WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/990 E.  ,  2023/3550 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/719 Esas, 2021/2918 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/434 E., 2019/447 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 06.06.2023 günü hazır bulunan davacı ... vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ve davacı ... vekili Avukat ...... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların İsviçre'de kurulu bir şirketi dava dışı diğer ortaklarla birlikte 26.05.2011 tarihinde devraldıklarını, şirket hesaplarında biriken paraların ortaklar arasında dörde bölündüğünü, müvekkili ...'in şirkettten kendisine isabet eden 32.400.000,00 USD tutarındaki alacağını...'e temlik ettiğini, bu temlik işleminin şirket yetkilisi... tarafından da kabul edilerek protokol düzenlendiğini, davalı ile diğer ortak...'nın...'i İsviçre'ye götürerek bankada hesap açtıklarını, ancak...'in parasını alamadığını, ...'e virman talimatı gereği ödenmesi gereken miktarın davalı tarafından ödenmesinin engellendiğini, ... mirasçılarının temlik konusu alacağı 10.07.2007 tarihinde tekrar müvekkiline devrettiklerini ileri sürerek müvekkili ... tarafından başlatılan takibe... mirasçısı tarafından yapılan itirazının iptali ile %20 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı 17.10.2018 tarihli sözleşme ile alacağın bir kısmını ...'e devretmiş, davacı ... vekili; davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; borcun dayanağı olarak 04.06.2009 tarihli 32.4000.000,00 USD'lik sahte virman talimatı ve bu talimatı teyit eden protokolün gösterildiğini, sahte virman talimatına dayanılarak müvekkili hakkında icra takibi yapan davacının virman talimatının sahte olduklarını bildikleri, ceza yargılamasında virman talimatının sahte olduğunun kesinlik kazandığını, müvekkilinin ...'e bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile... mirasçılarının alacağı davacı ...'e geri temlik ettiği, artık dava konusu 32.400.000,00 USD'lik alacağa malik olmadıkları, bu nedenle bu alacak yönünden protokolde ...'ı ibra etmelerinin de hukuken bir geçerliliği bulunmadığı, protokolün 6.2. maddesindeki "... tarafından Credit Suisse Bankasına verilen talimat ile...'e ait olan Bank Julius Baer hesabına aktarılması talep edilen 32.400.000 USD..." ifadesi ve bu protokolde ...'ın imzasının bulunduğu dikkate alındığında, ...'ın bu sözleşme hükmü ile borcunu ifa amacıyla bankasına yazılı talimat verdiğini kabul ve ikrar ettiği, böylece virman talimatının sahteliğine ilişkin savunmaların da yersiz olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının icra takibine itirazının takipte talep edilen 2.400.000,00 USD'nin TL karşılığı olan 5.318.640,00 TL'ye itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağın %20'si oranında davalının inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, somut olayda kâr payı yada tasfiye payından kaynaklı alacak iddiası olması sebebiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmesini, davacı taraf temel borç ilişkisini ortaya koyamadığı gibi ...'ın kendilerine borçlu olduğunu da ispatlayamadığını, 4 şirket ortağının yaptıkları paylaşım planının varlığını ve bu nedenle ...'ın sorumlu olduğunu iddia etmekte ise de tüm ortakların iradelerinin dolandırıcılık eylemi nedeniyle fesada uğradığını, bu nedenle temel borç ilişkisi iradesinin de sakatlandığını, kâr payı ya da tasfiye payı paylaşımı adı altında sunulan belgenin şirket banka hesaplarında bulunduğu iddia edilen paranın şirket ortaklarına ödenmemesi durumunda başka bir ortağın diğer ortağın sorumlu olduğuna dair hüküm içermediğini, davacıların dayanağı virman belgesinin ... açısından borç ikrarı içerir bir belge mahiyetinde olmadığını, borcu kabul etmemekle birlikte davacı tarafın alacak iddiasının likit bir alacak olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılarak davanın esastan reddine ve %20 kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların tacir olduğuna ilişkin bilgi ve belge bulunmadığından mutlak ticari dava olmayacağı, mahkemenin görevli olduğu, havale edenin havale alıcısına borcunun sona ermesi için, havale ödeyicisi bankanın havale alıcısına, havale tutarını ödemesi gerektiği, davada havaleye konu edilen 32.400.000,00 USD tutarındaki alacak tekrar davacı ...'e iade edilmiş olduğundan, davacının bu alacağa dayanarak talepte bulunma hakkının bulunduğuna yönelik mahkemenin kabul ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, havaleye konu alacağın, havale alacaklısı tarafından iadesi nedeniyle davacının işbu alacağa dayalı talepte bulunma hakkı bulunup bulunmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 556 nci maddesinin ikinci fırkası.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.06.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde "Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı",

492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",

1/e maddesinde "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı"

2.a maddesinde de "1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)

1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.