WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/1817 E.  ,  2024/4884 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/869 Esas, 2022/1443 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/113 E., 2022/45 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.02.2013 tarihinde vefat eden miras bırakan Davut Tellioğlu’nun 1/8 oranında mirasçısı olduğunu, miras bırakanın halka açık ve hisse senetleri borsaya kote edilmiş ... Dekoratif Yüzeyler San. ve Tic. A.Ş. hem nama yazılı hem de hamiline pay sahibi olduğunu, davalının müvekkilinin miras bırakanına ait eski ticaret ünvanı ... Genel Metal San. ve Tic. A.Ş.’deki, nama ve hamiline yazılı hisselerini kayden izlenmesine rağmen hisse senetlerinin teslim edilmemesi gerekçe gösterilerek ...’ne (YTM) devrettiğini davalıdan söz konusu hisse senetlerinin kime devredildiğinin, devredilmişse devir tarihlerinin bildirilmesi talep edilmesine rağmen sadece ilgili hisselerinin dava dışı YTM'ye devredildiği bilgisinin paylaşıldığı, bu sebeple davalının, davacının miras bırakanına ait kaç adet nama kaç adet hamiline yazılı hisse senedi hakkında hangi tarihte hangi işlem yaptığı hakkında bilgi sahibi olunamadığı, davalı Anayasal güvencesi bulunan kanunların geriye yürümezliği ilkesini şu suretle ihlal ettiğini, alıntı yapılan 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasındaki “Kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları YTM’ye intikal eder. Bunların üzerindeki sınırlı ayni haklar kendiliğinden sona ermiş sayılır. Bunlar YTM’nin hesabına geçmesinden itibaren üç ay içinde satılır.” şeklindeki dördüncü, beşinci ve altıncı cümlelerin Anayasa Mahkemesi’nin 22.10.2015 tarihli kararı ile iptal edildiğini, davalının müvekkilinin miras bırakanına ait hissseleri YTM’ye devrederek 2709 sayılı Anayasa’nın 35 inci maddesindeki mülkiyet hakkının dokunulmazlığı ilkesini ihlal ettiğini, davalı tarafından 2709 sayılı Anayasa'nın 35 inci maddesine aykırı bir şekilde YTM’ye devredilen hisselerden müvekkilinin miras payına düşenler kadar azalma olduğunu ve ancak miras payına düşen ... hisselerinin bedelli bedelsiz hisse getiriler ve kar payları ile birlikte iadesi mümkün olacağını, müvekkilinin miras payına düşen hisselerin davalı tarafından temin edilip iade edilmemesi halinde mülkiyet hakkının ihlaline devam edileceğini ileri sürerek müvekkilinin miras bırakanına ait ... Dekoratif Yüzeyler Sanayi ve Ticaret A.Ş.’deki nama ve hamiline yazılı hisselerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 416 ncı hükmüne aykırı olarak davalıdan dava dışı YTM'ye devrinin şekle ayrılık sebebiyle geçersizliğinin ve müvekkilinin pay sahipliği sıfatının ve miktarının tespitini, aynı tazmin taleplerinin reddi halinde bedelli bedelsiz tüm hisselerin yasal ve akdi bütün getirilere ile birlikte ödeme tarihindeki Borsa İstanbul Pay Piyasasındaki cari değeri üzerinden yasal ana para ve temerrüt faizi ile birlikte nakdi tazminine, 741,11 TL noter ihtar masrafı başta olmak üzere vekâlet ücreti dahil tüm yargılama giderlerinin davalı şirkette yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayla ilgisi olmayan müvekkilinin davalı olarak gösterilmesinin usul kurallarına uymadığını, davacının elbirliği mülkiyetine konu hisse senetlerinin kendine iadesini talep etme hakkının bulunmadığını savunarak davanın esasa girilmeden husumet yokluğundan reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6362 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının Anayasa Mahkemesi'nin 22.10.2015 tarih, 2015/29 E. ve 2015/95 K. sayılı kararı ile iptal edildiği, 2709 sayılı Anayasa'nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinin düzenlendiği, bu nedenle iptal kararından önce tamamlanmış işlemlere etkisinin bulunmadığı, iptal kararından sonra kayden izlenmeye başlandığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmediği için mülkiyeti YTM'ye intikal eden sermaye piyasası araçlarının 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının kısmen iptali üzerine Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik çerçevesinde hak sahiplerine YTM tarafından iadesinin yapılmasının mümkün olduğunun düzenlendiği, düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu, davacının dava konusu tazmin taleplerinin muhatabının YTM olduğu ve davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6362 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi ile kanunun yürürlük tarihi belirlenmiş olup ilgili madde de yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiş olup kanundan sonra Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 13 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası dahil istisnasız bütün maddeleri kanunun ilk sayfasında da belirtildiği üzere Resmi Gazete'de yayımlanma tarihi olan 30.12.2012 tarihi olmasına rağmen mahkemenin kanun yürürlükte olmadığı halde Sermaye Piyasası Kurulu'nun 28.10.2005 tarih ve 43/1318 sayılı kararında kaydileştirme tarihinin 28.11.2005 tarihi olduğu gerekçesi ile kaydileştirme tarihini 28.11.2005 tarihi olarak kabul etmesinin hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin 6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin özellikle dördüncü cümlesini iptal etmesinden önce dahi kanunun yürürlük tarihi bakımından 30.12.2012 tarihinin dikkate alınması gerekirken eski tarihli kurul kararının dikkate alınmasının kanunların geriye yürümezliği ilkesine açıkça aykırılık oluşturduğunu, mahkeme gerekçesinde kaydileştirme tarihinin 28.11.2005 tarihi olarak kabul etmesinin gerekçesi olarak yasa koyucunun iradesi olduğunu beyan etmiş olsa da gerekçesinde belirtmiş olduğu Sermaye Piyasası Kurulu'nun kararı incelendiğinde kararı alanın yasa koyucu değil Sermaye Piyasası Kurulu olduğunun görüleceğini, davalının Anayasaya aykırılığı çok açık olan “kayden izlenmeye başlayan hisse senetlerinin mülkiyetinin” ihraççıya, YTM'ye geçmesi kuralı için öngörülen 7 yıllık süre içinde senetlerin teslimi zorunluluğunun ihlalinin yaptırımı olarak mülkiyet hakkının YTM’ye geçmesi yaptırımı için aranılan 7 yıllık süreyi geçişten itibaren başlattığını, böylece yasa yürürlüğe girdiği anda 7 yıllık süresi dolmuş olan yatırımcıların hisselerinin mülkiyetini hissedarların iradesine aykırı olarak onlardan alıp YTM’ye devrettiğini, yasa koyucunun iradesi olmayan, kurul kararı doğrultusunda ve Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilen hükme aykırı olarak devir işlemini gerçekleştiren taraf olarak dava ile ilgisi bulunduğunu, kaldı ki davalı şirketin 7 yıllık sürenin dolduğunu hatalı bir şekilde tespit ederek müvekkiline ait hisse senetlerinin doğrudan devir işlemini yapan tüzel kişilik olduğunu, dolayısıyla pasif husumet ehliyetinin doğrudan davalı şirkete ait olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen hisselerin belirtilen süre içerisinde kaydileştirilmemiş olmaları nedeniyle YTM'ye devredildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu durumda YTM'ye devredilen hisse senetlerinin davalı tarafından davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafın YTM cevabi yazısında bildirildiği gibi YTM'den ancak duruma göre aynen iade veya bedel talep edebileceği, hal böyle olunca davacı tarafın dava konusuyla ilgili olarak davalıdan talep edebileceği bir hakkı bulunmadığı, dolayısıyla davalıya husumet yöneltilemeyeceği, mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kaydileştirilmemiş hisse senetlerinin YTM'ye devrinin geçersizliği, pay sahipliğinin tespiti ve payların aynen iade olmadığı takdirde nakden tazmini istemlerine ilişkin açılan davada davalıya husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği noktasında toplanmıştır.

2. İlgili Hukuk
1.2709 sayılı Anayasa'nın 35 inci maddesi ile 153 üncü maddesinin beşinci fıkrası.

2.6362 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ile 150 nci maddesi.

3.6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesi.

4.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesi ve 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.