11. Hukuk Dairesi 2023/1028 E. , 2024/4126 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1075 Esas, 2022/1323 Karar
HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2017/428 E., 2018/492 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı aleyhine 05.09.2016 tarihli, 188.111,75 TL bedelli faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatığını, takibin, davalının itirazı üzerine durduğunu ancak müvekkilinin davaya konu faturada yer alan malları davalıya teslim ettiğini ileri sürerek icra takibine konu olan 188.111,75 TL fatura alacağından şimdilik 50.000,00 TL'nin icra takip tarihi olan 05.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, davaya konu fatura müvekkiline tebliğ edilmediği gibi içeriğinde yer alan malların da müvekkiline teslim edilmediğini, davacı yanca dayanılan fatura ekinde irsaliye bulunmadığı gibi fatura içeriğinde de malın müvekkiline teslim edildiğini ispat eden herhangi bir kaydın yer almadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davaya konu faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ancak davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının defterleri incelerek düzenlenen vergi inceleme raporuyla, davaya konu faturanın, davalının yasal defter, BA formu, ve KDV beyanlarından çıkarıldığının tespit edildiği, davacı tanıklarının beyanlarına göre de dava konusu alacağa dayanak inşaat demirlerinin davalı şirkete değil, davalı şirketin alışveriş yaptığı ... firmasının deposuna indirildiği ve teslim edildiği, bu durumun davalı şirket savunması ve davalı tanık beyanlarıyla da sabit olduğu, davacının davaya konu iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu olan faturanın Eylül 2016 tarihinde davalı tarafından BA Formu ile Vergi Dairesi'ne beyan edilip, yasal 8 gün içinde fatura içeriğine itiraz edilmemiş ve ticari defterine işlenmiş olmasından dolayı, yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince davalı tarafından malı teslim alındığı ve içeriğinin kabul edildiğine karine teşkil ettiğini, üzerine önemle durulması gereken hususun; davalının ticari defterlerinde davaya konu olan faturanın neden yer almadığı olup bilindiği üzere; her yıla ait ticari defterlerin kapaması, takip eden yılın Temmuz ayına kadar yapılabileceği için, davaya konu olan fatura davalı tarafından Eylül 2016 ayında BA formu ile beyan edildikten sonra muhtemelen davalı tarafından defterine kayıt edilmiş fakat kendisi aleyhinde icra takibi başlatıp ödeme emri tebliğ edilince Ocak 2017 ayında düzeltme beyanı verip söz konusu faturayı ticari defterlerinden çıkartıp sanki defterine hiç işlememiş gibi Haziran 2017 ayında defter kapamasını yaptığını, bu sebeple; davalının ticari defterinde söz konusu fatura hiç yer almamakta olup oysa ki; Vergi Usul Kanunu, ilgili başkaca kanun ve yönetmelikler gereği faturanın BA formu ile beyan edilmesi ile söz konusu faturanın ticari deftere işlenmesi mecburi olup, düzeltme verilse bile bu kayıtların hepsi defterlerde açık ve şeffaf bir şekilde yer alması gerektiğini, piyasada davalının yaptığı işleme "ters kayıt" denmekte fakat bu şekilde beyan edilen faturanın düzeltme ile defterlerde sanki hiç işlenmemiş gibi yok edilmesi usul ve yasalara aykırı olup davalının; söz konusu faturayı defterine işlememiş olması ayrı bir usulsüzlük olmasına rağmen, davalının faturayı BA formu ile beyan etmesi faturaya konu olan malı teslim aldığı ve içeriğini kabul ettiği gerçeğini bertaraf etmemekle, faturanın geri çekilmesi davalı şirketin Devlete karşı KDV ve vergi boyutunu ilgilendirmekte olup, müvekkiline borcu olmadığı anlamı taşımadığını, davalı tarafından BA Formu ile maliyeye bildirilen faturanın, daha sonra düzeltme beyanı verilerek defterlerinden çıkartmasının sonuca etki etmediği ve davalının faturaya konu olan malları teslim aldığının kabulü gerektiğinin belirtildiğini, davaya konu olan faturanın BA Formu ile Maliyeye bildirildiği sabit olduğundan, daha sonra düzeltme beyannamesi ile defter ve kayıtlardan çıkarılması sonucu değiştirmeyeceği gibi, ticari defterlerinde yer almasa bile faturaya konu olan malların davalı tarafından teslim alındığı yazılı deliller ile ispatlandığını, bu sebeple; yerel mahkemenin malların teslim edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar vermesi usul ve yasalara aykırı olduğunu, davalının BA Formu ile davaya konu olan faturayı maliyeye beyan etmesi neticesinde malların davalıya teslim edildiği sabit olmakla, dosya kapsamında dinlenen davalı tanıkları ...'den mal adıklarını beyan etmiş olmakla, dinlenen müvekkil tanıkları da malların "...'in deposuna indirildiğini" beyan etmiş olup bu durumda; dinlenen her iki taraf tanık beyanları bir arada değerlendirildiğinde malların davalının talimatı ile ...'in deposuna bırakıldığı ve bu depodan davalı tarafından teslim alındığını, davaya konu olan faturanın içeriğine bakıldığından 5 tır demir yollandığını, davalının; inşaat yapacağı şantiye önüne 5 tır demirin bırakılması hem mümkün olmamakla beraber, güvenlik açısından da sakınca doğurması sebebi ile 5 tır mal güvenliği, bekçisi ve kapalı saklama alanı olan ...'in deposuna davalının talimatı ile bırakıldığını, davalı; ...'in deposuna bırakılan malları ihtiyacı oldukça peyder pey kullandığını, kaldı ki; yukarıdaki açıklama ve Yargıtay kararları uyarınca faturaya konu malların davalı tarafından teslim alındığı karine olup, davacının bu malları ne şekilde, kime ve nasıl teslim ettiğini ispat etme yükümlülüğü bulunmakla aksi yönde; yerel mahkemenin ispat külfetini müvekkiline yüklemesi ve malların teslim edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar vermesi usul ve yasalara aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ancak davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı her ne kadar faturayı 28.10.2016 onay zamanlı BA formu ile Gelir İdaresi Başkanlığına bildirilmiş ise de 10.01.2017 onay zamanlı BA formu ile "sehven yanlış beyanda bulundum" gerekçesiyle bildirimden çıkardığı, ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulmuş olması yanında defterlerde yer alan kayıtların dayanağının da usulüne uygun olması gerektiği, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olan faturanın dayanağının da usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerektiği, fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olmasının ve faturaya itiraz edilmemiş olmasının tek başına akdi ilişkinin kanıtını oluşturmayacağı, davada ispat külfetinin, faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olduğu, davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerektiği, aynı şekilde akdi ilişkinin inkar edildiği hallerde, fatura düzenlenmesi ve tebliğ edilen bu faturaya süresinde itiraz edilmemesinin tek başına alacağın varlığını göstermeyeceği, ayrıca davacının ticari defterlerinin lehine delil teşkil edebilmesi için, belgeleme ve kaydın belgeye (evrak-ı müsbiteye) dayanması ilkesi ["belge yoksa kayıtta yoktur" ilkesi]'ne uygun olması gerektiği, bunun yanı sıra kaydın dayandığı belge dayanağının da ispatlanması gerektiği, davacı tarafın, davalının dava konusu faturası önce vergi dairesine bildirip daha sonra takip işlemleri başlayınca bildirimden çıkardığı bu durumun davalının malı teslim aldığı ve içeriğin kabul edildiğine karine teşkil ettiğini iddia ettiği, 381 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin 3.2 maddesinde, mükelleflerin, elektronik ortamda verdikleri bildirim formlarını onayladıktan veya kağıt ortamında bildirimde bulunduktan sonra, verdikleri bildirim formunda hata yaptıklarını belirlemeleri halinde düzeltme yapabilecekleri ve düzeltme işleminde ilk bildirim formu tamamen iptal edilmekte olduğundan ikinci defa verilen bildirim formunun geçerli kabul edildiğinin düzenlendiği, davaya konu faturanın davalı defterinde kayıtlı olmamasına göre, ticari defterlere uygun olmayan BA bildiriminin düzeltme beyanı ile iptal edilmiş olması karşısında davalının verdiği ve sonrasında iptal edilen BA bildiriminin ispat yükünü değiştirdiğinin kabulünün mümkün olmadığı, davacı tarafın tanık deliline de dayandığı ve mahkemece tanıkların dinlediği ancak teslim iddiasının ispatı için kural olarak tanık dinlenemeyeceği, davacı tanıklarının dinlenmesine davalının açıkça muvafakat ettiğine ilişkin bir kayda da dosyada rastlanılmadığı, bu nedenle davacının iddialarının tanıkla ispatı mümkün olmayıp yazılı delille ispatlanması gerektiği, dosya kapsamında faturaya konu malın davalıya teslim edildiğine ilişkin davalıyı bağlayacak yazılı bir belge bulunmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Dava, faturaya dayalı alacağın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
2. Davacı yan, davaya konu faturanın tahsili amacıyla davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatmış, ödeme emri davalıya 09.01.2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.Davaya konu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ancak davalının bu faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirdiği anlaşılmaktadır. Davalı her ne kadar ödeme emrini tebliğ aldıktan bir gün sonra 10.01.2018 tarihinde Vergi Dairesine başvurup düzeltme beyannamesi vererek söz konusu faturayı BA formundan çıkarmış ise Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 23.03.2017 tarihli, 2016/12244 E., 2017/2368 K. sayılı kararının da belirtildiği üzere davalının faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesi faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacak olup daha sonra düzeltme beyannamesi verilmesi davacı yararına oluşan bu karineyi ortadan kaldırmayacaktır. Bu karinenin aksini ispat külfeti ise davalıya aittir.
3.Bu itibarla İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, yukarıda belirtilen sebeplerle fatura içeriğinde yer alan malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluştuğu, bu karinenin aksini ispat külfetinin davalıda olduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken ispat külfeti hususunda yanılgıya düşülerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!