sebep de gösterilmediğini, genel kurul toplantı çağrısını ...'un müdürler kurulu başkanı olarak yaptığını, bu kişi 29.08.2012 tarihli ortaklar kurulu kararıyla müdürler kurulu başkanı seçildiğini, 30.05.2016 tarihinde başka bir genel kurul yapıldığını, genel kurulda 4 kişilik yeni bir müdürler kurulu oluşturulduğunu, eski imza yetki ve sirküleri iptal edildiğini, tutanakta müştereken kelimesi geçtiği için artık önceden ihdas edilen başkan müdür unvanının ortadan kalktığını, yani karşı tarafın iddiasının aksine, şirkette bir başkan müdür olmadığına göre dava ettikleri toplantı çağrısını tek başına yapmaya kimsenin hakkı bulunmadığını, usulüne uygun olarak toplanan müdürler kurulu toplantısı olmaksızın yapılan çağrının hukuka uygun olmadığı, çağrıyı tek başına yapan müdürün başkan olmadığı, müvekkilinin genel kurulun bu şekilde toplanmasına rızasının olmadığını açıkça bildirdiği için TTK'nın 426 ncı maddesindeki çağrısız genel kurula ilişkin şartların yerine getirilmediğini, TTK'nın 624/2 nci maddesinde başkan müdürü genel kurul toplantısı yapılması konusunda gündem belirleme ve toplantı yapma kararı alma hususunda tek başına yetki tanınmamış, tersine, TTK 624/3’de belirtildiği gibi müdürler kurulu toplantısında gündemin belirlenerek genel kurul toplantısı yapılmasına ilişkin karar alındıktan sonra, sadece bu husustaki açıklamaları ve ilanları başkan müdürün yapabileceğine ilişkin yetki düzenlendiğini, müvekkiline yapılan çağrı sürelerine uyulmadığını, müvekkiline yapılan tebliğ genel kurul toplantısından on üç gün öncesine denk geldiğini, mahkeme pay devrine ilişkin genel kurul kararına karşı dava açılmasını MK 2 maddesine aykırı görmüş ise de bu hususun her şeyden önce ortaklar arasındaki ilişkiyi ilgilendirdiğini, karara karşı ... tarafından herhangi bir dava açılmadığını, bu devre onay verildiğini, genel kurul kararı kesinleştiğini, müvekkili gerçekten kötü niyetli olsaydı, çıkma davası açarak, şirkete zarar vermeye çalışan ...’un şirkete geri dönmesine izin vermeyeceğini, hâkimin sözleşmeye müdahalesi, TBK 138’de düzenlenmiş olup; “Aşırı ifa güçlüğü” kenar başlığını taşıdığını, oysa ihtilaf konusu olayda bu şartların hiçbiri olmadığı gibi, hâkimin sözleşmeye müdahale edebileceği bir durum da söz konusu olmadığını, mahkemenin kamu yararına ilişkin gerekçesinin yok hükmünde olduğunu, pay devrinin pay ve paydaşların ¾’ünün olumlu oyunu arayan sözleşme hükmüne uyulmasının şirketi işlemez hale getirmeyeceğini, TTK'nın 620. maddesine göre şirket ana sözleşmesiyle olağan karaların dahi oybirliğine bağlanmasına engel bir hal bulunmadığını, TTK'nın 589. maddesine göre aksi şirket sözleşmesinde öngörülmediği takdirde, şirket sözleşmesinin esas sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararıyla değiştirilebileceği öngörüldüğünü, kanunda belirtilen bu nisap asgari zorunlu yasal nisap olduğuna göre, “aksinin şirket sözleşmesinde öngörülmesi” nin tek anlamı, sözleşme değişikliği kararlarının daha ağır nisaplara tabi olduğunun şirket sözleşmesinde kararlaştırılabileceğini, dolayısıyla, ister 3 ortaklı isterse 10 ortaklı olsun, limited şirket ortaklarının, şirket sözleşmesinde, ekseriyet yerine daha yüksek nisapla karar alınabileceğini öngörmeleri, hatta oybirliği ile kararların alınabileceğini kabul etmelerini engelleyen hiçbir hüküm bulunmadığını, karşı tarafın da çelişkili davranma yasağına aykırı hareket ettiğini, mahkemenin 6103 sayılı Kanunu uyuşmazlıkla ilişkilendirmesi bakımından; limited şirketlerin sözleşmelerini 18 ay içinde uyumlu hale getirmesinin zorunlu olması ve bu süre içinde uyumlu hale getirilmediği takdirde, sözleşme hükmü yerine TTK hükümlerinin uygulanması, ancak ve ancak TTK’nun sözleşmedeki hükmün konulamayacağını öngörmesi hali için geçerli olduğunu, oysa TTK 620 nci uyarınca, sözleşmede, daha ağır bir nisap öngörülmesi hatta tüm kararların oybirliğine bağlanması dahi mümkündür olduğunu, yürürlük maddesi 22 hükmü, eTK zamanında kaleme alınmış fakat yeni TK’daki emredici düzenlemelere aykırılık taşıyan şirket sözleşmesi hükümleri bakımından uygulanma kabiliyetini haiz bulunduğunu, uyuşmazlığa konu şirket sözleşmesinin değiştirilmek istenen 15. maddesinin ise içerik itibariyle YürK 22’nin kapsamına girdiğinin söylenemeyeceğini, zira limited şirket esas sermaye payının devrini düzenleyen TK 595/2’de şirket sözleşmesinde aksi kararlaştırılmadığı sürece esas sermaye payının devri için genel kurulun onayının şart olduğu, devrin bu onayla geçerli olacağı düzenlendiğini, pay devrinin onaylanmasına ilişkin ise özel bir nisap öngörülmediğini, bu durumda pay devrinin onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı genel nisap hükmü niteliğindeki TTK'nın 620 nci maddesi kapsamında kaldığını, TTK 'nın 620 nci maddesinde bir yandan genel kurul kararlarının toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğuyla alınacağı öngörülmüş, öbür yandan ise “şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde” denmek suretiyle bu nisabın ağırlaştırılabilmesine imkân tanındığını, dolayısıyla şirket sözleşmesinin 15 inci maddesi yerine TTK’nın ilgili hükümlerinin kendiliğinden uygulanacağı şeklinde dile getirilen görüş hukuken isabetli sayılamayacağını, Yürürlük Kanunun 26 ncı maddesinin uygulanma alanına giren bir husustan da söz edilemeyeceğini, şirket sözleşmesinin 15 inci maddesinin değiştirilmesi istenen (mevcut) hâlinin lafız olarak eTK 513 hükmünün tekrarı niteliğinde olduğu bir gerçek ise de, şirket sözleşmesinin hemen izleyen 16. maddesinde ana sözleşme değişikliğinin, bu sefer madde numarası zikredilerek, e TK 513’e göre yapılacağının düzenlenmiş olması karşısında bu durumun bilinçli bir tercihin ürünü olduğunu, şirket sözleşmesini hazırlayanların iradelerinin 15 inci maddede 16 ncı maddede olduğu gibi sadece ilgili yasal düzenlemeye madde numarası vermek suretiyle gönderme yapabilecekken bunu tercih etmeyip o zaman yürürlükte bulunan düzenlemeyi şirket sözleşmesinde lafzen tekrarlayarak iradelerinin her durumda pay devrinin 3/4’lük paydaş ve sermaye çoğunluğu ile kararlaştırılması yönünde olduğunu kabul etmek gerektiğini, TK'nın 589 uncu maddesinde aksi şirket sözleşmesinde öngörülmediği takdirde, şirket sözleşmesinin esas sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararıyla değiştirilebileceğini, bu konuda 621 inci madde hükmünün saklı tutulduğunu, TK'nın 621’de ise “önemli” olarak nitelenen kararların toplantıda temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabileceği hükme bağlandığını, TK'nın 621/2’de de kanunda belli kararların alınabilmesi için ağırlaştırılmış nisap aranıyorsa, bu nisabı daha da ağırlaştıracak şirket sözleşmesi hükümlerinin, ancak şirket sözleşmesinde öngörülecek çoğunlukla kabul edilebileceğinin düzenlendiğini, TK’nın limited (ya da anonim) şirketlere ilişkin düzenlemeleri arasında TK 621/2’ye benzer bir şekilde, kanuna nazaran ağırlaştırılmış yetersayı içeren şirket sözleşmesi hükmünün hangi nisaba tâbi olarak değiştirilebileceğine yönelik bir hüküm yer almadığını, kanuna nazaran ağırlaştırılmış bir nisap düzenlemesi içeren şirket sözleşmesi hükmünün değiştirilerek nisabın hafifletilmesi yönündeki bir kararın da aynı esasa tâbi olarak, yani şirket sözleşmesinde öngörülen çoğunlukla alınabilmesi gerektiğini, şirket sözleşmesinin 15 inci maddesinin değiştirilebilmesi en az “ortak tam sayısının, esas sermayenin en az 3/4’üne sahipolan 3/4’ü”nün olumlu oyları ile mümkün olabilecekken huzurdaki davaya konu genel kurul toplantısında kararın üç ortaktan ikisinin, sermayenin %78’ine tekabül eden olumlu oylarıyla, başka bir deyişle 3/4’lük ortak çoğunluğuna riayet edilmeden alındığını, somut uyuşmazlık bakımından değerlendirildiğinde, davacının karara muhalif kalması nedeniyle toplam üç pay sahibi bulunan şirkette 3/4’lük pay sahibi nisabının sağlanmış kabul edilemeyeceği, yeterli karar nisabı sağlanamadığından yerleşik kabule göre şirket sözleşmesinin 15 inci maddesinin değiştirilmesine ilişkin (3) numaralı genel kurul kararının ve pay devrine ilişkin 4 numaralı kararının yokluk ile malûl olduğu sonucuna varması icap ettiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesince özetle;istinaf kararında ilk derece mahkemesi kararında müdürler kurulu kararının butlanı istemiyle ilgili bir gerekçe bulunmadığı belirtilmiş ise de ilk derece mahkemesi kararında gerekçe bulunduğunu, yerel mahkemece ilk kararda davacı taraf taleplerinin reddine karar verilmiş olmakla 12.06.2016 günlü genel kurulda alınan tüm kararlar yönünden müvekkil lehine “usulü müktesep hak” oluştuğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra dosyaya yeni bir delil girmemesine karşın, önceki gerekçeli kararının aksi yönde karar verildiğini, müvekkili şirketin 07.12.2017 günlü olağanüstü ortaklar kurulu toplantısıyla hâkim ortak ...’u, Müdürler Kurulu Başkanlığı’na tekrar seçildiğini, böylelikle yok hükmünde olduğuna dair tesis edilen hüküm, ortaklar kurulu kararıyla fiilen ortadan kalktığını ve huzurdaki davanın konusuz kaldığını, davacı 2012 yılında 200 ilave şirket hissesini kendi uhdesine geçirken ve davaya konu genel kurul kararının alındığı 16.06.2016 tarihine kadar babasının “müdürler kurulu başkanı” olmasını tartışmazken; şimdi huzurdaki davada gerçeği inkâr yoluna gitmekte olup çelişkili davranma yasağını ihlal ettiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesince 24.02.2023 tarih, 2021/1040 E. ve 2022/1967 K. ek karar ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 36 ncı maddesinin 6 ıncı fıkrası uyarınca karar verilinceye kadar reddi hakim talebinde bulunulabileceği, somut olayda dosyanın karara bağlanmış olduğu, temyiz süresi içinde reddi hakim talebinde bulunuluğu bu nedenle bu konunun Yargıtayca temyizen incelenmesi gerekeceği, aksi düşünülse dahi talebin yerinde olmadığı gerekçesi ile talebin reddine, 3.000,00 TL disiplin hapis cezası verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkile yapılan çağrıda sürelere uyulmadığını, çağrının usulsüz yapıldığını, mahkemece sözleşmeye müdahale meselesini doğru tespit edemediğini, ...'un müdür olmasına rağmen kendi azlinde oy kullanmasının doğru olmadığını, şirket sözleşmelerinde yapılan değişikliğin tescil ve ilana tabi olduğu ve tescil ve ilanın kurucu etki taşıdığı, 30.05.2016 tarihinde yapılan ortaklar kurulunda ...'un başkan müdür olma halinin kaldırıldığını, ''... Şirket müdürlerinden ..., ..., ... ve ...'tan her ikisinin müştereken şirket kaşesi altında atacakları imza ile....'' denilmek suretiyle bu yetkinin kaldırıldığını, reddi hakim taleplerinin reddine dair kararın doğru olmadığını, pay devrine ilişkin kararın nisap yokluğundan geçersiz olduğunu, iyiniyet kuralının uygulanmasına dair gerekçesinin yanlış olduğunu, 2012 tarihinde pay devrine ilişkin onay kararının bu kararla aynı olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece ilk karar kararda müdürler kurulu kararının iptaline ilişkin ret kararı verdiğini, istinaf mahkemesince gerekçe bulunmadığı gerekçesi ile dosyanın geri gönderildiği, müvekkili lehine usulü müktesep hak oluştuğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra dosyaya yeni bir delil girmemesine karşın, önceki gerekçeli kararının aksi yönde karar verildiğini, müvekkili şirketin 07.12.2017 günlü olağanüstü ortaklar kurulu toplantısıyla hâkim ortak ...’u, Müdürler Kurulu Başkanlığı’na tekrar seçildiğini, böylelikle yok hükmünde olduğuna dair tesis edilen hüküm, ortaklar kurulu kararıyla fiilen ortadan kalktığını ve huzurdaki davanın konusuz kaldığını, davacı 2012 yılında 200 ilave şirket hissesini kendi uhdesine geçirken ve davaya konu genel kurul kararının alındığı 16.06.2016 tarihine kadar babasının “müdürler kurulu başkanı” olmasını tartışmazken; şimdi huzurdaki davada gerçeği inkâr yoluna gitmekte olup çelişkili davranma yasağını ihlal ettiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
EK KARARIN TEMYİZİ:
Davacı temyiz dilekçesinde özetle; kaldırma kararında karara katılan ve rapor düzenleyen hakimin karar katılan hakim ile aynı kişi olduğunu, disiplin cezası verilmesi için kötü niyetin varlığının gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirket genel kurul kararının yokluğunun/butlanının tespiti veya iptali ile müdürler kurulu kararının butlanının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanunun 624 üncü maddesinin 2 nci fıkrası.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 2 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin 30.12.2022 tarih, 2021/1040 Esas, 2022/1967 Karar sayılı kararının ve 24.02.2023 tarih, 2021/1040 Esas, 2022/1967 Karar sayılı Ek kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!