WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 17 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/1491 E.  ,  2024/4725 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/53 Esas, 2022/1561 Karar
HÜKÜM : Vekâlet ücretine ilişkin kısım için yeniden hüküm kurularak kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/207 E., 2020/199 K.

Taraflar arasındaki asıl dava, tasarıma tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemleri ile karşı davadaki tasarım hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı-karşı davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine, vekâlet ücretine ilişkin kısım için yeniden hüküm kurularak davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 10.04.2018 tarih ve 2018 02539/15 sıra numarası ile elbise tasarımını tescil ettirdiğini, müvekkiline ait tasarımın müvekkili defterleri incelendiğinde 17K364 model kodu ile 02.11.2016 tarihinden itibaren üretildiğini, ayrıca tasarımların internete konulma tarihini gösteren belgelerin dilekçe ekinde sunulduğunu, Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla 2019/53 D.İş dosyası ile tespit yaptırıldığını, tespit işlemi ile birlikte davalının, müvekkiline ait tasarım hakkını ihlal eder eylemlerinin bulunduğunun tespit edildiğini, alınan bilirkişi raporunda, tasarımların genel hatlarıyla, biçim, çizgi, desen, komposizyon ve dikiş açısından vasat tüketiciler tarafından ayırt edilemeyecek kadar benzerlikler gösterdiğinin açıklandığını ileri sürerek, şimdilik 500,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın 07.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı-karşı davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafın 2018/02539/15 sayılı tasarımının hükümsüzlüğünün gerektiğini, bu tasarımın yeni olmadığının ikrar edildiğini, bu tasarımın üretiminin 02.11.2016 tarihi itibariyle gerçekleştiğinin davacı tarafından belirtildiğini, bu ürünün; nurfeza.com sitesinde 2016 Kış Sezonu ürünü olarak yayınlandığını, aynı görsellin web.archive.org kayıtlarına göre 20 Kasım 2015 tarihinde anılan siteye konulduğunu, yine aynı sitede 18 Kasım 2015 tarihinde “2016 tesettür giyim modeli” olarak kamuya sunulduğunu, 10 Aralık 2015 tarihinde http://www.tesetturgiyimmodelleri.com/setrm-elbise-modelleri-2016 isimli sitede ürünün yer aldığını, dava konusu tasarımla ayırt edilemeyecek kadar benzer tasarımın 29.08.2013 tarih ve 2013 06015/1 no.lu tescile konu edildiğini ileri sürerek davacı-karşı davalı adına kayıtlı 2018/02539/15 sayılı tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait ürün ile davacıya ait ürün arasında kanunun belirttiği tasarımcının seçenek özgürlüğü de düşünüldüğünde, iltibası-tecavüzü önleyecek farklılıklar bulunduğunu, iki ürünün kol kesimlerinin, kol manşetlerinin tamamen farklı olduğunu, bilgilenmiş kullanıcı nezdinde her iki ürünün birbirinden farklı olduğunun anlaşılacağını savunarak davanın reddini istemiş,

2.Karşı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ürününün yeni ve ayırt edici olduğunu, 2 sezondur kullandığı tasarımda yenilik yaptığını, hak sahibi olan müvekkilinin tescilsiz tasarımlara yeni düzenleme getiren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) 69 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tecavüze konu tasarımı ilk kamuya sunduğu tarihten itibaren tescilsiz tasarım olarak korunduğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini, müvekkili tasarımı ile 2013/06015/1 no.lu tasarım arasında bel ve etek kısımlarında farklılıkların bulunduğunu savunarak karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu tasarımın kamuya sunma tarihinin, başvuru sahibi tarafından 12 aylık hoşgörü süresi aşılarak yapıldığı, hükümsüzlüğü talep edilen davacı-karşı davalı adına 2018/02539/15 sayı ile tescilli tasarımın başvuru tarihi 10.04.2018 olduğu, bu tasarım için hoşgörü süresinin 10.04.2017'de tükendiği, davalı-karşı davacı tarafından sunulan internet sayfalarındaki ürünün yayınlanma tarihinin 2015 ve 2016 olarak görüldüğü, bu tarihin, hoşgörü süresi olan başvuru tarihinden önceki 12 aylık süreyi aştığı, sitelerde yer alan ürünler 2018/02539/15 sayı ile tescilli tasarımla aynı görünümde olduğu, davacı-karşı davalı tasarımı yasada belirtilen yeni olma özelliğini haiz olmadığı, yeni olmadığı anlaşılan söz konusu tasarımın, 6769 sayılı Kanun'un 77 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 56 ncı hükümleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, tescilsiz tasarımın, sahibine tecavüz teşkil eden fiilleri engelleme hakkını sadece korunan tasarımın aynısının veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınması hâlinde verdiği, korunan tasarımın kendi tasarımından önce kamuya sunulduğunu makul yollarla bilmesi mümkün olmayan bir tasarımcı tarafından bağımsız olarak yapılan tasarımın koruma kapsamındaki tasarımdan kopyalanmış olduğunun kabul edilemeyeceği, huzurdaki davada tecavüzün varlığından söz edebilmek için öncelikle davalı karşı davacının bu tasarımı kopyalaması ve anılan tasarımın 6769 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi hükmü kapsamında 10 Ocak 2017'den sonra kamuya sunulması gerektiği, somut olayda; Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/63 D.İş sayılı dosyası ile davalı-karşı davacı işyerinde yapılan delil tespiti işlemi neticesinde tespit edilen ürün ile davacı-karşı davalıya ait 2018/02539/15 sayılı tasarım karşılaştırıldığında; manşet ve kol büzgüsü bakımından farklılık olduğu, bu farklılığın tasarıma kimlik kazandıran pilili yapı karşısında ufak ayrıntıda kaldığı, dolayısıyla davalı-karşı davacı tasarımı ile 2018 02539/15 sayılı tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimin aynı olduğu, manşet ve kol büzgüsü bakımından bulunan farklılıklar nedeniyle, davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalıya ait tasarımı kopyaladığından söz edilemeyeceği, ayrıca, davalı-karşı davacı tarafından sunulan internet sayfalarındaki ürünün yayınlanma tarihinin 2015 ve 2016 olarak görüldüğü, sitelerde yer alan ürünlerin 2018/02539/15 sayı ile tescilli tasarımla aynı görünümde olduğu, 6769 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi dikkate alındığında da; davacı-karşı davalı tasarımının tescilsiz tasarım olarak korumaya konu olamayacağı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile dava konusu 2018/02539/15 no.lu tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirkete ait endüstriyel tasarımın, pilili yapı başta olmak üzere bir çok unsur açısından davalı tarafa ait tasarım ile aynı olduğunu, tasarımlar arasında manşet ve kol büzgüsü bakımından farklar olmakla birlikte bu farkların tasarıma kimlik kazandıran genel benzerlik karşısında ufak ayrıntıda kaldıklarını ve bilgilenmiş kullanıcı nezdinde yarattıkları izlenimin aynı bulunduğunu, yenilik yönünden yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, müvekkilinin gerçek hak sahibi olarak yılda 2 sezon olarak ürettiği tasarımın, yine özgün tasarıma yapılan yenilik ile yeni bir tasarıma tescil alınmak suretiyle kamuya sunduğunu ve tescilli tasarım olarak kullandığını, diğer bir ifade ile iki sezondur kullanılan tasarımların birbirleri ile bire bir aynı özellikleri taşımadıklarını, müvekkilinin yeni ve ayırt edicilik niteliği taşıyan hükümsüzlüğü talep edilen tasarımı incelenirken kıyaslanan tasarımların, bilinen ve genel olarak ortak olan özellikleri değil, farklı özellikleri dikkate alınarak karşılaştırıldığını, tescilli tasarımdan doğan hakkın, kamunun kullanımına açık olan tasarımsal unsurları değil sadece yeni ve farklılık gösteren unsurları koruduklarını, dolayısıyla tasarımların bütünsel anlamda aynı izlenime sahip olmasının her zaman taklit olduğu anlamına gelmeyeceğini, mahkemece yapılan değerlendirmede taraflara ait tasarımların manşet ve omuz dikişi yönünden birbirlerinden farklı oldukları, lakin bilgilenmiş kullanıcı nezdinde genel izlenimlerinin aynı olduğu, bahsedilen farkların küçük farklardan öte gidemediği tespit edilmesine rağmen bu tespit ile çelişir nitelikte tasarımların birbirlerinden farklı olduklarının değerlendirildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve asıl davanın kabulü ile karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının asıl davada birden fazla bağımsız talebi bulunmakta olup her bağımsız talep yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, tek vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek asıl davada kurulan hükmün bu yönden kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, aynı davalıya karşı birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürmesi mümkün olup bu duruma davaların yığılması (objektif dava birleşmesi) denildiği, böyle hallerde, her bir asli talep yönünden ayrı ayrı yargılama giderlerinin ve bu kapsamda vekâlet ücretinin değerlendirilmesi gerekmekte olduğu, somut olayda da, dava dilekçesinin sonuç kısmında tedbir talebi dışında yalnızca tasarım hakkına tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep edilmiş olduğu, vekille temsil olunan davalı yararına reddedilen 2 asli talep yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine takdir edilmesi gerekirken mahkemece tek vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru görülmediği, bu yönden davalı-karşı davada davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulüne karar verildiği, dairece, İlk Derece Mahkemesince bu yönden kurulan hükmün esasına ilişkin bir değişiklik yapılmadığı, sadece feri nitelikteki vekâlet ücretine ilişkin kısım için yeniden hüküm kurularak İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davacı-karşı davalının vekilinin istinaf başvurusunun reddi ile asıl davanın reddine; davalı-karşı davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile karşı davanın kabulüne dava konusu tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı-karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava, tasarıma tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup karşı dava ise tasarım hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun), 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Kanun'un 69 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-karşı davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.