WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 19 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/1209 E.  ,  2024/4767 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/91 Esas, 2022/1793 Karar
HÜKÜM : Karar verilmesine yer olmadığına
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/231 E., 2020/445 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, aleyhine rehin açığı belgesine dayalı olarak ilamlı takip başlatıldığını, takibe konu edilen genel kredi sözleşmelerinde kefaletinin bulunmadığını, asıl borçlu şirket yetkilisine sadece ipotek verme yetkisiyle vekaletname verildiğini, vekilinin kefalet imzalarının geçerli olmadığını, ipotek takibi sonrası rehin açığı belgesi düzenlendiğini, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek Antalya 8.İcra Müdürlüğünün 2018/11072 E. sayılı dosyasından ve Antalya 11.İcra Müdürlüğünün 2019/4661 E. sayılı dosyasından müteselsil kefil sıfatı ile borçlu olmadığının tespitine, takip çıkışı miktarı olan 1.055.726,86 TL’nin %40’ı üzerinden haksız ve kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; genel kredi sözleşmelerinde davacının müşterek, müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğunu, borçtan sorumlu olduğunu, ilamlı takibe karşı menfi tespit isteminde bulunulamayacağını, davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Antalya 8.İcra Müdürlüğünün 2018/11072 E. sayılı takip dosyasında borcun kaynağının 12.11.2014 ve 21.09.2017 tarihli genel kredi sözleşmeleri olduğu, dosya içerisine getirtilen sözleşme asıllarının incelenmesinde; 12.11.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinde taşınmaz maliki olarak ... isminin yazılı olduğu, vekil sıfatıyla da...'un imzasının bulunduğu, yine aynı sözleşmede müteselsil kefil /kefiller kısmında da davacının isminin bulunduğu ve vekil olarak...'un imzasının bulunduğu, dosya içerisinde mevcut kredi sözleşmelerinde, davacının sadece 29.11.2013 tarihli sözleşmede müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla bizzat imzasının bulunduğu, diğer kredi sözleşmelerinde müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı, alınan bilirkişi raporundan kat ihtarnamesi ve davaya konu ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle ilamlı takibe konu kredi borcunun dava dışı şirkete 28.04.2017 tarihinden itibaren açılan ve kullandırılan kredilerden oluştuğu, 21.04.2017 ve 21.09.2017 tarihli dava dışı şirket ve davalı banka arasında düzenlenen genel kredi sözleşmelerinde... ve...'un geçerli müteselsil kefaletlerinin bulunduğu, davacının ise müteselsil kefaletinin bulunmadığı, Isparta 1.Noterliği'nin 25.07.2006 tarih 06957 yevmiye nolu vekaletnamesindeki davacının vekaletinin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takibe konu Antalya Muratpaşa ilçesi, Bahçelievler Mahallesi 3415 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 9 nolu bağımsız bölümün ipotek verilmesine ilişkin olduğu, dava dışı...'un vekil sıfatıyla imzasının bulunduğu 12.11.2014 tarihli kredi sözleşmesinde vekaletin kapsamını aşarak müteselsil kefil sıfatıyla da ...'a vakeleten imza attığı, bu hali ile müteselsil kefalete ilişkin iradesi bulunmayan davacı yönünden vekilin bu yöndeki imzasının sonuç doğurmasının mümkün olmadığı, sorumluluğunun vekaletnamede belirtildiği şekilde ipotek maliki sıfatıyla olduğunun kabulü gerektiği, ipotek maliki sıfatıyla ve ipotek bedeli ile sınırlı olmak üzere sorumlu olan davacı yönünden müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğa ilişkin yasal koşulların bulunmadığı belirtilerek davanın kabulüne, davalı banka yönünden kötü niyete ilişkin yasal koşullar oluşmadığından davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, kesin hüküm, derdestlik ve hukuki yarar yokluğuna ilişkin itirazlarının mahkemece incelenmediğini, dava konusu 2 icra dosyasının da ilama dayalı olduğunu, ilama dayalı alacağa karşı menfi tespit iddiasında bulunulamayacağını, davacı borçlu tarafından takibin iptali istemiyle şikayet davası açıldığını, mahkemece şikayetin reddine karar verildiğini, anılan İcra Hukuk Mahkemesi kararının kesin hüküm teşkil ettiğini, ayrıca şikayet davasının henüz kesinleşmediğini, işbu davayı doğrudan etkilemesi nedeniyle mahkemece bekletici mesele yapılması gerektiğini, mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davacının iş bu davayı açmasında hukuki yararının da bulunmadığını, dava dışı borçlu... Ltd. Şti. ile müvekkil banka arasında imzalanan 03.12.2013, 12.11.2014, 21.09.2017 ve 21.09.2017 kredi sözleşmeleri uyarınca davalı bankanın dava dışı... Ekolojik Tarım Ltd. Şti. firmasından alacaklı olduğunu, kredi sözleşmelerini..., ... ve ...’un müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, kefaletinin geçerli olduğunu, davacı borçlunun borçtan şahsen ve kefalet miktarı kadar sorumluluğunun devam ettiğini, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı hakkında başlatılan icra takibinin dayanağı olan kesin rehin açığı belgesinin İcra Müdürlüğünce düzenlendiği, bu durumda davalı bankanın işbu belgeye dayanarak davacı hakkında ilamsız icra takibi başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğunun söylenemeyeceği, takip ve davaya konu Antalya 8. İcra Müdürlüğünün 2018/11072 E. sayılı dosyası üzerinden düzenlenen 12.04.2019 tarihli kesin rehin açığı belgesinin Antalya Bölge Adliyesi 12. Hukuk Dairesinin 11.11.2020 tarih, 2020/778 E., 2020/2035 K. sayılı ilamı ile ... yönünden iptaline karar verilmesi ve bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı, ipotek maliki sıfatıyla ve ipotek bedeli ile sınırlı olmak üzere sorumlu olan davacı yönünden müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğa ilişkin yasal koşulların bulunmadığı dolayısıyla davacı tarafın eldeki davayı açmakta ve davasında haklı olduğu anlaşılmakla yargılama giderinin davalı üzerinde bırakıldığı, gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, takibin ilama dayalı olduğunu, davacının ancak rehin açığı belgesini düzenleyen icra müdürlüğü işlemini şikayet edebileceğini, kefaleti nedeniyle bir takip başlatılmadığını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin banka aleyhine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra müdürlüğü işlemi ile takip yapıldığını, istinaf başvurusunun kabul edilmesine karşın aleyhine yargılama giderine hükmedildiğini, belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rehin açığı belgesine dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.