WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/1175 E.  ,  2024/4503 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/63 Esas, 2022/1540 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/359 E., 2020/81 K.

Taraflar arasındaki davalı TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “KARACA” ve “KARACA HOME” markalarının tanınmış marka statüsüne ulaşmış olduğunu, müvekkilinin bu tanınmış markalarının 07, 14, 20, 21, 24, 25 ve 27. sınıflara giren emtiada sıklıkla kullanıldığını, müvekkilinin kullanımının 1993 yılından beri devam ettiğini ve dünya çapında kullanım olduğunu, davalı şirketin ise 138892, 166068 ve 166309 numaralar ile tescilli “KARACA” ibareli markalarının tescilli oldukları 14, 24 ve 25. sınıflarda 5 yılı aşkın bir süredir kullanmadığını, bu konuda açılmış olan hükümsüzlük davasının İstanbul 2. FSHHM’nin 2019/186 E. sayılı dosyasında halen derdest olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre kullanılmayan markalara dayalı yapılan itirazların reddedilmesi gerektiğini, davacının “KARACA” ve “KARACA HOME” ibareli markalarının seri marka olduğunu ve davacının bu seri markalarını geliştirmeye devam etme niyetinde olduğunu, bu meyanda dava konusu edilen 2019/03744 sayılı marka müracaatında bulunduğunu, davalının kısmi redde mesnet alınan markaları ile bu marka başvurusunun görsel, fonetik ve anlamsal açılardan benzemediğini, davacının markasının tüketici nezdinde oluşturacağı global izlenime göre ele alınması gerektiğini, tarafların tamamen farklı iştigal alanlarında faaliyet gösterdiklerini ileri sürerek YİDK’nın 2019-M-7808 sayılı kararının iptalini ve müvekkili şirketin 2019/03744 sayılı markasının başvurulan tüm sınıflarda tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen işlemde bahsi geçen markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzediğini, aynı zamanda markaların kapsadığı/tescilli olduğu emtianın da aynı bulunduğunu, davacının dava dilekçesinde bahsi geçen kanun hükmünün ancak ve sadece aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre yapılan itirazlarda başvuru sahibine tanınmış bir hak olduğunu, Kurumun yaptığı re’sen incelemelerde esas alınarak inceleme yapılması gereken bir itiraz olmadığını, davacının davalı firmanın markalarının kullanılmaması nedeniyle açmış olduğu hükümsüzlük davasının halen kesinleşmiş bir karara bağlanmadığını, davacının, davalı firmanın ilana yönelik itirazlarının bu aşamada ele alınmadığını, davacının kötüniyete dayalı iddialarının da ispat edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 1917 yılından beri tekstil sektöründe “KARACA” markası altında üretim ve mağazacılık faaliyetlerini yürüttüğünü, bu markanın müvekkili adına 22 değişik şekilde tescilli olduğunu, aynı zamanda T/02390 kod numarası tahtında tanınmış marka statüsünde tescil edildiğini, davacının ise mutfak eşyaları alanında yeni yeni tanınmaya başlayan ve “KRC” ana markası ile faaliyetlerini yürüten bir firma olduğunu, davalının markalarının davacıdan önceki tarihlerde tescil edilmiş olduğunu ve markaların aynı/aynı tür emtia için tescil edilmek istendiğini, müvekkili tarafından davacının marka başvurusu veya YİDK kararı aşamasında herhangi bir itiraz dilekçesi sunulmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile karşılaştırılan markaların emtia listesinde birebir aynı sınıfa (24. sınıfa) giren emtianın mevcut olduğu, davacının marka başvurusu “Karaca” ibaresini tek başına ihtiva eden, şekil unsurundan yoksun olan, düz yazım karakterinde siyah harflerle yazılmış bir kelime markası olduğu, davalı şirketin redde mesnet markalarının hepsinde de stilize edilmiş harflerle yazılmış “KARACA” ibaresinin tek kelime unsuru olduğu, sadece bir tanesi (markası) şekil unsuru da ihtiva ettiği, ancak bu şekil unsurunun da markada geçen “KARACA” ibaresinin büyük puntolarda yazılmış ve ilk anda göze çarpan unsur olması gerçeği gözetildiğinde, markada ayırt edici niteliği yüksek olan unsur olmadığı, bu nedenlerle; karşılaştırılan markaların esas unsurlarının birebir aynı kelime (karaca) olması ve markaların genel görünüm itibariyle, şekil unsurunun yokluğu/baskın olmaması sebepleriyle, somut olayda karşılaştırılan markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca benzerlik olduğu, davacı vekili her ne kadar redde mesnet alınan markaların kullanılmadığını, kullanmama nedeniyle iptali davasına konu olduklarını ve bu davanın derdest olduğunu belirtse de, YİDK karar tarihi itibariyle redde mesnet alınan markaların tescilli oldukları, tescilli markaların kullanılmadığı iddiasının yapılacak mutlak ret değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, davacının müktesep hakkının olmadığı, bu nedenle davacının müktesep hak iddiası yerinde bulunmadığı, davanı davalı Kurum tarafından yapılan işlemin ve akabinde nihai olarak oluşturulan YİDK kararının iptali istemine ilişkin olduğu için davalı şirketin pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine, davalı şirkete yöneltilen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin redde mesnet markalarına ilişkin 20.06.2019 tarihinde açılan iptal davasında düzenlenen bilirkişi raporunda davalının ilgili markalarını kullanmadığını ortaya konulduğunu, iş bu iptal davasının sonucu beklenmeksizin verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, zira verilecek iptal kararının 26.06.2019 tarihinden itibaren etkili olacağını, taraf markalarının farklı olduğunun ilk bakışta farkedilebileceğini, müvekkilinin markasını kullanım yoluyla ayırt edici kıldığını, maruf hale getirdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının başvurusuna konu yaptığı “KARACA” ibaresinin kapsamında bulunan emtia ile davalı Kurumun redde mesnet aldığı “KARACA” ibareli markaların emtia listesinde birebir aynı sınıfa (24. sınıfa) giren emtianın mevcut olduğu, karşılaştırılan markaların esas unsurlarının birebir aynı kelime “KARACA” olması ve markaların genel görünüm itibariyle, şekil unsurunun yokluğu/baskın olmaması sebepleriyle 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi anlamında benzerlik bulunduğu, YİDK karar tarihinden sonra açılan iptal davasının sonucunun beklenmesinin eldeki davaya bir katkısının bulunmayacağı, zira YİDK karar tarihi itibariyle redde mesnet alınan markaların tescilli oldukları ve hukuki denetimin bu tarihteki şartlara göre yapılacağı, markaların kullanılmadığı iddiasının mutlak ret nedenleri çerçevesinde yapılacak değerlendirmede dikkate alınamayacağı, davacının müktesep hakkının olmadığı, zira müktesep hak teşkil ettiği ileri sürülen markanın dava konusu edilen YİDK kararının verildiği tarihte henüz tescilli dahi olmadığı, eldeki davada davalı şirketin pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirket aleyhine açılan kullanmama nedeniyle iptal davasının sonuçlandığını, bu davanın sonucu beklenmeden karar verilemeyeceğini, anılan iptal kararının dava tarihinden itibaren etkili olacağını, iptal davasının YİDK karar tarihinden önce açıldığını, taraf markalarının farklı olduğunun ilk bakışta farkedilebileceğini, müvekkilinin markasını kullanım yoluyla ayırt edici kıldığını, maruf hale getirdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Kanun'un 5 inci, 19 uncu maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.