WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 20 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/1805 E.  ,  2024/4836 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/62 Esas, 2022/1662 K.
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/282 E., 2019/883 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalılardan ... yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı ... bakımından ise davanın reddine karar verilmiştir.

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Kuaförlük Hizmetleri ve Tic. Ltd. Şti. ile müvekkili banka arasında imzalanan genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmeleri kapsamında adı geçen şirkete kredi kullandırıldığını, davalı borçluların kredi sözleşmelerini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, dava dışı borçlu firma kredi sözleşmelerinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine borcun muaccel hale geldiğini, borcun ödenmemesi üzerine borçlu firmaya ve kefillerine 14.08.2017 tarih ve 19851 yevmiye nolu ihtarname keşide edildiğini, ancak borçluların herhangi bir ödeme yapmadığını, bunun üzerine borçlular hakkında başlatılan genel haciz yoluyla icra takibine davalıların itiraz etmeleri nedeni ile takibin durduğunu, taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmelerine göre banka kayıtlarının kesin delil teşkil ettiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında faiz talep edildiğini, borçluların itirazlarının kötü niyetle yapılmış bir itiraz olduğunu ileri sürerek, icra takibine yönelik itirazın iptaline, takibin devamına, davalının % 20'den aşağı olmamak üzere iera inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 14.08.2017 tarihli ve 19851 yevmiye no’lu ihtarname ile, borcun kat edildiğinin ve muaccel hale geldiğinin bildirildiğini, borcun 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 590 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kefil olduğu iddia edilen müvekkilinden talep edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin sadece 31.04.2014 tarihinde imzalanan Genel Nakdi ve Gayrinakti Kredi Sözleşmesinde kefil sıfatıyla imzasının bulunması nedeni ile imzasının bulunmadığı kredi sözleşmelerinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davalının 26.07.2016 tarihinde hissesini devretmesi ile anılan sözleşme bakımından işlem temelinin çöktüğü açık olup, bu nedenle müvekkilinin devir tarihinden sonra belirtilen sözleşmeden de sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, 31.04.2014 tarihli kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte müvekkilinin evli olmasından ve eşinin de yazılı ya da sözlü bir rızasının bulunmamasından ötürü kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkilinin imzasının bulunduğu 31.04.2014 tarihli kredi sözleşmesinden doğan bir borcun olup olmadığının da tespitinin gerektiğini, gayri nakdi kredi alacağının bankaya depo edilmesi yönündeki talebin de kabulünün mümkün olmadığını, zira davacının artık kefil sıfatını taşımayan müvekkile, kefil olsaydı dahi gayri nakdi alacağının bankaya depo edilebilmesi için, genel kredi sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğuna dair bu yönde acık bir düzenleme bulunmasının gerektiğini, davacı bankanın icra inkar tazminatı talebinin de kabulünün mümkün olmadığını savunarak davanın reddine ve karşı yanın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere davacı yanca dava dışı şirket arasında yeni kredi sözleşmesi imzalanıp yeni kefil alınarak kredi kullandırdığından ve sözleşmede kefaleti bulunmadığından davalı ...'ın dava konusu krediden sorumluluğunun (husumet ehliyetinin bulunmadığı) bulunmaması dolayısıyla adı geçen davalı yönünden davanın reddine, davacının takipte kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine; diğer davalı bakımından ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından icra dosyasına sunulan borca itiraz dilekçesinde kefaletin geçersizliğine yönelik bir beyanının bulunmadığını, bilakis davalı ...'nın borca itiraz dilekçesiyle kefaletini kabul ettiğini, ancak bilirkişilerin kendilerine tevdi edilen inceleme görevinin dışına çıkarak ihtilaf konusu olmayan husus hakkında da inceleme yaptıklarını, ...'nın kefaletini kabul etmesi nedeni ile bilirkişilerin para alacağının varlığı/yokluğu noktasında yalnızca hesap incelemesi yapmakla yükümlü olup kefaletin sıhhati yönünde tespit yapmalarının hukuka açık aykırılık teşkil ettiğini, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasına ve davalı ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya sunulan deliller ile alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında; davalı ...'nın 31.01.2014 tarihli kredi sözleşmesinde 150.000,00 USD ve toplam 117.000,00 TL tutar yönünden müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu, yine davalı ...'nın 15.08.2016 tarihli ticaret sicil gazetesinde yapılan ilan ile, asıl kredi borçlusu şirket ortaklığından 26.07.2016 tarihinde hisse devri ile hissedarlığının sona erdiği, davacı bankanın alacağına dayanak taksitli ticari kredinin ise 14.04.2017 tarihinde 304.000,00 TL olarak kullandırıldığı, davacı banka tarafından kullandırılan dava konusu bu kredi ile kredi borçlusu şirketin 10350412846 nolu kredi borcu ile kredi kartı borçlarının kapatıldığı, bu durumda davacı banka tarafından yeni şirket ortakları ve asıl kredi borçlusu şirket ile 14.04.2017 tarihli yeni kredi sözleşmesinin imzalandığı, dava konusu alacağa dayanak bu sözlemede davalı ...'nın müteselsil kefil olarak imzasının bulunmadığı, bu nedenle dava konusu kredi borcundan davalı ...' nın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın reddinin isabetli olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ticari genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının tahsili için başlatılan takibe, davalı müteselsil kefillerin vaki itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.