WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/1499 E.  ,  2024/4483 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/134 E., 2022/1666 K.
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Safranbolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2018/336 E., 2020/157 K.

Taraflar arasındaki kullanmama nedeniyle markanın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1989 yılında Gaziantep'te kurulan sektörde tanınmış bir firma olduğunu, müvekkilinin "ŞÖLEN LOKKUM" ibareli 2013/26022 sayılı marka başvurusuna davalı tarafça yapılan itirazın reddedilmesi üzerine, davalı tarafın red kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü talepli dava açtığını, davalının kullanmadığı markasına dayalı olarak müvekkilinin hakkına engel olmak istemesi üzerine dava açma zaruretinin doğduğunu, davaya konu markanın tescil ediliği mal ve hizmetlerde kullanılmadığını ileri sürerek 2011/14460 sayılı "LOKKUM ŞEKİL" ibareli markasının tescil kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler için kullanılıp kullanılmadığının tespiti ile kullanılmadığı tespit edilen tüm mal ve hizmetler yönünden iptalini ve sicilden terkinini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olan "Lokkum +şekil" ibareli markanın tek ve gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, müvekkilinin 2004 yılında kurulduğunu ve her türlü gıda maddelerinin imalatı, toptan ve perakende olmak üzere ticaretini, ithalatını ve ihracatını yaptığını, aynı zamanda restoran, lokanta gibi hizmet alanlarında faaliyet gösterdiğini, dava konusu markanın 23.02.2021 yılına kadar koruma süresinin devam ettiğini, müvekkilin markasını korumaya yönelik itirazlar etmesi, işbu davanın açılması hususlarının markayı kullanma niyetinin en büyük belirtisi olduğunu müvekkilinin markasını koruma yoluna gittiğini, bu uğurda masraflara katlandığını, markanın kullanılmadığı iddiasının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu 2011/14460 sayılı "LOKKUM+ŞEKİL" ibareli markanın tescilli olduğu mal ve hizmetlerde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 9 uncu maddesi kapsamında kullanıldığının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2011/14460 sayılı markanın kullanılmaması nedeni ile tescilli olduğu tüm sınıflar yönüyle iptaline ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı adına tescilli bulunan 2013/26022 sayılı markanın hükümsüzlüğü istemiyle açılan davanın kabul edildiğini ve kararın kesinleştiğini, ilk derece mahkemesi kararının anılan kararla çeliştiğini, müvekkilinin davacı adına tescilli bu markanın hükümsüzlüğü istemiyle açtığı davanın dahi müvekkili şirketin dava konusu markasını sorunsuz şekilde kullanmak ve korumak konusunda ne kadar çaba sarfettiğini gösterdiğini, müvekkilinin dava konusu markayı kullandığını, dava konusu marka altında satışını yaptığı ürünlerden ciddi gelir elde ettiğini, kullanım hususundaki delillerin dikkate alınmadığını, sundukları hukuki mütalaanın incelenmediğini, ilk derece mahkemesinin ciddi kullanımdan neyi kasettiğinin anlaşılmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi uyarınca tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği, kullanmama nedenine dayalı iptal davası açabilmek için herhangi bir hak düşürücü bir süre bulunmamakta olup, önemli olanın, dava tarihinden geriye doğru tescil anına kadar beş yıllık sürenin dolması olduğu, dava konusu 2011/14460 sayılı marka yönünden dava tarihi itibariyle tescil tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin dolmuş bulunduğu ve dolayısıyla süre yönünden iptal koşulunun oluştuğu, 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi uyarınca markasını kullanma külfeti altında bulunan davalının, somut uyuşmazlık açısından kullanımını ispat etmesi gerektiği, buna rağmen mahkemece alınan iki ayrı bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, 25.06.2013-25.06.2018 tarihleri arasında dava konusu markanın tescilli olduğu emtia sınıfı kapsamında Türkiye'de ciddi bir şekilde kullanımının olduğunun kanıtlanamadığı, diğer taraftan 6769 sayılı Kanun'un markanın kullanım külfetine ilişkin 9 uncu maddesi hükmü uyarınca, marka kullanımını 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen şekilde, yine 7 nci maddenin üçüncü fıkrası ve 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında belirlendiği şekilde gerçekleşmesi gerektiği, buna göre davalı tarafça dava konusu markaya dayanılarak dava açılmasının, ya da başka başvurulara itiraz edilmesinin markanın anılan maddelerde belirtilen şekilde kullanımı olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca davacının 2013/26022 sayılı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinin işbu davada varılan sonuca etkili bulunmadığı, bu itibarla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle, davacı yana ait 2013/26022 sayılı “Şölen Lokkum” ibareli markasının 30. sınıf ürünler bakımından hükümsüzlüğü ile sicilden terkini talepli açılan davanın kabul edildiğini ve derecattan geçerek kesinleştiğini, davacının bir yandan ŞÖLEN ibaresini ön plana çıkararak bir taraftan da küçük puntolarla yazdığı Lokkum ibaresini tüketici algısına sunarak haksız rekabette bulunduğunu, müvekkilinin markasını kesintisiz kullanmaması gibi bir durumun sözkonusu olmadığını, davacının haksız rekabetine rağmen ciddi cirolar elde ettiğini, mahkemenin sunulan delilleri değerlendirmediğini veya hatalı değerlendirildiğini, dosyaya sunulan uzman görüşün değerlendirmeye alınmadığını, mahkemece ciddi kullanım tanımlamasından kastedilenin ne olduğunu anlaşılamadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı adına tescilli 2011/14460 sayılı "LOKKUM ŞEKİL" ibareli markasının tescil kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler için kullanılıp kullanılmadığı hususuna ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.