11. Hukuk Dairesi 2023/1670 E. , 2024/4923 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1723 Esas, 2023/53 Karar
HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/376 E., 2021/644 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 358.160,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalının cari hesap ekstresine istinaden müvekkiline 294.500,00 TL borçlu olduğunu, davalının müvekkilinden araç alımları yaptığını, alınan bu araçlar nedeniyle borçlandığını, taraflar arasındaki cari hesap ekstresine göre davalı yanın müvekkiline borçlu olduğunu kabul ettiğini, bu hususta karşılıklı sulh ve ibra protokolü düzenlendiğini ancak protokolün taraflarca imzalanmadığını, davalı yanın borcunu ödememesi üzerine müvekkilince davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibin, davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davacı şirket, davacı şirket yetkilisi ve müvekkili şirket arasında araç alım satımı ve 3 üncü kişiler adına komisyon hükümleri kapsamında alım satımı yapılan araçlardan kaynaklı ticari bir ilişki kurulduğunu, taraflar arasında gerek doğrudan satış, gerekse de komisyon ilişkisi kapsamında 3 üncü kişiler adına yapılan satışlardan kaynaklı birçok hesap hareketi olduğunu, bu mahiyetteki ticari ilişki içerisinde müvekkilinin davacıdan noter devrini almış olduğu 34... 80 plakalı aracın satışının akabinde oluşan cari ekstreden kaynaklı olarak müvekkili aleyhine icra takibine geçildiğini, yapılan müzakereler sonucunda 17.02.2016 tarihinde, taraflar arasında yapılan yazışmalar çerçevesinde davacı tarafından komisyon ilişkisi kapsamında yönlendirilen...'na aracın devredilmesi ve... tarafından yapılacak ödeme akabinde cari ilişkideki borcun kapatılacağı konusunda anlaşma sağlandığını, aracın davacının talebi üzerine 22.02.2016 tarihinde...'na devredildiğini ancak... tarafından araç bedelinin ödenmediğini, bu nedenle taraflar arasındaki 17.02.2016 tarihli anlaşmanın uygulanmadığını, davacı şirket yetkilisi tarafından müvekkiline gönderilen 05.05.2016 tarihli ihtarname içeriğinde davacı ile müvekkili arasında komisyon sözleşmesi hükümleri kapsamında bir ticari ilişkinin mevcut olduğunun ikrar edildiğini, ihtarname içeriği ile yapılan protokol içeriğinin çeliştiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın iptali davalarının bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, iş bu bir yıllık sürenin borçlu tarafından itiraz dilekçesinin alacaklı tarafa tebliğinden itibaren işlemeye başlayacağı, davalı vekilince icra takibine 08.02.2016 tarihinde itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin tebliği için gerekli masrafın yatırılmadığı, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği, bu hali ile hak düşürücü sürenin başlamadığı, davalı yanın hak düşürücü süreye ilişkin itirazının yerinde görülmediği, tarafların ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, taraf kayıtlarının, davalı kayıtlarında yer alan 20.12.2015 tarihli 50.000,00 TL bedelli çek iade kaydı ile davacı yana yapılan virman kaydı dışında birbiriyle uyumlu olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, taraflar arasında araç alım satımı haricinde komisyon ilişkisi bulunup bulunmadığı, iş bu komisyon ilişkisi nedeniyle davalı tarafından davacı yana yapılan virman kaydının yerinde olup olmadığı noktasında toplandığı, taraflar arasında komisyon ilişkisi kurulduğuna dair yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davalı tarafça, komisyon ilişkisinin kurulduğuna delil olarak ticari defter ve kayıtlar ile dava dışı 3 üncü kişilere yapılan araç satışlarına dair bir kısım araç satış sözleşmeleri ve bunlara ilişkin ödeme belgelerine dayanıldığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarında komisyon fatura ve ödemelerine rastlanılmadığı gibi, davalı tarafından sunulan kayıtların da komisyon ilişkisini ispata elverişli olmadığı, kaldı ki; her ne kadar taraflarca imza edilmemiş olsa da, tarafların kabulünde olan ve takip tarihinden sonra düzenlenen Sulh ve İbra Protokolü başlıklı belge içeriğinden davalı yanın davacı yana 294.500,00 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı, anılan belgedeki borç miktarının davalı tarafça inkar edilmediği, aksine belirtilen miktarın dava dışı...'na yapılan araç satış bedelinin tahsil edilmesi suretiyle ödeneceğinin ancak dava dışı şahıs tarafından ödeme yapılmaması nedeniyle protokolün imza edilemediğinin belirtildiği, bu hali ile taraflar arasındaki komisyon ilişkisinin varlığının kabulü halinde dahi davalı yan borcunu kabul ettiği, her ne kadar alınan bilirkişi raporunda, davacı yana iade edildiği belirtilen 20.12.2015 tarihli 50.000,00 TL bedelli çek bedelinin davacı alacağından düşülmesi gerektiği belirtilmiş ise de, çek bankaya ibraz edilmemiş olmakla, davalı yanın da kabulünde olduğu üzere, çekin halen davalı yanın elinde olduğu, çek, ibraz süresi kaçırılarak, kambiyo vasfını yitirmiş olsa da; davalı tarafın, aradaki temel ilişkiye dayanarak iş bu çek nedeniyle her zaman alacak isteminde bulunabileceği, bu nedenle iş bu çek bedelinin davacı alacağından düşülemeyeceği, davacı yanın takip tarihi itibariyle davalıdan 294.500,00 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın yasal sürede açılmaması sebebiyle reddi gerektiğini, müvekkili tarafından icra takibine yapılan itiraza davacı tarafından itiraz tarihi olan 08.02.2016 sonrasında ıttıla olunduğunu, dosya kapsamında sunulan belgelerle Şubat 2016 ayı içerisinde taraflar arasında konuya ilişkin görüşmeler ve yazışmalar gerçekleştirildiğini, bu minvalde davacı tarafın itirazın iptali davasını hak düşürücü süre olan 1 yıl içerisinde açması gerekirken, ıttıla tarihinden sonra 3,5 yıldan fazla bir süre bekleyerek açtığını, yerel mahkeme tarafından taraflar arasındaki imzalı olmayan protokolün davanın kabulüne dayanak yapılmış olmasına karşın, aynı protokolde bu takibe yer verildiğinin ve dolayısıyla davacının takibe itirazdan haberdar olduğu hususunun gözden kaçırıldığını, yerel mahkeme kararının bu yönü ile eksik ve çelişkili olduğunu, işbu sebeple davanın esasa girilmeksizin hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması nedeniyle reddinin gerektiğini, taraflar arasındaki ilişki yalnızca cari hesap ilişkisi olmayıp, komisyon ilişkisi de bulunduğunu, davacı, davacı yetkilisi ... ve davalı müvekkili arasında araç alım-satımı ve 3 üncü kişiler adına komisyon hükümleri kapsamında alım satımı yapılan araçlardan kaynaklı ticari bir ilişki kurulduğunu, işbu ticari ilişkide taraflar arasında gerek doğrudan satış, gerekse komisyon ilişkisi kapsamında 3 üncü kişiler adına yapılan satışlardan kaynaklı birçok hesap hareketi oluştuğunu, bahsi geçen ilişki içerisinde taraflar arasında araç alım-satımları gerçekleştiği gibi, gerek davacı gerekse davalı taraf birbirlerinden komisyon sözleşmesi hükümleri kapsamında 3 üncü kişiler hesabına araç alıp sattıklarını, bu satış işlemleri esnasında kimi zaman ödemelerin 3 üncü şahısların hesaplarından, kimi zaman şirket hesaplarından ve davacı yetkilisi ... hesabından gerçekleştirildiğini, müvekkili şirket ile davacıya ait ticari defter ve kayıtların 3 üncü kişilerle olan komisyon ilişkisi kapsamında incelenmesi neticesinde, ticari ilişki kapsamında taraflar dışında üçüncü kişilerin adına yapılmış ticari satışların da bulunduğunun görüleceğini, takibe konu cari hesap dökümünün ilk sırasında bulunan 195.000,00 TL'lik alacağın müvekkili ve davacı değil, davacı şirket yetkilisi ... ....'ye ait olduğunu, dosya kapsamında sabit olduğu üzere gerek davacının gerekse müvekkili şirketin hesaplarında A-216336 satış faturası ile kayıtlı olan işlemin ödemesinin müvekkili şirket tarafından ...'ye yapıldığını, bu faturanın, .... plaka numaralı araca ilişkin olduğunu, aracın davacıdan alındığını ve...'e satıldığını, davalı yanın hesaplarında ...'ye yapılan 20.05.2015 tarihli ve 195.000,00 TL meblağlı ödemenin cari hesaba işlendiğini, belgelerin dosyaya daha öncesinde sunulduğunu, somut olayda bedelin ...'ye yapıldığının komisyon ilişkisini gösteren bir işlem olduğunu, ... tarafından müvekkiline gönderilen Beyoğlu ..... Noterliğinin 05.05.2016 tarihli, ... yevmiye no.lu ihtarnamesinde ...'nin davalı müvekkilinden satın almak üzere bedellerini ödediği 2. el araçların plaka, tutar ve ödeme tarih detaylarını belirtmek suretiyle kendisine teslimini talep ettiğini, işbu ihtarname içeriğinde yer alan araçlara ilişkin bedellerin kimi zaman davacı yetkilisi ... tarafından, kimi zaman ise komisyon ilişkisi kurulan 3 üncü şahısların ödemeleri ile, yahut 3 üncü şahıs ve davacı yetkilisinin hesaplarından ayrı ayrı olmak üzere gerçekleştirildiğini, bu araçların devir işlemlerinin ise taraflar ve 3 üncü kişiler arasındaki ticari ilişkiler kapsamında gerek müvekkili tarafından 3 üncü şahıslar adına, gerekse müvekkili haricindeki kişiler tarafından alıcıya, yahut davacıya devredilmek suretiyle tamamlandığını, ihtarname içeriğinin davacı taraf ile müvekkili arasında komisyon sözleşmesi hükümleri kapsamında bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu gösterdiğini, taraflar arasındaki ticari münasebet, yalnızca gönderilen ihtarnamede belirtilen araçlarla sınırlı olmayıp, taraflar arasında onlarca satış bulunduğunu, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarıyla müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığı hususu sabit olup mahkeme tarafından eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelemesinde tespit edildiği üzere, müvekkili şirket ile davacı arasındaki ticari ilişkinin 20.05.2015 tarihinde başladığını, davacının komisyon borçlarından dolayı müvekkili şirket tarafından virman açıklaması ile davacının borçlandırıldığını, bu itibarla davacı yanın müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, bilirkişi tarafından bahsi geçen virman açıklaması ile yapılan borçlandırmanın davalı tarafından yapılan satışlardan kaynaklandığını ve bu satışlara ilişkin davacının borçlandırılmasının izaha muhtaç olduğu belirtilmişse de, dosyaya sundukları bilgi ve belgelerle talep edilen izahın müvekkilince yapıldığını, yerel mahkemece dosyanın ek inceleme için bilirkişiye tekraren tevdii edilmediğini, tarafların ticari defter ve kayıtlarının komisyon ilişkisi bakımından detaylı ve yerinde incelenmesi gerektiği yönündeki savunma ve taleplerinin göz ardı edildiğini, bilirkişinin yerinde inceleme yapmak suretiyle bahsi geçen komisyon ilişkisinin varlığına yönelik savunmalar bakımından araştırma yükümlülüğünün ihlal edildiğini, bilirkişiden şirket merkezinde ticari evrak üzerinden inceleme yapılması talep edilmiş olmasına karşın bu incelemenin yapılmadığını, bu sebeple taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin ortaya konulamadığını, davaya cevap dilekçeleri ve delillerinde ticari defter ve belgelere dayanılmış olup, bilirkişiden yapılan her bir satışın fatura, ödeme ve satış sözleşmelerinin bu kapsamda incelenmesinin talep edildiğini, ancak yerinde bu incelemenin yapılmadığını, davanın taraflarca imzalanmayan bir belgeye dayalı olarak kabul edilmesinin hukuk ve hakkaniyet açısından kabul edilebilir bir mahiyette olmadığını, bu mahiyetteki ticari ilişki içerisinde davacının, müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün 2016/874 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, takibe itiraz sonrasında yapılan müzakereler sonucunda ise 17.02.2016 tarihinde taraflar arasındaki yazışmalar çerçevesinde davacı tarafından komisyon ilişkisi kapsamında yönlendirilen...'na aracın devredilmesi ve... tarafından yapılacak ödeme akabinde cari ilişkideki borcun kapanacağı konusunda anlaşma sağlandığını, plaka değişikliği sonrası 34 SUS 55 plaka nosunu alan (eski plaka no: ....) .... Marka 2010 model, R8 5.2 FSI GUATTRO R- tipi aracın devrinin davacının talebi üzerine 22.02.2016 tarihinde....'na gerçekleştirildiğini, devir sonrasında şirket hesaplarının incelenmesi ile görüleceği üzere davacının yönlendirmesi ile araç devri yapılan 3 üncü şahıs.... tarafından araç bedelinin ödenmediğini, bu suretle taraflar arasında yapılan 17.02.2016 tarihli anlaşmanın uygulanmadığını, hal böyle olunca imzalanmamış bir belge üzerinden yorum getirilmek suretiyle oluşturulan mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, yerel mahkeme tarafından tanık dinletme talebinin kabul edilmediğini, müvekkili tarafından komisyon ilişkisi kapsamında davacının yönlendirmesi ile sözde cari borç doğuran araç devrinin yapıldığı dava dışı...'nun dosyada tanıklığına başvurulması ve taraflar arasındaki ilişkinin aydınlatılması için bu hususun zaruri olduğu ifade edilmişse de, bu taleplerinin kabul edilmediğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ancak müvekkili, davacı, ...,... ve .... bakımından kayıtların tümünün tetkiki ile ortaya konulabileceğini, işbu eksiklik neticesinde dosyanın karara çıkartılmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, huzurdaki dava itirazın iptali davası olarak açılmış ise de, davadaki temel mesele esas itibariyle bir adi ortaklığın tasfiyesi mahiyetinde olup davanın halli bakımından hesapların savunmaları doğrultusunda incelenmesinin zorunlu olduğunu, huzurdaki davanın, 2015 ve 2016 senelerinde müvekkili şirket, davacı, davacı yetkilisi ... ...., ...,...,...,gibi birçok kişinin deyim yerindeyse bir konsorsiyum ya da adi şirket gibi ticari iş ve işlemler ile komisyon ilişkileri gerçekleştirdiği bir sürecin, davacı tarafından yalnızca iki şirket arasındaki cari hesap kayıtlarına indirgenerek haksız menfaat elde edilmeye çalışılan bir dava olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!