11. Hukuk Dairesi 2023/180 E. , 2024/3855 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2323 Esas, 2022/2384 Karar
HÜKÜM : Yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2020/79 E., 2022/416 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, Nevşehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/13 E. sayılı dosyasında davalı şirket ortağı aleyhine açılan davada, müvekkiline ödenmesi gereken kâr payları için husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiğine karar verildiğini, davalı şirketin kuruluşundan itibaren müvekkiline aktarılması gereken kâr payının aktarılmamış olması sebebiyle başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini, Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/13 E., 2010/83 K. sayılı dosyasına konu bilirkişi raporuna göre şirketin kâr ettiğini, davalı şirket yetkilisinin müvekkilini zarara uğratma amacı ile hareket ettiğini ve gerçek kazancı muhasebe oyunlanyla gizlendiğini, şirketin kurulduğu 2003 yılından anılan davanın açıldığı 2007 yılına kadar müvekkili davacı tarafından davalı şirket yetkilisine aktarılan paralar ile otel işletmesinin ihtiyaçları karşılanmasına karşın müvekkili davacıya bilgi aktarılmadığını, bahsedilen davanın sona erdiği 2010 yılından iş bu davaya konu takip tarihine ve bugüne kadar müvekkili davacının hak ettiği kâr payları aktarılmadığı gibi şirket faaliyetleri hakkında hiçbir bilgi verilmediğini, otel işletmesine kayyım atanmasının mağduriyeti gidereceğini ileri sürerek Nevşehir 1. İcra Müdürlüğünün 2013/3918 sayılı dosyasından başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin ortağı olduğu davalı ... Ltd. Şti.nin 2 ortaklı ve her ortağın % 50 hissedar olduğunu, her bir ortağın şirketi tek başına münferiden temsil yetkisi bulunduğunu, yönetim sürecinin tıkanmasının söz konusu olmayacağını, bu sebeple kayyım atanmasına gerek olmadığını, şirket faaliyetine son verdiği için de kayyım gerekmediğini, limited şirketlerde kâr payının dağıtılmasına ilişkin bir karar alınmadıkça kâr payı dağıtılmayacağını, şirket kararları arasında kâr payı dağıtımına ilişkin bir karar olmadığını, toplamda şirketin zararda olduğunu, olmayan bir kârın dağıtılamayacağını savunarak davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile limited şirketlerde kâr payı dağıtımı konusunda münhasır yetkili organın genel kurul olduğu ve bu yetkinin devredilmez nitelikte bulunduğu, kural olarak genel kurulda kâr payı dağıtılmasına ilişkin karar alınmadıkça mahkemece kâr payı dağıtımına karar verilmesinin mümkün olmadığı, ancak ana sözleşmede ortakların % 50 oranında hisseder oldukları ve kâr dağıtımı için % 51 çoğunluğu sağlayamayacakları değerlendirildiğinde hukuksal olarak kâr payı dağıtılması hususunda genel kuruldan karar alma olgusunun gerçekleşmeyeceği, bunun mümkün olmayacağı anlaşıldığından davacının kâr payının dağıtılması hususunda dava açabileceği, kâr payının hesaplanması hususunda turizm bilirkişi raporlarında belirtilen doluluk oranları, şirket ana sözleşmesinin 11 ve 12. maddelerinde belirtilen kanuni ve ihtiyati akçelerin ayrılmasına dair hükümler nazara alınarak hazırlanan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, dağıtılacak kâr payının %65 doluluk oranı hesap edilmek suretiyle kanuni ve yedek akçeler ayrıldıktan sonra 269.312,40 TL olduğu, ancak mahkemenin 2013/551 Esas, 2019/477 karar sayılı dosyasının yapılan yargılama sonunda davanın 220.713,00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verildiği, işbu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmediği gözetilerek aleyhe bozma yasağı gereğince davalının kazanılmış hakkı doğduğundan 220.713,00 TL üzerinden açılan davanın kısmen kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından Nevşehir 1. İcra Müdürlüğünün 2013/3918 icra dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 220.713,00 TL üzerinden devamına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin kaldırma kararının sadece ihtiyat akçesi yönünden geçerli olduğu gibi bir düşünce ile hüküm kurulduğunu, şirketin ticari defter ve kayıtlarının celbi, taraflar arasındaki tüm dava dosyaların celbi ile eksiklikler giderildikten sonra konusunda uzman bilirkişi kurulundan denetime ve hüküm kurmaya elverişli yeni bir rapor alınmak suretiyle değerlendirilmesi ve sonucuna göre hüküm tesisi yoluna gidilmesi sebebiyle kararın kaldırıldığını, mahkemece itirazlarına rağmen yetersiz bilirkişi raporuna göre sadece ihtiyat akçesi yönünden karar kaldırılmış gibi kısmen kabul kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, alacaklı olduğunu iddia eden şirket ortağı davacının şirketin %50 hissedarı olduğunu, aynı zamanda şirketi tek başına yönetmeye yetkili müdür olduğunu, yani davacı şirektin kâr veya zarar edip etmediğini bilebilecek durumda olduğu gibi, şirket kayıtlarını tutan muhasebecinin de davacının noter tasdikli vekâletnamesi ile umumi vekili olduğunu, zarar eden şirketin kâr payı dağıtamayacağını, kâr payının dağıtılmasına ilişkin bir genel kurul kararı alınmadıkça kâr payı dağıtılamayacağını, icra inkar tazminatına ilişkin talebin reddedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirket kayıtlarına göre davalının zarar etmekte olduğu, somut olaya uygun bilirkişi heyeti raporuna göre hesaplanan ve ispatlanabilen davalı şirket tarafından işletilen otelin %29'luk doluluk esasına göre davacıya düşen talep edilebilecek 116.010,90 TL kâr payı üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan, yanılgılı gerekçelerle ve kesin, somut kanıtlarla tespit edilememiş olan %65 doluluk oranı gereğince hesaplanan kar payı miktarı nazara alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile yeninden hüküm kurulmasına, buna göre davanın kısmen kabulüne, davalı tarafından Nevşehir 1. icra müdürlüğünün 2013/3918 sayılı icra dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 116,010,90 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı tarafından sunulan belgelerdeki verilere göre belirlenen %29'un doğru bir oran olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; şirketin kâr etmediğini, zararda olduğunu, genel kurul kararı alınmadıkça kâr payı dağıtılamayacağını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iki ortaklı limited şirkette kâr payı dağıtımına ilişkin genel kurul kararı olmaksızın mahkemece kâr payı dağıtılmasına karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Dava ise, kar payının tahsili için başlatılan takibe karşı vaki itirazın iptaline ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2002 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.01.2021 tarihli ve 2020/1377 E. , 2021/495 K. sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1. Davacı vekili dava dilekçesinde, Nevşehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/13 E. sayılı dosyasında davalı şirket ortağı aleyhine açılan davada, müvekkiline ödenmesi gereken kâr payları için husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiğine karar verildiğini, davalı şirketin kuruluşundan itibaren müvekkiline aktarılması gereken kâr payının aktarılmamış olması sebebiyle başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesince, kâr payı dağıtımında münhasır yetkili organın genel kurul olduğu ve bu yetkinin devredilemez olduğu, ancak somut olayda %50'şer hissedar olan ortakların %51 çoğunluğu sağlayamayacakları değerlendirildiğinden genel kuruldan karar alma olgusunun gerçekleşmeyeceği gerekçesiyle kâr payına ilişkin hesap yaptırılarak davanın kısmen kabulüne, istinaf mahkemesince de kâr payına yönelik meblağ değiştirilerek yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de;
6102 sayılı Kanun'un 616 ncı maddesinin birinci fıkrasını (e) bendinde "kâr payı hakkında karar verilmesi, kazanç paylarının belirlenmesi" Genel Kurul'un devredilemez yetkileri arasında sayılmıştır.
Limited şirketlerde, şirketin kâr elde etmiş olması ortaklara doğrudan kâr payı talep etme yetkisi vermeyip, kâr payı dağıtılabilmesi için öncelikle ortaklara kâr payı dağıtılması yönünde genel kurulda bir karar alınması gerekir.
Kâr payı, genel kurulda verilen dağıtım kararından sonra ortaklarca talep edilebilir hale geleceğinden, Kanun'un amir hükmüne aykırı olarak genel kurulda kâr payı dağıtımına ilişkin karar olmaksızın mahkemenin ortaklar kurulu yerine geçerek kâr payını tespit ile ortağa kâr payı vermesi mümkün olmadığı halde hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!