WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/1066 E.  ,  2024/4478 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/514 Esas, 2022/1610 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/997 E., 2019/1129 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında Romanya menşeli 4000 metrik ton, 10 PPM motorin alımı ve 2.000 metrik ton motorinin depolanması için yapılan teklifin davalı tarafından 21.01.2011 tarihinde mutabıkız şeklinde beyanı ile kabul edildiğini,davalı tarafın teyidi ile varılan mutabakat sonucunda Romanya menşeli 6000 metrik ton, 10 PPM motorinin yurt dışından satın alınması ve gemi kiralanması işlemleri için gemi sahipleri ve satıcılarla elektronik posta üzerinden akit kurduğunu davalının bu arada depolama sözleşmesi örneği kendilerinin de satış kontratı ve akreditif taslağı gönderdiğini, mal alım satımı ve gemi kiralama işlemini tamamlanmış olmasına rağmen davalı tarafından 24.01.2010 tarihinde iki Türk firmasının gemi üzerinde birbirlerine satış yapamayacağı gerekçesi ile haksız ve kötüniyetli olarak görüşmelere son verdiğini, 27.01.2010 tarihinde e-mail ile gönderdiği ihtarname ile uğrayacağı tüm zararların tazmininin isteneceğinin talep edildiğini, tarafların aktin esaslı unsurları yönünden anlaştıklarını, müvekkil şirket sözleşmenin kurulacağı ve ifa edileceğine güvenerek sözleşmeye konu malı ithal ettiğinden davalının kusurlu davranışı sonucu müvekkil şirketin uğradığı menfi zararların tespiti ile fazlaya ilişkin talep ve hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000-USD depolama ücreti, 30.000-USD navlun bedeli 10.000-USD kredi maliyeti, 1.000-USD sigorta, 5.000-USD L/C açılış ve diğer masrafları, 2.000-USD fireden doğan zarar, 1.000-USD gözetim ve analiz bedeli ve 1.000-USD de gümrükleme masrafı olmak üzere 100.000-USD tazminatın fiili ödeme günündeki TL karşılığının Devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; akdi ilişkinin esaslı unsurlarında anlaşma sağlanmadığını, taraflar arasında kesin mutabakat sağlandığında akreditif açıldığı düşünüldüğünde anlaşmanın yapılmamış olduğunun görüleceğini, davacı tarafın tamamen kendi insiyatifi ile nasıl olsa satarım düşüncesi ile kendi adı ve hesabına mal alımı ve satımı yaptığını, basiretli tacir gibi hareket etmekle yükümlü davacının akdi ilişki kurmadan yapmış olduğu işlemlerden kendisinin sorumlu olduğunu, taraflar arasındaki daha önce yapılan ticari ilişkinin seyrine de aykırı olduğunu davacı tarafın alacak ve zarar iddiasının, gerçeğe, hakkaniyete, taraflar arasındaki ticari ilişkinin gelinen aşamasına ve hukuka aykırı talep ve iddialar olduğunu, taraflar arasındaki dava konusu akaryakıt alımı için akdi ilişki kurulmadığını, müvekkil şirket ile davacı arasında akreditif ilişkisi kurulmadığını, kesin mutabakat sağlandığında akreditif açılması gerektiğini, davacı yan ile müvekkil şirket arasında hangi şartlarla ve hangi şekilde ve hangi akdi ilişkinin kurulduğu beyan edilmediğini, akdi ilişkinin niteliği ve hükümleri belirtilmeden taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu iddiasının objektiflikten uzak ve gerçeğe aykırı iddia niteliğinde olduğunu, davacı ile müvekkil şirket arasında elektronik posta yolu ile gerçekleşen ticari görüşmelerin tamamı dikkate alındığında taraflar arasında akdi ilişkinin kurulmadığının görüleceğini, bu nedenlerle davaya cevap dilekçesindeki ayrıntılı açıklamalar kapsamında davacı tarafından istenilen tüm zarar kalemlerinin afaki ve gerçeğe aykırı olduğundan haksız ve mesnetsiz işbu davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında ihtilafsız pek çok akaryakıt alım sözleşmesinin daha önce kurulmuş olduğu, davacı tarafça taraflar arasındaki önceki 11 satış işleminden farklı olarak, motorin satış sözleşmesi tesis etmeden davalı tarafın uyandırdığı haklı güvene dayanarak akaryakıt alımı gerçekleştirdiğinin iddia edildiği, ancak davacı tarafın iddiası çerçevesinde, sözleşmenin kurulacağına yönelik güvenin tesis edildiği 21.01.2011 tarihi ile sözleşme kurulamayacağının davalı tarafça bildirildiği 24.01.2011 tarihleri arasındaki üç günlük süreçte mutabakata varıldığının, iddia ettikleri 6000 mt akaryakıtın yurtdışındaki satıcıdan satın alındığının ve zararın anılan süreçte meydana geldiğinin ispat edilemediği, ayrıca basiretli tacir bakımından bu hacimdeki bir iş yönünden sadece tonaj ve birim fiyatında mutabakata varılan ancak teslim zamanının kararlaştırılmadığı koşullar yönünden haklı bir güvenin de oluşamayacağı, dolayısıyla davalının tazmin sorumluluğunun doğmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde mutabakat sağlandığını ve bu bağlamda müspet zararların tazmininin gerektiğini, mahkemece geçerli sebep gösterilmeden sözleşmenin kurulmuş sayılmamasına ve sözleşme öncesi güven ilişkisinden doğan sorumluluğun doğmayacağına ilişkin hatalı karar verildiğini, mahkemece gerekçeli kararda yer verilen "davacı tarafça zararın anılan süreçte meydana geldiğinin ispat edilemediği" şeklinde açıklamasının anlaşılamadığını, müvekkili şirketin davalının haksız ve kötü niyetli davranışları karşısında zarara uğradığını ve bu zarar kalemlerini ispat ettiğini, söz konusu zarar raporlarına bilirkişi raporunda da değinildiğini ancak ek bilirkişi raporunda kredi faizi, gözetim giderleri ve depolama masraflarının hiçbir gerekçe gösterilmeden menfi zarar kalemleri arasında gösterilmediğini, sözleşmenin kurulmadığının kabul edildiği ihtimalde dahi sözleşme öncesi güven ilişkisinden doğan sorumluluğu gereğince müvekkili şirketin menfi zararını karşılaması gerektiği yönünde hüküm tesis edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılarak, davanın kabulünü talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, ihtilaf konusu 6000 metrik ton akaryakıtı davalının onay verdiği 21.01.2011 tarih ile bu onaydan vazgeçtiği 24.01.2011 tarihleri arasında yurt dışındaki bir satıcıdan alım yaptığını ve buna ilişkin gemi temin ettiğini kanıtlaması gerektiği, buna ilişkin bir belge sunulmadığı, taraflar arasında süreklilik arz eden ve 2008-2010 yılları arasında gerçekleşen motorin alım satımına dayalı ticari ilişkinin motorin satış sözleşmesi imzalanması ve gayri kabili rücu akreditif açmak sureti ile sürdürüldüğü, dava konusu olayda ise motorin satış sözleşmesi tanzim edilmeden, akreditif açılmadan davacının yaptığı alım gözetildiğinde,süre gelen ilişkinin özellikleri de dikkate alınarak bu kadar yüksek rakamlı bir satışta davacıda haklı güven ilişkisinin objektif olarak gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1. Uyuşmazlık, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı, buna bağlı olarak davalının sözleşmeyi uygulamaması nedeniyle davacının zararının doğup doğmadığı hususuna ilişkindir.

2.Dava, taraflar arasındaki sözleşme öncesi görüşmelere ilişkin davalının kusuruna dayalı olarak davacının uğradığını iddia ettiği menfi zararın tazmini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 1 ve devamı maddeleri ile 12 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.6098 sayılı Kanun'un 12 nci maddesi hükmü uyarınca; sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle tabi değildir. Sözleşmenin kurulmasına ilişkin aynı Kanun'un 1 ve devamı maddeleri kapsamında ise sözleşmenin öneri ve kabul beyanı ile kurulacağı düzenlenmiştir.

Somut olayda, davacı ile davalı arasında bir miktar akaryakıtın davacı tarafından yurt dışından ithal edilmesi, bu akaryakıtın gemi ile Türkiye'ye getirilmesi, akaryakıtı getirecek geminin davalının Kocaeli-Yarımca'daki deposunun rıhtımına yanaşması, akaryakıtın bir kısmının davalı tarafından satın alınması, bir kısmının da başka müşterilere satılıncaya kadar davalının rıhtımında depo kiralanarak muhafaza edilmesi hususlarında bir sözleşmenin akdedilmesi öncesinde e-posta yoluyla yazışmalar yapıldığı anlaşılmaktadır.
E-posta yoluyla yapılan sözleşme görüşmelerinin sonucunda 21.01.2011 tarihinde davacı tarafından; davalıya davacının 6.000 metrik ton akaryakıtı yurt dışından ithal ederek gemi ile davalının Türkiye'deki (Kocaeli-Kandıra) rıhtımına getirmesi, bu akaryakıtın 4.000 metrik tonluk kısmının davalı tarafından satın alınması, fiyatın 24'e çekilmesi, malın 2.000 metrik tonluk kısmının ise alıcı/müşteri bulununcaya kadar davalıdan kiralanacak depoda saklanması hususunda bir teklif sunulduğu ve bu teklife davalı tarafından "mutabıkız" şeklinde onay verilmiştir.

Davalı tarafından daha sonra 24.01.2011 tarihinde saat 9.44'te davacıya gönderilen e-postada; depoculuk ve hizmet anlaşmasının hazırlandığı bildirilmiş, aynı gün saat 9.45'te davacı tarafından davalıya gönderilen e-postada ise satış anlaşması ve akreditif metninin gönderileceği, bu arada depoculuk anlaşmasının hazırlanıp iletilmesi istenmiştir. Ancak davalı şirket, 21.01.2011 tarihinde davacı şirketin sözleşme kurulmasına yönelik önerisini kabul ettikten sonra, 24.01.2011 tarihinde saat 15.52'de davacı şirkete gönderdiği e-posta ile; gümrük müşavirliğinden gelen bilgi nedeniyle sözlü olarak mutabık kalınmış olan şartlar tamamen değiştiği için cevaplarının olumsuz olduğunu ve malın alımından vazgeçildiğini bildirerek sözleşmeden dönmüştür.

2. Mahkemece, her ne kadar taraflar arasında süreklilik arz eden mutad uygulamanın ve teamüllerin dışına çıkıp davalı taraf ile motorin satış sözleşmesi tesis etmeden ve fakat davacının iddiasına göre sözleşmenin akdedileceği hususunda ciddi ve haklı bir güvenin tesis edildiği 21.01.2011 tarihi ile sözleşme kurulamayacağının davalı tarafça bildirildiği 24.01.2011 tarihleri arasındaki üç(3) günlük süreçte mutabakata varıldığının, iddia edilen 6000 mt ton akaryakıtın yurt dışındaki satıcıdan satın alındığının ve zararın anılan süreçte meydana geldiğinin ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de, eksik inceleme ile karar verilmiş olup davalının sözleşmeden dönme gerekçesi olarak bildirdiği gümrük müşavirliğinin cevabı doğrultusunda taraflar arasında bu tür bir sözleşme kurulup kurulamayacağı ve taraflar arasındaki bu sözleşme ilişkisinden önce aynı konuda yapılıp uygulanan motorin satış sözleşmeleri de değerlendirilerek, motorin satışının gemi üzerinden yapılması ile davacının davalıdan talep edebileceği bir zararının olup olmadığı hususlarının mal tedarik sözleşmelerinde uzman bir bilirkişinin de bulunduğu heyetten rapor alınmak suretiyle tespiti gereklidir.

Ayrıca taraflar arasında bir sözleşme ilişkisinin kurulmuş olduğu iddiası nazara alınarak ve önceki ilişkiler de değerlendirilerek sözleşmenin ifasında imkansızlık olup olmadığının, baştan bir imkansızlık var ise, aynı konuda ifa edilen ilişkilere rağmen tarafların tacir olmaları nedeniyle bu imkansızlığı bilip bilmemeleri durumunun da değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.

Bu durumda, İlk Derece Mahkemesince yukarıda belirtilen hususlarda eksik inceleme sonucu yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.