WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/1053 E.  ,  2024/4449 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/178 Esas, 2022/1305 Karar
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü(Yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bigadiç Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/377 E., 2019/276 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine 600.000,00 TL bedelli l adet sahte bono düzenlemek suretiyle Bigadiç İcra Müdürlüğünün 2010/732 E. sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, müvekkilinin böyle bir borcu olmadığı gibi davalıya 600.000,00 TL'lik bono vermediğini, davalı hakkında şikayetçi olunduğunu, Balıkesir 2.Ağır Ceza Mahkemesinde 2013/74 E. sayısı ile kamu davası açıldığını, hazırlanan iddianamede 600.000,00 TL elden para aldığı iddia edilen şahsın mal varlığında artış olmadığını, bu paranın elden tesliminin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 20.000,00 TL ödeme banka aracılığıyla yapılmasına rağmen 600.000,00 TL'nin elden ödeme iddiasının kabul edilemez olduğunu, yine davalının yıllardır ticaret yapan bir kimse olarak hiç bono almadan elden 70.000,00 TL ve 180.000,00 TL vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yine davalının 180.000,00 TL ve 70.000,00 TL'yi elden verdiğini, 30.000,00 TL'ye traktör verip 20.000,00 TL'yi bankadan hesap açtırdığını belirterek 300.000,00 TL ödeme yaptığını belirtmesine rağmen 600.000,00 TL'lik icra takibi yaparak kötüniyetini ortaya koyduğunu, sahte bonoya dayalı takip yapılmasındaki amacın haciz ve satış baskısı oluşturarak müvekkilinin Tenekeli Restorandaki hissesini almak olduğunu, ceza dosyasında bonoya yönelik yapılan incelemede bonodaki imzanın müvekkiline ait olup olmadığının belirlenemediğini ileri sürerek müvekkilinin anılan bononun borçlusu olmadığının tespitine haksız ve kötü niyetli takip yapan davalının senet miktarı olan 600.000,00 TL üzerinden %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; asılsız ve mesnetsiz davayı kabul etmediklerini, takibe konu senedin bono vasıflı olduğunu alacağın bono ile ispat edildiğini, takibe konu senede istinaden bir borcu olmadığı iddiasının ancak yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiğini, bu konuda tanık dinletilmesine muvafakatlarının olmadığını, davacının dava dilekçesinde davalıya senet keşide etmediğini iddia etmiş ise de bu iddiasınını doğru olmadığını, zira Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde davacının bu konudaki ikrarı ve tanık beyanlarıyla bu durumun sabit olduğunu, buna göre; davacının davalıya 2 kere senet imzalayıp verdiğini ikrar ettiğini, ilk senedi alıp yırttığını, ikinci senedin miktarının 180.000,00 TL olduğunu düşündüğünü, oysa davacının 2010 yılı nisan ayı içerisinde ilk senedi iade ederek suça konu 30.04.2010 ödeme tarihinde 600.000,00 TL bedeli davalı tarafından ön yüzü doldurulan senedi borçlunun imzalayarak verdiğinin sabit olduğunu, davalının davacının iddia ettiği gibi çelişkili beyanlarda bulunmadığını, davacının 600.000,00 TL parasını aldığı yönünde beyanda bulunduğunu, davacı ile müvekkilinin davacının hissedar olduğu Tenekeli Restoran ve taşınmazı konusunda 600.000,00 TL'ye anlaşmış olmalarına rağmen davacının yapılan ödemeye rağmen bu taşınmazdaki hisselerini müvekkiline devretmediği için icra takibine girişildiğini, ancak davacının bu borcu ödememek için asılsız ithamlarda bulunduğunu, davanın kötüniyetli olarak açıldığını ileri sürerek davanın reddiyle davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı ile arasındaki borç ilişkisini ispat ettiğine göre borcun ödeme, bedelsizlik vb. durumlarla sona erdiğinin ispat yükünün davacı/borçlu üzerine geçtiği, taraflar arasındaki borç ilişkisinin bulunduğu sabit olduğundan, davanın niteliği gereğince borçlu olmadığını iddia eden davacının, borcun itfa, zamanaşımı, bedelsizlik gibi sebeplerle sona erdiğini yöntemince ispat etmesi gerektiği, alacak senede dayandığından ispatın yazılı delille yapılması gerektiği ancak davacı tarafından dosyaya sunulmuş bu yönde bir belge ve delil bulunmadığı, menfi tespit davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince tazminata hükmedilebilmesinin ön koşulunun gerek açılmış icra takibinin durdurulması, gerekse icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve bu kararın uygulanmış olması gerektiği, somut olayda ise tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının müteveffa davalı ile mirasçılarına borcu olmadığı gibi davalıya bu meblağda bir senet de vermediğini, Mahkemece müvekkilinin ceza dosyasındaki beyanının ikrar olarak nitelendirilmesinin nedeninin anlaşılamadığını, müvekkilinin "..olduğunu düşündüm." ifadesinin açıklık ve netlikten yoksun olduğunu, müvekkilinin ceza dosyasındaki tahmini ve kesin olmayan ifadesinin işbu dosyada ikrar sayılmasının doğru olmadığını, davalının zor durumda olan insanların bu durumundan faydalanmak suretiyle kazanç sağlamayı meslek edindiğini, yaşı itibari ile sağlıklı iletişim kurmada zorlanan müvekkilinin ceza dosyasındaki ifadesinin itibar kabiliyeti bulunmadığını, müvekkilinin davalıyla senet ilişkisine girmiş ve 180.000,00 TL ile 60.000,00 TL'lik senetler vermişse de 600.000,00 TL'lik dava konusu senedi imzalamadığını, Mahkemece ikrardan sayılan ceza dosyasındaki müvekkili ifadesinin müvekkiline okunup imzasının alınmadığını, taraflar arasında davalının iddia ettiği gibi bir ilişkinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının müvekkilinin borçlu olduğunu ispat edemediğini, senetteki imzanın müvekkiline ait olup olmadığına ilişkin düzenlenen 02.08.2018 tarihli Adli Tıp bilirkişi raporunda ve daha önce ceza dosyasında aldırılan 13.05.2011 tarih ve 4588 sayılı İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik ve İhtisas Kurulu raporu ve 04.03.2011 tarihli Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen tüm raporlarda imzanın basit tersimli olması nedeniyle müvekkilinin el ürünü olup olmadığının tespit edilemediğini bu belirsizliğin borçlu lehine yorumlanmasının zorunlu olduğunu, bu halde ispat külfeti kendisine geçen davalının senetteki imzanın müvekkiline ait olduğunu herhangi bir yazılı delille ispatlaması gerektiği ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, dava konusu bonoda davacı keşideciye atfen atılı imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı noktasında imzanın basit tersimli olması sebebiyle olumlu ya da olumsuz bir tespit yapılamadığı, ancak davacı borçlunun Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/74 E. sayılı dosyasının 09.04.2013 tarihli duruşmasındaki ikrarı gözetildiğinde, dava konusu bonodaki imzanın davacıya ait olduğunun ve hile iddiasının ispat edilememesi şeklindeki Mahkeme kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, bunun yanında bedelsizlik iddiasına ilişkin olarak, Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/74 E., 2014/14 K. sayılı dosyasında, davacı borçlu ...’ın müşteki, davalı ...’ın sanık olduğu, resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan dolayı yapılan ceza yargılaması sonucunda davalı/sanığın beraatine karar verildiği, kararın temyiz aşamasındayken davalı/sanığın vefat etmiş olduğu, hakkında açılan kamu davasının düştüğü, anılan ceza dosyasında davalının gerek savcılığa vermiş olduğu 08.10.2010 tarihli ifadesinde ve gerekse ceza yargılamasında 16.05.2013 tarihli duruşmada Mahkeme huzurunda vermiş olduğu beyanında; “..Ben ... Amcaya 2010 yılı Mart ayı sonu Nisan ayı başlarından itibaren para vermeye başladım. İlk baştan 70.000,00 TL’yi galeride ben kendisine vermiştim, ancak parayı verdiğime dair belge almadım. Sonra parça parça kendisi galeriye gelip almaya başladı. Ben de ona ödemeye başladım. Bir defa da...’le 180.000,00 TL gönderdim. 30.000,00 TL bedelli bir traktör verdim, 20.000,00 TL'de Yapı Kredi Bankası’nda adına hesap açtım yatırdım. Ben 70.000,00 TL ve 180.000,00 TL paraları ... amcaya verdikten sonra elinden 400.000,00 TL’lik senet almıştım, senedi ben doldurmuştum kendisi de imzalamıştı. Nisan ayının başında kendisi büroma geldi davaya konu 600.000,00 TL’lik senedi ben kendim yazdım, müşteki de imzaladı, akabinde de 400.000,00 TL’lik senedi kendisine Edremit Caddesi üzerindeki büromda iade ettim. Ben taşınmazları devrettiğini duyunca avukatıma talimat verdim senedi icraya koyduk ve ihtiyati tedbir kararı aldık. Suçlamaları kabul etmiyorum. 600.000,00 TL’lik senet altındaki imza müştekiye aittir” şeklinde beyanda bulunduğu, o halde, davalının davacıya yapmış olduğu toplamda 300.000,00 TL ödemeye karşılık olarak dava konusu bononun düzenlenmiş olduğunun davalının mahkeme içi ikrarıyla sabit olduğundan dava konusu 600.000,00 TL bedelli bononun 300.000,00 TL’lik kısmının bedelsiz olduğunun kabulünün gerektiği, öte yandan davalının dava konusu bononun bedelsiz kalan 300.000,00 TL’lik kısmı yönünden icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüyle, Bigadiç İcra Müdürlüğünün 2010/732 E. sayılı icra takibine dayanak dava konusu 06.04.2010 tanzim ve 30.04.2010 vadeli 600.000,00 TL bedelli bononun 300.000,00 TL’lik kısmından dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine; davalı/alacaklı icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğundan 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği, kabul edilen 300.000,00 TL’nin %20’si oranında hesaplanan 60.000,00 TL kötü niyet tazminatının davalılardan alınarak davacılara verilmesine oy çokluğuyla karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili ile katılma yoluyla davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili katılma yoluyla sunduğu temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin çelişkili beyanlarda bulunmadığını müteveffa davacının 300.000,00 TL değil 600.000,00 TL aldığını beyan ettiğini, müvekkilinin 300.000,00 verdiği borç karşılığında 600.000,00 TL'lik senet düzenlendiği gibi bir ikrarının olmadığını, karşı oy gerekçesine aynen katıldıklarını, müteveffa davacının çelişkili beyanlarda bulunduğunu, ceza dava dosyasının ve oradaki davacı beyanlarının delil mahiyetinde olduğunu, davacının iddiasını senetle ispatlaması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalılar murisi tarafından icra takibine konu edilen bonodaki imzanın davacılar murisine ait olup olmadığı ve bu senet nedeniyle davacılar murisinin davalılar murisine borcu bulunup bulunmadığı noktasındadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Dava, davacılar murisinden sadır olduğu ileri sürülen ve davacılar murisince sahte olarak düzenlendiği iddia edilen bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davacılar murisinin Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/74 E., 2014/14 K. sayılı dosyasındaki beyanında davaya konu senedin kendisinden sadır olduğunu önce ikrar edip daha sonraki beyanında ikrarından döndüğü ancak ilk ikrarın kendisini bağlayacağı, buna göre de davalı taraf borç ilişkisini ispat ettiğinden artık davacı yanın borcun sona erdiğini ispatla mükellef olduğu, buna rağmen davacı yanın borcun sona erdiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı yanca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince oy çokluğuyla davalılar murisinin anılan ceza yargılamasının 16.05.2013 tarihli celsesindeki beyanından ve 08.10.2010 tarihli savcılık beyanından hareketle senedin 300.000 TL'lik ödemeye karşılık olarak verildiğini ikrar ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararına dayanak 08.10.2010 tarihli savcılık beyanı incelendiğinde davalılar murisinin "...bu nedenle de Balıkesir'deki galerime çok defalar gelerek restauranttaki 1/4 hissesi ile 2 adet arsasını bana 600.000 TL'ye satmayı teklif etmişti. Restauranttan geriye kalan 3/4 hissesi de çocuklarına aitti. 3/4 hisseye sahip 4 çocuğunun her birinin kendi hissesini yaklaşık 300.000 TL'ye satabileceğini söylemişti...kendisi miras paylaşımı sonunda kalan diğer arsaları da katarak benden almış olduğu toplamda 600.000 TL parayı ödeyeceğini söyledi" şeklinde; savcılıktaki 24.11.2011 tarihli beyanında "...toplamda 600.000 TL parayı ben bu şekilde ödedim...600.000 TL bedelli senedi aldım" şeklinde beyanda bulunduğu; bununla birlikte yine karara dayanak Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/74 E., 2014/14 K. sayılı dosyasının 16.05.2013 tarihli celsesindeki beyanında ise "...biz en başta 400.000 TL'ye anlaşmıştık. ... bana gelerek başka arsalarda da hisseleri olduğunu söyledi, onları da satmak istedi, kalan hisseleri de 200.000 TL'ye almak için anlaşmıştık. İlk baştan 70.000 TL'yi galeride ben kendisine vermiştim, ancak parayı verdiğime dair belge almadım. Sonra parça parça kendisi galeriye gelip almaya başladı. Ben de ona ödemeye başladım. Bir defa da...'le 180.000 TL gönderdim. 30.000 TL bedelli traktör verdim. 20.000 TL'ye Yapı Kredi Bankası'nda adına hesap açtım, yatırdım. Ben 70.000 TL + 180.000 TL paraları ... amcaya verdikten sonra elinden 400.000 TL'lik senet almıştım...Nisan ayının başında kendisi büroma geldi davaya konu olan 600.000 TL'lik senedi ben kendim yazdım, müşteki de imzaladı, akabinde de 400.000 TL'lik senedi kendisine Edremit Caddesi üzerindeki büromda iade ettim." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır.

Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar yukarıda anılan şekilde davaya konu senedin 300.000 TL'lik ödemeye karşılık olarak verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, hükme dayanak olan davalılar murisinin beyanlarından senedi 300.000 TL'lik ödeme karşılığında aldığı anlaşılamamakla birlikte, davalılar murisince davacılar murisine verilen bedellerin nihayetinde taraflar arasında 600.000 TL'lik borçta tarafların mutabık kalmasıyla davaya konu senedin düzenlenmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Şu halde Mahkemece, davaya konu senedin davacılar murisi ve davalılar murisinin aralarındaki borç alacak ilişkisinde 600.000 TL üzerinde mutabık kalmalarıyla düzenlendiği kabul edilerek, bu cihette yapılacak inceleme ve değerlendirmenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekilinin tüm, davalılar vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalılara iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.