WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/195 E.  ,  2024/3503 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1274 Esas, 2022/1613 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/80 E., 2018/466 K.

Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü ve haksız rekabetin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına tescilli 2007- 53475 sayı ile koruma altındaki “..." 2013-23038 (WIPO 1150318) sayı ile koruma altındaki “..." 2015-105003 (WIPO 1275456) sayı ile koruma alandaki “... şekil” markalarına ilişkin aleyhine tespit istenen tarafından gerçekleştirilen markalara tecavüz ve haksız rekabet fiillerinin tespiti, tecavüzün önlenmesi, tecavüz fillerinin durdurulması, tecavüzün kaldırılması, tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulması, masrafları davalıya ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi, ilgililere tebliği, davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması, bu durdurma için TAPDK'ya müzekkere yazılması, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretimine münhasıran kullanılan vasıtalara, patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde Türkiye sınırları içerisinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dahil bulundukları her yerde el konulması, ve bunların saklanması, davalıya ait Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli 2014-56150 sayılı ... markasının 3. kişilere devrinin önlenmesi, tazminat ve yoksun kalınan kazanca ilişkin zararın tazminini temin için davalı tarafından 500.000,00 TL teminat verilmesine yönelik ihtiyati tedbir talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, davacı adına kayıtlı bulunan 2007/53475, 2013/23038 ve 2015/105003 tescil numaralı "..." markalarının 34.Sınıf kapsamında davalının 2014/56150 tescil numarasıyla “...” markasının 2014 yılında 34. Sınıf kapsamında tescil edildiğini, markaların tertip tarzlarının birbirinden farklı olduğunu, Müvekkilinin markası düz beyaz zemin üzerine siyah büyük harfler ile “M” “M” ve “C” harflerinin birleşiminden oluşmaktayken, davacı markaları ise, “M” ve “M” harflerinden ibaret olup, gri zemin üzerine beyaz renk ve şekiller kullanılarak tertip edildiğini, Markaların birbirlerinden farklı olduğunu, her iki markanın yazım karakterlerinin de farklı olduğunu, farklı puntolarda yazıldıklarını, markaların renklerinin farklı olduğunu, müvekkiline ait markanın yazı karakteri dışında bir logosu olmamasına rağmen, davacının ayrıt edici bir logosunun mevcut olduğunu, benzerlik incelemesi yapılırken, iki işaret arasında görsel, işitsel, kavramsal açıdan benzer olup olmadıkları değerlendirmesi yapıldığında markaların farklı olduğunu, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına da uğradığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişiler ürünün ambalaj tasarımı yolu ile haksız rekabet yarattığını bildirmişlerse de eylemin aynı zamanda marka hakkı ihlali de oluşturduğu, zira davacı yanca sunulan deliller incelendiğinde, davalı markasının tescilli olduğu hali ile değil, davacı markasına yakınlaşmak suretiyle kullandığı, nitekim davacı yanca davalıya ait ürünün görsel ambalajı incelendiğinde, ... markasının yanısıra paketin kapağında davacıya ait tescilli 2015/105003 nolu markada yer alan ... ibaresinin karakteristik logosunun da birebir davalı ürünü üzerinde yer aldığı, yine davacı markasında yani 2007/53475 nolu markada M harfleri arasında kare şeklinde bir nokta işaretine benzer işaretin bulunduğu, davalı markasında harfler arasında böyle bir işaret olmamasına rağmen davalının bu karekteri de aynen sigara paketi üzerinde kullandığı dolayısıyla davacının marka hakkının ihlal edildiği ve eylemin haksız rekabete de sebep olduğu, davalının davacı markasının logo ve grafik özelliklerini birebir kullandığı, artık bu arada bilinçli bir kesim olan tüketici kesiminin aldanmayacağından hareketle marka ihlalinin bulunmadığı gibi bir sonuca ulaşılamayacağı, bilakis bilinçli tüketici iki paketi yan yana gördüğünde davacı markasının da artık seri bir üretime geçtiğini düşünerek, davacı markasının kalitesini biliyor ise davalı ürününü de denemek isteyeceği, dolayısıyla davalının kullanımlarının markasal olduğu, davacının marka hakkının ihlal edileceği keza haksız rekabetin oluşacağı, davacı ve davalının marka tescil belgeleri ile davalının ambalaj tasarımı yolu ile kullanımları bir arada incelendiğinde, davalı ürününü gören tüketicinin davacının seri bir marka yarattığı hissine kapılmasının kaçınılmaz olduğu, davalı eyleminin davacıya ait tescilli marka haklarına, tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, karar kesinleştiğinde ihlal teşkil eden ambalaj tasarımlarını içeren etiket ve ambalajlar ile sınırlı olarak üretilen ürünlere, gümrükler de dahil olmak üzere el konulmasına, cihaz makine gibi üretime yarayan aletlere el konulması yönündeki istemin reddine, hükmün ilanında davacının hukuki menfaati bulunduğundan ilan isteminin kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında Marka Patent Uzmanı ve Tütün Eksperinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan rapordaki değerlendirmelerin hiç dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, davacının markası ile müvekkilinin markasının kulakta bıraktığı iz bakımından farklı olduğunu, markaların kullanıldığı ürün olan sigaranın kullanıcıları bakımından uzun vadede yanılma ihtimalinin olmadığını, kısa vadede yanılma ihtimali olacağı düşünülse bile markaların aynı piyasayı paylaşmadığını, bunun yasal olarak mümkün olmayacağını belirten rapora rağmen yerel mahkeme tarafından raporun göz ardı edildiğini, aksi yönde hüküm kurulduğunu, öncelikle müvekkili şirketin markası ile davacının markalarının halk nezdinde karıştırılma ihtimallerinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, karıştırılma ihtimalinin her somut olaya göre, o olayın koşullarıyla alakalı tüm faktörlerin göz önüne alınması suretiyle, geniş çaplı olarak değerlendirilmesi gerektiğini, kıyaslanan markaların aynı piyasayı paylaşıp paylaşmadığı, aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, piyasadaki tanınırlığı, halkın iki marka arasında ilişkilendirme yapabilmesi ve görsel, fonetik açıdan markalar arasındaki benzerlik düzeyi olmak üzere pek çok unsura bağlı olduğunu, bu unsurların hepsinin birlikte değerlendirilmesi gerekirken yerel mahkeme tarafından hatalı olarak bilirkişi raporunda bu hususta yer alan tespitler göz ardı edilerek yalnızca marka tasarımlarının benzediği gerekçesi ile marka tecavüzü ve haksız rekabetin varlığına karar verildiğini, davacının markasının tanınmış marka olup olmadığını, davacının markasının müvekkilinin markasının tescil için başvuru tarihi olan 03.07.2014 tarihi itibariyle Türkiye'de bilinir bir marka olmadığını, TPE nezdinde tanınmış marka statüsünde olmadığını, bu hususun bilirkişi raporu ile de açıkça ortaya konulduğunu, bu hususun mahkeme tarafından hiç dikkate alınmadığını, davacı markalarının Türk Patent Kurumu nezdinde Türkiye'de tanınmış marka statüsünde olmadığını, her ne kadar davacının markaları TPE nezdinde tescil edilmiş olsa da fiili olarak Türkiye'de satışının yapılmadığını, TPE'nin Türkiye'de satışa izni olan sigaralar listesinde bu sigaranın yer almadığını, tarafların markalarının aynı piyasayı dahi paylaşmadığını bu sebeple tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin gündeme dahi gelmeyeceğini, her iki tarafın markasının aynı anda aynı ülke içerisinde satılması yasal olarak mümkün olmadığından tüketicilerin paketleri yan yana görerek birini diğerinin seri markası zannetmesinin fiziken de yasal olarak mümkün olmadığını, aksinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sigara konusunda ayırt ediciliğin ambalaj ve görsellik açısından bir değerlendirmeye konu olmayacağını, önceki marka halk nezdinde özellikle tanınmış değilse ve yaratıcı içeriği çok az bir şekilden oluşuyorsa, sadece markaların kavramsal olarak benzer olmasının tek başına, karıştırılma ihtimali sonucuna ulaşmak için yeterli bir sebep olmadığını, dava konusu markaların kullanıldığı sigara ürünlerine yasa gereği tüketicinin birebir ulaşamamasının yalnızca kasiyer/ satıcıdan marka ismi söylemek suretiyle satın alabilecekleri hususunun hiç dikkate alınmaksızın hatalı gerekçe ile hüküm tesis edildiğini, dava konusu markaların hitap ettiği tüketicilerin tiryaki olarak tabir edilen bilinçli bir tüketici grubu olup, bu grubun normal tüketiciden farklı olarak ekstra bir dikkat ve özen içinde olacaklarının şüphesiz olduğunu, markalar arasında görsel ve fonetik olarak benzerlik bulunmadığını beyanla bu hususların, bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin ve re'sen gözetilecek sebeplerin dikkate alınarak istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiş; 10.04.2020 tarihli ek beyan ile; İlk derece Mahkemesi tarafından hükme esas alınan rapor doğrultusunda verilen kararın Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, sigara tüketicisinin ortalama tüketici olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, raporda markalar arası işitselliğin değerlendirildiğini, iltibasa sebep benzerliğin bulunmadığının sabit olduğunu, sigara tüketicilerinin 18 yaşını aşkın ve dikkatli tüketici olarak kabulünün gerektiğini, yazı unsurundan çok sesle talep edildiği için işitsel benzerliğin daha önemli olduğu, ürün görünümlerinin tüketici nezdinde tercihinde iltibasa sebep olmayacağı ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı sigara ve tütün mamullerini kullanan tüketicilerin 18 yaşından büyük yetişkinler oldukları, dikkat seviyelerinin ortalama halk kitlesine göre daha yüksek olduğu, tüketim alışkanlıkları tercihlerini belirlediği, tüketicilerin sigara alırken şekil unsurundan ziyade yazı unsurunu dikkate aldıkları ve ürünleri daha çok isim söyleyerek satın aldıkları, ürünün genel görünümlerinin tercihlerinde iltibasa sebep olmayacağı fiili durum olduğu, ancak davalının benzer ses/ harf ve ambalaj yakınlaştırılması ile ürün satışı halinde davacı markasının başka ürün/ seri çıkarttığı, ülkemizde satışına başlandığı izlenimini oluşturması, davacının ürününü bilen açısından denenmek arzusu uyandırması, tercih edilmesinin de muhakkak olduğu, tüketicilerin ürünü alırken isim söyledikleri ve markadaki şekil unsurunun tercih belirlemede etkili olmadığı ancak işitsel olarak aynı kelimelerin kullanılmasının davalı ürününün davacı markası ile iltibasa ve haksız rekabete sebep olacağının da sabit olduğu, eldeki davada, haksız rekabetin aynı zamanda marka hakkı ihlali sonucunu doğurmakta olduğu, çünkü davalının her ne kadar ... markasını tescil ettirmiş ise de ürünlerinde, markasal olarak ambalaj üzerindeki yazı karakterini, renklerini, harfler arasındaki ayırıcı işaretleri vb. davacının ... markasını ses/ harf olarak, ayırıcı işaret olarak, renk ve ambalaj olarak birebir yakınlaştırmak sureti ile kullandığı, tüketici ''..." sigarasını satıcıdan talep ettiğinde, ürünün davacının ürünü "..." veya davalı ürünü "..." olarak karıştırılması ve her ne kadar davacının markasının iç piyasada satış izni bulunmamakta ise de ülkemizde satıldığı izlenimi vereceği de , davalı markası ile davacı markası arasında bu benzerliğin karıştırma riskini taşımakta olduğu, markaların benzer olduğu, aynı mal/hizmet alanında tescil edilmesi ve kullanılmasının, davacının markası ile arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil ortalama düzeyde bir tüketici nazarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun sabit görüldüğü, davalının markasını tescilli olduğu hali ile değil, davacı markasına yakınlaşmak suretiyle kullandığı, davacı ile davalıya ait ürünlerin görsel ambalajı incelendiğinde, ... markasının yanısıra paketin kapağında davacıya ait tescilli 2015/105003 nolu markada yer alan ... ibaresinin karakteristik logosunun da birebir davalı ürünü üzerinde yer aldığı, davacının 2007/53475 nolu markasında M harfleri arasında kare şeklinde bir nokta işaretine benzer işaretin bulunduğu, davalı markasında harfler arasında böyle bir işaret olmamasına rağmen davalının bu karakteri de aynen sigara paketi üzerinde kullandığı, davalı ürününü gören tüketicinin davacının seri bir marka yarattığı hissine kapılmasının kaçınılmaz olduğu dolayısıyla davacının marka hakkını ihlal edildiği ve eylemin haksız rekabete sebep olduğu sabit olmakla ilk derece Mahkemesi marka hakkını ihlali ve haksız rekabet iddialarını isabetli değerlendirmiş, davalı eyleminin davacıya ait tescilli marka haklarına, tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, karar kesinleştiğinde ihlal teşkil eden ambalaj tasarımlarını içeren etiket ve ambalajlar ile sınırlı olarak üretilen ürünlere, gümrükler da dahil olmak üzere el konulmasına, hükmün ilanında davacının hukuki menfaati bulunduğundan ilan isteminin kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.