WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/7645 E.  ,  2024/3772 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2176 Esas, 2022/1835 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/275 E., 2019/274 K.

Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; ... Group şirketleri bünyesinde yer alan müvekkillerinin 1998 yılında bir güvenlik firması olarak faaliyete başladığını, müvekkilinin 2003 yılında ... Group markasını 2003/13954 sayı ile tescil ettirdiğini, ... Grup şirketlerinin Türkiye güvenlik sektörünün öncü kuruluşlarından olduğunu, davalının markasını tescil ettirdiği şekilde değil de müvekkillerine ait tescilli ... Group markası ve yine ... esas unsurlu ticaret unvanı ile aynı yada iltibasa mahal verecek derecede benzer ... Akademi olarak markasal kullanımının müvekkilleri aleyhinde marka tecavüzü ve haksız rekabet yarattığının tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, işbu taklit kullanımların her türlü mecrada önlenmesine; men edilmesine; ticari evrak ve materyallere el konulması, toplanması ve dava sonuna kadar emin bir yerde muhafaza altına alınması ve esasa ilişkin hükmün kesinleşmesini müteakip imhasına, fazlaya ilişkin maddi tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, müvekkillerinin tescilli tanınmış markasına ve ticaret unvanına tecavüz ve iltibas yaratan ... ibaresinin davalı ticaret unvanından ve işletme adından terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; haksız rekabetten kaynaklı bir kullanım söz konusu olmadığını, müvekkilinin kendi markasını ve ticaret unvanını hukuka uygun amaçlarla ve uygun biçimde kullandığını, müvekkilinin marka, ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanımına engel olunamayacağını, müvekkili şirketin İş Güvenliği ve İş yeri Hekimliği hizmetlerinin sağlanması adına bulunduğu bölgede ve ülke sathında işbu hizmetin ifası için çalıştığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin ünvan değişikliğine gittiğini, bu durumun ana noktasının ortaklık yapısındaki değişiklikten kaynaklandığını, bu ibarenin iltibas oluşturmak maksatlı bir seçilmiş ifade olmadığını, ayrıca şirket sahibi ve ortağının, şirket genel müdürünün soyadının ''...'' olduğunu, müvekkili şirketin alanında birden çok eğitim verdiği için ''Akademi'' özelliğinin mevcut olduğunu, müvekkil şirket açısından bu durumun ayırt edici bir unsur olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacı şirketin müvekkili şirket ile aynı sektörde olmadığını, mahkeme tarafından rekabetin yoğunluğu, talebin yapısı, ortalama tüketici veya alıcıların bilgi ve dikkat düzeyleri, hizmetin fiyatı, alıcıların hizmeti almak veya almamak kararını verirken ayırdığı zaman dikkate alınarak araştırılmasını istediklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; dosyaya sunulan her iki bilirkişi raporunda yapılan incelemede davalının kullandığı markanın davacının kullandığı markaya göre marka hakkının ihlalini oluşturduğu ve haksız rekabet teşkil ettiği, davalının kullandığı markada bulunan ... ibaresinin terkin şartlarının oluştuğunun tespit edildiği, gerekçeli denetime açık uygulanabilir bilirkişi heyet raporunun hükme esas alındığı, davacı her ne kadar maddi tazminat talep etmiş olsa da bu yönde herhangi bir delil ibraz edemediği, davalı eyleminin 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) kapsamında marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davalının “... Akademi” markası kullanımının, kötüniyetli olduğu, haksız rekabet teşkil ettiği, davacının manevi tazminat talep etme hakkının olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının '' ... Akademi '' ibareli tescilli markasını '' ... Akademi '' ibaresiyle kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabet yarattığının tespitine, tespit edilen tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalı şirketin ticaret ünvanından ve işletme adından '' ... '' kelimesinin terkinine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; davalıya dava dilekçesinin tebliğ edilmediğini, dilekçelerin teatisi aşaması yapılmaksızın duruşma tarihi verildiğini, ticaret ünvanının terkinine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, '...' esas unsurlu marka ve ticaret ünvanıyla iltibas oluşturmak maksatlı bir seçilmiş ifade olmadığını, şirket sahibi ve ortağının, şirket genel müdürünün soyadının '...' olduğunu, aralarında karıştırılma tehlikesi bulunmayan hakların piyasada birlikte var olmasının asıl olduğunu, tarafların hizmet verdikleri sektörlerin ayrı olduğunu, ayrıca davacının müvekkili şirketten hizmet alımı yaptığını, ticaret unvanının ticaret sicilinde kayıtlı olduğu sürece kullanılmasının haksız rekabet oluşturmayacağını, ticaret unvanının haklı bir sebeble kullanılması halinde terkini yoluna gidilemeyeceğini, marka ihlali ve haksız rekabete ilişkin tespitlerin gerçeği yansıtmadığını, müvekkili tarafından yapılan marka tescil başvurusunun ortaklık yapısının kısa sürede değişmesi ve hakim ortağın ortaya çıkması neticesinde 2013/108830 tescil nolu marka siciline kaydının gerçekleştirildiğini, davacının iddia ettiği üzere haksız ve iltibasa yaratacak şekilde bir kullanımdan bahsedilemeyeceğini, işbu eş zamanlı kullanımdan kaynaklı müvekkili şirketin kazanılmış hakları olması sebebiyle mevcut marka kullanım şekline ilişkin itibarının korunması gerektiğini, haksız bir kullanım olmadığını, davacının davalıya ait markanın kullanıldığını bilmesine rağmen markanın hükümsüzlüğüne dair bir dava açmayarak işbu noktadan itibaren davalıya ait markanın kullanımına zımni rıza gösterdiğini, Yargıtay'ın istikrarlı yaklaşımının, piyasada karıştırılma tehlikesi arz etmediği görülen aynı veya benzer markaların piyasada birlikte var olmaya devam edebileceği yönünde olduğunu, davacılar ve davalı müvekkilininn piyasada bilinen ve birbirinden farklı iş kollarında çalışan şirketler olması sebebiyle ayırt edilebilen şirket olduklarını, maddi tazminat talepleri yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen manevi tazminat kararı kurulmasının haksız olduğunu, ayrıca manevi tazminat şartları açısından herhangi bir gerekçelendirme yapılmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmediği, davalı vekilinin 21.11.2017 tarihli ilk duruşmaya gelerek bu durumu dile getirdiği ve cevap dilekçesini sunduğu, Mahkemece bu durum gözetilerek ön inceleme duruşmasının yapılmadığı ve ön inceleme duruşmasının dilekçe teatisi tamamlandıktan sonra yapılmasına karar verildiği, nihayetinde 26.04.2018 tarihinde ön inceleme duruşmasının davalı vekilinin de katılımıyla yapıldığı, açıklanan bu durum karşısında Mahkemece yapılan işlemlerde usule aykırılığın bulunmadığı, Mahkemece aldırılan ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporları ile; davalının "... Akademi" ibareli tescilli markasını ''... Akademi'' şeklinde kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olduğu, buna göre Mahkemece verilen tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması ve kaldırılması kararlarının yerinde olduğu, bu kabule göre, davacının tazminat hakkının bulunduğu, Mahkemece reddedilen maddi tazminat yönünden istinaf isteminin bulunmadığı, ihlalin niteliği ve süresi, tarafların ekonomik durumları ve manevi tazminatın amacı gözetilerek, davacı yararına verilen 5.000,00 TL manevi tazminat takdirinde de isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti ve haksız rekabete ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.