WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/7538 E.  ,  2024/1650 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1575 Esas, 2022/1311 Karar
DAVACI/ KARŞI DAVALI : ... vekili Avukat ...
DAVALI/KARŞI DAVACI : Klepsan Klape Vana Ölçü Aletleri San. Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ : 02.12.2014 (Asıl dava), 05.01.2015 (Karşı dava)
HÜKÜM : Asıl dava kabul, karşı dava kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen asıl itirazın iptali, karşı tazminat ve menfi tespit davalarında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı, karşı davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 27.02.2024 günü hazır bulunan davacı karşı davalı vekili Avukat ... ile davalı karşı davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
1.Davacı, karşı davalı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine dayalı olarak alacağı bulunan müvekkilinin tahsil amacıyla başlattığı icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu, müvekkilinin davalıya ham ürün tedarik ettiğini, davalının ise vana ürettiğini, satılan ürünlerin hangi malda kullanılacağının müvekkilince bilinemeyeceğini, ham döküm ürünlerinde bir ayıbın teknik olarak mümkün olmadığını, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı, karşı davacı vekili dava dilekçesinde; 04.02.2014 ila 02.07.2014 tarihleri arasında sürmüş ticari ilişki çerçevesinde müvekkilinin karşı davalıdan aldığı hammadde ürünlerini işleyip vana hâline getirildiğini, bu ürünlerle ilgili olarak müşterilerden kırılma, deformasyon, patlama, çatlama şikayetleri gelip ayıp nedeniyle müvekkiline iade edildiğini, ürünlerde gizli ayıbın bulunduğunu, 10.10.2014 tarihli ihtarname ile ayıbın karşı davalıya ihbar edildiğini, TSE’nin 19.12.2014 tarihli raporunda dökme demirin GG 20 veya GG 25 malzemenin mekanik özelliklerini karşılamadığının belirtildiğini, müvekkilinin KDV hariç 189.674,03 TL zararının doğduğunu iddia ederek asıl davanın reddini istemiş, karşı davanın kabulü ile 189.674,03 TL+ KDV zarar miktarının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, icra takibinde borçlu olunmadığının tespitine, davacı, karşı davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı, karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; asıl davanın reddini istemiştir.

2.Davacı, karşı davalı vekili cevap dilekçesinde; karşı davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.11.2018 tarih, 2014/1515 E. ve 2018/1191 K. sayılı kararı ile iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 04.02.2014 – 02.07.2014 tarihleri arasında süregelen bir ticari ilişkinin bulunduğu, birçok kez pik malzeme (dökme demir) alım-satım ilişkisine girildiği, mahallinde keşif icra edildiği, numunelerin alındığı, bu pik malzemelerin kimyasal analize tabi tutulduğu, malzemelerin olması gerekenin dışında bir ergitme prosesi ile hazırlandığı, GG kalite pik olmadığı, kendi kendine işlenirken veya kullanılırken kırılacağı veya çatlayacağı, malzemelerin gizli ayıp taşıdığı, gizli ayıplı mal satan asıl davacının kendi yükümlülüklerini yerine getirmeden karşı taraftan edimin ifasını talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne, 223.815,36 TL maddi tazminatın karşı dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı, karşı davalıdan tahsiline, karşı davacının takip dosyasından borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.10.2020 tarih, 2019/382 E. ve 2020/1170 K. sayılı kararı ile yasal düzenlemelere göre alıcının teslim aldığı satılanı uygun bir süre içinde kontrol ederek olağan bir gözden geçirme ile tespit edilebilecek ayıpları 8 gün içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlü olduğu, olağan bir gözden geçirme ile tespit edilemeyecek gizli ayıpların satılanda bulunduğu daha sonra ortaya çıkarsa da bu durumu derhal satıcıya bildirmesi gerektiği, aksi hâlde satılanı kabul etmiş sayılacağı, karşı davacının, satıcıdan aldığı ürünleri işleyerek kendi müşterilerine sattığını, alıcı karşı davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunan kendi müşterilerinden aldığı iade faturalarının tarihlerinin 09.01.2014 ila 29.12.2014 tarihleri arasında olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 04.02.2014 tarihli fatura ile başladığı, karşı davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan 2014 yılı Ocak ayına ilişkin iade faturalarının bu ticari ilişkinin başlamasından önceki tarihi içerdiği, karşı davacı zararının tespitinde bu iade faturalarının da hesaplamaya dahil edilmesinin hatalı olduğu, bu iade faturalarının bir kısmının da 2014 yılı Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında kesildiği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 02.07.2014 tarihli son satıcı faturasına kadar sürdüğü, bu süre içinde karşı davacının satıcıdan mal almaya devam ettiği, karşı davacının iadeler nedeniyle satıma konu malların ayıplı olduğunu öğrenmesine rağmen malların ayıplı olup olmadığına ilişkin olarak davadan sonra yaptığı gibi teknik inceleme yaptırmadığı, ayıp hususunda satıcıya bildirimde bulunmadığı, satıcıdan mal alımını sürdürdüğü, karşı davacının iade faturalarını aldıktan sonra malların ayıplı olup olmadığı konusunda inceleme yaptırdığını, malların ayıplı olduğu konusunda satıcıya süresinde ihbarda bulunduğunu, 10.10.2014 tarihli ihbar dışında iddia etmediği gibi buna ilişkin bir delil de dosyaya sunmadığı, taraflar arasında ürünlerin standartlarının belirlenmesine ilişkin yazılı anlaşma olmadığı gibi karşı davacı alıcının, davaya konu malların ayıplı olduğunu kendi müşterilerinin düzenlediği iade faturaları ile öğrenmiş olmasına rağmen uygun bir süre içinde satıcıya bildirdiğini ispatlayamadığı, bu durumda satılanı kabul etmiş sayılacağı gerekçesiyle davacı, karşı davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne, icra takip dosyasına davalının vaki itirazının kaldırılmasına, takibin devamına, alacağın %20'si tutarı inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı, karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 08.06.2022 tarih, 2020/8002 E. ve 2022/4625 K. sayılı kararı ile "...1- Asıl davada davacı 11.190.-TL’nin tahsili istemi ile başlatılan icra takibine itirazın iptalini istemiş, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesince ise İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın kabulüne karar verilmiştir. Asıl ve karşı davaların yargılamaları birlikte yürütülmekte olup, her dava bağımsız karakterini korumaktadır. HMK'nın 6763 sayılı Kanun'un 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL'ni geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi olan 2020 yılı itibariyle 71.070.-TL'dir. HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanun'un 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceğinden asıl davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Karşı davada davacı vekilinin temyiz isteminin incelenmesine gelince; karşı davacı müşterilerden kırılma, deformasyon, patlama, çatlama şikayetleri gelince gizli ayıp ihbarının 10.10.2014 tarihinde karşı davalıya gönderildiğini belirtmiş, ayıplı olduğunu ileri sürdüğü 7 adet iade faturası sunmuştur. Bilirkişi incelemesi sırasında ise karşı davacının dayanıp sunduğu bu 7 adet iade faturasının en eskisinin 01.11.2014 tarihini içerdiği belirlenmişse de karşı davacı defterlerindeki karşı davacı adına tanzim edilen bir kısım diğer iade faturalarının da dökümü yapılmıştır. Ancak 2014 yılı Ocak ayından itibaren listelenen bu diğer iade faturalarının davaya konu ayıplı ürünlere ilişkin olduğuna dair karşı davacının bir beyanı bulunmamaktadır. Kaldı ki taraflar arasındaki ticari ilişkinin 04.02.2014 tarihinde başladığı düzenlenen faturalardan anlaşılmaktadır. Bu durumda davaya konu ürünler için iade faturalarının sadece karşı davacı tarafından dayanılıp sunulan faturalar olduğunun nazara alınması gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince karşı davacının dayanmadığı iade faturalarının esas alınıp 2014 yılı Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarına ilişkin iade faturalarının düzenlendiği, buna rağmen 02.07.2014 tarihine kadar karşı davacının karşı davalıdan mal almaya devam ettiği, karşı davacı alıcının satıma konu malların ayıplı olduğuna ilişkin süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu ispatlayamadığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, karşı davada verilen hükmün davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir..." gerekçesiyle (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz isteminin miktardan reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 04.02.2014 tarihinde başlayıp 02.07.2014 tarihinde biten ticari ilişki bulunduğu, taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu üzere bu dönem içerisinde asıl dava davacısı satıcı tarafça faturalı olarak karşı davacı alıcıya 482.941,18 TL bedelinde mal satıldığı, karşı davacı alıcı tarafından mal bedeli olarak 451.761,93 TL ödeme yapıldığı, satıcı faturalarının ve alıcı ödemelerinin her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, defter kayıtlarına göre asıl dava davacısı satıcının 11.189,98 TL alacaklı olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, asıl dava davacısı tarafından karşı davacıya satılan malların ayıplı olup olmadığı, ayıbın gizli ayıp olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, ayıp nedeniyle karşı davacının zararının olup olmadığı, var ise zarar miktarı noktasında toplandığı, karşı davacı alıcının, satıcıdan aldığı ürünleri işleyerek kendi müşterilerine sattığını, ürünler gizli ayıplı olduğu için kendi ürettiği malların da ayıplı olması sonucunu doğurduğunu, üretip sattığı bu malların kendi müşterisi olan alıcıları tarafından ayıplı olduklarının ihbar edildiğini, karşı davalı tarafından satılan malların gizli ayıplı olduğunu bu şekilde öğrendiğini, davacı karşı davalıya 10.10.2014 tarihli ihtarname ile ayıp ihbarında bulunulduğunu, bu ayıplı mallar nedeniyle müşterileri tarafından daha sonra yedi adet iade faturası tanzim edilerek malların iade edildiğini iddia ettiği, karşı davacı alıcı ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda alınan rapor kapsamından 10.10.2014 ihtarname tarihinden sonra müşterileri tarafından alıcı karşı davacıya kesilmiş, ilki 17.10.2014 tarihli sonuncusu 29.12.2014 tarihli on beş ayrı iade faturası bulunduğu, karşı dava dilekçesinde örnekleri sunulan yedi adet iade faturasının da bu on beş fatura arasında olduğunun tespit edildiği, karşı davacının, yukarıda belirtilen iadeler nedeniyle satıma konu malların ayıplı olduğu müşterileri tarafından kendisine ihbar edildikten sonra satıcı, karşı davalıya 10.10.2014 tarihli ihtarname ile ayıp ihbarında bulunduğu, gizli ayıplı olduğu anlaşılan ürünlerle ilgili ayıp ihbarının hemen yapıldığının ispat olunduğu, gizli ayıplı olduğu ortaya çıkan ve karşı davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğu ürünlerle ilgili talebin, sakata ayrılan 5268 adet ürünün satın alma, işleme, işçilik, montaj, boyama ve kullanılan aksesuar bedeli olan 189.674,03 TL +KDV ( 223.815,36 TL) olduğunun anlaşıldığı, karşı davacı tarafından dayanak gösterilen ve dosyaya sunulan iade faturalarına konu ürün adedinin 5268 adedin de üzerinde olduğu, karşı davacının bu ürünler için sözleşmeden dönme ve semenin iadesini talep hakkı bulunduğu gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ayıp nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep hakkı da bulunduğu, karşı davacının satılan ürünleri hammadde olarak alıp işleyerek müşterilerine sattığı, şu halde karşı davacının ödediği semen yanında, satım konusu ayıplı ürünlerin işleme, işçilik, montaj, boyama ve kullanılan aksesuar bedellerini de ayıp nedeniyle uğranılan zarar kalemi adı altında karşı davalıdan talep edebileceği, bu saptama karşısında karşı davacının ayıplı çıkan ürünün satın alma, işleme, işçilik, montaj, boyama ve kullanılan aksesuar bedeli olan 189.674,03 TL +KDV ( 223.815,36 TL) yönünden karşı davasının kabulüne karar vermek gerektiği, karşı davacının, asıl davadaki itirazın iptali yargılamasının dayanağını teşkil edilen takibin konusu bakiye açık hesaptan ötürü borçlu olmadığının tespitine yönelik istemi yönünden ise asıl itirazın iptali davasında, karşı davacının menfi tespit dayanağı savunmalarının zaten irdeleneceği, bu nedenle karşı davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı, asıl davada davanın kabulüne yönelik Dairenin önceki kararına karşı yapılan temyiz başvurusunun miktar yönünden kesin olduğu gerekçesi ile Yargıtay tarafından reddedilerek yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkin kısımları ile birlikte kesinleştiği, bu nedenle asıl dava yönünden Daire ilk kararı gibi hüküm tesis edilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl dava yönünden, asıl davanın kabulü ile İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün 2014/29387 E. sayılı icra takip dosyasına davalının vaki itirazının kaldırılmasına, takibin devamına, kabul edilen alacağın %20'si tutarı inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı dava yönünden, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, 223.815,36 TL (KDV dahil) maddi tazminatın karşı dava tarihi olan 05.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı, karşı davalıdan tahsiline, davacının menfi tespit talebinin hukuki yarar yokluğunun usulden reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi davacı, karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı, karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; karşı davacının dava dilekçesinde delil olarak dayandığı 7 adet fatura iddia edildiği üzere 01.11.2014 tarihinden sonrası tarihlere ait olsa da, açık ve kesin olanın karşı davacının müvekkili ile ticari ilişkisinin başladığı 04.02.2014 tarihi sonrasında 11.02.2014 tarih, 054601 sıra nolu iade faturası, 26.03.2014 tarih, 054878 sıra nolu iade faturası, 26.06.2014 tarih, 0044349 sıra nolu iade faturası, 20.06.2014 tarih, 268093 sıra nolu iade faturası ve yine davacıya 2014 yılı içinde iade edilen 49 adet iade faturalarının içeriği incelendiğinde aynı firmalar tarafından ve aynı ürünlere yönelik iadeler yapıldığının açık olduğunu, tüm bu izahlar ışığında karşı davacı tarafından müvekkiline yüklenilmeye çalışılan dayanaktan yoksun iddialara dayalı zararların, karşı davacı tarafından başka firma ya da şahıslardan ham madde mamul alınarak imal edilmiş ürünlere dayalı olduğunu, karşı davacının ticari defter ve kayıtlarında yapılacak inceleme sonucunda imal ettiği ürünlere ait ham madde alımlarını, yalnızca müvekkilden yapmadığının açıklık bulacağını, bu durumda da davalının uğradığı zararların sorumlusunun müvekkili olmayacağını, karşı davacının süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığını, karşı davacının uğradığı zarara dayalı olan ham madde ürünlerin öncelikle müvekkili tarafından satılan ham madde ürünler kaynaklı olup olmadığının tespitinin zaruri olduğunu, tüm yargılama safhasında bu yöndeki beyan ve itirazlarının gözetilmediğini, yapılan bilirkişi incelemesinde dahi karşı davacı tarafından incelenmek üzere sunulan 6 adet ürün olduğunun belirtildiğini, karşı davacı elinde sakata ayrılan 5268 adet ürün olduğunu beyan ederken bu ürünleri ibraz edemediğini, ibraz edilen numunelerin dahi müvekkili tarafından satılan ham madde malzeme ile yapıldığının açık ve kesin olmadığını, karşı davacıya imal ettiği ve satışını yaptığı aynı ürünler ile ilgili iadelerin müvekkil ile ticari ilişki içinde olduğu süreden önce ve sonrasında da yapılmaya devam ettiğini, karşı davacının üretim hacmi dikkate alındığında başka satıcılardan da ürün aldığının ortada olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, açık hesap ticari ilişkisinden kaynaklı ödenmeyen bakiye alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali, karşı dava ise ayıplı mal satışı nedeniyle uğranılan zararın tazmini ile takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesi.

3. Değerlendirme
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıya özetlenen karar gerekçesi içeriğinde açıklandığı şekilde ayıp ihbarının süresi içinde yapıldığı anlaşılmış olup bu durumda davalı, karşı davacı alıcı, 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ayıp nedeniyle uğradığı zararın tazminini isteyebilir. Karşı davada, 189.674,03 TL+ KDV zarar miktarının tahsili istenmiştir. Zararın davacı, karşı davalının sattığı ayıplı ürünlerden kaynaklandığının ve miktarının, davalı, karşı davacı tarafından ispat edilmesi gerekir. Bu çerçevede taraf ticari defterleri ile dosyaya sunulan deliller incelettirilip davalı, karşı davacının, münhasıran davacı, karşı davalıdan satın aldığı ayıplı ürünler nedeniyle uğradığı zararın ne kadar olduğu şüpheye mahal vermeyecek şekilde tespit ettirilip deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.