11. Hukuk Dairesi 2023/1820 E. , 2024/4273 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1849 Esas, 2023/10 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/932 E., 2018/183 K.
Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.05.2024 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi ... ... tarafından Mahkemenin 2002/293 E., 2004/809 K. sayılı dosyasında, müvekkillerinin murisinin davalı bankanın İzmir .... Şubesi'nde vadeli hesabının bulunduğu halde, davalı tarafından bu hesabın kapatıldığı iddiası ile hesaptaki paranın kendisine ödenmediği ileri sürülerek 559.196,37 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep edildiğini, yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2006/3174 E. ve 2016/5047 K. sayılı kararıyla bozulduğunu, Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen 2006/579 E. ve 2010/443 K. sayılı davanın reddine dair kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2010/15173 E. ve 2012/6391 K. sayılı ilamıyla onandığını, tarafların karar düzeltme yoluna başvurmaması üzerine kesinleştiğini, yargılama devam ederken davacılar murisi ... ...'ın 30.01.2007 tarihinde vefat ettiğini, veraset ilamının dosyaya sunulduğunu, 21.05.2009 tarihli duruşmada Mahkemece adresi tespit edilen davacılara dahili dava dilekçesinin tebliğ edilmesine, adresler tespit edilemediği taktirde murisin terekesine temsilci atanması için davalı vekiline süre verildiğini, ara karar yerine getirilmeden davalı vekilinin talebi üzerine İzmir 4 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/1501 E. sayılı dosyasında murisin terekesine temsilci atandığını, bu temsilci huzurunda davanın reddine karara verildiğini, temsilci tarafından temyiz üzerine kararın onandığını, ancak karar düzeltme yoluna gidilmediğini, müvekkillerinin müteveffa ... ...'ın mirasçıları olduğunu, mirasçılardan Alis Haçaduryan'ın 14.06.2009 tarihinde vefat ettiğini, onun tek yasal mirasçısının da ... olduğunu, davacılara dava devam ederken herhangi bir tebligat yapılmadığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 375 inci maddesine göre vekil veya temsilci olmayan kişilerin huzuruyla davanın karara bağlanmış olması ve mirasçılara hiç tebligat yapılmamış olmasının hukuki dinlenilme hakkını ihlal edeceğini iddia ederek yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılar murisi ... ...'ın Mahkemece atanmış bir temsilcisinin bulunduğunu ve halen görevinin devam ettiğini, veraset ilamında adı yazılı mirasçıların adreslerinin Mahkemece ilgili nüfus müdürlüklerinden araştırıldığını, davacı iddialarının hükmü etkileyecek nitelikte olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların yasal süresi içerisinde yargılamanın iadesi talebinde bulunduğu, İzmir 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin ilamı ile davacıların murisi ... ...'ın terekesine miras ortaklığı temsilcisi olarak İzmir Barosu avukatlarından ...'ün tayin edildiği ve davanın hasımsız olarak açıldığı, oysa terekeye temsilci tayini istemi ile açılmış olan davalarda, ortaklığı oluşturan mirasçıların tamamına husumet yöneltilmesi ve davadan haberdar edilmesi gerektiği, murisin mirasçılarının kim olduğunun İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/378 E. ve 2009/145 K. sayılı ilamı ile tespit edildiği halde mirasçılarına husumet yöneltilmeden terekeye mümessil tayin edilerek davanın görüldüğü, 6100 sayılı Kanun'un 375 inci maddesi gereğince davanın vekil ve temsilcisi olmayan kimselerin huzuru ile görülmüş ve karara bağlanmış olması nedeniyle davacıların hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği kanaatine varılarak yargılamanın iadesi talebinin kabulüne karar verildiği, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/579 E. ve 2010/443 K. sayılı kararının iptaline karar verildiği, getirtilen İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/130 E. ve 2010/355 K. sayılı ilamı ile davacıların murisi ... ...'ın hesap kapama işini yapan davalı banka müdürü Emek Tatlıdil'in delil yetersizliğinden beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiğinin anlaşıldığı, davacılar vekili her ne kadar yeni delil bildirme talebinde bulunmuş ise de Mahkemenin 14.07.2017 tarihli celsesinde davacıların murisi ... ...'ın öldüğü tarihte davanın bulunduğu aşama ve davacı ...'nin yargılama sırasında bütün delillerini bildirdiği nazara alınarak reddine karar verildiği, davacılar vekilinin son celsede esasa ilişkin beyanları ile ilgili olarak belirtmiş olduğu itirazlarının da daha önce yapılan yargılama aşamasında incelenmiş olduğu, buna göre, davacıların murisi ... ...'ın 19.03.2002 tarihinde davalı banka şubesine yatırdığı 300.000,00 TL'lik hesabın kapatıldığı, buna ilişkin hesap kapama dekontu ve ödeme dekontu üzerindeki imzanın ATK'dan alınan rapora göre davacıların murisi ... ...'ın eli ürünü olduğu, bunun aksinin ispatlanamadığı, hesabın açılmasından 8 dakika sonra kapatılmasının tek başına bu paranın davacıların murisi tarafından çekilmediğini kanıtlamayacağı, muris ...'nin hesabı kapattıktan sonra yeni bir hesap açtırmadığı ve buna ilişkin delil de bulunmadığı, sonradan kesinleşen ceza dosyası ile de o tarihte davacıların murisi ... ile ilgilenen banka müdürü Emek Tatlıdil'in beraat ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin, davanın reddine dair kararının gerekçesinde iki hususa yer verildiğini, birincisinin, Yargıtay Hukuk Dairesinin bozma kararında sadece incelensin ve dosya yeniden değerlendirilsin dediği davacıların murisi ... ...'ın 19.03.2002 tarihli 300.000,00 TL'lik hesabın kapatıldığı dekonttaki imzanın ...'ye ait olması, diğerinin ise, dava dışı banka müdürü ...'in davalı ...Ş.'nin zimmet suçundan hakkındaki şikayeti üzerine açılan ceza davasında verilen delil yetersizliğinden beraat kararı olduğunu, Mahkemenin, bir hukuk mahkemesi olduğunu ve ceza mahkemesince verilen delil yetersizliğinden beraat kararı ile bağlı olmadığını, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/130 E. sayılı ceza dosyasının ve içeriğinin, iş bu alacak davasının içeriği ile birebir aynı olmadığını, ceza dosyasında, iş bu davadaki dosyada mübrez raporların hiçbirinin tartışılmadığını, ceza dosyası ve kapsamını Mahkemenin hiç incelemediğini, banka müdürü ...'in savunmasındaki çelişkilere ve banka müfettişi raporundaki tespitlere ve davacılar murisi ... lehine tespitlere kararda yer vermediğini ve değerlendirmediğini, ceza dosyasının yargılamanın iadesi talebi kabul edildikten sonra alacak davası dosyasına girdiğini, banka müdürü ...'in sahte evrak ve belge düzenlemesinin, özellikle 300.000,00 TL'lik hesabın kapatıldığı gün, banka müdürü ... tarafından ikrar, beyan ve kabul edilen iki adet sahte banka hesap cüzdanı düzenlenmesinin çelişkili davranış olduğunu, murisin banka müdürünce kandırıldığını, müdürün aynı gün 8-9 dakikada 300.000,00 TL nakit parayı bankada saydırıp hesap açıp kapattığını, aynı zamanda da muris ...'ye bankada 300.000,00 TL nakit parasının olduğu banka hesap cüzdanı verdiğini, ...'in banka cüzdanlarını kabul ettiğini Mahkemenin görmediğini, dikkate almadığını, iş bu davada banka hukukunda uzman ve tarafsız kişilerden bilirkişi heyeti oluşturulması gerektiğini, dosya üzerinden yeniden bilirkişi incelemesi yapılmadan hüküm tesisinin de usule aykırı olduğunu, Mahkemenin dosya kapsamında tüm delilleri ve belgeleri ceza dosyasındaki muris lehine delil ve ifadeleri değerlendirmediğini, bir kısım delilleri toplamadığını, müvekkillerinin ve murisinin adil yargılanma hakkının, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, dava dosyasındaki murise davalı bankanın müdürü ... tarafından verilen ve davacıların murisinde/uhdesinde bulunan ve üzerlerinde 300.000,00 TL vs. nakit para miktarlarının, faiz oranlarının ve işleyecek faizlerin, günlerinin vs. yazılı olduğu banka cüzdanlarının yazılı delil olduğunu, banka cüzdanındaki elle yazılan yazıların, banka idari soruşturma raporunda şube müdürü ...‘e ait olduğunun kabul edildiğini, banka müdürü ...'in ceza dosyasına verdiği mübrez savunmasında hesap cüzdanlarındaki yazıların kendisine ait olduğunu kabul, ikrar ve beyan ettiğini, bu hususun dava dosyasına sunulan yeni delil olduğunu, dava dosyası üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasının bu nedenle de gerekli olduğunu, kararda sanki muris ...’nin davalı banka şubesinde 19.03.2002 tarihinde ilk kez bir adet hesabı açmak için gittiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmesinin, eksik ve hatalı bir değerlendirme olduğunu, günlük hesap hareket listesinin ve davacının şube müdürü ...’e verdiği tüm yazılı talimatların bir örneğinin dava dosyasına celbi için bankaya müzekkere yazılmasının istendiğini, ancak yerel Mahkemenin getirtmediğini, 300.000,00 TL hesabın vadesinde açıldığını ve kapandığını, banka cüzdanı aslının muris ...'de olup Mahkeme kasasında olduğunu ve bu banka cüzdanında Mahkeme kararına esas alınan makbuza dayalı bir kapama işlemi olmadığını, banka müdürü ...'in ikinci bir banka hesap cüzdanını aynı gün ürettiğini, 2009630 hesap nolu 220.000,00 TL (Yeni para A.B.) meblağlı hesaba Mahkemenin dikkatini çekmek istediklerini, bilirkişi incelemelerinde gözden kaçan ve değerlendirilmeyen hususun şu olduğunu, muris ... ... imzasını taşıyan, 05.09.2001 tarihinde muris tarafından imzalanmış, 2009630 numaralı ve 220.000,00 TL meblağlı hesabın kapatıldığına ilişkin bir yazılı belgenin ya da dekontun dava dosyasında olmadığını, banka müdürü ...'in, muris ...'ye makbuz vermediğini, banka müfettiş raporu ile bu hususun sabit olduğunu, 2009630 numaralı vadeli hesap açıldığını, hesabın 9 dakika sonra kapatıldığını, ancak, 2009630 numaralı vadeli hesaptan davacı murisin para çektiğine ve hesabı kapattığına ilişkin yazılı bir dekontun dava dosyasında olmadığını, müfettişin 08.08.2002 tarihli idari soruşturma raporunda ve ekinde de olmadığını, muris ... ... imzasını taşıyan 05.09.2001 tarihinde imzalanmış bir dekont olmadığını, yargılamanın iadesinin yapılmasını ve yeniden bilirkişilerden rapor alınmasını yerel Mahkemeden talep etmelerinin bir sebebinin de bu olduğunu, 220.000,00 TL'nin 05.09.2001 tarihinde ve halen davalı bankanın uhdesinde olduğunu, bunun şu açıdan çok önemli olduğunu, muris lehine bir delil olduğunu ve ...’in banka müdürü olarak güvenilir olmayan işlemlerde bulunduğunun ve hileli işlemler yaptığının kanıtı olduğunu, hesap cüzdanı aslı muriste olduğundan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1995 yılında verdiği dilekçelerine ek kararında da vurgulandığı üzere, paranın bankada olduğunu ve bankanın sorumluluğunun olduğunu, vadeli hesapların vadesinden önce kapatılması halinde, müşterisinden yazılı talimat alması gerektiğini, müfettiş raporunda ve eklerindeki belgelerin hiçbirinde murisin el ürünü yazılı bir talimat olmadığını, ...'in murise, sözleri ve davranışları ile güven telkin ettiğini, usule aykırı yaptığı işlemlerde murisin şüphelenmemesi için elinden gelen her türlü hileye başvurduğunu, muris ...'nin de davalı bankanın itibarına güvenerek ...‘den şüphelenmediğini, Yargıtay bozma ilamında incelensin denilen 19.03.2002 tarihli kapama makbuzunun da davacı murise boş makbuz olarak önceden hile ile imzalatıldığını, çünkü, davacı muris elinde banka şubesinde vadeli hesabında para olduğuna delil olarak cüzdan aslı varken hesabını kapatmasının ve bankadan parasının tamamını nakden çekmesi hususlarının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müdür ...’in tüm hata ve hileli davranışlarında, oyununda beklenmedik bir gelişme olduğunu, 22.04.2002 tarihinde muris ...'nin, belirlenen vadeden önce banka şubesine gittiğini, başka şubeye para aktarılmasını istemesi ile işin değiştiğini, müdür ...'in muris ...’yi bir kez daha hileli hareketi ile aldattığını, davacı muris vekili Avukat....'in bu paralara ilişkin dekontları -ki dekontların yazılı belge olduğunu- ibraz etmeleri ile davacıların murisinin 2002 yılında nakit 100.000,00 TL'sinin de davalı bankanın .... Şubesindeki hesaba geldiğinin ispat edildiğini, ancak bu 100.000,00 TL'nin de bozmadan sonra alınan bilirkişi raporunda incelenmediğini, dikkate ve değerlendirmeye alınmadığını, yerel Mahkeme kararında da yok farz edildiğini, kararın bu yönü ile de eksik ve hatalı olduğunu, yeniden dava dosyasında bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, parası olan ve bankada 2002 yılına göre çok yüksek nakit mevduatı olan murisin, davalı bankanın şubesindeki vadesiz hesabının (eksi) bakiyede olmasının kabul edilemez olduğunu ve de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı bankanın da çelişkisi olduğunu, döviz alım işleminden murisin bilgisinin ve onayının ve de haberinin, yazılı talimatının olmadığını, bu makbuzun da boşa imzalı müvekkilinden önceden alınan sahte makbuzlardan birisi olduğunu, murisin yazılı talimatının olmamasının da, güvenini kazandığı murise karşı, şube müdürü ...’in bu hileye sık sık başvurduğunun bir kanıtı olduğunu, banka müfettişinin raporunda bu hususların hiçbirini kayda geçirmediğini ve yazmadığını, çünkü banka müfettişi için önemli olanın davalı ...Ş.'nin itibarı olduğunu, Yargıtay bozma ilamında imzanın muris ...’ye ait olup olmadığına bakılsın ve dava dosyasının yeniden bu husus da dikkate alınarak incelensin dendiğini, 19.03.2002 tarihli ve 300.000,00 TL (yeni para) makbuzdaki imzanın muris ...’ye ait olup olmamasının da bir öneminin olmadığını, olmaması gerektiğini, ...'in 12 kez hileli davranışlarda bulunduğunu, murisi aldattığını, iradesini yanılttığını, 19.03.2002 tarihine ait makbuzun gerçek dışı olduğunu, aynı gün 19.03.2002 tarihli makbuza ait hesaba ilişkin iki adet hesap cüzdanı düzenleyen ...'in murisin şüphelenmemesi için banka hesap cüzdanı aslını verdikten sonra, daha önceden muristen bir şekilde aldığı boşa imzalattığı makbuzu sonradan da bilgisayardan çıktı alıp üzerini yazdırmış olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, ...'in 03.05.2002 tarihinden sonra banka şubesine uğramadığını, kayıplara karıştığını, izini kaybettirdiğini, kaçmasının da, hileli 12 hatalı davranışı bilerek, isteyerek ve sonuçlarını öngörerek yaptığının kanıtı olduğunu, yeni gelen şube müdürünün, davacının elindeki banka cüzdanı aslındaki paranın olmadığını davacıya beyan ettiğini, davacının bunun üzerine 22.05.2002 tarihinde dilekçe ile bankadan mevduatının ne kadar olduğunun kendisine yazılı olarak beyan edilmesini istediğini, 04.06.2002'de davacı vekilinin, davalı bankaya ve şubeye ihtarname keşide ettiğini, 13.06.2002 tarihinde davalı bankanın cevabi ihtarda bulunduğunu ve mevduatın davalı banka kayıtlarında bulunmadığını yazarak önce inkar ettiklerini, banka müfettişi tarafından idari soruşturma raporu tanzim edildiğini ve ... hakkında 14.08.2002 tarihli ve 71 numaralı disiplin kararı ile, 'usul dışı 2. hesap cüzdanı üretilmesinin müdür ... tarafından planlı gerçekleştirildiği, el yazısı ile sahtecilik yaptığı anlaşıldığından' denilerek ...’in banka ile ilişiğinin kesilmesine 14.08.2002 tarihinde davalı bankaca karar verildiğini, davalı bankanın muris ile ...‘in birlikte hareket ederek davalı bankayı zarara uğrattıkları iddiasının yersiz ve soyut olduğunu, muris hakkında bir soruşturma ya da kovuşturma yapılmadığını, banka müdürü ...'in, vadesi biten hesap cüzdanına banka yetkilisi olarak el ile yazdığı tüm yazılar banka yetkilisi tarafından yazıldığı için davalı bankanın murisin zararından sorumlu olduğunu, hesap cüzdanı aslı davacı ...'de ise davacı ...’nin parasının da davalı bankanın uhdesinde olduğunu, muris ...'nin 300.000.000.000 TL'sinin (eski para A.B.) 19.03.2002 tarihinde hesap cüzdanında yazdığı üzere .... Şubesi’nde olduğunu, Halk Banksı A.Ş'nin .... Şubesi’ne müzekkere yazılarak 60.000,00 TL miktarın davalı ...Ş. bankası ... Şubesi'ne gönderilip gönderilmediğinin, varsa makbuz örneklerinin ve hesap hareketlerinin dava dosyasına celbinin gerektiğini, elle hesap cüzdanına yazılan 20.000,00 TL ve 80.0000,00 TL mevduatın da davacının bankadaki parası olduğunu ve hesap cüzdanı aslı davacıda olduğu için ve banka müdürü tarafından elle yazıldığı için Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına göre geçerli olduğunu, bankanın sorumluluğunda olduğunu, bunun hesaplamada ve bilirkişi incelemesinde dikkate alınması gerektiğini, murisin, vade sonu olan 19.03.2002 tarihinde banka şubesinde 300.000,00 TL yeni parası olduğunu, murisin 19.03.2002 tarihinde 300.000,00 TL yeni paralı vadeli hesabını kapatıp parasını aynı gün nakit olarak alıp deste deste paralarla bankadan da çıkmadığını, muris ... ...'ın hükme esas alınan ceza davasında taraf olmadığını, delil yetersizliğinden müdür ...'in beraat kararının hukuk Mahkemesini bağlamadığını ve bağlamaması gerektiğini, dava dosyasına celp edilen İzmir 2. Ağır Ceza dosyasında da, 80 yaşındaki muris ...’nin deste deste paralarla dolu çantalarla 19.03.2002 tarihinde bankaya geldiği, saat 09.47'de hesap açtırıp saat 09.55'de hesabı kapatarak nakten paralarını aldığının da bankadaki diğer memurlarca iddia edilmediğini, murisin 300.000,00 TL yeni parasını başka banka hesabına da havale/eft yaptırmadığını, ceza dosyasında yukarıda tek tek saydıkları ...’in hileli davranışlarının hiçbirinin davalı banka vekilleri tarafından tartışılmadığını, ceza dosyasına sunulmadığını, gerçeklerin ortaya çıkmasının davalı banka tarafından istenmediğini, adeta olayın üstünün bir kez daha örtülmek istendiğini, banka müdürü ... Tatlıdil davaya dahil edilmeden karar verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemenin bu hususta herhangi bir ara kararı oluşturmadığını, hukuki dinlenilme hakkı ve adil bir yargılanma için zaruri olduğunu, yargılamanın iadesi talepleri yerel Mahkemece kabul edilmiş ise de yukarıda açıkladıkları gerekçelerle, delillerinin toplanmadığını, celbini istedikleri hususlarda ara kararı oluşturulmadığını, davalı bankanın çelişkili beyanları ve dava dışı ...’in gerçeğe aykırı, güven sarsıcı, hileli tutum, söz ve davranışları sabit olduğundan yeniden dava dosyasında bilirkişi heyeti oluşturulmadığını ve beyan ve iddialarının dikkate alınacağı bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, Mahkemenin dava dışı ...'i davaya dahil ettirmemesi, taraflara süre vermemesi, yeterli araştırma yapmadan ve çelişkileri gidermeden hüküm kurmasının karara etki eden yargılama hataları olduğunu, özellikle banka şubesinde 2002 yılı mayıs ayında çalışan kişilerin tespit edilip tanık olarak dinlenmesi talepleri hakkında gerekçeli bir ara kararı oluşturulmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece, murisin vefatı üzerine tereke temsilcisi atanmasına ilişkin kararın usule uygun olmadığı kabul edilerek adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkı uyarınca yargılamanın iadesi isteminin kabul edildiği, bu kapsamda dava dosyasının yeniden incelenmiş olduğu anlaşılmakla bu kabulün yerinde olduğu, Mahkemece 2006/579 E., 2010/443 K. sayılı dosya üzerinden verilip onanan kararın, yalnızca banka mevduat cüzdanına dayandırılmadığı, davacılar murisi tarafından bizzat imzalandığı ATK'nın usule uygun imza raporu ile saptanan hesap kapatma dekontuna göre de murisin hesabını açıp kapatmış olduğuna dayandığı, ardından yeniden hesap da açılmamış olduğunun anlaşıldığı, bahse konu iki adet cüzdandan hangisinin önce düzenlendiğinin de tespitinin mümkün bulunmadığı, bu şekilde iki adet banka cüzdanı düzenlenmiş olması usule uygun olmamakla birlikte dosya kapsamına göre, bu hususun murisin bankada mevduat hesabının varlığının ispatına yeterli olmadığı, yukarıda açıklandığı üzere bahse konu "hesabın kapanış dekontunda bizzat muris imzası" olduğunun belirlenmiş olduğu, davacılar vekili tarafından her ne kadar 19.03.2002 tarihli bu hesap kapatma makbuzunun boş olarak hile ile imzalatıldığı ileri sürülmüşse de, boşa imzalatılıp sonradan doldurulduğuna dair bir delil sunulmamış olması karşısında bu iddianın soyut beyandan ibaret kaldığı, kararın tüm bu hususların irdelenmesi suretiyle Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından incelenerek onanmış olduğu, davacı tarafça yeni mahiyette bir delil sunulmamasının yanısıra, kaldı ki davacılar murisinin vefat ettiği aşama itibariyle zaten tüm delillerini sunmuş olup delil sunma süresinden sonra vefatının mirasçılarına yeni delil sunma hakkı vermeyeceğinin de açık olduğu, ceza yargılaması sonucunda ilgili banka müdürü hakkında delil yetersizliğinden verilen beraat kararı iş bu Mahkeme bakımından bağlayıcı olmamakla birlikte, söz konusu ceza dosyasındaki bilgi ve belgelerin de bu dosya bakımından delil mahiyeti taşıdığı, dinlenen banka görevlilerinin beyanına ve banka kayıtlarına göre murisin daha önceden de sık sık hesap açtırıp başka banka faizlerini daha yüksek bulması gibi gerekçelerle kısa sürede kapatmış olduğunun belirlendiği, tüm dosya kapsamına göre yargılamanın iadesi sonucunda davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/82 E. sayılı dava dosyasının sonucu beklenmeden karar verildiğini belirterek ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacıların murisinin davalı banka nezdinde bulunan vadeli mevduat hesabındaki paranın iadesi için daha önce açılıp karara bağlanan dosya bakımından yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!