WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/1403 E.  ,  2024/4481 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1370 Esas, 2022/1548 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/675 E., 2020/456 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri imzalandığını, davacıya kullandırılan krediler nedeniyle müvekkili aleyhine aynı gün hem ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi yapıldığını hem de toplam 348.105,36 TL alacağın tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, her iki takibin de aynı alacağa ilişkin olduğunu, bu durumun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesine aykırı olduğunu, müvekkili şirketin hem asaleten hem de kefaleten davalıya olan borçlarının tamamının grup şirketlerinden ... İnşaat..Şti. tarafından verilen ipotek ile teminat altında olduğunu ileri sürerek 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesine aykırı olarak yapılan Eskişehir 1.İcra Müdürlüğünün 2019/4409 E. sayılı dosyası nedeniyle davalıya borçlarının bulunmadığının tespiti ile davalı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili banka arasında imzalanan 28.01.2016 tarihli ve 13.12.2016 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmelerine dayalı olarak müvekkili banka nezdinde ticari kredi ve kredi kartı kullandığını, bu alacakların teminatı olarak müteselsil kefil ... İnşaat... Şti. taşınmazı üzerinde, 21.12.2016 tarihli ve 44194 sayılı resmi senet ile 520.000,00 TL bedelli ipotek (süresiz, 1. dereceden) tesis ettirdiğini, ipotek resmi senedinde, ipoteğin adı geçen borçlu davacı şirketin müvekkili bankaya açılmış ve açılacak tüm kredileri ile doğmuş ve doğacak bütün borçlarını teminat kapsamına aldığının kabul edildiğini, davacının kefaleti nedeniyle de borçlandığı alacakların da kapsama dahil edildiğini, ancak resmi senedin en başında bu ipoteğin dayanağının borçlu davacı ile müvekkili arasındaki anlaşma olduğunun belirtildiğini, ipoteğin yalnızca davacı ile müvekkili arasında sözü edilen sözleşmelerin teminatı olduğunu, borçlu ve müteselsil kefillerine hesap kat ihtarnamesi gönderildiği halde ihtarnameye bir cevap verilmediğini ve herhangi bir ödemenin de yapılmadığını, bunun üzerine dava konusu ilamsız icra takibinin ve ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibin başlatıldığını savunarak davanın reddi ile %20 tazminata karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı alacaklı vekilince aynı kredi sözleşmesinden dolayı davacı aleyhine aynı gün hem ilamsız icra takibi hem de rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmış olup, 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi gereğince alacaklının öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapması gerektiği, bu nedenle dava konusu ilamsız icra takibinin bu aşamada yapılamayacağı, bu durumda davanın kabulü gerektiği, her ne kadar davacı vekilince davalıdan tazminat isteminde bulunmuş ise de, davalının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığından davacının tazminat isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Eskişehir 1. İcra Dairesinin 2019/4409 E. sayılı dosyasındaki takipten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibinin yanı sıra tahsilde tekerrrür olmamak kaydıyla ilamsız icra takibinin de başlatıldığını, davacı ile müvekkili arasında imzalanan 13.12.2016 ve 28.01.2016 tarihli iki adet genel kredi sözleşmesine istinaden davacıya ticari kredi ve ticari kredi kartı kullandırıldığını, bu alacakların teminatı olarak müteselsil kefil ... İnşaat ...Ltd. Şti. taşınmazı üzerinde 21.12.2016 tarihli ipotek resmi senedi ile 520.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, ipoteğin borçlu ... Maden..Ltd. Şti.'nin müvekkili bankaya açılmış ve açılacak tüm kredileri ile doğmuş ve doğacak bütün borçlarını teminat kapsamına aldığının kabul edildiğini, davacının belirttiği kısımda da borçlu davacının kefaleti nedeniyle de borçlandığı alacakların da kapsama dahil edildiğini, ancak resmi senedin en başında bu ipoteğin dayanağının borçlu davacı ile müvekkilinin arasındaki anlaşma olduğunun belirtildiğini, ipoteğin yalnızca davacı ile müvekkili arasındaki yukarıda belirtilen sözleşmelerin teminatı olduğunu, ipoteğin kefilin kendi kefaletinin teminatı değil, davacı borçlunun müvekkili bankaya asaleten ve kefaleten olan tüm borçlarının teminatı olarak verildiğini, nitekim her iki takipte de "tahsilde tekerrür olmamak" ibaresinin bulunduğunu, ipotek takibinde takip talebi ve ödeme emrinde yer alan özel ibare ile takiplerin irtibatlandırıldığını, ipotek miktarını dosya borcunu karşılamaya yetmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı asıl borçlu lehine söz konusu ipotek resmi senedine konu taşınmaz üzerinde tesis edilen ipotek ile davacı asıl borçlunun ilamlı icra takibine dayanak 28.12.2016 ve 12.12.2016 tarihli genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan kredi alacağının teminat altına alınmış bulunduğu, ipotek meblağının 520.000,00 TL olduğu ve davacı asıl borçlu hakkında başlatılan gerek ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibinde gerekse ilamsız icra takibinde toplam 348.105,36 TL kredi alacağının tahsilinin talep edildiği, kredi borcunun ipotek meblağını aşmadığı, bu durumda 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesi gereğince davalı banka tarafından kredi alacağının tahsili için tesis edilen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yapılmadan davacı asıl borçlu aleyhine aynı genel kredi sözleşmelerinden doğan kredi alacağının tahsili için genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi yapılmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince verilen kararda herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle, takiplerin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla yapıldığını, ipotek senedinde ipoteğin dayanağının yalnızca davacı ile müvekkili arasındaki sözleşmeler olduğunun açıkça belirtildiğini, ipotekli takip dosyası ile borcun tamamının kapatılamayacağını, alacağı karşılamayacağı açık olan teminatla birlikte ilamsız takip yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, aynı kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yapılmadan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi yapılmasının mümkün olup olmadığı ve dolayısıyla aynı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takip nedeniyle davacının borçlu olup olmadığı hususuna ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı Kanun' un 45 inci ve 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.