11. Hukuk Dairesi 2023/1320 E. , 2024/4395 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2525 Esas,2023/39 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Borçka Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2021/6E., 2021/195 K.
Taraflar arasındaki şirkete kayyım atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 22.05.2017 tarih 2017/6 sayılı yönetim kurulu kararı ile müvekkillerinden ...'in yönetim kurulu başkanı, diğer müvekkilinin ise yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, şirketin yönetim kurulu görevinin 22.05.2020 tarihi itibariyle sona erdiğini, ancak şirketin iki pay sahibinin yabancı uyruklu olması ve pandemi nedeniyle genel kurul kararı veya yönetim kurulu kararıyla yönetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin uzatılmaması gözetildiğinde şirketin organsız kaldığını, organsız kalan şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmesini teminen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 530 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında şirket işlerini yürütmek üzere kayyım atanması talebinde bulunulduğunu ileri sürerek şirketin yeminli mali müşaviri Resul Arslan'ın, olmadığı takdirde ...'ın kayyım olarak atanmasına, şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması gerektiği, şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmenin mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olmasının da 6102 sayılı Kanun'un sistematiği içinde giderilmesinin her zaman mümkün olduğu, somut olayda şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunmakta olup, anonim şirketlerde görev süresi biten yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine dair bir hükmün bulunmadığı, mevcut yönetim kurulunun yeni yönetim seçilene kadar olağanüstü ve acil durumlar için görevine devam edeceği, davacılar, iki pay sahibinin yabancı uyruklu olduklarını belirtmiş iseler de pandemi kısıtlamalarının sona ermiş olması, yabancı uyruklu pay sahiplerinin de ülkeye girişinin mümkün olduğundan tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hatalı değerlendirmelerle ve yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'da görev süresi biten yönetim kurulu üyelerinin süre bitiminde bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine dair bir düzenlemenin bulunmadığı, yeni yönetim kurulu seçilene kadar olağanüstü ve acil durumlar için görevlerinin devam edeceği, bu haliyle davalı şirketin organsız kaldığından söz edilemeyeceği, öte yandan yönetim kurulunun fiziken bir araya gelip toplanması gerekmediği gibi elektronik ortamda da yönetim kurulu toplantılarının yapılabileceği ve pandemi yasaklarının ortadan kalktığı gözetildiğinde halihazırda görevine devam ettiği anlaşılan yönetim kurulunun görev süresi biten yönetim kurulu yerine yeni yönetim kurulunu seçmek üzere genel kurulu toplantıya çağırma imkanının da bulunduğu, bu yolların tüketilmediği ayrıca dava dilekçesinde şirketin feshinin de talep edilmediği gözetildiğinde somut olayda 6102 sayılı Kanun'un 530 uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirkete kayyım atanması gerekip gerekmediğine noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 427 nci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları.
2.Dairemizin 22.01.2021 tarih, 2020/871 Esas, 2021/1558 Karar ve 04.11.2019 tarih, 2018/5724 Esas, 2019/6752 Karar sayılı kararları.
3. Değerlendirme
Dava, davalı anonim şirketin yasal ve zorunlu organlarının yokluğu nedeni ile yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanağı 4721 sayılı Kanun'un 427 nci maddesinin dördüncü fıkrası olup, bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Bu yöndeki istemin, mahiyeti itibariyle mahkemeden geçici hukuki koruma önlemine dair karar verilmesi niteliğinde olduğunda kuşku yoktur.
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemelerin Kanunu'nun 382 nci maddesinin birinci fıkrasında, uyuşmazlığın hangi ölçütlere göre çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıklanmış, Kanun'un ikinci fıkrasında da çekişmesiz yargı kapsamında olan işler sayılmış, 6100 sayılı Kanun'un 382/2-b-19 maddesinde de vesayet işlerinin çekişmesiz yargı işlerinden sayıldığı düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) fıkrasında ise çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararların temyizinin kabil olmadığı öngörülmüştür.
Açıklanan yasal düzenlemeler karşısında 4721 sayılı Kanun'un 427 nci maddesinin dördüncü fıkrasında hukuki dayanağını bulan eldeki kayyım tayini davası, 6100 sayılı Kanun'un 382/2-b-19 uncu maddesinde düzenlenen vesayet işleri kapsamında bulunması nedeniyle çekişmesiz yargı işi olduğu gibi mahiyeti gereğince 6100 sayılı Kanun'un 10 uncu kısmında yer verilen geçici hukuki koruma önlemi istemine ilişmesi nedeniyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesinin birinici fıkrasının (ç) ve (f) bentleri gereğince temyiz edilemeyeceğinden 6100 sayılı Kanun'un 366 ncı maddesi delaletiyle 346 ncı maddesi gereğince davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
Peşin alınan temyiz harcının istekleri hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!