11. Hukuk Dairesi 2023/1826 E. , 2024/4485 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/58 Esas, 2022/808 Karar
HÜKÜM : Ret, kısmen kabul
Taraflar arasındaki asıl itirazın iptali, karşı alacak davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı-karşı davalı vekili tarafından duruşmalı, davalı-karşı davacı vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.05.2024 günü hazır bulunan davacı-karşı davalı vekili Avukat ... ile davalı-karşı davacı vekili Avukat ....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında 02.01.2012 tarihinde “enerji alım satım anlaşması” imzalandığını, bu sözleşme ile davacının davalı şirketten elektrik enerjisi satın almayı, davalı şirketin de elektrik enerjisi satmayı taahhüt ettiğini, 01.04.2012 tarihinde BOTAŞ tarafından yapılan %20 oranında zammın her iki tarafın da kontrolü dışında gelişen ve sözleşme koşullarını ciddi şekilde etkileyen bir durum olduğunu ve davacının sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesini
olumsuz etkilediğini, davalıdan durum değerlendirmesi için randevu talebinde bulunduklarını, bir cevap alınamaması üzerine 06.04.2012 tarihinde fesih ihtarnamesi keşide edildiğini, ihtarname ile ayrıca Mart 2012 dönemine ilişkin faturanın ödenmeyeceği ve 09.04.2012 tarihi saat 00.00'dan itibaren enerji satın alınmayacağının, Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi Sisteminde İkili Anlaşma kayıtlarının onaylanmayacağının bildirildiğini ve önceden verilen 2 adet teminat mektubunun alacağa karşılık gelen kısmı irat kaydedilerek kalan bakiyenin sözleşmenin 18 inci maddesi hükmü dahilinde davacı-karşı davalı şirkete iadesinin talep edildiğini, teminat mektupları cari hesaba istinaden nakde çevrilmesine rağmen 275.408,65 TL’nin iade edilmediğini, bu nedenle 15.06.2012 tarihli ihtarname keşide edilerek bu bedelin sözleşmenin 18 inci maddesi kapsamında iadesinin talep edildiğini, bu nedenle başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 oranında tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP VE KARŞI DAVA
1.Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; taraflar arasındaki anlaşmaya göre tedarik süresinin 31.12.2012'de sona erdiğini, davacı-karşı davalının doğal gaz zammını gerekçe göstererek anlaşmayı tek taraflı feshetmesinin haksız olduğunu, sözleşmenin eki olan “Ticari Uygulama Protokolü” başlıklı ek protokolün 8 inci maddesinde ileri dönemde ortaya çıkabilecek zam veya indirim uygulamalarında fiyatların nasıl belirleneceğinin örneklemeli olarak ayrıntılı şekilde düzenlendiğini, davalı-karşı davacının 12.04.2012 tarihli cevabi ihtarnamesi ile feshin haksız olduğunu, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerektiğini ihtar ettiğini, 27.07.2012 tarihli ihtarnamesinde de anlaşmanın 9 uncu maddesi kapsamında davacının borçlandığı ve teminatın davalıda tutulacağının ihtar edildiğini, davalı-karşı davacının davacı-karşı davalının fesih talebi ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle 31.12.2012 tarihine kadar ürettiği elektriği spot piyasada daha ucuza satmak zorunda kaldığını, davalı-karşı davacının zarara uğradığını ve bu nedenle Mart 2012 faturası kesildikten sonra işbu dava konusu olan bakiyeyi iade etmediğini, sözleşmenin 9 uncu maddesinde taraflardan birinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda her iki taraf için de söz konusu olabilecek telafi bedellerinin tanımlandığını, davalı-karşı davacının bu maddeye göre zararını isteyebileceğini savunarak asıl davanın reddi ile %40 oranında tazminata mahkum edilmesine ve teminat miktarını aşan 922.505,70 TL’lik davalı-karşı davacı zararının TCMB avans faizi oranında faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Karşı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; karşı davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 02.06.2016 tarih, 2012/337 E. ve 2016/458 K. sayılı kararı ile taraflar arasında akdedilen sözleşme ve eki protokoller gereğince öncelikle satıcının kendisine tanınmış bulunan satış bildirim süresinin bitiminden önce her uzlaştırma dönemi için alım satım miktarı kadar aktif elektrik enerjisi satmak istediğini PYS aracılığıyla PMUM’a bildirecekleri, ancak davalı-karşı davacının fesih ihtarnamesinden sonra sadece 09.04.2012 ve 10.04.2012 tarihlerinde PMUM sistemine elektrik satışı girişi yaptığı, davacı karşı davalının da bu girişleri onaylamadığı, davalı- karşı davacı tarafından bu tarihlerden sonra elektrik enerjisi satışı için giriş yapılmadığı, bu kapsamda davalı- karşı davacının feshi kabul ettiğinin anlaşıldığı, doğal gaz fiyatlarındaki artışın davacı karşı davalıyı ciddi anlamda zarara uğrattığı ve anlaşmanın devamlılığını ortadan kaldırdığı, sözleşmenin 18 inci maddesine göre, bir teminat veya teminat mektubunun tamamının paraya çevrilmesi halinde tahsilat sonrası kalan miktarın en geç 5 iş günü içerisinde alıcıya iade edileceği, davacı karşı davalı sözleşmeyi fesihte haklı olduğundan çözülen teminat mektubundan bakiye ve takip konusu miktarı talep edebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, TEİAŞ’dan gelen yazı cevaplarına göre, davalı karşı davacı tarafından ikili anlaşmalar yoluyla satılan elektrik enerjisi miktarının EPDK tarafından kurul kararıyla belirlenen kapasitenin çok üstünde
olması, bu kapsamda davacıya satılan elektrik hariç olmak üzere, 01.04.2012-19.05.2012 tarih aralığında yapılan elektrik enerjisi satışına ve üretim kapasitesinin %36’sını piyasadan alarak sattığının anlaşılmasına, davacının feshinin haksız olduğunun kabulü halinde dahi piyasaya elektrik satımının mevzuat gereği gerçekleştirilememesine, dolayısıyla davalı-karşı davacının gelir kaybından doğan zararının söz konusu olmamasına göre karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı- karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 03.04.2019 tarih, 2017/1239 E. ve 2019/2251 K. sayılı kararı ile "...Davacı-karşı davalı, dava dışı BOTAŞ’ın yapmış olduğu zamların sözleşme uyarınca taraflar arasındaki alacak borç ilişkisine de yansıdığını, bu haliyle sözleşmenin kendisi açısından çekilmez hale geldiğini, bu nedenle karşı tarafa fesih ihtarnamesi gönderdiğini, ancak davalı-karşı davacının teminat mektubunu haksız yere nakde çevirdiğini ancak cari hesaptan fazlaya denk gelen paranın iade edilmediğini iddia ederek takip başlatmış, itiraz üzerine de işbu davayı açmıştır.
Davalı-karşı davacı ise sözleşmenin sona ermesinde kendisine izafe edilecek bir kusur bulunmadığını belirterek, sözleşmenin haksız nedenle feshedilmesi nedeniyle nakde dönüşen teminat mektubu tutarını aşan cezai şart talebinde bulunmuştur. BK 138/1 maddesinde “Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır.” denilmektedir. Dosya içerisindeki belge ve bilgiler ile tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları değerlendirildiğinde bahsi geçen madde kapsamında kalacak aşırı ifa güçlüğünden söz etmek mümkün değildir. Bilirkişinin davalının zamanında satış bildirimi yapmadığına dair görüş ve mütalaası dava sebepleri arasında gösterilmemiştir. Bu durumda mahkemece sözleşmenin davacı tarafından haksız olarak feshedildiğinin kabulü ile asıl davanın reddine, karşı dava da talep edilen alacak kalemleri yönünden ise taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de incelenerek varsa davalı-karşı davacının alacak istemi bilirkişiye hesap ettirilip varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna istinaden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, Yargıtay ilamına karşı davacı, karşı davalı vekili karar düzeltme yoluna başvurmuştur.
C. Karar Düzeltme Üzerine Bozma Kararı
Dairemizin 05.11.2020 tarih, 2020/2832 E. ve 2020/4765 K. sayılı kararı ile "...1-Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici sebeplere göre, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan davacı-karşı davalı vekilinin taraflar arasındaki sözleşmenin haklı olarak feshedildiği yönündeki karar düzeltme isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı – karşı davalı vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarına gelince;
Davacı asıl davada, dava dışı BOTAŞ’ın yapmış olduğu zamlar nedeniyle davalı ile akdettiği sözleşmenin kendisi açısından çekilmez hale geldiğini, bu sebeple sözleşmeyi feshettiğini, davalı-karşı davacının teminat mektuplarını nakde çevirip cari hesaptan mahsup etmesine rağmen kalan bakiyeyi iade etmediğini, bu alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı-karşı davacının takibe itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptali ile takibin devamını istemiştir. Davalı ise karşı davada, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini iddia ederek haksız fesih nedeniyle uğradığı zararları istemiştir.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli değildir. Mahkemece, karşı davada talep edilen alacak kalemleri yönünden tarafların iddia, savunma, alınan raporlara yönelik itirazlarını, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerini, dosyaya gelen tüm bilgi ve belgeleri inceleyen, sözleşmenin davacı-karşı davalı tarafından haksız feshi nedeniyle davalı-karşı davacının uğramış olduğu zarar nedeniyle bir alacağı olup olmadığını belirleyen denetime elverişli, teknik hususları anlaşılabilir kılan bir rapor alınıp toplanacak tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek haksız fesih nedeni ile davalı-karşı davacının bir alacağı varsa bu alacak miktarının nakde çevrilerek cari hesaptan mahsup edilen bakiye kalan teminat mektubu miktarından az olması halinde bunun mahsubu ile en son kalan miktarın asıl davacıya iade edilmesine, fazla olması halinde fazla olan miktarın karşı davalı yararına hüküm altına alınmasına, haksız fesih nedeni ile davalı-karşı davacının bir alacağının olmaması halinde, nakde çevrilerek cari hesaptan mahsup edilip bakiye kalan teminat mektubu miktarının asıl davacıya iade edilmesine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile asıl ve karşı davada yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Açıklanan bu sebeplerle hükmün bozulmasının gerektiği anlaşıldığından, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 03.04.2019 gün, 2017/1239 esas ve 2019/2251 karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda değişik bozma yapılmasına karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle (1) numaralı bend uyarınca davacı-karşı davalı vekilinin karar düzeltme itirazının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 03.04.2019 gün, 2017/1239 esas ve 2019/2251 karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak açıklanan gerekçe doğrultusunda asıl ve karşı davada verilen hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme elverişli bulunan 12.05.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre haksız fesih nedeni ile davalı-karşı davacının bir alacağı varsa bu alacak miktarının nakde çevrilerek cari hesaptan mahsup edilen bakiye kalan teminat mektubu miktarından az olması halinde bunun mahsubu ile en son kalan miktarın asıl davacıya iade edilmesi, fazla olması halinde fazla olan miktarın karşı davalı yararına hüküm altına alınması, haksız fesih nedeni ile davalı-karşı davacının bir alacağının olmaması halinde, nakde çevrilerek cari hesaptan mahsup edilip bakiye kalan teminat mektubu miktarının asıl davacıya iade edilmesi için alınan bilirkişi raporu kapsamı gözetilerek karşı davanın kısmen kabulüne, 641.440,95 TL'nin karşı dava tarihi olan 30.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı, karşı davalıdan alınarak davalı, karşı davacıya verilmesine, bozma ilamındaki gerektirici nedenlere göre asıl davanın ise reddine, asıl davada davacının kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından davalı, karşı davacı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, asıl davada davalı, karşı davacı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, 641.440,95 TL'nin karşı dava tarihi olan 30.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı, karşı davalıdan alınarak davalı, karşı davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından yapılan feshin, davalı-karşı davacı tarafça kabul edildiğini, davalı-karşı davacı tarafça satış bildiriminde bulunularak kendi ediminin ifa edilmediğini, bu hususun Mahkemece dikkate alınmadığını, taraflarına süre verilmediğini, seçimlik hakları ile ilgili de bildirimde bulunulmadığını, aynı bilirkişi heyetince rapor düzenlendiğini, itirazların karşılanmadığını, bilirkişi heyetinden bir üyenin istifa etmek istediğini, bu hususun Mahkemece kabul edilmediğini, davalı, karşı davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını, iki gün için satış bildiriminde bulunan Camiş'in tüm dönem için zarar talep edemeyeceğini, Camiş'in
zaten yasal kısıtlamalar sebebiyle satış yapamayacağını, sanki tüm yıl haksız fesih nedeniyle zararı varmış gibi hüküm kurulmasının doğru olmadığını, Camiş'in zararının olmadığını, Camiş tarafından fatura kesilmediğini, Camiş'in gelir kaybı iddiasını dilekçeler teatisi aşamasından sonra ileri sürdüğünü, Camiş'in teminatı elinde tutma hakkı olmadığını, bakiye tutarı iade etmesi gerektiğini, sözleşme hükmünün bu yönde olduğunu, zarar olsa bile bu zararın ancak iki günlük olabileceğini, bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunun Yargıtay kararına uygun olmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kısmen redde ilişkin temyiz kanun yoluna başvurduklarını, tedarik süresinin 31.12.2012 tarihinde sona erdiğini, son hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın bariz şekilde hatalı olduğunu, zira bilirkişi raporunda hesaplama yapılırken sözleşmenin feshedildiği tarihteki 163,50 TL/MWh'nin esas alındığını, ancak sözleşme devam ediyor olsa idi dava dışı Botaş'ın daha sonra yaptığı zam nedeniyle sözleşmede yer alan formüle göre bu fiyatın 01.10.2012 tarihinden itibaren 175,92 TL olması gerektiğini, bilirkişi raporunda sözleşmenin bakiye kalan süresi için sabit bir birim fiyatın belirlenmesinin doğru olmadığını, 267 günlük bir süre için üretim maliyetlerinin artmayacağının kabul edilmesinin doğru olmadığını, her ne kadar söz konusu bilirkişi raporuna müvekkili şirketine gönderilen tebligat ekinde bulunmaması nedeniyle itiraz edilememişse de, daha önce Mahkemeye sundukları dilekçelerinde hesaplamanın ne şekilde yapılması gerektiğinin izah edildiğini belirterek karşı davada kısmen redde ilişkin Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, dava dışı BOTAŞ’ın yapmış olduğu zamlar nedeniyle akdedilen sözleşmenin çekilmez hale geldiği, bu sebeple sözleşmenin feshedildiği, davalı-karşı davacının teminat mektuplarını nakde çevirip cari hesaptan mahsup etmesine rağmen kalan bakiyeyi iade etmediği, bu alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ancak davalı-karşı davacının takibe itiraz ettiği iddiası ile açılan itirazın iptali, karşı dava ise taraflar arasındaki sözleşmenin haksız olarak feshedildiği iddiası ile haksız fesih nedeniyle uğranılan zararların tahsili için tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 26 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!