WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/1650 E.  ,  2024/4594 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/94 Esas, 2022/1612 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/47 E., 2019/191 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 2016/54284 nolu "HİSSFİT" ibareli marka başvurusuna müvekkilinin "FİT" ibreli markalarını mesnet göstererek yaptıkları itirazın davalı TÜRKPATENT YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, YİDK kararının aksine "FİT" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olmadığını, tescilli olduğu sınıflar yönünden cins, vasıf ve şekil belirtmediğini, başvurunun müvekkilinin markalarına ayırt edilemeyecek derece benzediğini, kapsadığı emtiaların da benzer olduğunu, davalının müvekkilinin "FİT" ibaresini tescil ettirmek istediğini, markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek YİDK'in 10.12.2017 tarih ve 2017-M-10418 sayılı kararının iptaline ve başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesi sunmamış, yargılama aşamasında davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "Hissfit" ibareli marka başvurusu ile davacının "FİT", "Fit" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının "Hissfit" ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacıya ait "FİT", "Fit" ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "FİT", "Fit" ibareli tescilli markalı ürünlerinden satın almak isterken davalının "Hissfit" ibareli başvuru markalı ürünü satın almak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca iltibasın bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediği gibi davalının marka başvurusunda davacı tarafın markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağı, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği kanıtlanmadığından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı da kanıtlanmadığından bu gerekçelerle bilirkişi raporu da benimsenerek neticeden YİDK kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markalarının esas unsurlarının birebir aynı olduğunu, çatı markalarının halihazırda tescilli marka statüsünde olması halinde korunması gereken unsurun çatı markasının dışında kalan ibareler olması gerektiğini, markalar arasında iltibas yaratacak şekilde benzerlik olduğunu, "FİT" ibaresinin zayıf bir ibare olmadığını, yerel mahkeme kararında tescil sınıflarının benzerliğinin iltibası artırmaya yönelik etkisine değinilmediğini, karşılaştırma yapılırken ortalama tüketici kriterinin yok sayıldığını, başvurunun kötü niyetle yapıldığını, kararın daha önce "FİT" markası hakkında verilen emsal mahkeme kararlarına aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun kapsamındaki 30. sınıf malların davacının itiraza mesnet markalarının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, taraf markalarında "FİT" ibaresinin ortak olarak yer almakta olduğu, ancak dosya arasında bulunan bilirkişi kurulu raporunda da belirtildiği gibi, söz konusu ibarenin kullanımının yaygınlaşması ile birlikte ayırt ediciliğinin zayıfladığı, zayıf marka seçenlerin bu markanın farklı unsurlarla kullanımına katlanmak mecburiyetinde oldukları, her ne kadar daha önce Dairelerince Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.06.2022 tarih ve 2021/3086 E., 2022/5098 K. sayılı ilamında, "FİTİXİR" ibaresinin, 31.03.2022 tarih ve 2020/7712 E., 2022/2681 K. sayılı ilamında "ACTİFİT" ibaresinin, 02.03.2022 tarih ve 2020/7012 E., 2022/1426 K. sayılı ilamında "LETBEFİT" ibaresinin davacı tarafa ait "FİT" esas unsurlu markalarla benzer bulunduğu dikkate alınarak, istikrar kazanan bu kararlar karşısında "FİT" ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu yönündeki ilk derece mahkeme kararları yerinde bulunmamış ise de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.09.2022 tarih ve 2021/1685 E., 2022/6319 K. sayılı ilamında, 2016/30012 numaralı “FİTBACK... be healthy” ibareli marka başvurusuna itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük talebiyle açılan davaya ilişkin olarak, "Türkçe’de bu ibarenin bilinen bir anlamının olmadığı, davacının itirazına gerekçe “FİT” unsurlu markalardaki bu ibarenin sağlıklı, zinde, formda, uygun, vs. anlamlarına geldiği ve gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük düzeyde olduğu, dolayısıyla koruma düzeyinin de düşük tutulması gerektiği, buna göre markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığının kabulü gerekirken davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesince verilen karar kaldırılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir." şeklinde karar verildiği, emsal olarak kabul edilen bu karar doğrultusunda Dairelerince de "FİT" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu kabul edilerek başvurudaki "HİSS" ibaresinin markayı davacının "FİT" ibareli markalarından yeterince farklılaştırdığı kanaatine ulaşıldığı, davalının markası ile karşılaşan tüketicilerin davacının "FİT" ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve hiç düşünmeden algılayacakları gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmakta olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının yerinde olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkiline ait FİT markasına benzer uyuşmazlıklarda verilen emsal Yüksek Mahkeme kararlarına aykırı olduğunu, Mahkemece emtia sınıflarının aynı olduğu tespit edildiği halde bu benzerliğin iltibas ihtimaline etkisi nazara alınmaksızın değerlendirmede bulunulduğunu, müvekkiline ait FİT ibareli markların zayıf marka niteliğine haiz ve ayırt ediciliğinin düşük olduğu yönündeki tespitlerin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili markaların tanınmış marka statüsüne haiz olup bu sıfatın iltibas ihtimalinin arttırdığının kabul edilmesi gerektiğini, bu sebeple davaya konu markanın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası kapsamında da reddi gerektiğini, davaya konu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.