WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/7583 E.  ,  2024/1651 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/617 Esas, 2022/1478 Karar
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVADA DAVACILAR : ... Mirasçıları;
1-...
2-... vekilleri Avukat ...
ASIL DAVADA DAVALILAR : 1-...
2-...
3-... vekilleri Avukat ...
BİRLEŞEN DAVADA DAVALI : ... Makina Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili Avukat
...
DAVA TARİHİ : 11.05.2017 (Asıl), 10.05.2019 (Birleşen)
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/566 E., 2021/87 K.
BİRLEŞEN DAVA : Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/303 E. sayılı
dosyası

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen muvazaa sebebiyle şirket hissesinin iptali ile tescil davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacılar vekili, duruşmasız olarak asıl davada davalılar vekili ile birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 27.02.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacılar vekili Avukat ... ... Ahi ile asıl davada davalılar vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
1.Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin muris babası ...'ın 30.03.2017 tarihinde vefat ettiğini, murisin ölümünden önce 27.11.2012 tarihinde ... Makina Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ndeki 40 paya karşılık gelen %25 hissesini torunları olan davalılara devrettiğini, davalı ... Makina Şirketi'nin 43 yıllık bir ticari hayatı olan ve marka değeri parayla ölçülemeyecek bir müessese olduğunu, şirketteki 13 payını 32.500,00 TL karşılığında oğlu ...'ın oğlu ...'a (murisin torunu), şirketteki 13 payını 32.500,00 TL karşılığında oğlu ...'ın oğlu ...’a (murisin torunu), şirketteki 14 payını 35.000,00 TL karşılığında oğlu ...'ın oğlu ...'a (murisin torunu) muvazaalı ve bedeli düşük gösterilerek devrettiğini, söz konusu hisse devirlerinin mirasçı müvekkili ...'dan mal kaçırmak gayesiyle kötü niyetli ve muvazaalı olarak bedeli düşük gösterilerek yapıldığını, davalıların kötü niyetli olduğunu, davalılar ..., ... ve ...'ın murisin torunları olduğunu, şirket hisselerini alabilecek maddi durumları olmadığını, murisin SGK emeklisi olduğu, evinin kendisinin olduğunu, yine Gaziantep İli, Şehitkamil İlçesi, 15 Temmuz Mah., 6197 ada, 6 parselde bulunan 4.436,60 m2 taşınmazın da 41760/443880 hissedarı olduğunu, söz konusu taşınmaz metro market civarında olup oldukça değerli olduğunu, dolayısıyla şirketteki hisselerini satmasını gerektirecek maddi olumsuzluğu ve ihtiyacı olmadığını iddia ederek ...'a devrettiği 13 payın, ...'a devrettiği 13 payın ve ...'a devrettiği 14 payın devir işlemlerinin iptali ile muris ... adına, bunun mümkün olmaması hâlinde mirasçılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin muris babası ...'ın 30.03.2017 tarihinde vefat ettiğini, murisin ölümünden önce 27.11.2012 tarihinde ... Makina Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ndeki 40 paya karşılık gelen %25 hissesini torunları olan davalılara devrettiğini, davalı ... Makina Şirketi'nin 43 yıllık bir ticari hayatı olan ve marka değeri parayla ölçülemeyecek bir müessese olduğunu, şirketteki 13 payını 32.500,00 TL karşılığında oğlu ...'ın oğlu ...'a (murisin torunu), şirketteki 13 payını 32.500,00 TL karşılığında oğlu ...'ın oğlu ...’a (murisin torunu), şirketteki 14 payını 35.000,00 TL karsılığında oğlu ...'ın oğlu ...'a (murisin torunu) muvazaalı ve bedeli düşük gösterilerek devrettiğini, söz konusu hisse devirlerinin mirasçı müvekkili ...'dan mal kaçırmak gayesiyle kötü niyetli ve muvazaalı olarak bedeli düşük gösterilerek yapıldığını, davalıların kötü niyetli olduğunu, davalılar ..., ... ve ...'ın murisin torunları olduğunu, şirket hisselerini alabilecek maddi durumları olmadığını, murisin SGK emeklisi olduğu, evinin kendisinin olduğunu, yine Gaziantep İli, Şehitkamil İlçesi, 15 Temmuz Mah., 6197 ada, 6 parselde bulunan 4.436,60 m2 taşınmazın da 41760/443880 hissedarı olduğunu, söz konusu taşınmaz metro market civarında olup oldukça değerli olduğunu, dolayısıyla şirketteki hisselerini satmasını gerektirecek maddi olumsuzluğu ve ihtiyacı olmadığını iddia ederek ...'a devrettiği 13 payın, ...'a devrettiği 13 payın ve ...'a devrettiği 14 payın devir işlemlerinin iptali ile muris ... adına, bunun mümkün olmaması hâlinde mirasçılar adına tesciline kararı verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Asıl davada davalı ... kişiler vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkillerinin şekil şartına uygun olarak hisse paylarını satın aldıklarını, davaya konu edilen limited şirketin murise ait olan %25 hissesinin noter aracılığıyla hisse devir sözleşmesi ile müvekkillerine satıldığını, muris adına kayıtlı taşınmazların da mirasçılarından olan davacıya miras hissesi oranında intikal ettiğini, davacının kendi payı üzerine de tedbir talep ettiğini, davacının davalı şirketin 2006 yılına kadar ortağı olduğunu, hisselerini dava dışı babası ve kardeşlerine devrettiğini, davacının aynı sektörde faaliyet gösterdiğini ve rekabet içinde olduğunu, dava konusu hisselerin muris tarafından davalılara satıldığını 4 yıldan fazla süredir bildiğini, davalı müvekkillerinin bu şirketin %25 hissesini satın alabilecek güce sahip olduklarını, dava konusu iptali istenen hissenin %25 olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte muvazaalı satış olsa bile %25 hisseden davacıya %6,25'lik kısmının kalacağını, murisin davacıdan %6,25 hisseyi kaçırmak amacı ile mi satış yaptığını, davalı ...'in dava konusu şirkete öncesinden de %10 hisseye sahip olduğunu, murisin yaşamının son 4 yılını emekli maaşı ile geçirmediğini, bakımı için yanında sigortalı kişi çalıştırdığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Birleşen davada davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; murisin 1974 yılında dört oğlu ile kurduğu şirketteki hisselerini ölümünden beş yıl önce, 2012 yılında kanunun aradığı geçerlilik şartlarına uygun olarak devrettiğini, murisin ölümünden önce akrabaları ile yoksullara sürekli yardımlar yaptığını, evinde yatılı kalan çalışan olduğunu, yaşı itibari ile aile şirketine emek verecek durumda olmadığından ve yaptığı yardımlara devam edebilmek için hisse devrine ihtiyaç duyduğunu, hisse devrinin karşılığı olan tutarın kat kat fazlası şirketin ortakları tarafından murise hisse devrinden itibaren ölünceye kadar ödendiğini ve murisin bu şekilde hayatına devam ettiğini, murisin hisse devri dışında mal varlığında herhangi bir tasarrufta bulunmadığını, adına kayıtlı üç taşınmaz ve iki motosikletin ölümünden sonra davacı ile diğer mirasçılarına intikal ettiğini, davacının 2006 yılında hisselerini devrederek çocuklarının 2002 yılında kurduğu Özyaşar Makine Şirketine ortak olduğunu, davacının ve oğullarının murisin maddi ve manevi olarak yanında olmadıklarını, şirketin ortağı olan davalı ...'in 1995 yılından itibaren şirkette sigortalı olarak çalıştığını, 2012 yılındaki devirden önce 2010 yılında babasından devraldığı hisse ile halihazırda şirketin ortağı olduğunu, diğer davalılar ... ve ... ...'nün de hisse devrinden önce şirkette sigortalı olarak çalışmaya başladığını, muris ve babalarıyla birlikte aile şirketinin ayakta kalması için emek verdiklerini, davalıların hisse devrinden önce ve sonra şirkete zarar verecek hiçbir davranışlarının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müteveffanın başka malvarlıklarının da bulunduğu, tarafların ortak beyanları ve dosya kapsamı itibariyle murisin vefatına kadar taraflar arasında ve müteveffa ile davacı taraf arasında bir husumet bulunmadığı, müteveffanın yardımsever birisi olduğu, şirket hisse devrinden önce ve sonrasında aile efradı ve hatta davacı taraf ile çevresine yardımlarda bulunmakta olduğu, yanında yabancı uyruklu bakıcıların çalıştığı, murisin emekli maaşı dışında gelirinin bulunmaması nedeniyle bunların finansmanının davalıların murise verdikleri para ile sağlandığı, dosya kapsamından satış bedelinin doğrudan ödenmediğinin davalı tanıkları ... ... ve ... anlatımları ve dosya kapsamı ile ... olduğu, davacının hisse devrini ihtiyaçtan değil, çocuklarının işi yürütmesinden ve kendisinin normalde artık işi çok takip etmemesinden yaptığı, başka mallara ilişkin bir devir bulunmadığı ve şirket hisselerinin fiilen de şirket işleyişini üstlenenlere yapıldığı, sözleşme bedelinin doğrudan ödenmediği ve devrin bu bedel karşılığında yapılmadığı, ancak devrin bedelsiz olarak da yapılmadığı, dosya kapsamı ve tanık anlatımlarından devrin, müteveffanın yaşamı boyunca ihtiyaç duyduğu paranın karşılanması karşılığında yapıldığı, esasında müteveffanın vefatından önce olan durumu sürdürdüğü ve para ihtiyacının devralanlarca ve babalarınca karşılandığı, taraflar arasında müteveffanın vefatına kadar bir husumet bulunmadığı, davacının başkaca malvarlıklarının da bulunduğu gözetildiğinde bir mal kaçırma iradesinin, bedelsiz devir iradesinin olmadığı ve bu nedenle de hisse devir sözleşmesinin muvazaalı olmadığı, davanın hem hisseyi devralanlara hem de şirkete yöneltilmesi gerekmekte olup aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu, şeklen iki dava görünse de esasen bir davanın söz konusu olduğu, usul ekonomisi adına yerleşen bu uygulamanın taraf aleyhine değerlendirilmemesi ve ... bir vekâlet ücreti verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkemenin gerekçeli kararında, hisse devrinin geçerli olduğuna hükmedildiğini, davalı tarafın tanığının beyanından da açıkça anlaşılacağı üzere hisse devri sözleşmesinin bedelsiz olarak yapıldığını, sözleşmede kararlaştırılan bedelin hiçbir zaman ödenmediğini, sözleşmedeki bedelin muvazaalı olarak göstermelik belirlendiğini, mirasbırakan ile davalılar arasında ... iradenin bağışlama sözleşmesi olduğunu, Mahkeme yapılan işlemin muvazaalı olmadığına hükmetmişse de işlemin muvazaalı olduğunu, görünürdeki işlemle tarafların ... iradesini yansıtan gizli işlemin farklı olduğunu, gizli işlemin kanunda öngörülen şekilde yapılmadığının açık olduğunu, hisse devir işleminin geçersiz olması için mal kaçırma amacının da bulunmasına gerek olmadığını, kanunda hukuki işlemlerin geçerliliği için öngörülen şekil kurallarının emredici nitelikte olup şekle aykırılığın yaptırımının kesin hükümsüzlük olduğunu, hukuki işlemin şekli için öngörülen kuralların kamu düzenine ilişkin olup hakim tarafından bile re'sen dikkate alındığını, hal böyle olunca Mahkemenin şekle aykırılığı gözardı ... hisse devir sözleşmesini geçerli kabul etmesinin hukuki bir dayanağının bulunmadığını, Mahkeme kararında mirasbırakanın başka taşınmazlarının da bulunduğunu, diğer mirasçılardan mal kaçırma amacı taşımadığına kanaat getirdiğini, dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelemesine göre hisse devrinin yapıldığı 2012 yılında mirasbırakanın devrettiği % 25'lik hissenin değerinin yaklaşık olarak 997.770,00 TL olarak hesap edildiğini, şirketin geçmişi, marka değeri, iş potansiyeline bakıldığında devredilen hisse değerinin çok daha yüksek çıkmasının da muhtemel olduğunu, şirket hisselerinin mirasbırakanın malvarlığında önemli bir yer tuttuğunu, malvarlığı içinde önemli bir yer tutan şirket hissesinin bedelsiz devredilmesi hayatın olağan akışına aykırı olup mirasbırakanın ve davalıların bu devrin mirasçılara zarar verebileceğini bilecek veya bilebilecek durumda olduklarını, malvarlığı içinde önemli bir yer tutan şirket hisselerinin bedelsiz olarak devredilmesi karşısında devrin diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapılmadığı iddiasının yerinde olmadığını, ayrıca Mahkemece devrin bedelsiz yapılmadığının, bedelin daha sonra davalılar tarafından kısım kısım ödendiğinin, mirasbırakanın ihtiyaçlarının ölene kadar karşılandığının ifade edildiğini, davalı tanığı ...'ın, kendisinin ve şirket devri yapılan çocuklarının mirasbırakana ölene kadar parasal yardım yaptıklarını ifade ettiklerini, hisse devrinin yapıldığı kişilerin davalılar olup diğer çocukların hisse devrinden dolayı herhangi bir borcunun söz konusu olmadığını belirterek yerel Mahkemenin kararının kaldırılmasına, davacıların (... mirasçıları) miras payına denk gelen hissenin (% 6,25) iptaline ve davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

2.Asıl davada davalılar ..., ... ve ... vekilleri istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararın vekâlet ücreti hesaplaması bakımından hatalı olduğunu, asıl davanın sadece davalılar ..., ... ... ve ... ...'e karşı açıldığını ve davalıların tarafınca temsil edildiğini, asıl davanın dava değerinin bilirkişi tarafından 1.194,288,09 TL olarak hesaplandığını, davacı tarafından bu değer üzerinden harç yatırıldığını, birleşen davanın ise sadece davalı şirkete karşı açıldığını, davalı şirketin başka avukatlar tarafından temsil edildiğini, birleşen davanın dava değerinin ise bilirkişi tarafından 1.821,951,02 TL olarak hesaplandığını, davacı tarafından yatırılan harca bu hesabın da dahil edildiğini, Mahkemece davanın asıl ve birleşen dava yönünden reddine karar verildiğini, hüküm ile birlikte asıl dava bakımından dava değeri olan 1.821,951,02 TL üzerinden hesaplanan 74.600,08 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınıp asıl davanın davalıları ..., ... ... ve ... ...'e verilmesine karar verilmesi gerekirken söz konusu ücretin asıl davanın davalıları ile birlikte birleşen davanın davalısı şirkete verilmesine karar verilmesinin mevzuata uygun olmadığını, zira birleşen davanın davalısı olan şirketin asıl davanın davalısı değil, birleşen davanın davalısı olduğunu, asıl davanın davalısı olmayan şirkete asıl dava için belirlenen ücretin verilmesinin kanunen mümkün olmadığını, mevzuata göre birleşen davalarda vekâlet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin ayrı ayrı hesaplandığını, asıl dava için ayrı, birleşen dava için ayrı ücret hesaplandığını, Mahkemenin yargılama giderlerini asıl ve birleşen dava için ayrı ayrı hesapladığını, ancak vekâlet ücreti bakımından kanuna aykırı şekilde farklı bir yöntemin benimsendiğini, Mahkemenin asıl dava için belirlenen vekâlet ücretine asıl davanın tarafı olmayan şirketi de dahil ettiğini, bu uygulamanın kanuna aykırı olduğunu, vekâlet ücretinin belirlenmesindeki bir diğer çelişkinin ise birleşen dava bakımından olduğunu, asıl davada belirlenen vekâlet ücretine asıl davanın tarafı olmayan şirketi dahil eden Mahkemenin birleşen davada belirlediği ücrete ise asıl davanın davalılarını eklemediğini, son olarak harçların iadesi konusunda da Mahkemenin hatalı karar verdiğini belirtere yerel Mahkemenin hükmünün vekâlet ücretine yönelik kısmının "asıl dava bakımından 74.600,08 TL vekâlet ücretinin davacılardan alınıp asıl davada kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara ödenmesine" şeklinde düzeltilerek onanmasına karar verilmesini istemiştir.

3.Birleşen davada davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl ve birleşen dava için davaların harca esas değerleri üzerinden birbirinden bağımsız ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi yerine, hatalı ve yasaya aykırı düşen değerlendirme ile tarafı olmadıkları asıl davadaki ücrete dahil edilip birleşen davada ise eksik şekilde vekâlet ücretinin hesaplanması ve benzer hatanın kamu düzenine ilişkin olan harçların iadesi konusunda tekrar edilmesinin doğru olmadığını belirterek hükmün "birleşen dava için 96.568,29 TL vekâlet ücretinin davacılardan alınıp davalı şirkete ödenmesine karar verilmesine" şeklinde düzeltilerek onanmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile karar gerekçe içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, muvazaa olgusunun kanıtlanamadığı, Mahkemenin vekâlet ücretine ilişkin takdirinin dosya kapsamına göre yerinde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacılar ... ve ... vekili ile asıl davada davalılar ..., ... ve ... vekili ve birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur.

2.Asıl davada davalılar ..., ... ve ... vekilleri temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur.

3.Birleşen davada davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacılardan mal kaçırmak amacıyla muris tarafından yapılan ve muvazaalı olduğu ileri sürülen davalı şirkete ait hisselerin diğer davalılara devrine ilişkin işlemin iptali ile miras payı oranında davacılar adına tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.