11. Hukuk Dairesi 2023/1029 E. , 2024/4682 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1626 Esas, 2022/1987 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/511 E., 2020/372 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında araç alım satımınına ilişkin 27.09.2016 ve 11.11.2016 tarihli sözleşmelerin akdedildiğini, davalının sözleşmeler uyarınca müvekkiline teslim etmesi gereken araçlardan üç adetini teslim etmediğini, sözleşmelerde satışa konu araçların marka, model, plaka gibi özelliklerinin belirtildiğini, her bir araç için anlaşılan bedellerin ayrı ayrı yazılmadığını, anlaşılan toplam bedelin kararlaştırıldığını, müvekkilinin, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini zamanında ve eksiksiz yerine getirerek araç bedellerini ödediğini, davalının söz konusu araçları müvekkili adına tescilden imtina ettiği için sebepsiz zenginleştiğini ve müvekkilinin bu oranda zararının doğduğunu ileri sürerek davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın eksik harcı tamamlaması gerektiğini, tarafların satımı gerçekleştirilecek olan araçların bedellerini ayrı ayrı belirtmediğini, toplam bedel üzerinden uzlaşmaya vardıklarını, davacı taraf adına tescil edilmesi gereken araçlara karşılık davacının müvekkili şirket lehine verdiği çeklerin tam olarak karşılığının bulunmadığının anlaşıldığını, çek bedelinin tam olarak müvekkili şirkete ödenmediğini, müvekkilinin taraflar arasında akdedilen protokol gereğince dava konusu araçları davacı tarafa fiili olarak teslim ettiğini, davacı tarafın borcunu tam olarak ödememiş olmasından ötürü bu araçları davacı taraf adına tescil ettirmediğini, buna rağmen davacının araçları üçüncü kişilere devrettiğini, davacı iddialarının mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmeler ile toplam 17 adet aracın davalı tarafından davacıya satımı konusunda anlaşıldığını, bu araçlardan 14 adedi davacı ya da davacının bulduğu başka alıcılar adına tescilinin yapıldığı, dava konusu 3 aracın ise tescilinin yapılmadığı, sözleşmelerde her bir aracın değerinin ayrı ayrı tespit edilmediği, yapılan bilirkişi incelemesinde dava konusu 3 adet aracın protokol tarihindeki rayiç bedellerinin toplam 153.500,00 TL olduğunun tespit edildiği, sözleşme hükümlerine göre satış bedelinin 100.000,00 TL nakit ve 6 adet çek ile beraber toplamda 638.500,00 TL olduğu ve satış bedelinin 11.11.2016 tarihinde peşin olarak ödendiğinin 11.11.2016 tarihli sözleşmede belirtildiği, davalı taraf davacının ödeme yükümlülüklerini tamamen yerine getirmediği iddiasında bulunmuşsa da davacı tarafça verilen çeklerin kendisince bankaya ibraz edildiği ve fakat bunların karşılıksız çıktığını ispata yönelik herhangi bir delil sunulmadığı, davalının dava konusu araçların davacıya fiilen teslim edildiğini ispat edemediği, bu durumda davacı tarafça sözleşme kapsamındaki ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmiş olmasına rağmen davalı tarafça sözleşmeye konu 3 adet aracın tescil edilmemesi nedeniyle davacının bu araçlara ilişkin satış bedelinin ödenmesine yönelik davalıya noter ihtarnamesinin gönderilmesi ve ardından icra takibi yapması nedeniyle söz konusu araçlara ilişkin sözleşmeden döndüğünün kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle 3 adet araç bedelinin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte talep edebileceği, dava konusu araçların bedelleri taraflar arasındaki sözleşmede tek tek belirtilmemiş olup bilirkişi raporuyla piyasa rayiçlerine göre tespit edildiğinden alacağın likit olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takibine davalının itirazının asıl alacak olan 153.500,00 TL ve işlemiş faiz olarak 16.660,08 TL yönünden iptaline, takibin bu miktarlar üzerinden devamına, işlemiş faize ilişki fazla talebin reddine, icra inkar tazminatı talebinin alacağın likit olmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının icra inkar tazminatının reddine ilişkin olan kısmının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın sözleşme gereklerini yerine getirmediğini, müvekkili şirkete eksik ödeme yaptığını, uyuşmazlığın çözümünde taraflar arasındaki ticari teamülün dikkate alınması gerektiğini, davacının dava konusu ettiği...,...,...,plakalı araçlar yerine davacı ile müvekkilinin şifahen anlaşarak ...,...,..., plakalı araçların devredilmesi hususunda mutabık kaldığını ve müvekkili tarafından değişiklik gereği devri taahhüt edilen araçların davacıya teslim edildiğini ancak davacıya fiilen teslimi sağlanan bu araçlar bakımından müvekkilinin, davacıdan alacaklı olup, bu alacağının müvekkiline ödenmediğini, araçların müvekkiline iadesinin de sağlanmadığını, sunulan delillerin ve bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın istinaf dilekçesinde dava konusu edilen ...,...,...,...,plakalı araçlar yerine davacı ile müvekkili arasında şifahen görüşme yapılarak ...,...,..., ve..., plakalı araçların devredilmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin işbu değişiklik gereği devrini taahhüt ettiği araçları da davacıya devir ve teslim ettiğini, davalının davadan önce davacıya gönderdiği cevabi ihtarnamesinde dava konusu araçların da içinde yer aldığı 15 adet aracın devri konusunda anlaşıldığını kabul ederek araçların teslim edildiğini ancak bedellerinin ödenmemesi nedeniyle devir işlemlerinin yapılmadığını iddia ettiği, bu ihtarnamede araç plakalarına bir itirazı olmadığını, davalı tarafça davacı şirket ve yetkilileri hakkında ...,...;.... plakalı araçları satıp teslim ettiği halde satış bedelinin ödenmediği iddiasıyla Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu ancak kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği, buna göre dava dilekçesinde belirtilen dava konusu araçların satış sözleşmesine konu olduğu davalı tarafın da kabulünde olduğu ve satış bedellerinin ödenmediğinin iddia edildiği, davalı tarafın ilk defa kök bilirkişi raporuna karşı verdiği itiraz dilekçesinde ve daha sonra istinaf dilekçesinde dava konusu ...,...,..., ve .... plakalı araçlar yerine ...,...,..., plakalı araçların devredildiğini savunduğu, davalının, bilirkişi raporu tanzim edildikten sonra ilk defa ileri sürdüğü hususlara savunmanın genişletilme yasağı doğrultusunda davacı tarafça muvafakat edilmediğinin belirtildiği, taraflar arasındaki sözleşmelerde her bir aracın değeri ayrı ayrı tespit edilmemiş olup, yapılan bilirkişi incelemesinde dava konusu 3 adet aracın protokol tarihindeki rayiç bedellerinin toplam 153.500,00-TL olduğunun tespit edildiği, taraflar arasındaki 27/09/2016 tarihli protokol hükümlerine göre satış bedelinin 100.000,00-TL nakit ve 6 adet çek ile beraber toplamda 738.500,00-TL olduğu,11/11/2016 tarihli oto satış sözleşmesinde ise satış bedelinin gösterilmediği ve satış bedelinin 11/11/2016 tarihinde peşin olarak ödendiğinin belirtildiği, davalı, davacının ödeme yükümlülüklerini tamamen yerine getirmediği iddiasında bulunmuşsa da davacı tarafça cevaba cevap dilekçesi olarak gönderilen beyan dilekçesi ekinde çeklerin ödendiğine dair banka dekontlarının ibraz edildiği, davalının kendisine teslim edilen çeklerin karşılıksız çıktığını ispat edecek delil sunulmadığı, dava konusu araçların trafik kaydına göre davalı adına kayıtlı olduğu, davacı tarafça sözleşme kapsamındaki ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmiş olmasına rağmen davalı tarafça sözleşmeye konu 3 adet aracın davacıya devredilmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı ile davalı arasında 27.09.2016 ve 11.11.2016 tarihli araç alım satımına ilişkin yapılan sözleşme konusu araçların bedelinin davalı tarafa ödendiği halde davalı tarafça sözleşme konusu araçlardan 3 adedinin teslim edilmediği iddiasıyla araç bedellerinin tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!