11. Hukuk Dairesi 2023/1309 E. , 2024/4377 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/264 Esas, 2022/1674 Karar
HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2013/419 E., 2019/1038 K.
Taraflar arasındaki menfi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 08.03.2013 vade tarihli, 650.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yaptığını ancak senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, davacı ile davalının kardeş olduklarını, tarafların babaları ve ortak murisi olan ...'in müvekkilinden teminat amacıyla boş senet alıp kendisine ait özel kasaya koyduğunu, murisin 28.05.2012 tarihinde vefat ettiğini, davalının murisin vefatından sonra bir şekilde senedin saklandığı kasaya erişip senedi çaldığını ve müvekkili adına sahte imza atarak senedi doldurduğunu, anlatılan bu olaylara tarafların annesi olan ...'ında şahit olduğunu ve adı geçenin şahitliğini ifade eden bir mektubu müvekkiline verdiğini ileri sürerek müvekkilinin davaya konu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, senede dayalı olarak yapılan takibin iptaline ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının doğru olmadığını, davaya konu edilen senedin miras paylaşım sözleşmesi kapsamında verilmiş senet olduğunu, piyasa koşulları dikkate alınarak miras paylaşım sözleşmesi yapıldığını, borç miktarı üzerinde mutabık kalınması neticesinde senedin tanzim edildiğini, davacının borcun ödenmemesi üzerine alınan ihtiyati haciz kararı sonrasında borcu ödememek için eldeki davayı açmış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı eldeki davada, davaya konu bononun teminat senedi olarak verildiğini ileri sürmekte olup, menfi tespit davalarında kural olarak davalı alacaklı alacağını ispatla yükümlü ise de takibe konu bono kambiyo senedi vasfında olup illetten mücerret olduğu, bu durumda bonodan dolayı borçlu olunmadığına dair ispat yükümlülüğünün davacıya ait olduğu, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince, davacı borçlunun, takip ve dava konusu edilen bononun teminat olarak verildiğini yazılı delille kanıtlaması gerekmekte olup, teminat iddiasının senet metninden anlaşılamadığı sabit olup, davacı vekilince, dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı, davacı vekilince, davaya konu bononun davalı tarafından çalınmak suretiyle ele geçirildiği, çalınma olayına müvekkilinin annesi olan ...'ında şahit olduğu ileri sürülmüş ise de; dosya içerisinde yer alan ve kesinleşen Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/314 E., 2015/102 K. sayılı karar içeriğine göre; davacının eldeki davada ileri sürdüğü iddialar nedeni ile başlatılan soruşturma neticesinde davalı ... hakkından Resmi Evrakta Sahtecilik ve Dolandırıcılık suçlarından açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde verilen karar ile, yaptırılan Grafolojik inceleme neticesinde senet üzerinde yer alan imzanın ...'e ait olduğu, davacının Annesi olan ....'ında şahit olarak dinlenilmesi sonucunda, 650.000,00 TL'lik senedin ... tarafından mal taksim anlaşması uyarınca ....e verildiğinin belirtilmiş olduğu gerekçesiyle ...'in beraatına karar verildiği ve kararın temyiz incelemesi neticesinde kesinleştiği; davacının eldeki davada, teminat senedi olarak tanzim olunan senedin davalı tarafından ele geçirildiği ve hukuka aykırı olarak doldurulmak suretiyle takibe konulduğu ileri sürülmüş ise de davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu senedin müvekkilinin yıllar önce babasına boş olarak verdiği teminat senedi olduğunu, davalının bu senedi murisin vefatından sonra çalıp doldurduğunu, müvekkilinin davalıya senet verilmesini gerektirir bir borcu bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesince, davalının ceza davasında beraat ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de ceza davasında verilen beraat kararının tek başına hukuk hakimini bağlamayacağını, dosyada mevcut olan delillerler birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu senedin davalıya miras taksimi nedeniyle verilmediğinin açıkça anlaşıldığını, davalının bunun aksini ispatlayamadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!