WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 17 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/128 E.  ,  2024/4379 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1035 Esas, 2022/1194 Karar
HÜKÜM : Başvuruların esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/1025 E., 2019/776 K.

Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu malın ayıplı olduğu iddiasına dayalı menfi tespit ve maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin işlenmiş deri satın alarak fason deri ceket diktiğini, bu ürünleri de yurt dışındaki ... şirketine ihraç ettiğini, dikimde kullanılan işlenmiş derileri de davalıdan satın aldığını, müvekkilinin davalıdan son olarak iki fatura tahtında işlenmiş deri satın aldığını ve karşılığında davalıya beheri 50.000,00 USD tutarında olan iki adet çek verdiğini, müvekkilinin almış olduğu işlenmiş derilerden ceket dikip 201.543,00 USD karşılığında ... Firmasına 3 parti halinde ihraç ettiğini, malın teslimi üzerine ... firmasınca yaptırılan testlerde, deri ceketlerde, Ülkemiz ve Avrupa Birliği Mevzuatı gereği olması gereken miktarın çok üzerinde Nonyl Phenol ve Nonnyl Phenol Etoksilat tespit edildiğini, ... firmasının test sonuçlarını müvekkili şirkete gönderdiğini, bu durumda ürünlerin uygunsuzluğunu davalı şirkete iletildiğini, davalı tarafın ise bu yüksek analiz değerlerinin zamanla azalacağını ifade ettiğini, oysa analiz değerlerinin zamanla daha da arttığını; aşırı yüksek değerlerin davalıya sorulduğunda; davalı tarafın Busan isimli firmanın bu derileri üzetirken yağ giderici kimyasal olarak bu maddeleri kullandığını bildirdiğini, durumu ... ile derhal paylaştıklarını, ... firmasının yasaklı olan bu maddelerin kullanılamayacağını, kullanılırsa ciltle teması halinde oluşan etkilenmenin sakıncalı olduğunu bildirdiğini, bu sebeple gönderilen parti malların imha edileceğinin bildirildiğini, davacı şirket ile ... arasında yapılan sözleşmenin 7 nci maddesine göre ceketlerin ayıplı olduğu, 8 inci maddesi ile ayıplı ürünler için tazminatın hesaplama yönteminin belirtildiği; bu çerçevede ... tarafından gönderilen mamullerin imha edildiğini ve %30 oranında da cezai şart (60.435,00 USD ) tahakkuk ettirildiğini, cezai şartında davacı şirket tarafından ödendiğini, böylece alınamayan mal bedeli + ödenen cezai şartın toplamı olan 461.880,80 USD zararlarının doğduğunu; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 219 uncu maddesi ile düzenlenen ayıplardan doğan sorumluluklar kapsamında davalı şirketten temin edilen malların ayıplı olması ve bu hususunda testlerle ortaya çıkan gizli ayıp niteliğinde olması sebebiyle 6098 sayılı Kanun'un 227 inci maddesi gereğince davalıdan tazminat isteme haklarının doğduğunu ileri sürerek müvekkilinin davaya konu 2 adet çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, 161.888,90 USD maddi tazminatın, müvekkilinin ihracat rejimi uyarınca uğradığı 20.951,11 USD'nin ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ... firmasına sattığı deri ceketlerin imalatında kullandığı derileri müvekkilinden değil dava dışı Burak Doğuş isimli bir kişiden satın aldığını, davalının müvekkilinden aldığı deri ceket miktarıyla ...'a sattığı miktarda deri ceket üretmesine imkan bulunmadığını, esasen müvekkilince davacıya yapılan satışın tarihi ve ihraç tarihleri gözetildiğinde davacının bu miktar ceketi üretecek bir zamanı da bulunmadığını, ... firması ile kendileri arasında ticari bir ilişki ya da yazılı bir anlaşmanın bulunmadığını; davacı ile de aralarında NPEO analiz sınırlaması konusunda bir anlaşmanın bulunmadığını; davacı ile aralarında süregelen ilişkide de, davacının analiz sınırlaması konusunda müvekkilinden bir talepte bulunmadığını; bununla birlikte müvekkili şirketin üç farklı deri numunesinde laboratuvar testi talep ettiği, sonuçların menfi olduğunu yani zararlı madde bulunmadığı; müvekkili şirket tarafından da sonuçların mail vasıtasıyla hem davacı şirkete hemde ... firmasına bildirildiğini; müvekkili tarafından yaptırılan laboratuvar sonuçlarına göre müvekkilince verilen deri mamullerin uygun olduğunu ... firması ve davacı firma tarafından bilindiğini ve parti mallarında bu şekilde kabul edilmesine rağmen daha sonra açılan bu davanın haksız olduğunu, davacının basiretli davranmadığını, kötü niyetli hareket ettiğini, ... firmasının isteklerini davacının müvekkili şirkete bildirmediğini, NPEO konusunda ... taleplerine aykırı olduğunu bilerek davacının üretim yaptığını, ...'un bu olumsuz sonucu fark etmesiyle kesilen cezadan kendilerinin sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu ürünlerin 17.03.2016 gününde 169096 sıra sayılı faturaya konu edilen deri olduğu, bunun işlendiği ve ceket haline getirildiği, daha sonra da ihracata konu yapıldığı, bilirkişi raporunda da açıklandığı gibi ayıbın somut olayımızda açık ayıp niteliğinde olduğu, zira davalının yaptırdığı test sonuçlarının 1.400 - 1.600 seviyesinde olduğu (oysa ülkemiz içinde bu seviyenin en çok 1.000 - yurt dışında avrupa birliği kriterleri gereğince ise 500 olması gerektiği), işlenmiş derideki zararlı madde seviyesinin normalin üstünde olduğu bizzat davalı tarafından yaptırılan testlerle ortaya çıktığı ancak davalının bu test sonuçlarını davacı ve ... firmasına bildirdiği, davacının bu test sonuçlarını bildiğinin, cevaba cevap dilekçesinin 3 üncü sayfasının 2 nci bendinden açıkça belli olduğu, durum böyle olunca tacir sıfatına bağlı basiretli davranma sorumluluğu kapsamında olan davacının, açık ayıp durumundaki ve Türkiye'de bile sınırın üzerindeki bu test sonucuna rağmen ayıp ihbarında bulunmadığı, bilakis davalıdan aldığı mamullerle ... için üretime devam ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi atfı ile somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca satılanı kabul etmiş sayılacağı ( alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse hükmü gereğince), kaldı ki, bir an için ayıbın gizli ayıp olduğu kabul edilse dahi, yurt dışı testlerinin 02.05.2016 tarihinde davacıya bildirildiğinin dava dilekçesi ekinden anlaşıldığı, yine 19 Mayıs tarihli test sonuçlarını bildiren faks örneklerinin dosyaya yansıdığı, davanın ise 20.09.2016 tarihinde açıldığı, bu tarihe kadar yapılmış bir ayıp ihbarının sunulmadığı, bu sebeple davadaki taleplerin süresi içinde ayıp ihbarında bulunmayan davacı tarafından istenemeyeceği nazara alınarak bu sebeple ... tarafından imha edilen deri ceketlerin davalı yanca verilen ceketler olup olmadığının da bir önem arz etmeyeceği, davacının usulünce uyap ihbarında bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin, "Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir." hükmünü haiz olduğunu, bu nedenle gerekçeli kararda belirtildiği gibi ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı kabul edilse dahi ağır kusurlu olan davalının salt bu sebeple sorumluluktan kurtulamayacağını, davaya konu ayıbın ancak profesyonel kuruluşlarca yapılan testlerle ortaya çıkabilecek nitelikte gizli bir ayıp olduğunu, buna rağmen ayıbın açık ayıp olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını, davalı şirketin müvekkiline ayıbın farkında olduğunu, derilerdeki bu maddelerin zamanla azalacağını bildirdiğini ancak zararlı maddenin azalmak bir yana çok daha fazla arttığını, müvekkilinin deri imalatçı olmadığını, bu nedenle deri aldığı davalı firmanın sözüne ve taahhüdüne güvenerek işlem yaptığını, Mahkemece kabul edildiği gibi "derileri ayıplı olduğunu bildiği halde ihraç etmesi" gibi bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığını, davalı firmanın beyanı üzerine "derilerdeki NPEO değerinin düşeceği bilgisine sahip olduğu için" deri ceketleri piyasaya sürdüğünü, dolayısıyla davacı şirkete karşı vermiş olduğu garantiye uymayan ve söz konusu zararın oluşmasına neden olanın yine davalı firma olduğunu, .... isimli kişinin davalı Şirkette veya davalı Şirket için çalıştığını, söz konusu ayıplı ürünlerin davalı Şirket tarafından imal edildiğini, .... şirketine satılacağını kendilerinin de bildiğini ve buna ilişkin olarak birçok yazışma ve işlem yaptığının açık olduğunu, davalı tarafın malların kendilerinden alınmadığına ve kendilerinden alınan malların ...'a gönderildiğini bilmediklerine ilişkin beyanlarının gerçeği yansıtmadığının da davalının cevap dilekçesindeki ikrarları ve yapılan incelemeler neticesinde ortaya çıktığını, bilirkişilerce verilen ilk raporun 5 inci maddesinde de belirtildiği üzere; "insan sağlığına ve çevreye bu derece zararlı olan 'npeo' kimyasalının yasal sınır değerlerine düşürmeye yarayan bir yöntem bulunmadığı, bu nedenle siparişçi ... Firması tarafından usulüne uygun şekilde imha edilmesinin, uygun olduğu" kanaatine varıldığını, müvekkilinin davalı yanca ayıplı ürün satılması nedeniyle dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında etraflıca açıkladıkları maddi ve manevi zararlara düçar olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili lehine tazminata hükmedilmemesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, satım sözleşmesine konu malın ayıplı olduğu iddiasına dayalı menfi tespit ve maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi.

3. 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile aynı Kanun'un 225 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.