11. Hukuk Dairesi 2023/1921 E. , 2024/5416 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/136 Esas, 2023/94 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2017/702 E., 2020/385 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin oğlu olan ... ...'in 13.05.2000 tarihinde Almanya'da kaybolduğunu ve bir daha kendisinden haber alınmadığını, ... ...' in 06.09.1999 tarihinde hesap açtığını ancak davalının söz konusu hesap sahibinin kimlik bilgilerinin farklı olduğundan bahisle hesapta bulunan paraları müvekkillerine ödemediğini, ... ... tarafından Esbank T.A.Ş. Marmaris şubesinde 06.09.1999 tarihinde mevduat hesaplarını açıldığını, her 2 hesapta da vade sonunun 07.09.2000 tarihi olduğu, müvekkillerinin başvurularının vade tarihinin doğmasından önce yapılmış olduğundan 01.10.2002 tarihinden itibaren her türlü temditlerin kaldırılmış olup vadesi olan mevduatlar çekilmediği takdirde vadesiz mevduat hükümünde yer alacağını, kararın müvekkileri için uygulanamayacağı ileri sürerek müvekkillerinin murislerine ait olduğu tespit edilen hesaplardaki mevduatların, ödeme tarihine kadar işlemiş ödenmeyen faizlerine ilişkin belirsiz alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte şimdilik 500,00 TL'lik kısmının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılar tarafından mahkeme kararı ile hesapların miras bırakanları ... ...'e ait olduğu tespit edilene kadar müvekkiline yapılmış usulüne uygun bir başvuru bulunmadığını, davacıların hesaplar üzerinde işlem yapmaya hukuken yetkileri olmadan yaptıkları başvuruların dikkate alınması kanunen mümkün olmadığını, bu nedenle hukuken yapılmış bir başvurudan söz edilemeyeceği gibi müvekkili bankanın da hesap üzerinde işlem yapma yetkisi bulunmayan kişileri taleplerini dikkate alması mümkün olmadığını, kimse kanunları uygulamaktan dolayı zarardan sorumlu tutulamayacağı kanunilik ilkesinin doğal sonucu olduğunu bu nedenle davacıların gaiplik kararı ve sonrasında marisçılık belgesi almaksızın yaptıkları başvuruya dayanarak işlem yapılması ve hesap üzerinde hak sahibi olmalarının mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların davalı bankaya ilk olarak 24.03.2002 tarihinde başvurduğu ancak iş bu başvuru tarihinde muris ... ...’in gaiplik kararı alınmadığı ve başvuranların mirasçı olduğuna ilişkin herhangi bir belge ibraz edemedikleri, davacıların hak sahibi olduklarının tespitinin yargılamayı gerektirdiği, gaiplik kararı, mirasçılık belgesi olmaksızın yapılan başvuruların usulüne uygun olmadığı, bankanın mevduat toplama yetkisinin kaldırıldığı ve 01.10.2002 tarihinden itibaren vadeli hesapların temdit edilmeyeceğinin bildirildiği, vadesi dolan mevduatların çekilmediği halde vadesiz mevduat hükmünde sayılacağı ve faiz de tahakkuk etmeyeceğinin basın yolu ile halka duyurulduğunun görüldüğü, davacılar vekilinin fazlaya ilişkin faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı banka tarafından yalnızca sözkonusu mevduat hesaplarındaki ana para ve mevduat izninin kaldırıldığı tarihe kadar işletilen mevduat faizine ilişkin kısmın ödendiğini, kalan kısma ilişkin talebin reddedildiğini, sözkonusu mevduat hesaplarıyla ilgili olarak alınan yönetim kurulu kararları veyahut da bunlara ilişkin hiçbir bilgi verilmediği gibi herhangi bir evrak da tebliğ edilmediğini, müvekkillerinin bilgi edinme haklarının kısıtlandığını, müvekkillerinin Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu'na (BDDK) ilk başvurusunun birleştirme, devirden ve temdit kaldırılma tarihinden çok önce olduğunu, gaiplik kararı ve mirasçılık belgesi alınmış olsa bile söz konusu hesapların müvekkillerinin oğluna ait olduğunun tespitinin mahkeme tarafından 21.10.2014 tarihli karar ile yapılmış olup 16.03.2015 tarihinde kesinleştiğini, dolayısı ile ancak 16.03.2015 tarihinden itibaren müvekkillerinin söz konusu hesaplarda işlem yapma hakları doğduğunu, müvekkillerin oğulları ... ...' e ait iki hesap bakiyesinin ana parasını 26.02.2016 tarihinde, 09.09.2003 tarihinde yürütülen faiz tutarının bir kısmını 18.03.2016 tarihinde, veraset ve intikal vergisi için bloke konulan kısmını 18.04.2016 tarihinde tahsil edebildiklerini, müvekkillerinin murisleri ... ... söz konusu vadeli hesapları dosyada mevcut vadeli hesap cüzdanlarında da görüleceği üzere 06.09.1999 tarihinde açtığını, vade bir yıl , faiz oranı da % 23.34 olarak belirlendiğini, her iki hesapta da vade sonunun 07.09.2000 tarihi olduğunu, müvekkillerinin başvuruları vade dolmadan yapılmış olduğundan, "01.10.2002 tarihinden itibaren her türlü temdit kaldırılmış olup vadesi dolan mevduatlar çekilmediği taktirde vadesiz mevduat hükmünde yer alacaktır kararının müvekkillerinin murisine ait hesaplara hukuken uygulanamayacağını belirterek kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bayındırbank A.Ş.'nin ünvanının 14.12.2005 tarihi itibariyle Birleşik Fon Bankası olarak değiştirildiği, işbu birleşmeler ile BDDK tarafından birleştirilen bankaların bankacılık işlemleri yapma, mevduat kabul izni ve yetkisi kaldırılmakla ve BDDK'nın 26.09.2002 tarih ve 826 sayılı kararı ile birleştirilen bankalardaki tüm vadeli hesapların 01.10.2002 tarihinden itibaren temdit edilmeyeceği ve vade bitiminden sonra faiz işletilmeyeceğine karar verildiğinden söz konusu hesapların 09.09.2003 vade dolum tarihlerinden itibaren yasal engel gereği faiz uygulaması mümkün olmadığından bu tarihlerden sonrası için davacıların faiz taleplerinin yerinde olmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacılar vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıların murislerine ait olduğu tespit edilen hesaplardaki mevduatların, ödeme tarihine kadar işlemiş ödenmeyen faizlerinin tahsili talebiyle açılan alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacılardan harç alınmasına yer olmadığına.
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!