WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 20 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/1166 E.  ,  2024/4988 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/217 Esas, 2022/1767 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2018/57 E., 2019/99 K.

Taraflar arasındaki munzam zarar davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 20.12.1999 tarihi itibariyle 13.500,00 TL'sini Yurtbank A.Ş.'ye yatırdığını, Offshore Bankacılık esaslarınca çalıştığı bankanın alacaklının ve borçlunun rızası aranmaksızın TMSF borç üstlenmeden vazgeçebileceğinden külli halefiyet yolu ile OYAK Bank A.Ş. ile devren birleştirildiğini ve daha sonra OYAK Bank A.Ş. olan ünvanının ING Bank A.Ş. olarak değiştirildiğini, 20.12.1999 tarihi itibariyle 13.500,00 TL'nin alım gücü USD doları, Avro, gayrimenkul değerleri, altın fiyatları esas alınıp bugüne uyarlandığında 300.000,00 TL'nin üzerinde bir değere tekabül ettiğini, nitekim müvekkilinin 20.12.1999 tarihinde 13.500,00 TL ile Ankara da konut pazarlığı yaptığını, son anda alımdan vazgeçtiğini, bugün ise tahsil olunan meblağ ile emsal dairenin alacağını geç almasından ötürü paranın değerinin düşmesi, alım gücünün azalması gibi zararının icra kanalıyla tahsil edilmiş olandan daha fazla olduğu gerçeğini tartışmasız olarak göz önüne serdiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 150.000,00 TL munzam zararın davalıdan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın zamanaşımına uğradığını, davanın içeriği itibari ile belirsiz alacak davası ile örtüşmediğini, davacının herhangi bir munzam zararı oluşmadığı gibi dava konusu olayda munzam zarar talebinin koşullarının da oluşmadığını, davacının talebinin Türk Medeni Kanunun ''Dürüst Davranma '' Başlıklı 2.maddesine göre açıkça aykırı olduğunu, davacının hiçbir ispat külfetini yerine getirmediğini belirterek haksız davanın reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Feri müdahiller vekilleri cevap dilekçelerinde; davanın reddini istemişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının munzam zarar talebinin değerlendirilmesi ve munzam zararın oluşabilmesi için somut belgelere ihtiyaç olduğu, somut belgenin ise dosyada mevcut bulunmadığı, yine görevsiz mahkemece dinlenen tanık beyanlarında davacının daire almak istediğini , pazarlık yaptığını, az bir eksiği kaldığını, ancak bankadan mevduatını alamadığından bu evi alamadığını beyan ettikleri ancak bahsi geçen konut için bir ön sözleşme metni vs. mahkememize ibraz edilmediği gibi, 1999 yılında Sümerbank'ın TMSF’na devredildiğinin davacı tarafça bilindiği, buradaki alacağını alabilmesinin bir sürece yayıldığının davacı tarafça göz önünde bulundurulması gerektiği, Hukuk Genel Kurulunun 2001-19/1086 E., 2002/371 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere davanın bu sebeple reddine karar vermek gerektiği, dosyada davacının munzam zararını somut olarak ortaya koyamadığı, dolayısı ile zarar miktarını ispat edemediği, bu hali ile munzam zararın oluşmasının mümkün olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki ve aşamalardaki iddialarını tekrar ederek munzam zararlarının oluştuğuna dair diğer (emekli oluşu vs.) delilleri yanı sıra dinlenen tanıkların ifadelerinin davanın haklılığını teyit ettiğini, dosya bilirkişiye tevdi edildiğinde düzenlenen 31.12.2018 tarihli raporun “zararın varlığına ilişkin kanaat oluşması yolunda, takdir Mahkeme Heyeti olmak üzere denkleştirici adalet kuralı uygulanmak suretiyle dava tarihi itibariyle ulaşılan ortalama değerin 79.997,23 TL olduğu yolunda olduğunu, rapordaki aleyhte hususlara itiraz ettiklerini, davanın reddinin Türkiye’ nin iktisadi durumu yıllar itibariyle değerlendirildiğinde hakka ve adalete, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, gerekçenin yerinde olmadığını, müvekkilinin uğramış olduğu mağduriyetin ve zararın belirgin olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 122 nci maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerektiği, ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zararın kanıtlanması gerektiği, davacının taşınmaz satın alamaması nedeniyle zarara uğradığını ile sürmüş ise de davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun yasal çerçevede ispatlandığı söylenemeyeceği, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine dair kararı, temerrüt faiziyle birlikte davacıya ödenen anapara yanında temerrüt faizini aşan zararın, davacı tarafından kendi duruma özgü şekilde somut olarak ispat edilememiş olması nedeniyle yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve resen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının munzam zarar talebinin koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacıdan alınan temyiz başvuru harcı ile temyiz ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.