WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/1039 E.  ,  2024/4205 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1144 Esas, 2022/1295 Karar
HÜKÜM : Yeniden esas hakkında hüküm kurulamak suretiyle davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/556 Esas - 2019/1067 Karar

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonucu İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü, reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile ... Kimya ... Limited Şirketi arasında 12.06.2013 tarihli 2.000.000,00 TL bedelli Kredi Çerçeve Sözleşmesi imzalanıp kredi kullandırıldığını, diğer davalı ... ve ...'ın ise sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, borçlu firmanın borcunu zamanında ödememesi nedeniyle hesabın kat edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalılar tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek itirazların iptali ile % 20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça açılan davanın herhangi bir hukuki dayanağı olmadığını, kötü niyetle açıldığını, söz konusu borcun davalı müvekkilinin babasının diğer kardeşinin kredi sözleşmesine kefil sıfatıyla borçlu olmasından kaynaklandığını, davalı müvekkilinin babasının vefat ettiğini, davalının da babasından kalan mirası reddettiğini savunarak davanın reddi ile davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalılar ... Kimya Polimer Petrol ve Dış Tic. Ltd. Şti. ve ... davaya cevap vermemişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ...'ın 2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde eş rızası alındığı ileri sürülmüş ise de, dava konusu kredilerin 12.06.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinden (GKS) dolayı verilmiş olup, bu GKS'deki kefalet nedeniyle eş rızası alındığına ilişkin belge ibraz edilmediği, davalı ...'ın kefaleti 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesine aykırı olup, itirazın iptali talebinin de bu davalı açısından yerinde olmadığı, davalı ...'nin mirası reddettiği, bu davalı açısından açılan davanın da yersiz olduğu, yetki itirazında bulunulsa da sözleşmede yetki şartı bulunmakla yetki itirazının yerinde olmadığı, alınan bilirkişi raporuna göre davalı ... şirketinin 722.139,06 TL, 1.988,36 TL temerrüt faizi, 99,42 TL BSMV vergisi olmak üzere toplam 724.226,84 TL' den sorumlu olduğu, temerrüt faizi oranı olarak % 33,50'e itirazının haksız olduğu, bilirkişi raporunda kısmı ödemeleri ana paradan düştüğü itirazı var ise de, yapılan ödemeler, ödeme tarihindeki toplam fer'i borcu aştığından doğal olarak kalan miktarın da, ana paradan düşülerek bilirkişi hesaplaması yapıldığı gerekçesiyle davalılar ... ve...açısından davanın reddine, davalı ... şirketinin 722.139,06 TL asıl alacak, 1.988,36 TL temerrüt faizi, 99,42 TL BSMV vergisi olmak üzere toplam 724.226,84 TL ve temerrüt faizi oranı olarak % 33,50 üzerinden iptaline, takibin ödeme emrindeki koşullarla bu şekilde devamına, 724.226,84 TL'nin % 20'si olan 144.845,36 TL inkar tazminatının davalı ... şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... hakkında mirası reddetmesi nedeniyle davanın reddine karar verildiğini ve nispi vekâlet ücretine hükmedildiğini, bu konuda daha önce 10.11.2017 tarihli dilekçeleriyle ...'ın sehven davalı olarak gösterildiği, bu sebeple ... hakkında konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin talep edildiğini, bu davalının mirası reddetmiş olması nedeniyle işbu davada taraf ehliyeti bulunmadığını, taraf ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi halinde müvekkili Banka aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmemesi ya da nisbi yerine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesine eklenen fıkra ile kefalet sözleşmesine ilişkin eş rızası hükmünün kapsamının daraltıldığını, yeni düzenlenme ile şirket ortak ve yöneticileri tarafından şirket ile ilgili olarak verilecek kefaletlerde eşin rızası aranmayacağını, davalı ...'ın şirketin ortağı, yönetim kurulu üyesi ve müdürü... tarafından daha önce dosyaya sunulan vekâletnamelerle Şirketi temsil ve ilzam konusunda yetkilendirilmiş olduğunu, ayrıca kanunun ilgili maddesine ek yapılmadan önce, 22.08.2012 tarihi itibariyle düzenlenmiş olan 1.250.000,00 TL tutarındaki Kredi Çerçeve Sözleşmesi’nde kefil ... için eş rızası beyanı alındığını, kredi kullandırılırken her kredi için ayrı bir sözleşme yapılmadığını, tüm sözleşmelerin tüm krediler için geçerli olduğunu ve teminat olarak kabul edildiğini, ilk bilirkişi raporunda temerrüt tarihi olan 01.11.2016 tarihi itibarıyla asıl alacak miktarının 987.444,86 TL olarak hesaplandığını, müvekkili tarafından asıl alacak miktarının 990.828,04 TL olarak tespit edildiğini, icra takip tarihi itibarıyla talep edilebilir olan alacak miktarının ise 767.170,33 TL olarak hesaplandığını, itirazları üzerine üzerine düzenlenen ek raporda ise takip tarihi itibarıyla talep edilebilir olan alacak miktarının ise 724.226,84 TL olarak tesbit edildiğini, alacak miktarının yaklaşık 43 bin TL civarında indirildiğini, davalı şirkete kullandırılan kredinin rotatif kredi olduğundan bahisle cari faiz oranının % 16.75, temerrüt faiz oranının ise % 33.50 olması gerektiği belirtilerek bu oranlar üzerinden hesaplamalar yapıldığını, takipte sözleşmeye uygun olarak % 72 faiz talebinde bulunulduğunu, taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesinin 2.5.1.maddesinde;" Müşteri ile ayrıca mutabakata varılmamış ise, faiz, TCMB' ye bildirilen faiz oranlarını geçmemek kaydıyla, Bankanın fiili kullandırım/işlem tarihinde aynı tür krediler ve hesaplar için cari olan en yüksek oranı üzerinden bankaca belirlenecek; banka, kredi kullandırımına ait kredi ve faiz tutarlarını, BSMV, KKDF ve sair resim ve harçları ile birlikte müşterinin cari hesabına borç yazabilecektir." şeklinde düzenlendiğini, müvekkili banka tarafından TCMB'na bildirilen en yüksek cari fazi oranının % 36, temerrüt faiz oranının ise % 72 olduğunu, kredi hesabında da bu oranlar esas alınarak hesaplama yapıldığını, talep edilen alacak miktarının sözleşmeye uygun olduğunu, ihtarname keşide edildikten sonra icra takibine kadar geçen sürede müvekkili tarafından bazı tahsilatlar yapıldığını, raporda bu tahsilatların tamamının asıl alacaktan indirildiğini, yapılan tahsilatların bir kısmının asıl alacak, bir kısmının ise faiz ve BSMV' den düşülmesi gerektiğini, tahsilatların tamamının asıl alacaktan düşülmesi nedeniyle sonraki dönemlerde hesaplanan faiz miktarı düşük olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; husumetin dava şartı olduğu ve kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, yargılamanın her aşamasında Mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının; "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." hükmünü içerdiği, buna göre İlk Derece Mahkemesince; davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmiş olması nedeniyle, davalı ... yararına maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı yararına nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu, Mahkemece diğer talepler yönünden kısmen kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun vekâlet ücreti yönünden kabulüne karar verilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davalılar ... ve ... açısından davanın reddine, diğer davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere ek olarak Bölge Adliye Mahkemesince lehlerine verilen vekalet ücretinin eksik hesaplandığını ileri sürmüş ve re'sen dikkat edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesine istinaden başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.