11. Hukuk Dairesi 2023/124 E. , 2024/2052 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/890 Esas, 2022/1074 Karar
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVALARDA DAVACI : Net Lojistik Hizmetleri A.Ş. vekili Avukat ...
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/683 E., 2019/395 K.
BİRLEŞEN DAVA : İstanbul (Kapatılan) 46. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/90 E.
BİRLEŞEN DAVA : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1035 E.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 2014/1035 E. sayılı birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili, duruşma istemi olmaksızın davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 12.03.2024 günü hazır bulunan davacı vekili vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 01.02.2012 tarihinde imzalanan sözleşme ile müvekkilinin, davalı şirketin üretmiş olduğu emtiaların taşınması hizmetini üstlendiğini, müvekkilince verilen hizmetlerin karşılığı olarak fatura düzenlendiğini, işbu davanın konusunu oluşturan icra takibinin dayanağını oluşturan 99 adet faturadan 97'sinin nakliye hizmetinden kaynaklandığını, 02.01.2012 tarihli 707347 ve 02.01.2012 tarihli 707348 nolu iki adet faturanın ise sözleşmenin 5.6 ve 5.7. maddesine göre düzenlenmiş faturalar olduğunu, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine davalı hakkında ilamsız icra takibi başlattıklarını, takip işlemi ve davalıya yapılan tebligat sonrasında davalı tarafından 03.07.2017 tarihinde 264.641,29 TL ve 10.07.2017 tarihinde 138.821,19 TL olmak üzere toplam 403.502,48 TL'nin davalı tarafından müvekkiline ödendiğini, söz konusu bu ödeme miktarının düşülmesi sureti ile kalan miktar olan 762.734,14 TL üzerinden itirazın iptaline ilişkin işbu davayı açtıklarını, itiraz dilekçesi incelendiğinde müvekkili şirketin alacaklarını 70.303,17 TL dışındaki diğer alacaklara karşı herhangi bir itirazlarının bulunmadığını ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve etmiştir.
2.Birleşen İstanbul (Kapatılan) 46. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/90 E. sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile imzalamış oldukları taşıma sözleşmesi gereğince verilen hizmet nedeni ile 174 adet nakliye hizmetinden kaynaklanan faturalar ve 01.06.2012 tarihli 146250 ve 01.09.2012 tarihli 741542 nolu iki adet sözleşme gereğince beklemeye ilişkin fatura ve 18.07.2012 tarih 387739, aynı tarih 387740 nolu faturaların ise davalı şirket tarafından düzenlenen 515786 nolu faturaya istinaden iade bedeline ilişkin faturalar olduğunu, bu faturalardan kaynaklı olarak davalı hakkında ilamsız icra takibi başlattıklarını 25.02.2013 tarihinde davalı tarafın 1.269.431,75 TL tutarında ödeme yaptığını, bu miktarın mahsubu sureti ile kalan 1.248.388,15 TL alacak için itirazın iptali davasını açtıklarını ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
3.Birleşen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1035 E. sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sözleşme gereğince düzenlemiş olduğu 14.02.2011 - 31.05.2012 tarihi aralığında toplam 1287 adet faturayı davalıya tebliğ ettirdiğini ancak ödenmediğini, bu faturaların süresinde ödenmemesi sebebi ile müvekkili şirket tarafından 21.06.2012 tarihli 47.006,66 TL faturaları ve 21.06.2012 tarihli 288.882,12 TL bedelli vade farkı faturaları düzenleyerek ihtarname ile davalıya gönderdiğini ancak süresinde ödenmediğini, bunun üzerine bu faturalardan kaynaklı alacağı üzerine takip başlattıklarını yine aynı takip talebi ile sözleşmenin 5.6 ve 5.7. maddelerine istinaden motorin fiyatlarında artış-azalışların nasıl yapılacağı ve motorin fiyatlarında değişmelere esas olarak hangi birim fiyatlarını dikkate alınacağının belirlenmesi nedeni ile sözleşme gereğince "Petrol Ofisi İzmir Merkez Euro Dizel" fiyatlarının esas alınacağını, oysa davalı tarafça Pro Dizel benzinin birim fiyatının dikkate alındığını, bu nedenle arada oluşan fark nedeni ile 01.06.2012 tarihli 11.531,66 TL ve aynı tarihli 22.318,24 TL bedelli faturaların davalıya tebliğ edildiğini ve bu iki fatura nedeni ile aynı icra dosyasında talepte bulunduklarını ancak davalının itiraz ederek takibi durdurduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan sözleşme ve bu sözleşmenin eki mahiyetindeki Teknik Şartname gereğince müvekkili şirketin yurt içi bir kısım nakliye işlemlerini davacının üstlendiğini sözleşme ve şartnamenin 01.02.2012 tarihinde yürürlüğe girdiğini ve 23 ay süreli olduğunu, sözleşmede taşıma işleminin açıkça belli olduğunu, işlerin en yoğun olduğu yaz sezonu geldiğinde davacı tarafın nakliye hizmetini aksattığını, araç tedarikini yavaşlattığını, davacı ile yapılan anlaşmada belirlenen bedelin çok üzerinde bir bedelle 3. kişi ve firmalara nakliye yaptırılmak zorunda kalındığını, sözleşmede bu durumun hüküm altına alındığını, 3. kişilere yaptırılan taşıma sebebi ile ödenmek zorunda kalınan nakliye fiyatının %50'si kadarının davacıya yansıtma hakkı bulunduğunu ve fatura edildiğini, faturaların tebliğ edildiğini, sözleşmede ki açık hükme rağmen müvekkilince kesilen yansıtma faturalarına davacının itiraz ettiğini ve vadesi gelmeyen kendi faturası için takip başlattığını, icra takip tarihi itibariyle müvekkili şirketin taahhuk etmiş muaccel borcu olmadığını, sözleşmeye göre nakliye bedeli iadesi, nakliye fiyat farkı ve mağduriyet telafisi olarak adlandırılan sözleşmenin 4.10, 7.4 ve 7.12. maddelerinde düzenlenen faturalar gönderdiklerini, davacı tarafın faturalara itiraz ettiğini, oysaki müvekkilince kesilen faturaların sözleşmelere uygun olduğunu, ayrıca sözleşmenin 5.8. maddesine göre müvekkilinin ödemelere taşıyıcı tarafından gönderilen faturaları aldığı tarihten 30 gün sonraki ilk Salı günü ödeyecektir ibaresine rağmen vadesi gelmeyen faturaları da takibe koyduğunu, davacı tarafın Ağustos ayı başında taşımayı tamamen durdurduğunu, ayrıca bir kısım faturalara itiraz edilerek davacıya iade edildiğine, diğer 7 adet faturanın ise müvekkili kayıtlarında olmadığını belirterek, takas ve mahsup definde bulunduklarını müvekkilince davacı şirkete kesilen faturalarda ayrıntılı olarak belirtilen 400.000,00 TL alacaklarının takas ve mahsubuna, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan sözleşme ve bu sözleşmenin eki mahiyetindeki... Nakliye Teknik Şartnamesi gereğince müvekkili şirketin yurt içi bir kısım nakliye işlemlerini davacının üstlendiğini sözleşme ve şartnamenin 01.02.2012 tarihinde yürürlüğe girdiğini ve 23 ay süreli olduğunu, sözleşmede taşıma işleminin açıkça belli olduğunu, işlerin en yoğun olduğu yaz sezonu geldiğinde davacı tarafın nakliye hizmetini aksattığını, araç tedarikini yavaşlattığını, araçlarının sezonluk diğer işlerde kullandığını bu nedenle müvekkilinin ciddi mağduriyetler yaşadığını, yaz sezonu nedeni ile nakliye fiyatlarının yüksek olmasından dolayı pazarlık şansına sahip olunmadığı için davacı ile yapılan anlaşmada belirlenen bedelin çok üzerinde bir bedelle 3.kişi ve firmalara nakliye yaptırılmak zorunda kalındığını, sözleşmede bu durumun hüküm altına alındığını, 3.kişilere yaptırılan taşıma sebebi ile ödenmek zorunda kalınan nakliye fiyatının %50'si kadarının davacıya yansıtma/fatura etme hakkı bulunduğunu ve fatura edildiğini, faturaların tebliğ edildiğini, sözleşme çerçevesinde mahsup işleminin yapılarak taahhuk eden bakiye alacağın sözleşmede belirtilen vade geldiğinde eksiksiz olarak davacı şirkete ödendiğini, sözleşmede ki açık hükme rağmen müvekkilince kesilen yansıtma faturalarına davacının itiraz ettiğini ve vadesi gelmeyen kendi faturası için takip başlattığını, icra takip tarihi itibariyle müvekkili şirketin taahhuk etmiş muaccel borcu olmadığını, davacı şirketin yükümlülüklerinin "taşıyıcı yükümlülükleri" başlıklı 4 ve 8.madde ile ekindeki teknik şartnamede, müvekkili şirketin haklarının da sözleşmenin 6, 7 ve 8.maddeleri ile teknik şartnamede düzenlendiğini buna göre hafta içi hergün sabah araç temini taleplerinin yerine getirilmesi gerekli sayıda ve nitelikteki aracın müvekkili şirkete ait iş yerinde yükleme pusulası ile birlikte hazır edilmesi gerektiğini, sözleşme gereği yükleme pusulası olmayan araçlara yükleme yapılmadığını yine sözleşme gereğince söz konusu iş ağır ve tehlikeli iş kabul edildiğinden şöför ve yardımcı çalışanlarda dahil olmak üzere yönetmelik gereği giyilmesi zorunlu kıyafet, koruyucu gözlük, ayakkabı ve ekipmanların giyilmiş olması gerektiğini, müvekkili şirketin araç taleplerini hem sözlü olarak hem de mail ve fax yolu ile davacıya ilettiğini ancak gerekli nitelikte ve sayıda aracın hazır edilmediğini bununla ilgili tutanak tutulduğunu, bunun üzerine müvekkilince davalıya ihtarnameler gönderildiğini, müvekkilinin 3.kişi yada firmalara taşıma hizmeti yaptırmak zorunda kaldığını, sözleşmeye göre nakliye bedeli iadesi, nakliye fiyat farkı ve mağduriyet telafisi olarak adlandırılan sözleşmenin 4.10, 7.4 ve 7.12. maddelerinde düzenlenen faturalar gönderdiklerini, davacı tarafın faturalara itiraz ettiğini, oysaki müvekkilince kesilen faturaların sözleşmelere uygun olduğunu, ayrıca sözleşmenin 5.8.maddesine göre müvekkilinin ödemelere taşıyıcı tarafından gönderilen faturaları aldığı tarihten 30 gün sonraki ilk Salı günü ödeyecektir ibaresine rağmen vadesi gelmeyen faturaları da takibe koyduğunu belirterek davacının itirazının iptalinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Birleşen dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl dosyaya sunmuş olduğu cevaplarını aynen tekrarlayarak ayrıca davacının faturalardan kaynaklı alacakları için başlattığı takip taleplerini faiz talebinde bulunduğunu bu dosyaya konu icra dosyası ile talep ettiği vade farkının da dolayısıyla faiz olduğunu bu nedenle mükerrer talep niteliği taşıdığını, diğer faturaların ise yakıt farkı faturaları değil nakliye fiyatının davacı tarafından tek yanlı olarak artırılmasından kaynaklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İlk Derece MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dosyada; icra takip tarihi itibariyle muaccel olmayan faturalar toplamının 408.902,10 TL yaptığı, dolayısı ile 408.902,10 TL davacı alacağının muaccel olmadığı, davalının kendi defterlerine kayıt ettiği fatura toplam miktarının 1.095.933,45 TL olduğu, bu miktardan muaccel olmayan alacak miktarı olan 408.902,10 TL çıkartıldığında geriye kalan muaccel alacak miktarının 687.031,35 TL olduğu, takip tarihi ile dava tarihi arasında 03.07.2017'de 264.681,29 TL, 03.07.2017'de 18.612,26 TL, 10.07.2017 tarihinde ise 138.821,19 TL olmak üzere toplam 422.114,74 TL davalı tarafından ödeme yapıldığı, dava tarihinden sonra ise davalının 393.874,04 TL daha ödediği, 90 adet faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının itiraz dilekçesinde 6 adet nakliye hizmet bedeli, 1 adet bekleme bedeli ve 2 adet nakliye fiyat farkı faturası toplamı olan toplam 9 adet 70.303,17 TL'lik faturayı kabul etmediği, 6 adet nakliye hizmet bedeli faturası ve ekinde sunulan taşıma irsaliyesi incelendiğinde irsaliyelerde taşımanın yapılarak gideceği yere teslim edildiğine ilişkin herhangi bir kayıt ve imza bulunmadığı, ayrıca faturaların davalı tarafa tebliğ edildiğinin de ispat edilemediğini, 6 adet nakliye hizmet bedeline ilişkin davacı faturasının dikkate alınamayacağını, 2 adet nakliye fiyat farkı yönünden ise sözleşmenin 5.7.maddesinde Petrol Ofisi İzmir Dizel fiyatı yazılı olup davacının Euro Dizel birim fiyatını esas almasının doğru olmadığı, bu nedenle nakliye fiyat farkı faturasının da dikkate alınmadığı, yine defterlerinde kayıtlı olmayan ve davacıya iade edilen bekleme bedelli fatura açısından davacı iddiasını ispat edemediğinden bu faturanın da dikkate alınmadığı, davalının yaptığı ödemeler mahsup edilince muaccel olmayan kalan alacak miktarının 270.080,91 TL olduğu, 1.095.933,45 TL'den takip ile dava arasında yapılan ödeme miktarı olan 422.114,74TL mahsup edildiğinde kalan alacak miktarının 673.818,71 TL olduğu, 138.821,19 TL'lik kısım davalı tarafça kendi rızası ile yaptığı muaccel olmayan alacağa ilişkin olduğu, muaccel olmayan 408.902,10 TL'den 138.821,19 TL düşüldüğünde muaccel olmayan alacak miktarının 270.080,91 TL olacağı, 673.818,71 TL'den muaccel olmayan alacak miktarı olan 270.080,91 TL mahsup edildiğinde davacının ana dosyadan talep edebileceği muaccel alacak miktarının 403.737,80 TL olarak saptandığı, dava tarihinden sonra 25.07.2012 tarihinde ödenen 393.874,04 TL'nin icra müdürlüğünce infazda nazara alınacağı, takip tarihi dikkate alındığında davacı tarafın %40 oranında icra inkar tazminatı talep edebileceği, davalı taraf takas ve mahsup iddiasını sadece kendi düzenlemiş olduğu fatura haricinde başka bir delil ile ispatlayamadığından davalı tarafın takas ve mahsup iddiasının reddi gerektiği; birleşen 46. Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyası yönünden; davacı taraf 18.09.2012 tarihinde 177 adet faturaya dayalı olarak takip başlatmış olup fatura tarihleri itibari ile alacağının muaccel olduğu, davalı taraf takip ile dava arasında 1.269.431,75 TL ödeme yapmış olup davacının da bu ödeme nedeni ile düşerek 1.248.388,15 TL üzerinden itirazın iptali davası açtığı, davalının ticari defter ve belgelerinde sadece 01.09.2012 tarihli 342,20 TL bedelli fatura kayıtlı olmadığı, kayıt olan fatura miktarı 2.517.135,50 TL'den ödenen 1.269.431,75 TL düşüldüğünde kalan miktarın 1.247.703,75 TL kadar davacının alacaklı olduğu; Birleşen 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyası yönünden; sözleşmede açık hüküm bulunmadığı gibi teamül de oluşmadığından vade farkı talebinin reddi gerektiği, nakliye fiyat farkının ise sözleşmenin 5.7.maddesinde Petrol Ofisi İzmir Dizel fiyatı yazılı olup davacının Euro Dizel birim fiyatını esas alması doğru olmadığından dikkate alınmayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacaklarının bir kısmının reddinin doğru olmadığını,
taraflar arasındaki sözleşmenin 5.6. maddesi uyarınca “1 ocak, 1 nisan, 1 temmuz, 1 ekim tarihlerinde motorin fiyatlarındaki geçmiş 3 aylık dönemdeki artış/azalış fiyatların yüzde 35’ine yansıtılacaktır. 3 aylık dönem içerisinde artış/azalış %5’i bulmuşsa, fiyatlara hemen yansıtılacak, bulmamışsa bu fark 3 aylık dönem sonunda uygulanacaktır. sözleşme başlangıcından 1 yıl sonra geçmiş 1 yıllık tefe ve üfe ortalamasının %70’i fiyatların yüzde 65’ine yansıtılacaktır.'' denildiğini ve bu hükümde mazot fiyatlarında meydana gelecek değişimlerin taraflar arasındaki ilişkiyi ne şekilde etkileyeceğinin detaylı bir biçimde ifade edildiğini, davalının, sözleşmeden kaynaklanan böyle bir borcu olmadığını iddia ettiğini ancak bu konuya yönelik herhangi bir delil ibraz etmediğini, icra inkar tazminatının eksik hesaplanmış olup Mahkemenin 1.095.933,45 TL'lik fatura toplamını dikkate almak sureti ile kararını oluşturduğunu, bu miktardan muaccel olmadığı belirtilen alacak tutarı olan 408.902,10 TL düşüldüğünde 687.031,35 TL alacağın varlığının kabul edileceğini, takip tarihinden sonra davalı tarafından yukarıda belirtilen ödemelerin yapıldığı gibi, dava açılma tarihinden sonraki tarih olan 25.07.2012 tarihinde de ödeme yapıldığını, birleşen 2013/90 E. sayılı dosyası yönünden; icra inkar tazminatı ve avukatlık ücretinin eksik hesaplandığını, icra takibi sonrası ancak dava öncesinde ödenen 1.269.431,75 TL'nin avukatlık ücreti hesaplanması konusunda da dikkate alınması gerektiğini, faiz, harç ve masraflarda eksik hesaplandığını, birleşen 2014/1035 E. sayılı dosyası yönünden, iki adet faturaya konu mazot fiyat farkından kaynaklanan alacakların ve vade farkı taleplerinin reddinin doğru olmadığını, davacının bu davaya konu ettiği iki adet vade farkı faturasının, taraflar arasındaki sözleşmenin 5.8'inci maddesinde belirlenen süreler geçtikten sonraki, icra takibi süreçlerine kadar ki dönemi kapsayan faizlere ilişkin olup, bu konuda da davanın kabulü gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve taleplerinin tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından faturaların henüz borç muaccel olmadan icra takibine konulduğunu, yapılan itirazın haklı olduğunu, itirazın iptali davalarının tümden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalının takas mahsup talebinde bulunamayacağı yönündeki kararın hatalı olduğunu, takasın dört şartının da gerçekleştiğini, işbu dosyada asıl ve birleşen tüm davalar bakımından takas mahsup talebinde bulunulduğunu, birleşen davada talebin gerekçesiz olarak yok sayıldığını ve bu karara itiraz ettiklerini, kararın gerekçesi anlaşılır ve somut verilere dayanmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre her zaman müvekkili davalının ticari defter ve kayıtlarının esas alınması gerektiğini, müvekkilinin şirketin tüm ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu ve geçerli olduğu, bu kayıtlar dikkate alındığında bahsi geçen tarihte müvekkil şirketin muaccel dahi olmuş bir borcu bulunmadığı ticari kayıtlar ve dosya içeriği ile de sabit olduğunu, dava konusu alacağın hiçbir surette likit olmadığını, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmesinin kabul edilemeyeceğini, red edilen davalar açısından müvekkil lehine kötü niyet-icra inkar tazminatına hükmetmediğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davaların tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının asıl ve birleşen davalar bakımında usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından asıl ve birleşen davalar davacısı vekili ile asıl ve birleşen davalar davalısı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Taraf vekilleri temyiz dilekçelerinde özetle; istinaf dilekçelerindeki itirazlarını aynen temyiz dilekçelerinde de tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davalar, taşıma sözleşmesine dayalı olarak düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takiplerine vaki itirazın iptaline ilişkin olup, uyuşmazlık, alacağın muaccel olup olmadığı, takas mahsup şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, fiyat farkı ve vade farkı faturalarının düzenlenme koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 222 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21 inci maddesi ile 94 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 143 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!