11. Hukuk Dairesi 2023/1171 E. , 2024/3951 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/116 Esas, 2022/1708 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/762 E., 2019/1274 K.
BİRLEŞEN DAVA : Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1115 E
Taraflar arasındaki tazminat, alacak ve ortaklıktan çıkma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili, duruşma istemi olmaksızın davalı/birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.05.2024 günü tebliğata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacı şahısların Türkiye'de şirket kurarak gayrimenkul piyasasını bilen ve takip edecek olan ...’ü şirkete imza yetkilisi ve şirket müdürü olarak seçtiklerini, davalı ...’in %5 hisse sahibi olduğunu, davalının bedelleri müvekkillerinden alınmak üzere 03.01.2012, 27.02.2012 ve 29.03.2012 tarihlerinde gayrimenkuller satın aldığını, gayrimenkul bedelleri ve masrafların müvekkilleri tarafından şirket müdürü hesabına ya da doğrudan şirket hesabına ödendiğini, 2015 yılı ikinci yarısından itibaren şirket müdürü ile iletişim sorunu yaşamaya başladıklarını, şirket müdürü davalı tarafından müvekkillerine hiçbir bilgi verilmediği gibi şirket adına kayıtlı gayrimenkullerden Büyükçekmece 2832 parselde kayıtlı gayrimenkulün 19.08.2015 tarihinde 3.000.000,00 TL bedelle hiçbir karar alınmaksızın davalı tarafından satıldığının tespit edildiğini, gayrimenkulün satışından tahsil edilen paradan 590.000,00 USD'nin müvekkillerine şirketin borçlarına istinaden gönderildiğini, geri kalan bedelin şirkette olması gerekirken ne olduğunun bilinmediğini, 28.07.2016 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı ile davalının müdürlük görevinin sona ermesine şirket müdürlüklerine Raed Abdülrahman S Momenkahn ve .... A Aljumaiah ‘ın atanmasına karar verildiğini, yapılan incelemede davalının eylem ve davranışları ile şirketi çok ciddi şekilde zarara uğrattığının anlaşıldığını, davalı tarafça 2011-2012 yılında şirkete alınan gayrimenkullerin değerinin çok üstünde ödemeler yapılarak satın alındığını, davalının şirket malvarlığını şirket ortaklarının muvafakatı dışında sattığı gibi gerçek değerinin çok altında satarak şirketi ve ortakları zarara uğrattığını, şirket hesaplarındaki nakitleri şirket ile ilgili olmayan gerçek dışı mal ve hizmet faturaları ile kötüniyetli olarak erittiğini, şirket hesabından davalı tarafa birçok kasa ödemesi yapıldığı görülmekle davalının açıkça haksız kazanç sağlayarak şirketi zarara uğrattığının tespit edildiğini ileri sürerek hem davacı şirkete hemde pay sahiplerine verdiği zarara karşılık şimdilik 3.000.000,00 TL tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; şirket müdürü olan müvekkiline karşı diğer ortaklarca ağır ithamlarda bulunulduğunu, müvekkilinin cevap hakkını kullanmasına fırsat vermeden müdürlükten azline dair dava açtıklarını ve şirketin bütün gayrimenkullerine tedbir koydurup şirket hesaplarını bloke ettiklerini, icra takipleri başlattıklarını, taraflar arasında hiçbir şekilde güven kalmadığını, şirketin iş ve işlemlerinin dava dışı ortakların elinde olup müvekkiline hiçbir şekilde bilgi vermediklerini ileri sürerek ortaklıktan çıkma ile birlikte belirlenecek ayrılma akçesine karşılık şimdilik 1.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; iddiaların tamamen gerçek dışı olduğunu, şirkete gayrimenkul alınırken araştırmalar ve saha çalışmaları yapıldığını, gayrimenkullerin yeri ve konumu hakkında bütün detayların davalılarla paylaşıldığını, müvekkilinin yalnızca davacı şirketin müdürlüğünü değil, başka şirketlerinde hem ortağı hemde müdürlük görevini dürüstlük kuralı çerçevesinde yaptığını, davacı ...‘ın müvekkiline satılan taşınmazdan kendi hissesine düşen %35’lik kısmın gönderilmesini talep ettiğini, müvekkilinin bu talep üzerine 590.000,00 USD'yi davalıların bildirmiş olduğu hesaba yatırdığını savunarak reddine karar verilmesini istemiş; 31.08.2018 tarihli dilekçe ile 22.11.2017 tarihli cevap dilekçesini ıslah ederek; müvekkiline karşı açılmış olan sorumluluk davasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun'un) 560 ıncı maddesi gereğince zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı definde bulunduklarını, davacı şirkete alınan taşınmazların tamamının 2012 yılının birinci, ikinci ve üçüncü aylarında alındığını, son tarihli taşınmaz alımının 29.03.2012 tarihli olduğunu, dava konusu taşınmazların alış tarihi ile dava tarihi arasında 5 yıllık zamanaşımının geçtiğini savunarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı ... Ltd. Şti. vekili savunmasında özetle; iddia ve taleplerin asılsız ve hukuka aykırı olduğunu, şirkete tüm sermayeyi koyanın şirketin diğer ortakları olduğunu, davacının kötüniyetle hareket ederek şirketi ve şirketin diğer ortaklarını zarara uğratanı, kendisine hiçbir sermaye koymamasına rağmen sembolik olarak %5 hisse verildiğini, davacının gayrimenkulleri satın aldığını, ortakların davacı şirket müdürü ile iletişim sorunları yaşamaya başladığını, ortaklar kurulu kararı olmaksızın satıla taşınmazların bedellerinin şirket hesaplarında olmadığını, davacının müdürlükten azledildiğini, ancak şirket müdürü olduğu dönemde şirketi zarara uğrattığı için hakkında hukuki işlemler başlatıldığını, kendi kusuru ile haklı sebebi yaratan ortağın bu nedene dayanarak çıkma talebinde bulunamayacağını, davacının sorumluluğu nedeniyle tazminat davası devam ederken şirketteki ayrılma payının ödenmesini talep etmesinin hukuk ve hakkaniyetle bağdaşmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın ıslah dilekçesiyle ileri sürdüğü zamanaşımı itirazı dikkate alınarak, şirket yöneticisinin sorumluluğunun 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre sonucunda 21.08.2012 tarihinden sonra yapılan usulsüz harcama ve ödemeler değerlendirildiğinde davacının sorumluluğu Büyükçekmece Güzelce mahallesindeki arsanın satışı işlemden dolayı 1.400.000,00 TL, herhangi bir ortaklar kurulu kararı veya ana sözleşmede hüküm bulunmadığı halde davalının 2016 yılında kendisine maaş adı altında yapmış olduğu 700.000,00 TL ödeme, Belediye'ye bağış adı altında yapılan ve zaman aşımına uğramayan 43.659,00 TL ve ... Yatırım Ltd. Şti.ne yapılan 75.000,00 TL ödeme olmak üzere zamanaşımına uğramayan ve davacı şirket tarafından talep edilebilecek alacak miktarının 2.218.659,00 TL olduğu, birleşen dava yönünden davacı tarafın eylem ve işlemleriyle şirketi zarara uğrattığı ve ayrıca dava dilekçesinde belirtmiş olduğu şirketle ilgili kendisine bilgi verilmemesi hususlarının şirketten çıkartılması için haklı neden oluşturmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 2.218.659,00 TL'nin davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; birleşen dava yönünden davacı tarafından davalı şirket aleyhine açılan davanın sübuta ermediğinden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar vekili ve davalı/birleşen davada davacı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının şirkete verdiği zarar toplamının 6.257.669,32 TL olarak tespit edildiğini, mahkemece, davalının hukuka aykırı şekilde ıslahla ileri sürdüğü zamanaşımı itirazı dikkate alınarak toplam 4.752.000,00 TL’lik zararın hüküm dışı bırakıldığını, 21.08.2012 tarihinden önceki işlemlerin zamanaşımına uğradığını kabul etmenin hatalı bir yorum olduğunu, tam olarak zararın bir bütün olarak hesaplanabilir şekilde ve bir bütün olarak ortaya çıkacağı tarihin müdürlük görevinin sona erme tarihi olacağını ileri sürerek asıl dava yönünden kısmen kabul kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı/birleşen davada davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleşen davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen davada dilekçelerinde belirtmiş oldukları delillerinin hiçbiri toplanmadan ve bu deliller tartışılmadan asıl davada ileri sürülen vakıalar dikkate alınarak davanın reddine karar verildiğini, müvekkilinin şirketin %5 pay sahibi olmasına rağmen devir tarihinden bugüne kadar şirketle ilgili hiçbir bilgi verilmediği gibi müvekkili şirketin genel kurullara da davet edilmediğini, ortakların şirket yönetimi konusunda birbirine güvenmediğini, ortakların iş ortaklığını sürdürmesine fiili olarak imkan kalmadığını, şirketin resmiyette görünen adresinde ise şirketin bulunmadığını ileri sürerek birleşen dosya yönünden red kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun, gerekçeli ve denetime elverişli olduğunu, davalı vekilinin ıslah yoluyla zamanaşımı definde bulunmasında herhangi bir usulsüzlük olmadığı gibi kötü niyetli olarak yapılan ıslah olarak değerlendirilmesinin de mümkün olmadığı, davalının ıslah dilekçesi ile zamanaşımı defi değerlendirilerek asıl davada talebin kısmen kabulünde bir isabetsizlik olmadığı, birleşen davada ise davacı eski müdür olan ortağın şirketi kasten zarara uğrattığı dikkate alındığında ve özellikle yargılama süreci de göz önünde bulundurulduğunda talepleri yönünden ortaklığın çekilmez hale geldiğinin kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davada davacılar vekilinin ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar vekili ve davalı/birleşen davada davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı/birleşen davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, limited şirket müdürünün sorumluluğuna dayalı tazminat istemine; birleşen dava, haklı sebeple ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesinin tahsili istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, şirketin zararının olup olmadığı, doğan zarardan limited şirket müdürünün sorumluluğu, ıslahla zamanaşımı definin ileri sürülüp sürülemeyeceği, ortaklıktan çıkma için haklı sebeplerin mevcut olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 553, 555, 560, 638 ve 641 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Asıl dava, limited şirket müdürünün şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı vekilince cevap dilekçesinin ıslah edilmesi ile ileri sürülen zaman aşımı definin kabulü ile dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre için zarar hesabı yapılabileceği, zararın tespiti yönünden alınan bilirkişi raporlarının yerinde olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bilirkişi raporu ile zarara sebep olan eylemler ve zararın; Büyükçekmece Güzelce mahallesindeki arsanın satışı işlemden dolayı 1.400.000,00 TL, herhangi bir ortaklar kurulu kararı veya ana sözleşmede hüküm bulunmadığı halde davalı müdürün 2016 yılında kendisine maaş adı altında yapmış olduğu 700.000,00 TL ödeme, Belediye'ye bağış adı altında yapılan ve zaman aşımına uğramayan 43.659,00 TL ve ... Yatırım Ltd. Şti.ne yapılan ve mahiyeti belli olmayan 75.000,00 TL ödeme olmak üzere toplam 2.218.659,00 TL olduğu tespit edilmiştir.
2. 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesine göre yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Yönetim kurulu üyeleri kusursuzluklarını ispat edemedikleri müddetçe, görev süresince gerçekleşen iş ve eylemlerinden doğan zarardan sorumlu olacaktır.
3. Davalı ...'ün şirket müdürü olarak görev yaptığı, usulsüz iş ve eylemleri nedeniyle 28.07.2016 tarihinde genel kurul kararıyla görevinden azledildiği, görev süresince gerçekleştirdiği eylemler neticesinde şirketin zarara uğradığı iddiasıyla 21.08.2017 tarihinde işbu davanın açıldığı, davaya cevap dilekçesiyle beyanlarını sunan davalının 31.08.2018 tarihli dilekçe ile cevap dilekçesini ıslah ederek zamanaşımı definde bulunduğu, mahkemece zamanaşımı definin kabulü ile dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre için zarar hesabı yapıldığı anlaşılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.04.2011 tarih 2010/629 E. 2011/70 K. sayılı ilâmında da ifade edildiği üzere, davalının ıslah yolu ile savunmasını genişletmesinin mümkün olduğu ve zamanaşımı definin sonradan ıslah yolu ile ileri sürülebileceğinin kabulü gerekir. Ancak 6102 sayılı Kanun'un 560 ıncı maddesine göre, tazminat isteme hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacak olup, şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımının uygulanması gerekir. Bu durumda, mahkemece, davalının eylemlerinin Türk Ceza Kanunu kapsamında cezayı gerektiren bir fiil olup olmadığı, buna bağlı olarak uzamış zamanaşımı sürelerinin uygulanıp uygulanamayacağının değerlendirilmesi gerekirken, bu hususun gözetilmemesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
4.Bilirkişi raporu ile tespit edilen ve mahkemece hükme esas alınan zarar kalemlerine gelince; davalının 2015-2016 yıllarında şirket hesaplarından 700.000,00 TL para çektiği, işlemlerin kayıtlarda "Maaş" ödemesi olarak görüldüğü, ancak bu yönde esas sözleşmede bir düzenleme bulunmadığı gibi alınmış bir genel kurul kararı da bulunmadığı, bu tutarın izaha muhtaç olduğu gerekçesiyle 700.000,00 TL şirket zararı olarak hesaplanmıştır. Davacı şirket genel kurulunca, davalının müdür olarak çalışması karşılığı alacağı maaşa ilişkin olarak herhangi karar alınmamış ise de Anayasa'nın 18 inci maddesi ile düzenleme altına alınan angarya yasağı gereğince davalının belirtilen görevleri herhangi bir ücret almadan yapması düşünülemez. Bu hale göre, Mahkemece, uyuşmazlık konusu dönemde, davacı şirketle aynı bölgede ve aynı iştigal kolunda faaliyet gösteren benzer bir şirkette davalı ile aynı sıfatta görev yapmış bir kimsenin aldığı ücret belirlenerek varsa fazladan alınan ücretin şirket zararı olarak kabul edilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle maaş adı altında yapılan tüm ödemenin zarar olarak kabul edilmesi de doğru görülmemiştir.
5. Yukarıda açıklanan hususlar gözetildiğinde, mahkemece, davalının zamanaşımı definin 6102 sayılı Kanun'un 560 ıncı maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi, davalı şirket müdürünün herhangi bir ücret almadan çalışması düşünülemeyeceğinden hakkaniyete uygun bir ücret belirlenmesi ve buna göre zarar hesabının gözden geçirilmesi, ayrıca davalı şirket müdürünün görev süresince yaptığı iş ve eylemlerinden kusursuzluğunu ispat edemediği sürece sorumlu olacağı gözetilerek şirket zararının yeniden hesaplanması, bu hususta dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli yeni bir bilirkişi raporu alınarak sonuca varılması gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, asıl davada verilen kararın taraflar yararına bozulması gerkemiştir
6. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Birleşen davada verilen ve temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davada verilen kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Asıl dava yönünden; temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2. Birleşen dava yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ...'e yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde asıl davada davacılara iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!