WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/1153 E.  ,  2024/5170 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1585 E., 2022/1382 K.
HÜKÜM : Asıl ve birleşen davaların reddi. (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/489 E., 2020/257 K.
BİRLEŞEN DAVA : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2019/82 E.

Taraflar arasındaki tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, refi ve meni ile maddi ve manevi tazminat (Asıl dava) ve tasarım hükümsüzlüğü (birleşen dava) davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı-birleşen davalı.....Ltd. Şti. vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalı- birleşen davacı ......Ltd. Şti. ve davalı ......Ltd.Şti. vekillerinin başvurusunun ise kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-birleşen davalı.....Ltd. Şti. vekili ve katılma yoluyla davalı- birleşen davacı ......Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA
1.Davacı- birleşen davalı.....Ltd. Şti. vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkili adına tescilli 2017/04463 sayılı “Metalden Dekoratif Obje” başlıklı, dekoratif bayrak tasarımı olduğunu, özellikle dalgalanan bayrak figürünün ve bayrağın bağlantılı olduğu ürünün masada dengeli bir şekilde durmasını sağlayan ayak kısmının tasarımda öne çıktığını, davalı ... şirketine ait iş yerinde ve "www.....com.tr" internet sitesinde müvekkil tasarımının çok benzerinin satışa arz edildiğinin tespit edildiğini, anılan davalının ilgili ürünleri, diğer davalı Şirketten faturalı olarak aldığını, asıl üreticinin ... şirketi olduğunu bildirdiğini, üretim ve satış fiillerinin ayrı ayrı şahıs ve şirketler tarafından gerçekleştirilmesi halinde, her iki şahıs/şirketin müştereken ve müteselsilen eylemlerden sorumlu olacağını, davalı şirketlerin hiçbir hakları olmadığı halde müvekkili Şirket adına tescilli çok tanınmış bayrak tasarımının çok benzerini üretip kamuya arz etmelerinin, müvekkilinin tasarım hakkına açıkça tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davalı şirketler tarafından gerçekleştirilen fiillerin müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu fiillerin ref ve men’ine, şimdilik 1.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek banka reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı-birleşen ......Ltd. Şti. vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; davalıya ait 2017/04463 sayılı tasarımın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 58 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (ç) bendi, Paris Sözleşmesinin 2 inci Mükerrer 6 ıncı maddesi ve 2893 sayılı Türk Bayrağı Kanunu'nun (2893 sayılı Kanun) 7 inci gereğince tasarım olarak tescil edilmesinin mümkün olmadığını, bunun yanında anılan tasarımın yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına da sahip olmadığını ileri sürerek 2017/04463 sayılı tasarımın hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı ......Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davacının kötü niyetli hareket ettiğini, 6769 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (ç) bendi uyarınca Paris Sözleşmesinin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesi kapsamında yer alan hükümranlık alametlerini içeren tasarımların koruma kapsamı dışında olduğunu ve tescil edilemeyeceğini, müvekkilinin satışa sunduğu Türk Bayrağı ürünlerinin diğer davalı şirket tarafından üretildiğini, müvekkilinin de bu davalıdan 3 farklı kaideli ve ahşap kutulu olarak 03.11.2018 tarihinde 50 adet ürün satın aldığını, bu ürünlerin yüzlerce adet satıldığı ve davacının bu nedenle gelir kaybına uğradığı iddiasının doğru olmadığını, müvekkilince satışa sunulan ürünlerle davacı tasarımlarının benzer olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı-birleşen davacı ......Ltd. Şti. vekili asıl davaya ilişkin cevap dilekçesinde; birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek asıl davanın reddini istemiştir.

3. Davacı- birleşen davalı .....Ltd. Şti. vekili birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde; müvekkilinin tesciline konu edilen tasarımın üst kısmının bayrak şeklinde tasarlandığını fakat bu kısımda kesinlikle hiçbir ülkenin sembolünün, dini veya milli kültürü simgeleyen şekiller vb. görsel özelliklerin yer almadığını, tasarımda yer alan dalgalanan bayrak figürü üzerinde hiçbir hükümranlık sembolünün yer almadığını, bu yöndeki davacı iddialarının yersiz olduğunu, tasarımı meydana getiren dalgalanan bayrak figürü ve ürünün masada dengeli durmasını sağlayan kaidenin bir bütün olarak tescile konu edildiğini, yenilik kriteri aranırken tasarımın bütününe bakılması gerektiğini, tasarımın her bir unsuru sıradan olabilirken tasarımcının bunları bir araya getirme konfigürasyonunun yeni olabileceğini, müvekkil tasarımının yeni ve ayırt edici olduğunu savunarak birleşen davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ürününün iki ayrı parçadan oluşan bir birleşik ürün olduğu, masa üstünde konumlandırmayı sağlayan bir kaide ve kaide üzerine monte edilmiş dalgalanan bayrağı temsil eden parça olduğu, tasarım tescili incelendiğinde birleşik ürünün bir parçasının tasarımına tescil alınmadığı, ürünün tümünün oluşturduğu görünüme tescil alındığı, hal böyle olunca tasarımın parçalarının ayrı ayrı yenilik ve ayırt edici nitelik taşıyıp taşımadığının değil, tasarımın genelinin bu nitelikleri taşıyıp taşımadığının göz önüne alınması gerektiği, tasarımın tümünün yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini ortadan kaldıracak herhangi bir unsur görülmediği, tasarımda herhangi bir hükümranlık alametinin ve bu kapsam dışında kalan ancak kamuyu ilgilendiren, dinî, tarihî ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş ve ilgili mercilerin tescil izni vermediği işaretlerin, armaların, nişanların veya adlandırmaların uygunsuz kullanımının bulunmadığı, tasarımın üst kısmında yer alan dalgalanan bayrak görünümüne sahip parçanın herhangi bir hükümranlığı işaret etmediği, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalı tasarımının davacı tasarımı karşısında yeni ve ayırt edici olmadığı, davalı tarafından davacının tasarım haklarına tecavüzde bulunulduğu, davalı ...’nın dava konusu üründen kaç adet sattığı konusunda kesin bir tespit yapılamadığı, 252 adet ürünün “muhtemel satış miktarı” olarak belirtildiği dikkate alındığında, bu davalı açısından 1.000,00 TL maddi tazminatın uygun olacağı, davalı ...'in diğer davalıdan 50 adet ürün satın aldığı, davalı kayıtlarına göre dava konusu üründen 1 adet satıldığı, diğer 12 adet ürünün, bir kısmının kırıldığının, bir kısmının ise hediye olarak verildiğinin savunulduğu, bu beyanı ispatlayacak belge olmadığından, satılan ürünün 13 adet olarak dikkate alınmasının uygun olacağı, buna göre yoksun kalınan kazancın 1.658,80 TL olarak belirlendiği, tarafların ekonomik durumları, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, tecavüzün etkileri, tecavüzün ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü, ibraz olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında manevî tazminat miktarının 10.000,00 TL olarak saptanmasının hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalıların eylemlerinin davacı tarafın tescilli tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün men'i ve ref'i ile haksız rekabetin ortadan kaldırılmasına, tescilli tasarıma tecavüz teşkil eden ürünlerin ve üretime ilişkin kalıpların toplatılmasına, üretimin ve satışın önlenmesine, 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek banka reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek banka reskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, kararın hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan bir gazetede masrafı davalılardan tahsip edilmek üzere ilan edilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı- birleşen davalı.....Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece takdir edilen manevi tazminatın çok düşük olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalı-birleşen davacı ......Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleşen davada ileri sürdüğü hususları tekrarla davacı tasarımının hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğunu, davacı ürününün bayrak vasfında değil, dekoratif obje olduğu kabul edilir ise de bu ürünün alelade kırmızı renkli metal bir obje olması karşısında müvekkili ürününün ayırt edicilik vasfının bulunduğunun kabulünün gerektiğini, kaide ve bayrak formundan oluşan iki ayrı ürünün oluşturduğu bileşik ürünün ayırt edicilik niteliğini taşıdığı yönündeki bilirkişi görüşünün de hatalı olduğunu, davacının tasarımına konu ettiği tablayı müvekkili şirketten temin ettiğinin de dikkate alınmadığını, davacının maddi zarara uğradığını ispat edemediğini, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, hükmün ilanı koşullarının oluşmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

3. Davalı ......Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmamasına rağmen itirazları dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, müvekkilinin satışa sunduğu ürünün, davacı firma adına tescilli ürün olmadığını, müvekkili ürününde tasarım olarak bayrak imgelendiğini, hükümranlık alametlerini içeren tasarımların koruma kapsamı dışında olduğunu ve tescil edilemeyeceğini, ilgili objelerde kullanılan malzeme, üstünde bulunan yazı, imge, unsurların birbirinden farklı olduklarını, müvekkilince bir adet ürün satılmasına karşın 13 adet ürün üzerinden maddi tazminat hesaplanmasının doğru olmadığını, manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, koşulları oluşmamasına rağmen hükmün ilanına karar verilmesinin de hukuka aykırı bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı-birleşen davalı vekilinin tüm, davalı-birleşen davacı ile davalı vekillerinin ise birleşen davaya ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davalı-birleşen davacı ile davalı vekillerinin asıl davaya ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince, dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinde, tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak fiillerinin, tasarım hakkına tecavüz sayıldığının düzenlendiği, aynı Kanun'un 58 inci maddesinde ise koruma kapsamı ve koruma dışı hâllerin hüküm altına alındığı, buna göre tasarım sahibinin, kendi tasarımına kıyasla ayırt edici niteliğe sahip olmayan tasarımlara karşı bu Kanun'dan doğan haklarını kullanabileceği, o halde, bir tasarımın aynısının veya genel izlenim itibariyle ayırt edilemeyecek kadar benzerinin ticari amaçlarla piyasaya sunulmasının tasarım hakkına tecavüz teşkil edeceği, ayırt ediciliğin ise zikredilen Kanun'un 56 ncı maddesinde düzenlendiği, bu kapsamda, bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenimin; kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğunun kabul edileceği, ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesinin dikkate alınması gerektiği, ayırt edici niteliğin değerlendirmesinde görüşleri dikkate alınması gereken bilgilenmiş kullanıcının ise, tasarımı kullanarak bilgi sahibi olmuş, tasarımı tanıyan, deneyim sahibi kullanıcı olduğu, yukarıda da belirtildiği üzere davacıya ait 2017/04463 sayılı tasarımın, masa üstünde konumlandırmayı sağlayan bir kaide ile kaide üzerine monte edilmiş dalgalanan bayrağı temsil eden iki parçadan oluşan bir tasarım olduğu, 6769 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı tasarımlar ve Paris Sözleşmesinin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesi kapsamında yer alan hükümranlık alametleri ile bu kapsam dışında kalan ancak kamuyu ilgilendiren, dinî, tarihî ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş ve ilgili mercilerin tescil izni vermediği işaretlerin, armaların, nişanların veya adlandırmaların uygunsuz kullanımını içeren tasarımların, koruma kapsamı dışında kaldığının hüküm altına alındığı, bu kapsamda Türk Bayrağı'nın tasarım olarak tescili de, kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğinden koruma kapsamında olmadığı, nitekim, davacı tarafa ait tasarımın da önce Türk Bayrağı şeklinde başvuruya konu edildiği, TÜRKPATENT tarafından bu şekilde tescilin mümkün olmadığının bildirilmesi üzerine davacı tasarımının mevcut haliyle tescil edildiği, o halde, Türk Bayrağı'nın tasarım olarak koruma kapsamında kalması mümkün olmayıp, davacı tarafın da Türk Bayrağı şeklinde tescil ettiremediği tasarımdan, Türk Bayrağı'nda yer alan ay yıldızı çıkararak tasarım tescilini sağladığı gözetildiğinde, bu tasarıma dayalı olarak davacının, davalıların bayrak ve kaide şeklindeki kullanımlarına engel olamayacağı, aksinin kabulü halinde, koruma kapsamı dışında kalan Türk Bayrağı üzerinde davacıya koruma sağlanmış olacağı ki bu durumun, yukarıda açıklanan yasa hükümleri ile bağdaşmayacağı, öte yandan, bir an için davacı adına tescilli tasarımın zaten herhangi bir ülke bayrağını işaret etmediği, koruma kapsamının kaide ile üzerindeki dalgalanan bayrak şekli ile sınırlı olduğu düşünülebilir ise de, söz konusu ürünün niteliği gözetildiğinde seçenek özgürlüğünün çok geniş olmadığı, bilgilenmiş kullanıcının, bu tür ürünlerin satıldığı yerlerdeki satış elemanları olarak kabul edilebileceği, davacı tasarımındaki dalgalanma şekli ile davalıların ürünlerindeki bayrağın dalgalanma biçimlerinin farklı olması ve özellikle davalı ürünlerinde, davacı tasarımından farklı olarak Türk Bayrağı'nın yer alması karşısında bu ürünlerin bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenimin, davacı adına tescilli tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı bulunduğu, buna göre davalı taraf ürünlerinin, davacı adına tescilli tasarımın ayırt edilemeyecek kadar benzeri olmadığı sonucuna varıldığından, bu yönden de davacı tasarımlarına tecavüzün bulunmadığı gerekçesiyle davacı-birleşen davalı.....Ltd. Şti. vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalı- birleşen davacı ......Ltd. Şti. ve davalı ......Ltd.Şti. vekillerinin başvurusunun ise kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-birleşen davalı.....Ltd. Şti. vekili ve katılma yoluyla davalı- birleşen davacı ......Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı- birleşen davalı.....Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu tasarımın, Türkiye Cumhuriyeti devletinin egemenlik alameti olan Türk Bayrağının ölçülerinden ve görünümünden farklı özelliklere sahip bir endüstriyel tasarım olduğunu, bunun yanı sıra söz konusu tasarımının tescil edilip edilmeyeceği konusunda karar verme yetkisi TÜRKPATENT'de olup yetkili kurumca da endüstriyel tasarımın tescil edilmesine karar verildiğini, bu tescil devam ettiği sürece tüm resmi kurumların ve bu meyanda tüm mahkemelerin bu tasarımla bağlı olacağını, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket adına tescilli olan "metalden dekoratif obje" tasarımın özellikleri dikkate alınmadan ülke bayrağının tescili olarak kabul edilmesinin maddi vakaya aykırı olduğunu, davaya konu tasarımın kopyalanarak sahte ürün üretildiği ve satıldığının dosyada yer alan bilirkişi raporları ve delillerle sabit olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı-birleşen davacı ......Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleşen davada hükümsüzlük koşulları oluştuğu halde yazılı gerekçeyle birleşen davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada, tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, refi ve meni ile maddi ve manevi tazminat, birleşen davada ise tasarım hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Kanun'un 56 ıncı, 58 inci ve 81 inci maddeleri.

3. 2893 sayılı Kanun'un 7 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-birleşen davalı ve davalı-birleşen davacı vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.