11. Hukuk Dairesi 2023/1941 E. , 2024/4735 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/205 Esas, 2023/113 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/427 E., 2020/732 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... Bağlantı Elemanları San. Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirket ile ... Perçin Civata San. Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirketin davalılarla beraber hissedarı iken 24.02.2015 tarihinde bu hisseleri davalılara devrettiğini, davalılar ile davacının kardeş olduğunu, davacının askere gittikten sonra bir rahatsızlık geçirdiğini ve bu rahatsızlığı sebebiyle ameliyat olduğunu, daha sonra askerliğe elverişli olmadığı gerekçesiyle askerlikten muaf tutulduğunu, o tarihten bu yana davacının rahatsızlığının bir türlü düzelmediğini, davacının rahatsızlığı sebebiyle karar mekanizmasında sıkıntılar yaşadığını, bu sebeple aslında hisse değeri çok yüksek olduğu halde kardeşlerinin baskısı neticesinde şirket hisselerini değerinin kat be kat altında devrettiğini, müvekkilinin rahatsız olmasından faydalanarak ve özellikle kardeş olmaları sebebiyle baskı kurarak ve davacıyı aldatarak devir sözleşmeleri uyarınca toplam 250.000,00 TL'ye devir aldıklarını, ancak bilirkişi incelemesinde ortaya çıkacağı üzere şirket hisselerini toplam değerinin bu miktarın çok üstünde olduğunu ileri sürerek her iki şirket üstüne kayıtlı menkul ve gayrimenkullerin tespiti ile şirket hisselerinin gerçek değerinin tespitini, hisselerin değerinden çok düşük bedelle devredilmesi karşısında edimler arasında açık bir oransızlık bulunması karşısında edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen devir tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kötü niyetli olduğunu, ortakların tamamının kardeş olduğunu, ortaklıktan ayrılırken hakkaniyet ölçüsünde ve rızaen gerçekleştirilmiş bir ayrılma sürecinin olduğunu, davada dava dışı bırakılmış şirketlerin tüzel kişiliklerine karşı açılması gerektiğini, davanın husumet yönünden reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacının şayet herhangi bir alacağı olduğunu iddia ediyorsa dava dilekçesinde bahsedilen ortaklıklarından ayrılmış olduğu şirketlere karşı husumetini yöneltmesi gerektiğini, davacının rahatsızlığının bulunduğu ve bu rahatsızlığının bulunması sebebiyle ayrıca baskı ile şirket hisselerini diğer kardeş ortakların devraldığı yönünde ki beyanları olduğunu, davalı kardeşlerin hak, hukuk ve nefaset kurallarına oldukça düşkün, önemseyen ve Konya'nın da tanınmış bilinen ailelerinden olduklarını, davacının yıllarca iştigal etmekte olduğu ticari faaliyeti sebebiyle ve geçmiş dönemlerde de şirketlerdeki müdürlük görevi gereği yeterli tecrübe, bilgi ve birikiminin olmadığından bahsedilemeyeceğini, davacının tamamen kendi hür rızası ve hiçbir baskı altında kalmaksızın dava dışı şirketlerdeki hisselerini devrettiğini, davacının kendi dilekçesinde ki bir çok beyanı ile de çeliştiğini, davacının herhangi bir rahatsızlığının bulunmadığını, davacının şirketlerde her daim müdürlük görevinde bulunduğunu, taraflarca gerçekleştirilen hisse devrinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 595 inci maddesine uygun surette gerçekleştirilmiş hisse devirleri olduğunu, taraflar arasındaki ortaklıktan ayrılma süreci hemen birkaç günde meydana gelmiş bir vakıa olmadığını, bu durumun aylarca taraflar arasında görüşüldüğünü ve nihayetinde de anlaşma sağlanıldığını, iradeyi fesada uğratan haller için kanun koyucunun zamanaşımı öngördüğünü, buna göre, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 39` uncu maddesi uyarınca yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılacağından davanın zamanaşımı yönüyle de reddine karar verilmesi gerektiğini, hisse devirlerinin, 24 Şubat 2015 tarihinde gerçekleştirildiğini, ancak dava tarihi 04 Mart 2016 olduğunu, davacı tarafın bir yıl içinde sözleşmeyi bozduğunu bildirerek verdiği şeyi geri alabileceğini, bir yıl geçtikten sonra sözleşmenin geçerli hale geleceğini, davacının bu yöndeki haksız ve hukuka aykırı surette sürdürmekte olduğu davasının zamanaşımı yönünden de reddine karar verilmesi gerektiğini, tarafların şirketlerde bulunan hisselerinin devrini noter huzurunda gerçekleştirdiklerini, davacının baskı altında kalarak söz konusu hisselerini devrettiğini beyan ettiğini, ancak davacının notere gelirken tek başına veya diğer ortaklar ile değil, şuan fiili olarak şirketin başında bulunan oğlu ile beraber geldiğini, şirketlerin çalışmakta olduğu birçok banka da dahi davacının kefaleti ile beraber eşinin de muvafakat etmiş olduğu kredi sözleşmelerinin mevcut olduğunu, davaya konu şirketlerin aktifleri, toplam malvarlıkları günümüz ölçüsünde orta ölçekli bir firmanın sahip olabileceği düzeylerde bile olmadığını, davacının şirket borçlarından da sorumlu olması gerektiğini, yine davacının ortaklığının sona ermesi esnasında sadece 250.000,00 TL bedel karşılığında ortaklıktan ayrıldığını beyan ederek hukuk ve hakkaniyete aykırı beyanlarda bulunduğunu, oysa ki, sadece 250.000,00 TL olarak değil şuan için faaliyette bulunulan "Karatay Sanayi, ... Sokak (... Sokak) No:20 ..../Konya" adresinde bulunan devir tarihinde 750.000,00 TL gibi bir değer üzerinden anlaşılarak dava dışı şirket aktifinden davacıya devredildiğini, bu devrin şirket hisse devir tarihinden hemen sonrasında yapıldığını, ayrıca yine beyan edilmemiş bulunan devredilen ticarethane mevcudunda bulunan 241.564,31 TL bedelinde ürün ve mal ile beraberinde devredildiğini, yine şirket adına kayıtlı bulunan .... plaka numaralı araç dava dışı şirket malvarlığından oğluna devrinin gerçekleştirildiğini, yani davacının sadece hisse devri karşılığında verilen 250.000,00 TL`sını alarak ayrılmadığını, ticari mallar, ürünler ile birlikte değeri oldukça yüksek ticari gayrimenkul ve araçlarında devri gerçekleştirildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava dışı ... Bağlantı Elemanları San. Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirket ile ... Perçin Civata San. Tic. Ltd. Şti.'ndeki hisselerinin davalılara devrine bağlı olarak açtığı alacak davası nedeniyle hisselerin davalılara devredilmesi nedeniyle husumetin davalılara yöneltilmesinin doğru olduğu, davalıların husumet itirazının yerinde olmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/05/2019 tarih ve 2018/2134 Es. 2019/3737 Kar. sayılı ilamınında benzer doğrultuda olduğu, şirket hissesinin devredenlerle devir alanlar arasında hisse devir sözleşmesine dayalı davada zamanaşımı 6098 sayılı Kanun'un 147 nci maddesinde düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, ancak yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan tarafın 6098 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince yanılgı veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, sürenin davacının satış bedelini ... düşük olduğunu öğrendiği an başlayacağı, dosya kapsamından dava tarihi ile öğrenme tarihi arasında bir yılı aşan bir sürenin geçtiğine dair bir delilin sunulamadığından davalıların zamanaşımı def'i-itirazı'na itibar edilmediği, hisselerinin devri sırasında 6098 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinde düzenlenen aşırı yararlanmanın (gabinin) bulunup bulunmadığı hususunda yapılan değerlendirmede ise aşırı yararlanmanın söz konusu olabilmesi için tarafların karşılıklı edimleri arasında açık bir oransızlığın bulunması (objektif şart), bu oransızlığın, davalıların davacının düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden bir başka deyişle zayıf durumundan yararlanmaları ile ve bu durumu istismar etmeleri suretiyle gerçekleşmiş olmasının gerektiği, hisse devir tarihi itibariyle devir bedeli ve davacıya devredilen tapu kayıtları kapsamından dava dışı şirket adına kayıtlı ve davacının kullanımında olan, taşınmaz tapu kaydının 27.02.2015 tarihinde satış gösterilmek suretiyle davacıya devri yapılan taşınmaz değeri değerlendirildiğinde, davacı yararına açık bir oransızlığın (objektif şartın ) gerçekleşmediği, devir tarihi itibariyle değerini davacının aralarında noroloji uzmanı bir hekimin de bulunduğu 3'lü bir bilirkişi heyetinden şirket hisse pay devri yapılmış olduğu 25.02.2015 tarih ve bu tarih öncesi davacının kolayca baskı altına alınabilecek veya kararlarını başkalarının etkisi altında alabilecek şekilde rahatsızlığının bulunup bulunmadığına yönelik rapor düzenlene raporda davacı tıbbi verilerinin kolayca baskı altına alınmasına veya kararlarını başkalarının etkisi altında almasına yol açacak düzeyde bir rahatsızlık olmadığının bildirildiği, tanıklarının beyanlarından ve dosya kapsamından davacının ortak olduğu şirkette aktif çalıştığı, hatta yöneticilik yaptığı, işleri takip ettiği hususları değerlendirildiğinde davalıların davacının düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlandıkları (subjektif şartın) hususunun gerçekleşmediği, aşırı yararlanma (gabin)'nın varlığının davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin eksik inceleme ile hüküm kurduğunu, aralarında nöroloji uzmanı hekiminde bulunduğu üçlü bilirkişi heyetinden alınan 04.12.2017 tarihi raporda dominant Hemister Temporapariyetel bölgede geniş Ensefalomalezik alan tespit edildiği ve bu bölge etkilenmesinin grestman denilen hesap yapmada zorlanma tarzında klinik bozukluk ortaya çıkarabileceği belirtildiğini, ayrıca bu dosyada davacının hissesine düşen paya ilişkin olarak yaptırılan teknik bilirkişi raporunda, müvekkilin hisse değerinin 1.636.646,00 TL olduğu tespit edildiğini, talep üzerine alınan 04.12.2019 havale tarihli ek raporda da yine görüş ve kanaatlerde değişiklik olmadığı, bu miktarın sabit olduğu yönünde açıklamalara yer verildiğini, alınan bu raporlara dayanaraktan davacı müvekkili ile davalılar arasında ... Bağlantı Elemanları San. Tic. Ltd. Şti. adlı şirket ile ... Perçin Civata San. Tic. Ltd. Şti'ndeki hisselerin devri sırasında aşırı yararlanmanın (gabinin) olup olmadığına ilişkin yeterli ve doğru bir değerlendirme yapılması gerektiğini, bir olayın gabin olup olmadığının tespiti için edimler arasında açık bir oransızlık bulunması ve edimler arasındaki açık oransızlığın zarar görenin zor durumundan, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden kaynaklanması gerektiğini, edimler arasında açık bir oransızlıktan kastedilenin ise sözleşmedeki edimler arasında açık ve bariz bir şekilde bulunan bir orantısızlık olduğunu, Yargıtay'ın kararlarında edimler arasındaki oransızlığın en az %50 olması durumunda aşırı yararlanmanın bulunduğunu kabul ettiğini, edimler arasındaki oransızlığın en fazla %25 olduğu durumlarda ise aşırı yararlanmanın bulunmadığını kabul ettiğini, Yargıtay'ın, %25 ve daha az oransızlıklarda aşırı yararlanmanın bulunmadığını, %50 ve daha fazla oransızlıklarda ise aşırı yararlanmanın bulunduğunu kabul ettiğini, %25 ila %50 arasındaki oransızlıklarda ise aşırı yararlanmanın bulunup bulunmadığının tespitini örtülü olarak hakime bıraktığını, fakat müvekkilin bu hissesi aynı zamanda kardeşleri olan diğer paydaşlarına 250.000,00 TL karşılığında devredildiğini, basit bir matematikle edimler arası orantısızlık yaklaşık olarak %85'e tekabül ettiğini, buna rağmen Yerel mahkemenin gerçeklikten uzak, hatalı, anlamsız ve kabul görmeyecek değerlendirmesinin ise bunun bir orantısızlık oluşturmayacağı yönünde olduğunu, şayet akitte ivazlar arasında açık bir nispetsizlik bulunduğu hususu mevcut dosyada görülmediyse hangi olayda görüleceğini, Yargıtay kararlarının açık ve net olduğunu, Yargıtay kararlarına ters düşülerek verilen karar hukuka aykırılık teşkil ettiğini, gabinle ilgili bir diğer şartın ise, bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunmasını, diğer yanın yararlanmasına, sömürme halini taşımasına bağlandığını, bu hususlar göz önüne alıp değerlendirme yapıldığında müvekkilinin hisse devrini gerçekleştirdiği esnada var olan ve yukarıda zikredilen bilirkişi raporunda da belirtilen, iyileşmeyen hastalığından kaynaklı hesap yapmada zorlanma durumu gabinin bu subjektif şartının mevcudiyetini gösterdiğini, bu konuda mahkemece dinlenilen tanıkların beyanlarına da bakılacak olursa tanıkların hepsinin müvekkilin düzgün yürüyemediğini, bir rahatsızlığının olduğunu ifade ettiğini, tüm beyanları bir noktada toplamak gerekirse, müvekkilin bir rahatsızlığının bulunduğu ve bu rahatsızlıktan ötürü kendisinde bir takım irade bozukluğunun var olduğunu, ilişki yürüten 3. şahısların müvekkilin saf kandırılabilir olduğunu görmesini, basiret gerektiren kandırılmaya açık para konularında görevli edilmeyişini, yöneticilik vasfına haiz olmadığını belirtilmesi ve danışarak karar verebilmesine dair beyanları da irade bozukluğunun varlığını destekler nitelikteki önemli deliller olduğunu, hayatın olağan akışına göre normal hiçbir kimse kendi malını değerinin bu denli aşağıda satılmasına razı gelmeyeceğini, gerek kendisinden gerekse de başka kimselerden kaynaklı bilmesi gereken durumunu etkileyen sebepler varsa dosyadaki gibi bir işlem gerçekleştiğini, müvekkilinin irade bozukluğunun bulunduğunu ve bundan faydalanılarak bir yarar elde edilmeye çalışıldığını, yani müvekkilinin rahatsızlığının irade beyanında bozukluğa mahal verecek şekilde olması ve davalı hissedarların kardeşlik hısımlığını da kullanarak müvekkile yaptıkları baskıları neticesinde, malın ederinden açık ve bariz şekilde çok düşük bir bedelle devredildiğini, bu husus dikkate alındığında apaçık bir gabinin olduğunun aşikar olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun) belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, toplanan delillere ve özellikle usul ve yasaya uygun görülen bilirkişi raporuna göre davacının rahatsızlığının kolayca baskı altına alınmasına veya kararlarını başkalarının etkisi altında almasına yol açacak düzeyde bir rahatsızlık olmadığı, davacı tarafça davacının kendisine ait şirket hisselerini davalıların baskısı ile düşük bedelle devrettiği yönündeki iddiasının ispatlamaya elverişli herhangi bir delil sunulmadığı, ilk derece mahkemesince dinlenen tanıkların davacının baskı altında devir yaptığı yönündeki iddiasını doğrular nitelikte herhangi bir beyanda bulunmadıkları, buna göre mahkemece davacının hile ve aşırı yararlanma iddialarını ispatlayamadığı yönündeki kabulünde usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığından davacı tarafça ileri sürülen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın reddine ilişkin kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hisse devri sözleşmesinin hile, korkutma ve gabin nedeniyle hisselerin değerinden çok düşük bedelle devredilmesi karşısında edimler arasında açık bir oransızlık bulunduğundan şirket hisselerinin gerçek değerinin tespiti ile edimler arasındaki oransızlığın giderilmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 28, 36 ,37, 38, 39 ve 147 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!