WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/1474 E.  ,  2024/5329 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1608 Esas, 2022/1748 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/340 E., 2017/1512 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket davalılardan ... Petrol ... Ltd. Şti. arasında 22.06.2001 tarihli 15 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığını, istasyonun bulunduğu taşınmazın malikleri olan diğer davalılar tarafından müvekkili lehine 03.07.2001 tarihinde, 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğini, müvekkili şirketin bayilik ve intifa ilişkisinin kendisine yüklediği bütün borçları yerine getirdiğini ve ilişkinin 15 yıl süre devam edeceği varsayımına dayalı olarak, duran varlık-inşaat adı altında istasyon için 257.220,48 TL inşaat harcaması yaptığını ancak Rekabet Kurulu kararları ile sözleşmenin tasfiyesinin zorunluluk arz ettiğini, bu nedenle sözleşme ve intifa ilişkisinin 18.09.2010 tarihinde son bulması konusunda mutabık kalındığını, sözleşmenin öngörülenden önce sona ermesi nedeniyle duran varlık inşaat bedeline ilişkin harcama tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz dahil bakiye 221.274,14 TL bedelin müvekkiline iadesinin gerektiğini, yapılan inşaat bakımından karşı tarafın haksız kazancı oluştuğunu, ihtarname ile söz konusu alacağın davalılardan talep edildiğini ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek 221.274,14 TL bakiye duran varlık inşaat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalılar ... Petrol Ür. Nak. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket dışında kalan diğer müvekkilleri yönünden yöneltilen davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, zira davacı şirket ile bayilik ve ariyet sözleşmelerini müvekkili şirketin yapmış olduğunu, davaya konu edilen harcamaların, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 22.06.2001 tarihli ariyet sözleşmesi uyarınca verilen malzemeler için yapıldığı iddia edilen giderlere ilişkin olduğunu, taraflar arasında yapılan bayilik ve ariyet sözleşmelerinin Rekabet Kurulu kararı uyarınca münfesih hale geldiğini, müvekkili şirketin iradesi dışında kusuru olmadan idari kararla fesih edilen sözleşmeler nedeniyle davacı şirketin müvekkili şirketten inşaat harcaması adı altında tazminat istemesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin ihtarı ile davacıdan ariyet olarak verilen malzemelerin teslim alınmasını istediğini, istasyon kuruluşu sırasında teslim edilen malzemelerden sökülebilir ve kullanabilir olanların tamamının sökülerek tutanakla teslim alındığını, sökülemeyen ve ekonomik ömrü tamamlandığı için kullanılamaz hale gelen bir kısım malzemelerin ise herhangi bir değer atfedilmediğinden götürülmediğini, iddia edilen inşaat harcamasının gerçek harcama miktarının çok üzerinde olduğunu, sözleşmenin 9 yıl ayakta kaldığını ve kullanılamaz halde olduğunu, bir bedel talep edilebilecek ise yıpranma payı ve amortisman düşüldükten sonra istenebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların akaryakıt bayiilik sözleşmesini Rekabet Kurulu'nun kararı çerçevesinde zorunlu olarak sona erdirdikleri, davacının bayiilik sözleşmesi ilişkisinin icra edileceği taşınmaz üzerinde akaryakıt istasyonu kurulması için bir takım harcamalar yaptığı, fakat bu bayilik sözleşmesinin 9 yıllık süre boyunca soluksuz devam ettiği, sözleşme ve intifa hakkının 08.09.2010 tarihi itibariyle hukuken geçersiz hale geldiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 11 inci maddesi hükmüne göre bayiilik sözleşmesinin taraflardan herhangi birinin kusuru olmaksızın başka bir nedenden dolayı sürdürülmesi mümkün olmazsa tarafı birbirlerine karşı herhangi bir sorumluluk altında kalmayacaklarının taahhüt edildiği, bu sorumluluk kavramının kapsamına sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan iade yükümlülüğünün de girdiği, davacının bu çerçevede sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatlarına göre davalı tarafın dava konusu akaryakıt istasyonu üzerinde yapılan ve sökülemeyecek nitelikte olan kalıcı yatırımların dava konusu taşınmaza değer katıyor olması ve davalı tarafın dava konusu taşınmaz üzerinde ticari hayatına devam ediyor olması nedeniyle sözleşmenin ifa edilemeyen kısmına denk gelen yatırım bedelini müvekkili şirkete sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ödemek durumunda olduğunu, taraflar arasında imzalanmış olan bayilik sözleşmesinin 11 inci maddesi hükmünün sebepsiz zenginleşmeden doğan talepleri de kapsamasının söz konusu olamayacağını, anılan maddede mücbir halin düzenlendiğini, sözleşmenin bu maddesi kapsamında taraflardan kaynaklanmayan bir hal nedeniyle sözleşmenin ifa edilememesi durumunda tarafların sözleşmedeki yükümlülükleri dolayısıyla birbirlerinden talepte bulunmayacaklarının kararlaştırıldığını, peşin olarak ödenen yatırım bedelinin veya yapılan kalıcı yatırım bedellerinin, sözleşmenin, taraflarının kusuru olmaksızın sonlanması durumunda dahi sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince talep ve dava edilmesinin mümkün olabileceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından; akaryakıt satış istasyonu kanopisi, akaryakıt satış kanopisi, akaryakıt tankı, gözlem çukuru, altyapı işleri, altyapı tesisat yenileme, ilave tesisat işleri ve akaryakıt alt yapı tesisatı olmak üzere 257.220,48 TL bedel yönünden sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle kalan süreye tekabül eden kısmının faizi ile birlikte iadesi talep edildiği, davacı tarafın talebinin sözleşmenin sona ermesi nedeniyle, sözleşme gereği üstlendiği edimin ifası kapsamında yaptığı sabit yatırım bedellerinin, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77 vd. maddeleri uyarınca sebepsiz zenginleşme hukuki temelinde iadesine ilişkin olduğu, sona eren sözleşme nedeniyle ileri sürülen talebin sözleşmenin uygulanması ile ilgili yükümlülüklerden olmaması sebebiyle sözleşmenin 11 inci maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin yerinde görülmediği, davacının sözleşme gereği yaptığını iddia ettiği sabit yatırımların davalı şirketin istasyonunun bulunduğu taşınmazın değerinde bir artış/fayda sağlaması, davalının kalıcı nitelikteki bu yatırımları kullanarak ticari faaliyetinin devam ettiğinin sabit olması halinde sözleşmenin işlemeyen süresine ilişkin kısmının iadesini talep etmesi mümkün olduğu, davacının talep ettiği kanopi bedeline ilişkin olarak, akaryakıt istasyonunda davacı tarafından yapılan kanopinin bulunmadığı, kanopi alt yapı imalatlarına ilişkin bir bilginin dosyada yer almadığı, saha betonlarının 9 yılı aşkın kullanım nedeniyle yıpranma sonucu yeniden yapıldığı, tank yerleri çukurları ve bağlantı mekanik boruları, fitings malzemelerinin de amortisman sürelerini doldurmaları nedeniyle yenilendiklerinin tespit edildiği, davalı şirket tarafından sunulan fotoğraflar ve davacıya gönderilen noter ihtarnamesi bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirket tarafından kanopinin ve tankın söküldüğü, davalı tarafından teslim alınmadığı, kanopi alt yapı imalatlarının yenilendiği, davacı tarafın talep ettiği alt yapı işleri, tesisat yenileme faturalarının açık olmadığı, yapılan işlemlerin net olarak anlaşılamadığı, kaldı ki bilirkişi tarafından bu imalatların da amortisman süresini doldurduklarından yenilendiklerinin tespit edildiği, dolayısıyla davacı tarafından yapılmış sabit yatırımların taşınmazın değerinde bir artış/fayda sağlamadığı, davalının kalıcı nitelikteki bu yatırımları kullanarak ticari faaliyetine devam etmediği, bu nedenle davacının talebinin haksız olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek ve ayrıca istinaf incelemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 355 inci maddesi gereği istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi yönünde vermiş olduğu kararı kaldırma gerekçesi davalılar tarafından istinaf konusu yapılmadığı gibi bu husus kamu düzenine ilişkin de olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin davanın esastan reddine dair gerekçesinin hatalı olduğunu, zira dava konusu harcamaların dökümü dava dosyasına sunulduğunu, bu harcamaların tümünün fatura ve yevmiye kayıtları ile sabit yatırımların işlenmiş olduğu mimari projenin de dava dosyasında mevcut olduğunu, kanopi ve kanopi inşaatının da davacı tarafından yapıldığının ispatlandığını, davalıların ise kanopi ve inşaatının yeni akaryakıt şirketi tarafından yıkıldığını ve yeniden yapıldığını iddia ettiğini, davalıların sabit yatırımı yıktıkları, yerine yenisini yaptıklarına dair dosya içerisine sunmuş oldukları bir belge/delil bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı taraf, bayilik sözleşmesinin ve intifa hakkı süresinin sonuna kadar süreceği düşüncesiyle yapılan ve Rekabet Kurulu kararı gereğince sözleşmenin süresinden önce sona ermesinden sonra da davalı tarafından kullanılmaya devam edilen kalıcı yatırım bedellerinden, kalan sözleşme süresine tekabül eden bakiye bedelin davalıdan tahsilini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.