WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2023/1001 E.  ,  2024/5434 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/444 Esas, 2022/1717 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/1176 E., 2019/972 K.
BİRLEŞEN DAVA : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/586 E. sayılı dosya

Taraflar arasındaki asıl davada sözleşmenin iptali, birleşen davada şirketin feshi davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına birleşen davanın ise hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin bir süre önce uyuşturucuya alıştırıldığını ve uyuşturucu bağımlısı haline geldiğini, ailesinin çeşitli kurumlarda müvekkilini tedavi ettirdiğini, bir süre sonra müvekkilinin Gaziosmanpaşa 1. Noterliğinin 09.04.2013 tarihli ana sözleşmesi ile Markel Aliminyum San.ve Dıt Tic.Ltd.Şti'nin tek ortağı olduğunun öğrenildiğini, ancak müvekkilinin imzaladığı belgelerin şirket ana sözleşmesi olduğunu bilmediği gibi, şirket ortağı olma ve şirket kurma iradesinin olmadığını, dava dışı bir kişinin müvekkiline uyuşturucu sağlayacağını vaat ederek bir takım belgeleri imzalattığını, uyuşturucu etkisinde olan müvekkilinin içeriğini bilmediği evrakları imzaladığını, müvekkili ve ailesinin, müvekkili adına bir şirket olduğundan vergi dairesince gönderilen ceza ihbarnamesi ile haberdar olduklarını, dava dışı iki kişinin söz konusu şirketin işlerini yürütmek için müvekkilinden vekâlet aldıklarını, Gaziosmanpaşa 4. Noterliğinin 02.04.2013 tarihli vekâletnamesiyle ülke içindeki resmi kurum ve kuruluşlar ile bankalardan para çekmeye, evrak verme yetkisi, Gaziosmanpaşa 4. Noterliğinin 02.04.2013 tarihli işlemiyle de defterdarlık, maliye, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) gibi tüm resmi kurumlarda işlem yapma yetkisi verildiğini, dava dışı kişilerin, müvekkilinin durumundan faydalanarak çıkardıkları vekâletnameler ile işlemler yaptıklarını, müvekkili adına piyasaya borçlandıklarını, aynı kişilerin müvekkilinin durumundan faydalanarak hile ile davaya konu şirketin dışında Falcon Oto Bakım....Ltd. Şti. ve Özseyhanlar Tekstil...Ltd.Şti isimli şirketlerde hisse devri yaptırdıklarını, müvekkilinin imzaladığı belgelerin şirket ana sözleşmesi ve devir sözleşmesi olduğunu bilmediği gibi müvekkilinin şirket kurma iradesinin de bulunmadığını, müvekkiline ait şirketlerin ortaya çıkmasından hemen sonra dava dışı kişiler hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na uyuşturucu madde sağlamak ve dolandırıcılık suçlarından suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek, Gaziosmanpaşa 1. Noterliğinin 09.04.2013 tarih ve 7395 yevmiye numarası ile kurulan Markel Alüminyum Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti.'ye ait ana sözleşmenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; kısıtlı ...'nun uyuşturucu bağımlısı olduğunu ve İstanbul 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/636 E., 2015/25 K. sayılı kararı ile abisi ...'nun vasi olarak atandığını, kısıtlının Gaziosmanpaşa 1. Noterliğinin 09.04.2013 tarih ve 7395 sayılı şirket ana sözleşmesi ile Markel Alüminyum San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin tek ortağı olduğunu, ancak kısıtlının imzaladığı belgelerin şirket ana sözleşmesi olduğunu bilmediği gibi, kısıtlının şirket ortağı olma şirket kurma iradesinin de bulunmadığını, bu nedenle İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1176 E. sayılı dosyasında şirket ana sözlemesinin iptali talebiyle dava açıldığını, yargılama sırasında verilen 13.04.2015 tarih ve bir nolu ara karar ile şirketin fesih ve tasfiyesi yönünde talepte bulunacaksa dava açmak ve davaları birleştirmek üzere süre verildiğini, kısıtlının şirketin tek ortağı ve müdürü olarak atandığını ileri sürerek, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, aralarında hukuki bağlantı bulunan dosyaların birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ...'na ilişkin şirketin kuruluş tarihi olan 09.04.2013 tarihinde fiili olarak ehliyet sahibi olup olmadığı yönünde Adli Tıp Kurumundan (ATK) rapor istenildiği, ancak davacı vekilinin bu ara karardan dönülmesini talep ettiği, zira İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/294 E. sayılı dosyasında rapor alındığını ve bir örneğinin mahkemeye sunulduğu, anılan rapora göre, ATK'nun 23.05.2016 tarihli raporunda ...'nun yapılan muyanesi sonucu fiili ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya zeka geriliği tespit edilemediği, dava dosyasının tetkikinde akit tarihinde fiil ehliyetini ortadan kaldırıcak mahiyet ve derecede herhangi bir akli arıza içinde bulunduğunu gösterir tıbbi bulgu veya belgeye de rastlanmadığı, akit tarihinde menfaatlerini müdrik ve telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak ... ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanatine varıldığı, bu duruma göre ...'nun sözleşme tarihi olan 12.04.2013 tarihinde fiili ehliyetine haiz olduğu, İstanbul 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/636 E. sayılı dosyasında Kısıtlı ...'nun vesayet altına alınarak kendisine ...'nun vasi tayin edildiği, bilirkişinin 17.06.2019 tarihli raporunda, davacının 'opioid bağımlılığı' teşhisi ile, Fransız Lape Hastanesi'ne 17.05.2013 tarihinde yatış ve 24.05.2013 tarihinde çıkış yaptığı, muhtelif tarihlerde ayaktan takip ve kontrollerinin yapıldığının dosya kapsamından anlaşıldığı, ...'na ait kurucusu olduğu ve Gaziosmanpaşa 1. Noterliği 09.04.2013 tarihli ana mukavelesini imzaladığı davalı Markel Alüminyum Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nde 10.000,00 TL olan sermayenin tamamına sahip tek ortağı olduğu ve 10 yıl süre ile, şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü olduğu ve görev süresinin 15.04.2023 tarihinde kadar devam ettiği, dava dışı (ancak davacının ortağı ve tek yetkilisi olduğu) Özseyhanlar Tekstil Ürünleri Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketinin 12.04.2013 tarih, 1 numaralı kararı ile şirket hissedarı ... ...'nın şirketteki 10.000,00 TL sermayesinin Kartal 4. Noterliği 12.04.2013 tarihli hisse devir ve temlik sözleşmesi ile payını davacı ...'na devir ettiği, şirket müdürlüğüne davacı ...'nun 5 yıl süre ile seçildiği görev süresinin 12.04.2018 tarihine kadar devam ettiği, dava dışı (ancak davacının ortağı ve tek yetkilisi olduğu) Falcon Oto Bakım Ürünleri ve Petro Kimya Sanayi Ticaret Limited Şirketinin 02.05.2013 tarih, 2 no.lu kararı ile; şirket hissedarı ... ...'in şirketteki 10.000,00 TL sermayesinin Sultanbeyli 1. Noterliği 02.05.2013 tarihli hisse devir ve temlik sözleşmesi ile payını davacı ...'na devir ettiği, şirket müdürlüğüne ...'nun 10 yıl süre ile seçildiği, Adli Tıp Kurumunun 23.05.2016 tarihli raporuna göre davacının akit tarihinde fiil ehliyetini kaldıracak bir akli arıza içinde olduğuna dair bir belgeye rastlanmadığı, akit tarihinde (davalı Markel) menfaatlerini müdrik ve telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak ... ve işlemlere girişebileceğine dair görüş bildirildiği, esas dava bakımından davacı vekili tarafından davalı Markel'in ana sözleşmesinin iptali talep edilmekle birlikte Mahkeme tarafından 05.11.2018 tarihli duruşma 1 no.lu arar karara istinaden davacı vekili tarafından dava dosyasında şirket ana sözleşmesinin irade fesadı nedeniyle iptaline ilişkin taleplerini bu aşamada takipsiz bıraktıklarını beyan ettiği, davacı vekilinin 09.11.2018 tarihli dilekçesi ile bu davayı takip etmeyeceklerini bildirdiği, o tarihten beri 3 ay geçmesine rağmen yenilenmediği bu nedenle de ana dosya yönünden davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesi uyarınca 09.02.2019 tarihi itibari ile açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği, birleşen dava yönünden davacı tarafça tek ortaklı olan limited şirketin fesih ve tasfiyesini talep etmiş olduğu, ancak şirketin tek ortaklı olduğu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 621 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde zikredilen şirketin feshine ilişkin tek ortağın fesih kararı almasına oy yeterliliği bakımından şirketin tek ortaklı olması nedeni ile bir engelin bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 632 nci maddesinde düzenlenmiş olan müdür yetkisinin bizatihi ana sözleşme ile davacıya verilmiş olması ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki Genel Kurul Kararı ile şirketin feshi kararını alabileceğine ve şirketin tek ortaklı olduğu dikkate alındığından 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesindeki fesih ve 643 üncü maddesindeki tasfiye işlemlerinin her zaman genel kurul tarafından karara bağlanabileceği bu nedenle davacının tek ortaklı olan şirkette bu işlemleri alacağı kararlar ile yapma imkânı bulunduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının da bu davaya konu şirket için söz konusu olmadığından davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi uyarınca takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına, birleşen davanın ise 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendindeki hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf başvurusunun birleşen dava yönünden yapıldığını, müvekkilinin uyuşturucu bağımlısı olduğunu ve hukuken kendi sorumluluğunu taşıyacak, medeni ve yasal haklarını kullanabilecek durumda olmaması nedeniyle kısıtlandığını, müvekkilinin uyuşturucu etkisinin altındayken, kendisini uyuşturucuya alıştıran ve uyuşturucu sağlayan kişiler tarafından dolandırılarak hukuka aykırı şekilde üç ayrı şirketin ortağı yapıldığını, bu kişilerin şirket işlerinin yürütülmesi için müvekkilinden vekâlet aldıklarını, müvekkilinin hile ile yapılan işlemlerle ilgisinin bulunmadığını, müvekkilinin şirket yöneticisi veya ortağı olarak bir işlem yapmamasına rağmen, şirket borçları nedeniyle takibe maruz kaldığını, kısıtlı olan müvekkilinin kendi başına fesih ve tasfiye işlemlerini yapamayacağını, müvekkilinin şirket kurma iradesi de bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının belirtilen şekilde başka şirketlere de pay devri suretiyle ortak olduğu dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı, davacı vekilinin başka dosyalarda bu şirket yönünden de şirket ortaklığını sona erdirici taleplerde bulunduğu, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/294 E. sayılı dosyasında 12.04.2013 tarihi itibariyle davacının fiil ehliyetinin bulunduğunun belirlendiği, işbu davaya konu şirketin ise 09.04.2013 tarihinde kurulduğu, dava dilekçesinde netice-i talep olarak şirketin fesih ve tasfiyesinin talep edildiği, talep sonucunda, davacının şirket ortağı olmadığına ilişkin bir ibarenin bulunmadığı, istinaf başvurusunda ileri sürülen nedenlerin şirketin feshi nedeni olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 621 inci maddesi gereğince şirketin feshi konusunda karar almanın, genel kurulun yetkisinde olduğu, diğer yandan 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinde şirketin sona erme sebepleri düzenlenmiş olup, şirketin ana sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinin gerçekleşmesi, genel kurul kararı, iflasın açılması ve Kanun'da öngörülen diğer sona erme sebeplerinin bulunması halinde şirketin sona ereceğinin düzenlendiği, şirket tek ortaklı bir limited şirket olup, davacı aynı zamanda şirketin yöneticisi ve genel kurulunu oluşturduğu, bu nedenle, davacının alabileceği bir kararla her zaman şirketin fesih ve tasfiyesinin mümkün olduğu, davacının kısıtlı olması halinde, bu işlemlerin vasi tarafından da yürütülebileceği, bu nedenlerle, davacının dava yoluyla fesih ve tasfiye talep etmesinde hukuki yararı bulunmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava davalı şirket ana sözleşmesinin iptali; birleşen dava ise şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 621, 632, 636 ve 643 üncü maddeleri

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi