11. Hukuk Dairesi 2022/7561 E. , 2024/3664 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1517 Esas, 2022/1209 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/255 E., 2020/150 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 11.09.2017 tarihinde "LOGO" markasının tanınmış marka olarak tespiti talebi ile davalıya müracaat ettiğini, ancak bu talebin reddedildiğini, müvekkili markasının tanınmışlığının TÜRKPATENT’in çok sayıda kararında kabul edilmiş olup huzurdaki davaya konu kararın bu kararlarla çeliştiğini, müvekkili adına yapılan itirazların neticesinde davalı Kurum tarafından 2015 yılından bugüne tanzim edilen ve detayları dilekçelerde yer alan 7 farklı kararda müvekkiline ait markanın toplum nezdinde ulaştığı tanınmışlığının açıkça tespit edildiğini, müvekkili markasının tek başına ayırt edici ve tanınmış olduğunu, 1890 yılında Amerika'da kurulan müvekkili U.S. Polo Assn. şirketinin atlı polo sporunun Amerika ve Kanada'daki idari birimi olduğunu, misyonunun dünya üzerindeki polo tutkunlarını bir araya getirmek ve spora sadık, sporu seven bir U.S. Polo Assn. takımı oluşturmak olduğunu, markalaşma çalışmalarına büyük önem gösterildiğini, logolu markalarını ilk kez Amerika'da 01 Ocak 1997 yılında tescil ettirdiğini, 21 yılı aşkın süredir dünya üzerinde 160 ülkede sahip olduğu tesciller ile marka haklarını tescilli olarak koruduğunu, Türkiye'de gerçekleştirdiği tanıtım, reklam ve bir çok promosyon faaliyetlerinin 2012 yılı ile 2016 yılı arasında yaklaşık 19.203.128 TL’yi bulduğunu, müvekkili markalarının çoğunlukla “U.S. POLO ASSN.", “..." ya da “USPA" ibareleriyle birlikte değil, tüketicinin ilgili logoyu gördüğünde ilk ve direkt olarak müvekkili markasını akla gelecek biçimde, tek başına da yoğun şekilde kullandığını, kendi başına ayırt edici ve özgün olduğunun aşikâr olduğunu, müvekkili markasının gerek TÜRKPATENT nezdinde gerekse dünya çapındaki yüzlerce kez tescil edilmiş ve ilgili markayı içerir ürünlerin/hizmetlerin yüksek ve istikrarlı satışı ve günden güne artan cirosunun da tüketiciler nezdinde edindiği yüksek ayırt ediciliği gösterdiğini, polo oyuncusu figürü kullanan başka markaların varlığının müvekkili markasının tanınmış olduğu gerçeğini ortadan kaldırmayacağını, bunlara ek olarak TÜRKPATENT nezdinde tanınmış marka tesciline sahip fakat sektörde benzer unsurlarla yaygın olarak kullanılan pek çok tescilli tanınmış markanın da yer aldığını, müvekkili markasının tanınmışlık kriterlerini fazlasıyla karşıladığını, müvekkili şirketin bugün Dünya'nın önde gelen giyim mağazalarının sahibi olup 2.500 ve 12.000 metrekare arasında değişen geniş satış alanları ile 150'ye yakın ülkede bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmışlığının Dairemiz tarafından da tespit edildiğini ileri sürerek, YİDK'in 02.09.2019 tarih ve 2019-M-6967 sayılı kararının iptaline ve karara konu müvekkili markasının tanınmış marka olarak tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu markanın tanınmışlığının ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin "LOGO" markasının tanınmış marka olarak TÜRKPATENT nezdinde yaptığı başvurunun reddedilmesine ilişkin YİDK kararının iptali istemli davada hukuki yararının mevcut olmadığı, zira mevzuat hükümleri gereği TÜRKPATENT'in Tanınmış Markalar Sicili oluşturması yetkisinin bulunmadığı, 15.07.2018 tarih 30479 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 370 nci maddesi hükmünde Markalar Dairesi Başkanlığı'nın görevleri arasında "markaların tanınmışlık düzeyleri ile ilgili esasların belirlenmesi ve uygulamaya konulması işlemleri" düzenlenmişse de, söz konusu düzenlemenin davalıya tanınmış marka sicili tutma görevi yüklediği olarak yorumlanamayacağı, salt bir markanın tanınmışlık kriterlerinin neler olduğu hususunda düzenleyici işlem yapma yükümlülüğü altında bulunduğu olarak yorumlanacağı, aksi yöndeki kabulün yukarıda izah edilen markaların tanınmışlığı olgusunun dinamikliği özelliği ile bağdaşmayacağı, bu hale göre davacının tanınmışlık tespiti isteminin reddine ilişkin kararın iptali isteminde hukuki yararının bulunmadığı, Dairemizin 05.02.2020 tarih 2019/2980 E., 2020/991 K. sayılı kararının da aynı yönde olduğu, davacının "LOGO" ibareli markalarının her somut olayda tanınmış olup olmadığının ilgili mercilerce değerlendirilmesi gerektiği, hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava şartında noksanlık bulunduğu, bu noksanlığın giderilebilir niteliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; TÜRKPATENT’in tanınmış marka sicili tutma yetkisi bulunmakta olup, sicilin halen yürürlükte olduğunu, sicil halen yürürlükteyken verilen işbu kararın açıkça hukuka aykırı olduğunu, Dairemizin 24.06.2004 tarihli ve 2003/12431 E., 2004/7020 K. sayılı kararı çerçevesinde de işbu davanın görülmesinin gerektiğini, TÜRKPATENT’in tanınmış markalara özel sicili yürürlükte olduğunu ve mevcut “tanınmış marka” tescilleri geçerli olduğu sürece müvekkilinin de markasını “tanınmış marka” olarak tescil ettirmekte hukuki yararının bulunduğunu, tek bir Yargıtay kararı esas alınarak davanın usulden reddinin tamamen hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkili markasının tanınmış marka kriterlerini tümüyle sağladığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, Dairemizin 05.02.2020 tarih, 2019/2980 E., 2020/991 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere her ne kadar davalı Kurum tarafından, kendisine başvuru halinde başvuru konusu markanın tanınmışlık niteliğine haiz olup olmadığı konusunda inceleme yaparak bu nitelikte gördükleri markalar için sicil oluşturulmuş ise de; davalı Kurumun kanunen böyle bir sicil oluşturma yetkisinin olmadığı, öte yandan tanınmışlık özelliği sabit bir olgu olmadığından, herhangi bir davada dayanılan markanın tanınmış olduğunun ileri sürülmesi halinde, her bir somut olayda o markanın tanınmış olup olmadığının ve tanınmışlığını sürdürüp sürdürmediğinin münferiden ispatlanması gerektiği, anılan kararda açıklanan ilkelerin istikrar kazandığı ve Dairemizin uygulamasının yerleştiği, bu itibarla eldeki davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek ve davalı Kurum'un 4 no.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 370 inci maddesinin (ç) bendine göre tanınmış marka sicili tutma yetkisi olduğunu, tanınmışlığın her bir açılan davada değerlendirilecek olmasının müvekkilinin bu sicile kayıt talebinin reddi kararının iptalini istemekte hukuki yararını ortadan kaldırmayacağını, bu sicile kaydedilmenin zaten markanın ilelebet tanınmış marka statüsünde olacağı anlamına gelmeyeceğini ancak açılacak davalarda mahkemeler nezdinde takdiri bir delil mahiyeti arz edeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!