WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/1410 E.  ,  2024/4723 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/493 Esas, 2022/1771 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/90 E., 2019/1055 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı banka şubesinden kullandığı 4 adet taksitli kredinin 22.06.2017 tarihinde kapatıldığını, kredilerin kapatılması sonrasında davalı tarafından müvekkilinin bilgi ve izni olmaksızın 95.009,62 USD paranın haksız olarak tahsil edildiğini, davalı bankaya yapılan başvurudan sonuç alınamadığını, yapılan kesintinin hukuka aykırı olduğunu, genel kredi sözleşmesinin dayanak maddesini içeren sayfasında müvekkilinin imzasının bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinden komisyon talep edilmesinin mümkün olmadığını, komisyon tahsiline ilişkin hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olması nedeniyle geçersiz olduğunu, ayrıca kesilen %2,5 komisyon ve KKDF'nin fahiş olup diğer banka oranlarının sorularak dikkate alınması gerektiğini belirterek şimdilik 5.000,00 USD'nin 22.06.2017 tarihinden itibaren bankalarca yabancı para cinsinden mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; genel kredi sözleşmeleri imzalanmadan önce sözleşme örneği davacıya teslim edilerek davacının bilgilendirildiğini, davacının bu hususta müşteri bilgilendirme ve genel kredi sözleşmesi teslim formlarını imzaladığını, sözleşmenin her sayfasında davacının imzasının bulunması zorunluluğunun olmadığını, sözleşmeler kitapçık şeklinde olup sonradan ekleme yapılmasının mümkün olmadığını, sözleşmelerin son sayfasında da kaç sayfa ve maddeden oluştuğunun yazıldığını, tacir olan müvekkilinin verdiği hizmet karşılığında ücret ve komisyon talep hakkının bulunduğunu, kredinin erken kapatılması halinde komisyon alınacağının sözleşmelerde yer aldığını, erken ödeme halinde bankalarca komisyon alınmasının teamül haline geldiğini, dava konusu bedelin sözleşmeye ve bankacılık uygulamalarına uygun olarak tahsil edildiğini, davacının kredilerinin erken kapatılması sırasında, tarifede %4-6 oran bulunmasına rağmen %2,5 oranında komisyon ve bu tutarın %5'i oranında BSMV tahsil edildiğini, davacının da ihtirazi kayıt olmadan ödemeleri yaptığını, bu konuda diğer banka uygulamalarının da incelenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince emsal uygulamaların araştırılması amacıyla işlem hacmi yüksek 5 ayrı bankadan konu ile ilgili bilgilerin toplandığı, bilirkişi incelemesi ile; davalı banka tarafından davacıya 30.01.2014, 25.08.2014 ve 06.01.2015 tarihli genel kredi sözleşmeleri kapsamında krediler kullandırıldığı, davacı tarafından bu kredilerin 22.06.2017 tarihinde erken kapatılması sırasında erken kapama komisyonu adı altında 95.009,63 USD tutarında tahsilat yapıldığı, her üç genel kredi sözleşmesinin müşteri bölümlerinin davacı tarafından imzalandığı ve sözleşmenin geçerli olduğu, davalı banka tarafından davacı lehine kullandırılan ticari kredilerin erken kapatılması esnasında tahsil edilen 95.009,63 USD'lik tutardan, emsal banka uygulamaları da gözetildiğinde 94.714,23 USD'lik bölümün sözleşme ve bankacılık uygulamaları çerçevesinde tahsil edildiği ve yerinde olduğu, buna göre davacının açıklanan kredilerle ilgili olarak iadesini isteyebileceği tutarın 295,40 USD olduğu gerekçesiyle, 295,40 USD üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı banka şubesinden kullandığı taksitli kredilerin 22.06.2017 tarihinde kapatıldığını, kredilerin kapatılması sonrasında davalı tarafından müvekkilinin bilgi ve izni olmaksızın 95.009,62 USD'nin haksız olarak tahsil edildiğini, genel kredi sözleşmelerinin dayanak 2.8 maddesini içeren sayfasında müvekkilinin imzası bulunmadığını, ilgili sayfada müvekkilinin imzasının bulunmaması nedeniyle komisyon tahsil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, imza bulunmadığından davalının ilgili sayfalarda istediği değişikliği yapabileceğini, ayrıca müvekkiline verildiği iddia edilen müşteri bilgilendirme teslim formlarında sözleşmenin 2.8 maddesindeki erken kapama komisyonundan bahsedilmediğini, bu durumun da komisyon ücretinin taraflar arasında hiç konuşulmadığını gösterdiğini, sadece Ziraat Bankası ve Halk Bankasının komisyon oranları yerine daha yüksek oranların esas alınmasının doğru olmadığını, ayrıca komisyona ilişkin hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olması nedeniyle geçersiz olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dairelerinin emsal dava dosyalarından tesbit edildiği üzere ortalama oranlar %2-4 arasında olup davalı bankaca uygulanan %2,5 erken kapama komisyonu oranı, fahiş olmayıp emsal banka uygulamalarına da uygun olduğu, bu nedenle mahkemece %2,5 oranın makul oran kabul edilerek bu oranı aşan kısmın davacıya iadesine fazla istemin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/371 E., 2013/606 K. ve 27.12.2013 tarihli kararı Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Başkanlığının 2013/371 E., 2014/13503 K. ve 29.04.2014 tarihli ilamı ile onandığını, söz konusu ilamda “Genel işlem koşulları içeren sözleşmeye veya ayrı bir sözleşmeye konulan bu koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtlar, tek başına, onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmaz. Davacı kendisinden haksız olarak alınan bu bedellerin dava tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiziyle tahsilini istemiştir. Bankalar, Anonim Şirket statüsünde olup, kredi sağlama, kredi verme ve topladıkları kredileri değerlendirme gibi birçok işi gerçekleştirirler. Esas faaliyet alanı itibariyle sürekli parayla iştigal etmektedirler. Kural olarak temerrüt 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 117 inci vd. madde hükümlerine tabiidir. Ancak bankanın faaliyet alanı değerlendirildiğinde, haksız surette alınan bu bedellerinin hesaba girdiği andan itibaren banka tarafından nemalandırıldığı ve bundan gelir elde edildiği kuşkusuzdur. Genel hukuk prensiplerinden olan hiç kimse kendi kusuruna dayanarak menfaat elde edemez ilkesi gözetildiğinde, bankanın yasal dayanağı olmaksızın aldığı bu kalemlerin hesabına girdiği andan itibaren faizi ile birlikte iade etmesi hakkaniyet ve adalete uygun olur.” şeklinde karar vererek açılan davanın kabulüne karar verdiğini, emsal nitelikteki kararın da davaya konu olayda tartışılması gerektiğini, özellikle davanın başından beri bu sözleşmenin müvekkil şirkete bir örneğinin verilmemiş olduğu hele ki yapılan yargılamada mahkeme dosyası içeriğine dahi sunulmamış olduğu ve zorla sunulduğu açık olarak dosyadan anlaşılmakla bu husustaki gerekçesi hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini, bu durumda da sözleşmenin matbu bir nitelikte olduğu ve hatta Borçlar Kanunu'nda belirtilen genel işlem koşullarına ilişkin açıklamalarında haklı olduklarını, ayrıca yine açılan davada en başından itibaren sözleşme içeriğinde bu şekilde bir maddenin varlığından haberdar olunmadığını ve bu maddenin olduğu bölümde müvekkili şirketin herhangi bir imzasının bulunmadığını ve kabul edilmediğini belirtilmesine rağmen bu hususta gerektiğinde bankanın eski müdürünün dahi tanık olarak dinletilebileceği belirtilmesine rağmen bu hususlarda hiçbir araştırma yapmaksızın eksik ve hatalı değerlendirme ile İstinaf isteminin reddine karar verildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari kredinin erken kapatılması nedeniyle banka tarafından tahsil edilen kredi erken ödeme komisyonu tutarının iadesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanunu'nun 177 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.