11. Hukuk Dairesi 2023/1548 E. , 2024/4484 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2015 Esas, 2022/1459 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/299 E., 2022/535 K.
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sigortalısı ... Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile 2012 yılında imzaladığı sözleşme uyarınca belirlenen makinenin tedariki, kurulması ve test çalıştırması işlerini üstlendiğini, makinenin 2012-2019 yılları arasında beş defa kaynak doldurmak sureti ile revziyon edildiği ve 2019 yılına kadar sorunsuz kullanıldığını, makineye takılan rolenin sert dolgu kaynaklarında çatlak belirlendiğini, kalıcı kısmi onarım imkanı bulunmayan bir yaşındaki rolede meydana gelen çatlamanın imalat ve malzeme kusuru olduğu bu sebeple bu parçanın değişiminin bedelsiz olarak davalı tarafından yapılması talep edilmiş davalının bu talebi haksız olarak reddettiğini, müvekkili sigortalısı şirketin bu parçanın değişi için davalı yana ihtarname yolladığını ancak olumlu bir cevap alamadığını, parçanın imalat ayıbı olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin müşterek sigortada kendi payına düşen 15.958,79 USD'yi sigortalısına ödediğini, bu sebeple ödenen bu tutarın davalıdan tahsili amacı ile huzurdaki davayı açtıklarını, davanın kabulüne karar verilerek, 15.958,79 USD alacağın ödeme tarihi olan 14.12.2020'den itibaren işleyecek USD cinsinden en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yapılan yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, aynı zamanda müvekkili ile davacı arasında ticari bir ilişki bulunmadığını davanın husumet yokluğundan ve Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisi yönünden reddine karar verilmesi gerekeceğini, genel yetki kuralı bakımından Almanya Köln mahkemelerinin yetkili olmasının gerektiğini, satış sözleşmenin Almanya teslim yerinde yapıldığını bu bakımdan da yetkili mahkemelerin Alman mahkemeleri olduğunu, arıza verdiği iddia edilen roller parçasının garanti dışı olduğunu, davada Alman hukukunun uygulanmasının gerektiğini, husumet yokluğu ve yetkisizlik kararı ile aksi takdirde davanın esastan reddini, yapılan yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı sigortalı ile davalı arasında satış sözleşmesi içerisinde atıf yöntemiyle yetki anlaşması yapıldığı, atıfta bulunulan Genel İşlem Şartları'nın “Uygulanacak Hukuk ve Yer” başlıklı madde X”in 2. paragrafının Türkçe tercümesinde; "Yargı yeri tedarikçinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir. Ancak, tedarikçi Sipariş Verenin merkezinin bulunduğu yerde dava açabilir.” şeklinde belirtildiğini, davalı tedarikçinin iş merkezinin Almanya'nın Köln şehrinde olması ve sözleşmenin açık hükmü karşısında davacının davasını Türk mahkemeleri nezdinde açmasının mümkün olmadığı, Türk Mahkemelerinin yargı yetkisinin bulunmadığı, davanın dava dışı sigortalı adına rücuen davacı şirket tarafından açıldığı, davalı ile sigortalı şirket arasındaki yetki anlaşmasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 17 nci maddesi gereğince geçerli olduğu ve yetki sözleşmesinin taraflardan başka, tarafların cüz'i ve külli haleflerini de bağladığı, bu nedenle sözleşmenin tarafı olan sigortalının adına rücuan açılan bu davada davacı sigorta şirketini bağlayacağı gerekçesiyle davalı tarafın yetki itirazının kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (ç) bendi ve 115 inci maddesi gereğince yetki yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6100 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu, bu nedenle davalının haksız yetki itirazının reddedilmesi gerektiğini, davalı ile davacı müvekkilinin sigortalısı arasındaki davaya konu makinenin tedariki ve sair işlemleri için yapılan sözleşmenin geçerli olduğunu, fakat davalının tek taraflı olarak düzenlediği, davacı müvekkilinin sigortalısına ibraz etmediği, içeriğini inceleme, yorumlama, değerlendirme, müzakere etme, kabul veya reddetme imkânlarını tanımadığı genel işlem koşulları ve içinde var olduğu ileri sürülen yetki şartının ise geçersiz olduğunu, davalının ileri sürdüğü yetki şartını içeren genel işlem koşullarının yabancı dilde olması ve davalının İstanbul Şubesi olması karşısında yabancı bir devletin mahkemesinin yetkili olduğunu ileri sürmesinin hem 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanuna hem de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine aykırı olduğunu ve bu nedenlerle de reddinin gerektiğini, ayrıca dava yetkisizlik nedeniyle reddolunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7 nci maddesi gereğince vekâlet ücretinin, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirtilen vekâlet ücretini aşmaması gerekirken, üçüncü kısma göre 16.533,51 TL vekâlet ücreti takdir edilmesinin de yasaya aykırı olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı sigortalı ile davalı arasında kurulan sözleşmenin İstanbul Şubesi tarafından değil, bizzat şirketin merkezi tarafından yapılmış olduğu, davalı gösterilen İstanbul Şubesine husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı, bu durumda davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yetki dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru görülmediği, ayrıca mahkemece davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş olmasına rağmen, davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7 nci maddesi gereği maktu vekâlet ücretini geçmeyecek şekilde vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak Humboldt Wedag GmbH İstanbul Şubesinin husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle, davaya konu işlemde merkezi yurt dışında bulunan yabancı şirketin İstanbul Şubesinin aracılık ettiğini, esasen davada husumetin davalı olarak şirket merkezine yöneltildiğini ancak adres olarak İstanbul şubenin gösterildiğini, merkezi Türkiye dışında bulunan ticari işletmenin Türkiye’deki şubesi esasen merkez şirketin Türkiye’deki ikametgahı olduğunu, merkezi yabancı ülkede bulunan davalının, davaya konu işleme İstanbul Şubesi’nin aracılık etmemiş olduğu varsayımında bile bu durum davalı merkeze karşı İstanbul Şubesi’nin adresinin bulunduğu yer mahkemesinde dava açılamayacağı anlamına gelmediğini, davalının yabancı bir devletin mahkemesinin yetkili olduğunu ileri sürmesinin hem 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanuna hem de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine aykırı olduğunu, davalı vekilinin cevap dilekçesi kapsamında davaya konu makinenin tedariki ve sair işlemleri davacı müvekkilimizin sigortalısına karşı İstanbul Şubesi’nin üstlenmiş olduğunun davalı yanın da kabulünde olduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 14'üncü maddesi uyarınca bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olacağını, bu itibarla davalı yanın yetki itirazının yerinde olmadığını, kaldı ki bu tarz asimetrik yetki sözleşmesinin birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de geçerli olmayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, makine kırılması sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminatın tahsili istemini içeren işbu davada; sigortalanan makinenin üreticisi olan yabancı şirketin İstanbul Şubesine husumet yöneltilmesinin yerinde olup olmadığı, Türk Mahkemelerinin münhasır yetkili olup olmadığı ve dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki makine alım satımının konusu olduğu sipariş teyidine ilişkin evraktaki yetki şartının geçerli olup olmadığı, ayrıca dava dışı sigortalı ile satış sözleşmesinin tarafı Almanya’daki şirketin yanında satıcı şirketin Türkiye temsilcisinin de sorumlu olup olmayacağı hususlarına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!