11. Hukuk Dairesi 2023/1801 E. , 2024/5592 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/275 Esas, 2022/1826 Karar
HÜKÜM : Asıl davanın reddi, karşı davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 207/419 E., 2019/1286 K.
Taraflar arasındaki asıl tazminat, karşı alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı - karşı davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı - karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 20.04.2016 tarihinde yönetici sorumluluk sigorta poliçesi imzalandığını, teminat altına alınan riskin belirlendiği poliçenin A/A.1 maddesi gereği sigortacının müvekkilinin mesleki faaliyetini ifa ederken, sözleşme süresi içinde meydana gelen olay sonucu doğan ve sorumluluk hükümleri uyarınca tazmininin sözleşme süresi içinde ya da sonrasında talep edilen zararlara karşı veya sözleşme yapılmadan önce veya sözleşme yürürlükte iken meydana gelen olay nedeniyle sadece sözleşme süresi içinde sigortalıya karşı ileri sürülebilecek taleplere karşı sözleşmede belirtilen miktara kadar isteme ilişkin makul giderleri teminat altına aldığının kararlaştırıldığını, poliçenin yürürlüğe girmesinden sonra sigorta ettiren müvekkili ile 10 yönetim kurulu üyesi aleyhine müvekkili vakfın %10 imtiyazlı payına sahip olduğu İstanbul Vatan Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ye müvekkili ve yönetim kurulu üyelerinin zarar verdiği ve kendilerinin de zarar gördükleri iddiası ile Vatan Hastaneleri Sağlık Yatırım A.Ş., ... ve ... tarafından zarar tazmini davaları, ... Bilgin vd. tarafından müvekkili vakfın %10 imtiyazlı payına sahip olduğu İstanbul Vatan Sağlık Hizmetleri A.Ş. ile aralarındaki iş ilişkilerinden kaynaklanan ücret alacağı sebebiyle olmak üzere toplam 14 adet dava yöneltildiğini, bu davaların derhal sigortacı davalıya bildirildiğini, davalının hasar dosyası oluşturduğunu, müvekkili şirketin poliçeye uygun şekilde üstüne düşeni yaparak zararı azaltıcı her türlü önlemi aldığını, takip için avukatlık bürosu ile sözleşme imzaladığını, davaların hukuk bürosu tarafından takip edildiğini, davalar devam ederken 06.08.2016 tarihinde müvekkilinin avukatlık bürosuna ödediği 309.750,00 TL ve yargılamada yapılan 8.866,40 TL ile 1.197,20 TL’lik iki kalem masraf ile birlikte toplam 319.941,60 TL’yi 06.08.2016 tarihinde davalı ... şirketinden poliçe kapsamında istediğini, davalı şirketin 10.000,00 TL muafiyet bedeli tenzil ederek 31.08.2016 tarihinde 309.941,60 TL olarak müvekkiline havale ettiğini, davaların masraflarına ilişkin olarak Eylül ve Aralık 2016’da davalıya iletilen ve ödenmemiş olan 114.868,06 TL tutarın ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalının ihtarnameye istinaden ödeme yapmayarak 15.03.2017 tarihli ihtarname ile riskin teminat dışında kalması nedeniyle bedelin ödenmeyeceğini belirterek daha önce ödedikleri 319.941,60 TL’lik tutarın da iadesini talep ettiğini, davalının poliçenin 4.3 üncü maddesindeki istisnai hâli kapsamında olduğunu, yani davaların önceden bilindiğini iddia ettiğini, davalının poliçeden doğan yükümlülüğü yerine getirmemek için ürettiği mazeret olan önceden bilinen talep/durum iddiasının kendilerine poliçe imzalanmadan önce bildirilmiş olan İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/104 E., 2015/91 K. sayılı dosyası olduğunu, davalının aynı ve/veya benzer ve/veya birbirleri ile bağlantılı nitelikte bulduğu davanın bir gayrimenkul içerisindeki taşınmazlar üzerindeki zilyetlik ve işletmecilik hakkının devam ettiğine yönelik açılmış bir tespit davası olduğunu, müvekkili vakıf ve yönetim kurulu üyelerine yöneltilen davalarla taraf, amaç ve nitelik itibarıyla farklı olduğunu, önceden bilinen duruma ispat olarak gösterilen davanın poliçeden önce sigortalıya bildirildiğini, müvekkili vakfın sigortacıya karşı beyan yükümlüklerini yerine getirdiğini, bahsi geçen davalar kapsamında rizikoyu azaltmak için üstüne düşeni yaparak her türlü önlemi aldığını ve her türlü bilgi ve belgeyi derhal davalıya bildirdiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 117.224,46 TL’nin, ihtarın davalıya tebliğ edildiği 08.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde; müvekkili tarafından ihtirazi kayıtla karşı tarafa ödenmiş olan poliçenin 4.3 üncü maddesindeki önceden bilinen talepler ve durumlar kapsamında kalan 309.941,60 TL'nin, ödemenin yapıldığı tarih olan 31.08.2016 gününden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacı tarafın dava kapsamındaki talebinin, müvekkili ile davacı arasında düzenlenen yönetici sorumluluk sigorta poliçesinde yer alan istisna kapsamında olduğunu, davacının Taksim Alman Hastanesi’nin bulunduğu gayrimenkulün maliki olduğunu, İstanbul Vatan Sağlık Hizmetleri A.Ş. söz konusu gayrimenkulün hastane olarak işletilmesi için kurulmuş bir şirket olduğunu, davacının Vatan Sağlık’ın kurucu ortaklarından olduğunu, şirket bünyesinde %10 paya sahip olduğunu, süreç içinde davacı ile Vatan Sağlık arasında kira bedelinin uyarlanmasından işletmecilik hakkının tespitine, genel kurul kararının iptaline, marka hak sahipliğine kadar çeşitli konularda husumet doğduğunu ve süregeldiğini, yine bu süreç içinde 14 adet dava açıldığını ve söz konusu davaların sürdüğünü, müvekkilinin dava kapsamında ileri sürülen talebe ilişkin olarak herhangi bir tazminat yükümlülüğü ve sorumluluğu olmadığını, poliçe kapsamında bildirilen durum olan İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/104 E. sayılı dosyasındaki taleplerin mevcut davalar kapsamında iddia edilen hususların aynı ve/veya benzer olduğunu, poliçenin "4. İstisnalar" başlığı altında yer alan "4.3 Önceden Bilinen Talepler ve Durumlar" başlıklı istisnası kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda teminat dışında bir talebin bulunduğu kanaatine varıldığını, davacının ihtarnamesine 15.03. 2017 tarihinde cevap verildiğini, söz konusu taleplerin neden poliçe teminatı kapsamında olmadığının ayrıntılı olarak açıklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde; davacıya beyan yükümlülüğünün yerine getirildiğini, poliçede ve kanunda riziko gerçekleştikten sonra sigortacının ayrıntılı sorular ve incelemelerle nihai karar vermesi gibi bir hakkının bulunmadığını savunarak karşı davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı ... Sigorta A.Ş. arasında 20.04.2016 tarihinde düzenlenen; 20.04.2016-20.04.2017 dönemini kapsayan yönetici sorumluluk sigorta poliçesinin, dava dışı Zürich Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenmiş olan 20.04.2015-20.04.2016 dönemine ilişkin poliçenin devamı niteliğinde bir poliçe olduğu, "4.3. önceden bilinen talepler ve durumların" istisna kapsamında kaldığının düzenlendiği, sigorta şirketi tarafından davacıya 31.08.2016 tarihinde 309.941,60 TL ödeme yapıldığı, davacı tarafından sigortaya verilen beyan dilekçesinde, 24.01.2011 tarihinden beri sigortaya konu olacak bir tazminat talebinin ve olayının yaşanmadığının bildirildiği, Alman Hastanesinin işletmecisi olan dava dışı İstanbul Vatan Sağlık A.Ş. yönetim kurulu başkanı ...'in davacı ... üyelerine göndermiş olduğu 20.10.2015 tarihli ihtarname ve 02.11.2015 tarihli yazısında, sigorta poliçesinin düzenlenmesinden önce alacaklılar tarafından hastane ruhsatları üzerine haciz konulduğunu, davacı vakfın vergi ve SGK borçlarının bulunduğunu, ücretleri ödenmeyen çalışanların alacakların bulunduğunun bildirildiği, bu durumun davacı vakıf tarafından sigorta şirketine verilen 18.04.2016 tarihli yazılı beyandaki 24.01.2011 tarihinden beri sigortaya konu olacak herhangi bir tazminat ve olay yaşanmadığına ilişkin beyanıyla çeliştiği, davacı vakfın ve 10 yönetim kurulu üyesine açılmış olan 14 davanın sekizinin ücretleri ödenmeyen personeller tarafından açıldığı, buna göre sigorta poliçesinin tanzim tarihi olan 20.04.2016 tarihinden çok önce davacı vakfın ve yönetim kurulu üyelerinin ücretleri ödenmeyen personellerden ve hastane ruhsatları üzerine haciz koyan alacakların varlığından ve olaylardan bilgi sahibi oldukları, dolayısıyla davacı-karşı davalının 14 adet davaya ilişkin 117.224,46 TL tutarındaki savunma masrafları ile davalı-karşı davacı tarafından dava öncesinde 31.08.2016 tarihinde davacı vakfa makul giderler olarak ödenmiş olan 309.941,60 TL avukatlık ücretinin, dava konusu yönetici sorumluluk sigorta Poliçesinin "4.3. önceden bilinen talepler ve durumlar" istisnası kapsamında ve sigorta teminatı dışında kaldığı gerekçesiyle, asıl davanın reddine; karşı davanın kabulü ile 309.941,60 TL'nin, karşı dava tarihi olan 29.06.2017 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte, karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı - karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada alınan iki rapor arasındaki çelişkiye rağmen karar verildiğini, kararın açıkça zorlama şekilde alındığını, kararda davaları davacının çok önceden tahmin etmesi gerektiğinin belirtildiğini, açılan davaların derhal sigortacı davalıya bildirildiğini, en başından beri sigorta poliçesinin neyi teminat altına aldığının açıklanmaya çalışılmasına rağmen bu durumun İlk Derece Mahkemesi tarafından anlaşılamadığını, bir an için riskleri bildikleri varsayılsa bile bu giderlerin poliçe kapsamında karşılanması gerektiğini, zira bilinen taleplerin giderlerinin karşılanacağının poliçede yazdığını, müvekkilinin poliçenin ilgili maddeleri gereğince beyan yükümlülüğünün gereklerine uygun davranarak sözleşme yapıldığı sırada ve sözleşme süresince riziko kapsamına girebilecek olan davaları ve tüm hukuki husumetlere ilişkin bilgi ve belgeyi davalı ile paylaştığını, dava ile giderleri talep edilen davaların açılma tarihinin yönetici sorumluluk poliçesinin imza tarihi olan 20.04.2016 tarihinden sonra olduğunu, poliçenin başlangıcındaki a.1 maddesinde makul giderlerin teminat altına alındığının belirtildiğini, sözleşme yapılmadan önce meydana gelen olayda tazminat olmasa dahi makul giderlerin teminat altına alındığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı - karşı davacı ekili istinaf dilekçesinde özetle; 309.941,60 TL tutarındaki ödemenin ödeme tarihi olan 31.08.2016'dan itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilinin talep edildiğini, İlk Derece Mahkemesince karşı davanın davanın kabulü ile karşı dava tarihinden itibaren işletilecek faiz ile karar verildiğini, faiz başlangıcının ödeme tarihinden itibaren olması gerektiğini, açıkça ihtirazi kayıt konulduğunu belirterek karşı dava hakkında verilen hükmün faizin başlangıç tarihi yönünden düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yargılama giderlerine dair dava konusu etmiş olduğu alacak talebiyle ilgili hususların poliçe teminatı dışında olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin asıl dava yönünden ret kararı ve birleşen dava yönünden ise önceden aynı poliçe kapsamında ihtirazi kayıt düşülerek ödenen tazminat bedelinin ödeyen sigorta şirketine iadesine dair hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekili tarafından her ne kadar bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu iddia edilmiş ise de bilirkişi raporlarındaki görüş farklılıkları hâkimin hukuki nitelendirmesiyle ilgili olduğundan raporlar arasındaki çelişki olarak değerlendirilmediği, dosya kapsamından, davalı - karşı davacı tarafça, davacı - karşı davalı şirkete keşide edilen ihtarnameye, davacı - karşı davalı tarafından 15.03.2017 tarihli ihtarname ile cevap verildiği ve aynı ihtarnamede daha önce ihtirazı kayıtla yapılan 319.941,60 TL tutarın 10 iş günü içerisinde iadesinin talep edildiği, ihtarnamenin karşı tarafa tebliğ edildiği ve 10 gün sonraki vade tarihinin ise istinaf dilekçesinde davalı - karşı davacı vekilince belirtildiği ve karşı tarafçada açıkça itiraz edilmediği üzere 30.03.2017 tarihi olduğu, İlk Derece Mahkemesince, davalı - karşı davacının kabul edilen alacak tutarına, davacı - karşı davalının temerrüt tarihi olan 30.03.2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, karşı dava tarihi 29.06.2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesi isabetli olmadığı gerekçesiyle davacı - karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı - karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile 309.941,60 TL'nin temerrüt tarihi olan 30.03.2017 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte karşı karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı - karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı - karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yargılamanın aşamalardaki beyanlarını ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, “Yöneticilik Sorumluluk Sigorta Poliçesi" kapsamında sigorta tazminatı istemine, karşı dava ise aynı poliçe kapsamında ödenen bedelin geri tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı - karşı davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!