WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/7581 E.  ,  2024/1623 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/496 Esas, 2022/633 Karar
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Kabul

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 27.02.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. İsmail Onur Doğan dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin lehtarı olduğu 31.10.2008 vade tarihli 300.000,00 TL bedelli senedi ciro ederek tahsil için davalı bankaya verdiğini, bankanın aynı senet borçluları CHN Hamle-2 Mühendislik Isı Tesisat Taah. Tic. Ltd. Şti., Atılım LPG Kimya Makinaları San. ve Tic. Ltd. Şti., ... ve ...'ün, bankaya olan borçları nedeniyle, hiçbir borcu bulunmayan müvekkili şirketi de borçlular arasında gösterip icra takibi başlattığını ileri sürerek icra takibine konu senetten dolayı davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, icra takibinin iptaline ve senedin müvekkili şirkete iadesine, alacağın %20'si oranından az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra takibine konu senedin “sebepten bağımsız olması” ilkesi nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davacının kambiyo senedi sebebiyle borçlu olmadığı iddiasına dayanmasına rağmen asıl borç ilişkisine dayanıldığının kabulü hâlinde de davanın reddinin gerektiğini, müvekkili bankanın İstanbul Anadolu Ticaret Merkez Şubesi ile Hamle Beton Mühendislik Isı Tesisat Taah. Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, ..., ..., CHN Hamle Makine San. ve Tic. Ltd. Şti., CHNY Hamle-2 Mühendislik Isı tesisat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti., Atılım LPG Kimya Makinaları San. ve Tic. Ltd. Şti. ve davacının ise kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, davaya konu senedin protesto edilerek ihtiyati haciz kararı alındığını ve borçlular hakkında kambiyo senedine dayalı icra takibi yapıldığını, davacı tarafından verilen senedin temelde bir ilişki bulunsa bile ifa uğruna ödeme amaçlı olarak verildiği için yine davanın temel ilişkiye girilmeden “kambiyo senedinin mücerretliği” ilkesi gereği reddinin gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemenin 01.07.2014 tarih, 2013/190 E. ve 2014/149 K. sayılı kararı ile; davaya konu senedin lehtarının davacı şirket olduğu ve davalı bankaya ciro yoluyla devredildiği, ciranta/lehtar davacının senedi ciro ettiği hamil/davalı bankaya karşı aralarındaki ilişkiden doğan şahsi def’îleri ileri sürerek ödemezlik iddiasında bulunabileceği, ancak dava konusu olayda davacının senedin düzenlenmesine sebep olacak bir ilişki bulunmadığını, davalı bankaya borcunun olmadığını, senedin bedelsiz olduğunu iddia ettiğinden temel ilişkiye dayanan bedelsizlik iddiası şahsi def’îlerden olduğundan hamile karşı ileri sürülemeyeceği, sadece hamil bonoyu iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş ise bu hâlde ispatı davacıya ait olmak üzere bedelsizlik iddiasının ileri sürülebileceği, davacının bu hususu ispatlayamadığı, davacının, dava dışı borçluların genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçlarının teminatı olmak üzere senede imza attığı anlaşıldığından davacının borcunun bulunmadığını ileri sürmesinin dürüstlük kuralına uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Onama Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesince 21.03.2016 tarih, 2015/15878 E. ve 2016/5010 K. sayılı kararı ile; davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin reddine, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi le kararın onanmasına karar verilmiş, karara karşı davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

C. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesince 27.02.2018 tarih, 2016/14044 E. ve 2018/999 K. sayılı kararı ile; davacı şirket ile davalı banka arasında genel kredi sözleşmesine dayalı finansman temini ilişkisi bulunduğu ve davacı şirketin lehtarı olduğu bonoyu bu bağlamda beyaz ciro ile davalı bankaya devrettiği, bu durumda davacının bonoya yönelik menfi tespit talebinin; taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi ve bu sözleşmeye göre davalı tarafından davacıya açılan krediye ilişkin hesap hareketlerine göre incelenmesi gerektiği, bankaların, Bankalar Kanunu çerçevesinde faaliyet göstermek zorunda olduklarını, bu yüzden bir kimseye mal satarak veya açıktan para vererek bono alamayacakları, öte yandan davacının, bono lehtarı ve 1. ciranta olarak kendisinden sonraki ciranta olan bankaya karşı aralarındaki bankacılık sözleşmesine dayanarak menfi tespit davası açtığından aralarındaki çekişmenin bu sözleşme çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği, bu itibarla, keşideci tarafından açılan davalarda hamillerin yararlandığı iyiniyet karinesinden işbu davada davalı bankayı yararlandırmanın mümkün olmadığı, diğer taraftan davalının dayandığı uzlaşma tutanağında, davacının imzası olmadığından davacı lehine hükümler taşısa da bu tutanağın davacıyı sorumlu tutacak bir yönünün de bulunmadığı, yine bu tutanakta dava konusu bonoya teminat olduğu yönünde doğrudan bir atıf da bulunmadığı, banka kayıtları inceletilerek taraflar arasındaki kredi ilişkisi nedeniyle davacının davalıya borcu olup olmadığını saptanması ve borcu varsa davacının bu borcu kadar bu bonodan sorumlu olduğunun değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle onama kararı kaldırılarak kararın oy çokluğu ile bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 07.04.2016 tarih, 2016/111 E. ve 2016/211 K. sayılı kararı ile önceki kararda direnilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

E. Hukuk Genel Kurulunun Bozma Kararı
Hukuk Genel Kurulunun 06.07.2021 tarih, 2017/11-1300 E. ve 2021/922 K. sayılı kararıyla özel daire bozma kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve numarası verilen kararı ile taraflar arasında 2008-2011 yılları arasında faks ile gönderilmiş taahhütnameler ile kredi havale
talimatlar ile işlemler yapıldığı, taraflar arasında davalının
fax cihazından çıktığı tartışmasız olan taahhütnameler ile kredi kullanılmasının yerleşik
uygulama haline geldiği, buna rağmen dava konusu edilen işlem için davalının taahhütname ile yükümlendiği taşıt üzerinde rehin tesis etme borcunu
yerine getirmediği faturaya aracın rehinli olduğunun yazılmasının araç üzerinde rehin
tesisi anlamına gelmeyeceği, davacının zararını tazmin etmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kambiyo senedinin illetten mücerret olduğunu, senedin teminat senedi olduğunun ispat edilemediğini, kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, Genel Garanti Taahhütnamesi kapsamında verilen taahhütlerin yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararın tazmini talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 72 nci madde.

3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Davalı alacaklı banka başlattığı takipte haksız ise de davasını ispat edememiş olması onun kötü niyetli oluğunu göstermez. Bu nedenle davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesi doğru olmayıp, hükmün bu yönden bozulması gerekmektedir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının ''2'' numaralı bendinde yer alan “Senet bedeli olan 300.000,00 TL’nin %20 oranına tekabül eden 60.000,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine” ibaresinin çıkartılarak yerine “Davacı vekilinin davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.