11. Hukuk Dairesi 2023/1042 E. , 2024/4366 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/989 Esas, 2022/1923 Karar
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesi(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2019/5 E., 2019/294 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 2013 yılında asıl borçlusunun ...'ye kefilinin davacı olduğu genel kredi sözleşmesi düzenlediklerini, davalı bankanın davacıya gönderdiği ihtarı ile taraflar arasında akdedilen sözleşmeler gereği ...'ye kredi kullandırıldığını, davacının müteselsil kefil olduğunu, hesabın kat edildiğini, 136.573,44 TL alacakları bulunduğunu, üç gün içinde ödenmesini ihtar ettiğini, ancak müvekkiline icra takibi yapıldığına dair bir belge ya da bilginin ulaşmadığını, genel kredi sözleşmesinin 2013 yılında düzenlendiği için uyuşmazlığa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) hükümleri uygulanacağını, taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinde sözleşmenin düzenlenme tarihinin bulunmadığını, kefalet tarihi ve müteselsil kefil olduğuna dair ibarenin davacının kendi el yazısı ile yazılmadığı gibi sözleşmeye hiç yazılmadığını, ayrıca davacının kefaletine eşinin rızasının bulunmadığını belirterek davanın kabulü ile; davacının genel kredi sözleşmesi nedeniyle bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davaya konu kredi sözleşmesinden dolayı kendisine gönderilen ve 03.12.2018 tarihinde bizzat tebliğ edilen hesap kat ihtarnamesine yasal süresi içinde hiçbir itirazda bulunmadığını, bu nedenle borcu ve ihtarname içeriğini kabul etmiş olduğunu, müvekkil banka şubesi tarafından yapılan ödemelerin o tarihte yürürlükteki mevzuat ve bankacılık teamüllerine uygun olarak gerçekleştirildiğini, dava konusu kredinin niteliği gereği eşin rızasının aranmayacağını, dolayısıyla haksız davanın reddinin gerektiğini belirterek davacının dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eş rızası yönünden yapılan değerlendirmede, davacının ticaret siciline kayıtlı ticari işletme sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi olmadığı, esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı olmadığı, ancak kullanılan kredinin ekli belgelerden kamu sermayeli bankalar tarafından yürütülen faiz destekli tarımsal kredi olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesine 6455 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi ile eklenen değişik 3 üncü fıkrası gereğince eş rızası alınmasının gerekmediği, davacının eş rızası alınmadığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olunduğuna dair el yazılı hiçbir beyanın sözleşme metninde yer almadığı, düzenlemeye uygun olmayan bir kefaletin mevcut olduğu, bu nedenle kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının genel kredi sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve davalının kötü niyetli olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kat ihtarnamesine süresinde itiraz etmediğini, kullandırılan kredinin niteliği gereğince eş rızasının aranmadığını, davacı ve diğer borçluya sözleşme, kefaletin niteliği, miktarı ve tarihi ile ilgili tüm bilgilerin verilip, müşteri bilgilendirme formu ve diğer belgeler düzenlendiğini, belgelerde davacı ve diğer borçlunun imzalarının bulunduğunu, davacının kredi sözleşmelerindeki şekil ve esas yönünden tüm şartları bilen birisi olduğunu, 6 yıllık uzun bir süre geçtikten sonra eşlerin rızası olmadığı ve kefaletin geçersiz bulunduğunun savunulmasının iyi niyetle bağdaşmadığını, teselsül karinesi gereğince kefaletin müteselsil olduğunun kabulü gerektiğini, sözlü yargılama için ayrı gün verilmediğini, davacının talebi icra dosyası bakımından olmamasına rağmen bu şekilde karar verilerek talebin aşıldığını, kısmen kabul kararı verilmesine rağmen yargılama gideri ve vekalet ücretinin bu şekilde tespit edilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra takibi açılmadan önce müvekkili tarafından menfi tespit davası açılmış olup, davadan sonra davalının sözleşmenin geçersiz olduğunu bile bile kötü niyetli olarak icra takibi yaptığını, bu sebeple kötü niyet tazminatı talebinin ret edilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kefalet tarihinin ve kefil olarak yada bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğinin kendi el yazısıyla belirtilmediği, bu durumda davacının genel kredi sözleşmesinden dolayı sorumlu tutulamayacağı, kötüniyetin ispatlanamadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinde müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile yer alan davacının kefalet sözleşmesinin geçersizliği iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!