11. Hukuk Dairesi 2023/1839 E. , 2024/4756 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1357 Esas, 2022/1623 Karar
HÜKÜM/KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Suşehri Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/240 E., 2021/358 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kooperatifin icra takibine konu dosyadaki bono ile borçlanmasının mümkün olmadığı gibi kooperatifin tek imza ile külfet altına sokulması da Tarım Kredi Kooperatifleri Ana sözleşmesinin “Temsil ve İmza Yetkisi” başlıklı 43. maddesine açıkça aykırı olduğunu, sahte olarak tanzim edilen senedi kabul etmediklerini, senet içeriğine bakıldığında senedin ihdas nedeninin belli olmadığını, senedin üzerinde müvekkilini temsilen imza atan şahsın kim olduğunun belli olmadığını, müvekkil kooperatifi temsile yetkililerinin takibe konu senette kooperatif adına imza atan şahsın kim olduğunu tam olarak bilemediklerini, ancak imzanın iş akdi feshedilen ...'un imzasına benzediğini, senetteki mührün ise kooperatife ait olup olmadığını bilemediklerini, senedi takibe koyan alacaklının da soyut ve kim tarafından düzenlendiği belli olmayan senede dayanması nedeniyle kötü niyetli olduğunu ileri sürerek müvekkil kooperatifin borçlu olmadığının tesbiti ile senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin iyiniyetli ciro yoluyla hamil olduğunu, davacının iddialarını müvekkili hamile karşı ileri süremeyeceğini, davacının lehtarı usulsüzlüklerine rağmen çalıştırmaları nedeniyle işlemlerine icazet verdiklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kooperatifin temsilinin çift imza ile mümkün olmasına rağmen icra takibine konu bonoda davacı kooperatif adına isim ve görev belirtilmeksizin atılan yan yana aynı iki imza bulunduğu ve bu imzayı ihtar içeren davetiyeye rağmen imza örneği için mahkemeye gelmeyerek ve beyan sunmayarak ikrar etmiş sayılan davalılardan ...'un davacı kooperatif adına imzaya görevli ve yetkili olmadığı dolayısıyla senedin geçerli olmadığı, kambiyo senedinin cirosu halinde ciranta ve hamile karşı da dava açılabilecek olup davalılardan ...'in lehtar ve ...'un ciro yoluyla hamil olduğu bu davalılar yönünden de davanın kabulünün gerektiği, davalı ...'un dava konusu takibi başlatmasında kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının Suşehri İcra Müdürlüğünün 2018/568 Esas sayılı takip dosyasında takibe dayanak senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine takibin iptaline, davacının kötü niyet tazminatını talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kabulüne rağmen lehe vekalet ücreti ve kötü niyet tazminatına karar verilmediğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de, hamil davalı takibinde haksız ise de taraflar arasında yüz yüzelik bulunmadığından kötü niyetli kabul edilemeyeceğini, karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT'nin 13/2.maddesi uyarınca mahkemece davacı lehine kabule konu tutar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; takip alacaklısının açıkça kötü niyetli olduğunu, zira bonoda imzası bulunan keşidecinin müvekkilinin çalışanı dahi olmadığını, alacaklının bu bonoyu neye istinaden aldığını ispatlayamadığını, müvekkili adına imza taşıyan bir bono kabul edilmeden önce temsil yetkisinin kontrol edilmesi gerektiğini, kooperatifin ancak iki yetkilinin imzası ile borç altına sokulabileceğini belirterek kararın kötü niyet tazminatı bakımından bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kooperatifin temsilinin çift imza ile mümkün olmasına rağmen icra takibine konu bonoda davacı kooperatif adına isim ve görev belirtilmeksizin atılan yan yana aynı iki imzanın kooperatifi temsile yetkili kişi tarafından imzalanmadığı gibi çift imzayı da taşımadığı iddiasıyla sahtelik iddiasına dayalı borçsuzluğun tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!