11. Hukuk Dairesi 2023/1093 E. , 2024/3443 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/28 Esas, 2022/222 Karar
BİRLEŞEN DAVA : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/378 E.
BİRLEŞEN DAVA : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/491 E.
HÜKÜM : Ret, açılmamış sayılma, karar verilmesine yer olmadığı, zamanaşımı nedeniyle ret
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece, asıl davada davalılar ..., ..., ... hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, davalılar ... ve ... hakkında davanın açılmamış sayılmasına yönelik önceki karar ve 03.04.2014 tarihli ek karar temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden bu davalılar hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı ...'a karşı açılan davanın esastan reddine, davalılar ... ..., ... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine, birleşen 2009/378 E. sayılı davaya ilişkin karar kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen 2015/491 E. sayılı davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı,Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 30.04.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı ... vekili Avukat ....ile asıl davada davalı ... ... vekili Avukat ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; ...'nin 25.05.2004 tarihli kararı ile davacı şirketin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Fon tarafından devralındığını, 2000 yılında yönetim kurulu üyesi ve denetçi olarak görev yapan davalıların şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiklerinin 10.06.2005 tarihli denetçi raporu ile belirlendiğini, grup şirketlerine kesilen faturaların "hizmet bedeli" açıklamasından başka bir açıklama içermediğini, bu durumun Kurumlar Vergisi Kanunu'na aykırı olduğunu, yine davacı şirket adına kullanılan kredinin herhangi bir teminat aranmaksızın grup şirketi olan ... Filmcilik ve Yapımcılık A.Ş.'ye aktarıldığını, grup şirketinin sermaye artırımına iştirak edilmesine rağmen taahhüt edilen sermayenin geç ve eksik ödendiğini, davalıların açıklanan biçimlerde yasa ve anasözleşme ile kendilerine yüklenen görevleri gereği gibi yerine getirmediklerini, şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek şimdilik 5.100,00 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 29.8.2005 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 7.988.082 TL'ye yükseltmiştir.
2.Davacı vekili birleşen İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/378 E. sayılı dava dilekçesinde; taahhüt edilen sermayenin süresinde ödenmemesi nedeniyle şirketin uğradığı zarara karşılık 409.573 TL'nin tahsilini talep etmiştir.
3..Davacı vekili birleşen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/491 E. (Önceki esası 2008/580 E.) sayılı dava dilekçesinde; 16.10.2006 tarihli denetim kurulu raporunda, şirketin 2001-2004 yıllarında, yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların, şirketin mâli zarara uğramasına sebebiyet veren faaliyetlerinin ve doğan ortaklık zararının tespit edildiğini, şirketin 25.01.2007 tarihinde yapılan 2001, 2002, 2003, 2004 ve 2005 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısında, davalıların ibra edilmemeleri ve haklarında belirlenen şirket zararının tazmini yönünde mâli sorumluluk dâvası açılmasına karar verildiğini, şirketin 2000 yılı faaliyetlerinin denetlendiği 10.06.2005 tarihli denetçi raporunda, şirketin görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin şirketin zarara uğramasma neden olduklarının tesbit edildiğini; söz konusu raporda Şirketin geçmiş yıllarda İktisat Bankası A.Ş.'den aldığı kredileri, grup şirketi ... Filmcilik ve Yapımcılık A.Ş.'ye güvencesiz aktarıldığını, alacakların donuklaştığını ve kredinin geri dönmediğini, şirketin zarara uğradığının tespit edildiğini, 2000 yılındaki bu eylem nedeni ile o dönemin yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/301 E. dosyası ile mâli sorumluluk dâvası açıldığını ve derdest olduğunu, 2002, 2003 yılları ile 25.05.2004 tarihi arasında şirketin yönetim kurulu ve denetim kurulu üyesi olan davalıların seleflerinin bu işlemleri hakkında gerekli işlemleri başlatmamaları ve durumu murakıplara bildirmemeleri, şirkete karşı uygulanan haksız fiillere kayıtsız kalmaları nedeni ile oluşan şirket zararından 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 337, 317, 320, 353, 354, 355 ve 359 uncu maddeleri uyarınca sorumlu olduklarını ileri sürerek şimdilik 7.453,00 USD'lik şirket zararının tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle toplam 10.566.921,00 USD'nin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekilleri, asıl ve birleşen davaların zamanaşımına uğradığını, müvekkillerinin bir kusurları olmadığı gibi davacı şirketin zararının da bulunmadığını savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemişler, bir kısım davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 24.12.2013 tarihli 2005/301 E., 2013/332 K. sayılı kararı ile asıl davada, davalılar ... ve ... yönünden tefrikine, diğer davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 6.857.122,50 TL'nin 25.08.2000 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte anılan davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile birleşen davanın reddine karar verilmiş, kararı asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilleri, davalılar e ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilleri temyiz etmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 16.02.2016 tarihli 2015/9101 E., 2016/1571 K. sayılı kararıyla asıl ve birleşen davada davacılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddine, mümeyyiz davalılar vekillerinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde davalıların yöneticisi ve denetçisi oldukları şirket tarafından kullanılan kredinin herhangi bir teminat aranmaksızın grup şirketine aktarılması ve bu paranın tahsil edilememesi nedeniyle oluşan zarardan davalıların sorumlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de söz konusu kredi, davacı şirketin 24.08.2000 ve 25.08.2000 tarihli kararları ile diğer grup şirketine aktarılmış olup işbu davanın 25.08.2005 tarihinde açıldığı, 29.08.2005 tarihinde ıslah edildiği, bu durumda ıslaha konu miktar yönünden 6762 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinde düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, öte yandan, Mahkeme gerekçesinde söz konusu paranın tahsili için davalıların herhangi bir çabalarının olmadığı hususuna da dayanılmış olmakla birlikte grup şirketine aktarılan kredinin hangi tarihte iadesinin gerektiği, iadesi gereken tarihte davalıların yönetici ve denetçi olup olmadıkları, dolayısıyla bir sorumluluklarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmediği, davalıların yönetici ve denetçi oldukları dönemde söz konusu paranın iadesi gerekmekte iken davalılar paranın iadesi için gerekli hukuksal yollara başvurmamışlar ise bu eylem de zarara neden olduğundan zamanaşımı süresinin anılan eylem tarihinden itibaren hesaplanacağı,; ancak bu konuda Mahkemece bir araştırma ve değerlendirme yapılmadığı, bu itibarla Mahkemece, açıklanan ilkeler çerçevesinde davalıların zamanaşımı def'ilerinin değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuş, asıl davaya yönelik mümeyyiz davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiş, davacı ... vekilinin ve birleşen davada davacı şirket vekilinin karar düzeltme istemi üzerine Dairemizin 18.10.2018 tarihli karar düzeltme ilamı ile davalılar ... ve Şerif ... yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 123 üncü maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporu ile dosya kapsamında bulunan kat ihtarı içeriğinden, İktisat Bankası A.Ş. tarafından kredinin geri çağrıldığı, hesabın kat edildiği tarihin 06.04.2001 olduğunun anlaşıldığı, bu tarihin 5 yıllık zamanaşımı süresinin başladığı tarih olduğu, asıl davada, dava tarihi olan 25.08.2005 ve ıslah tarihi olan 29.05.2005 tarihleri itibarıyla gerek zamanaşımı sürelerinin dolmadığı, birleşen İstanbul 13 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/580 E. sayılı davasında ise dava tarihi 07.10.2008 olup, dava tarihi itibarıyla 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu, davalı ... ...'ın 12.06.2000-26.08.2002 tarihleri arasında, davalı ...'ın 12.06.2000-26.05.2004 tarihleri arasında denetçi olarak görev yaptıklarının tespit edildiği, davalı ...'ın ise 25.10.1999-14.11.2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, asıl davada davalı ...'ın yönetici olduğu ... A.Ş. tarafından İktisat Bankası A.Ş.'den alınan ilk kredinin 24.08.2000 tarihli ve 1 yıl 10 gün vadeli olduğu, buna göre kredinin geri ödeneceği tarihin 03.09.2001 olduğu; ikinci kredinin 25.08.2000 tarihli ve 1 yıl 10 gün vadeli olduğu, buna göre kredinin geri ödeneceği tarihin 04.09.2001 olduğunun tespit ediliği, İktisat Bankası A.Ş. tarafından kredi hesabının, bu iki kredinin vadesi henüz dolmadan, başka kredi borçlarının ödenmemesi nedeniyle 06.04.2001 tarihinde kat edildiği, davalı ...'ın henüz kredi vadesi dolmadan ve kredi hesabı kat edilmeden önce 14.11.2000 tarihinde yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı, anılan davalının görev yaptığı dönem içerisinde henüz doğmuş bir zarar bulunmadığından, davacının yönetici sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, asıl davada davalılar ... Müge Özaçar ve ... yönünden yapılan değerlendirmede, davalıların denetçi olarak seçildikleri 12.06.2000 tarihi itibarıyla meri olan ve 07.08.1996 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6762 sayılı Kanun'un 274 üncü maddesi ile 3143 sayılı Kanun'un 2 ve 33 üncü maddelerine dayanılarak çıkartılan, Sermaye Şirketlerinin Genel Kurul Toplantıları ve Bu Toplantılarda Bulunacak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Komiserleri Hakkında Yönetmelik'in 15/e maddesine göre denetçiliğe genel kurul toplantısında bizzat hazır bulunmayanların seçilmeleri bunların bu göreve aday olduklarını seçimden önce imzası noterden onaylanmış yazılı beyanda bulunmalarına bağlı olduğu, dosyaya celp edilen 12.06.2000 tarihli genel kurul toplantı tutanağı incelediğinde; şirket ortağı olmayan bu davalıların anılan genel kurulda hazır olmadıkları, denetçilere bir ücret tayin edilmediği, davacı tarafından bu iki davalının denetçi olmak için, seçimden önce noterden onaylanmış yazılı beyanda bulunduklarına dair dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, seçimden sonra davalıların görevlendirmeden haberdar edildiklerine dair delil de sunulmadığı, davalıların görev süreleri boyunca şirkette aktif bir görevleri bulunmadığı, bu görev kapsamında herhangi bir işlem yapmadıkları, görev karşılığında ücret almadıklarının anlaşıldığı, davalıların denetçi sıfatını kazandıklarından bahsedilemeyeceğinden isnad edilen eylemler nedeniyle davalılara husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle asıl davada davalılar ..., ..., ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, davalılar ... ve ... hakkında davanın açılmamış sayılmasına yönelik verilen önceki karar ve 03.04.2014 tarihli ek karar temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden, bu davalılar hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı ...'a karşı açılan davanın esastan reddine, davalılar ... ..., ...'a karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, birleşen İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/378 E. sayılı davasında; davanın reddine yönelik verilen ilk karar kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/491 E. sayılı davasında davanın tüm davalılar yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı vekili ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davalarda davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/491 E. sayılı dosyası ile ilgili birleştirme kararı verilmesinin hatalı olduğunu, anılan dosyada grup şirketi ....A.Ş.'ye aktarılan kredi ve geri dönüşü olmayan 10.566.921,00 USD tutarındaki şirket zararının 2001, 2002, 2003 ve 25.05.2004 tarihine kadar görev yapan ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine 6762 sayılı Kanun'un 337 nci maddesi kapsamında açılmış dava olduğunu, davanın davalılarının, döneminin ve dayanaklarının farklı olduğunu, davalı ... ile ilgili kararın hatalı olduğunu, ... her ne kadar henüz kredi vadesi dolmadan ve kredi hesabı kat edilmeden önce görevinden ayrılmış olsa da Şirkette 25.10.1999-16.08.2002 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmış olup, dava konusu kredilerin maddi teminat alınmaksızın .... A.Ş.'ye aktarıldığı tarihlerde yöneticilik yaptığını, söz konusu işlemde ...'ın da aralarında bulunduğu yönetim kurulu üyelerinin Şirket menfaatleri ve ticari teamüllere uygun bir şekilde değerlendirilmeyerek basiretsiz bir yönetim sergilediğini, kullanılan kredinin Cine-5 A.Ş. gibi mali yapısının bozuk olduğu, öz sermayesinin negatif ve kredibilitesinin bulunmadığı teftiş raporlarıyla da sabit bir grup şirketine hiçbir maddi teminat almaksızın aktarılarak bir nevi Banka kaynağının istismar edilmesine aracılık edildiğini, ...'ın görev süresi sona ermeden söz konusu kredinin vadesinin dolmamasının ve kredi hesabının kat edilmemesinin anılan davalıyı sorumluluktan kurtarmayacağını, ...'ın yalnızca ... A.Ş.'nin değil, 2000-2002 yılları arasında ... Finansal Kiralama A.Ş., T.H. Factofinans A.Ş., İktisat Finansal Kiralama A.Ş., ... Turizm A.Ş., Edayat Yatçılık A.Ş. gibi birçok grup şirketinde yönetim kurulu üyeliği/denetçilik görevlerini ifa ettiğini, ... A.Ş.'de 12.06.2000-26.05.2004 tarihleri arası uzun bir süre denetçi olarak görev yaptığını, ... A.Ş.'nin 05.07.2002 tarihli ve Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanan ilanda denetçi sıfatıyla imzası bulunduğunu, 29.07.2002 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanan ilanda Şirket adına denetçi sıfatıyla davalı ...'ın imzası bulunduğunu, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin hatalı olduğunu, Fon tarafından atanan denetçilerin hazırladığı denetçi raporu ile muttali olunan işlemlere dair açılan davanın süresinde olduğunu, zararın öğrenilmesinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan davanın açıldığını, şirketin Fon tarafından yönetim ve denetiminin devralınmasından sonra zararın tüm unsurları ile birlikte öğrenildiğini, 6762 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinde 2 ve 5 yıllık sürelerin dışında ceza zamanaşımının da düzenlendiğini, birleşen davanın 6762 sayılı Kanun'un 337 nci maddesi kapsamında açıldığını, söz konusu kredilerle ilgili olarak 2000 yılına ait 16.10.2006 tarihli denetçi raporuna istinaden davanın açıldığını, 2000 yılında görev yapan yönetici ve denetçiler aleyhine asıl davada 6762 sayılı Kanun'un 336 ncı maddesi gereği dava açıldığını, birleşen davada daha önce (2008/580E.) davanın reddine ilişkin verilen kararın Yargıtayca bozulduğunu, bozma ilamı incelendiğinde zamanaşımının söz konusu olmadığını, davalıların kendi dönemleri ve seleflerinin döneminde yapılmış olan işlemlerden dolayı müteselsilen sorumlu olduklarını, müvekkili ... harçtan muaf olduğu halde harç ile sorumlu tutulmasının da hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmadıkları, asıl ve birleşen dava bakımından zamanaşımı sürelerinin dolup dolmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun'un 309, 336, 337 nci vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre asıl ve birleşen davalarda davacı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Asıl ve birleşen davalarda davacı ..., harçtan muaf olup Mahkemece asıl ve birleşen 2015/491 E. sayılı davada harçtan sorumlu tutulması doğru olmayıp bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Asıl ve birleşen davalarda davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Asıl ve birleşen 2015/491 E. sayılı davada davacı ... vekilinin harca ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının asıl davaya ilişkin hüküm fıkrasının (6.) bendinin ve birleşen 2015/491 E. sayılı davaya ilişkin hüküm fıkrasının (2.) bendinin hükümden çıkarılarak yerlerine "...Davacı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harçların talep halinde iadesine...” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davalı ... ...'dan alınarak davacı ...'ye verilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!