11. Hukuk Dairesi 2022/7517 E. , 2024/3765 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1284 Esas, 2022/1427 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/1458 E., 2019/797 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ile bir anlaşma yaptığını, buna göre müvekkilinin, davalıya malzeme ve para temin edeceğini, karşılığında davalının ürettiği ayakkabıları müvekkiline teslim edeceğini, müvekkilince davalıya muhtelif zamanlarda para ve malzeme gönderdiğini, ancak davalının aldığı malzemelerin ve paranın karşılığında eksik üretim gerçekleştirerek edimini eksik ifa ettiğini, müvekkilinin alacağını tahsil etmek için başlattığı icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini, inkâr tazminatına karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacının gönderdiği malzemeler ile ayakkabı imal ederek davacıya gönderdiğini ve yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdiği gibi alacaklı duruma da geçtiğini, müvekkilinin gönderdiği faturalardan 8 adedinin davacının kayıtlarına işlenmemiş olduğunu, bu 8 adet fatura işlenmiş olsaydı müvekkilinin 31.277,63 TL alacaklı durumda olacağını, faturaların kargo yolu ile davacıya gönderildiğini, müvekkilinin davacıya borcunun olmadığını savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde, tarafların defter kayıtlarında 154.010,30 TL tutarında farklılık bulunduğu, bu farklılığı davacı tarafça düzenlenen 26.05.2014 tarih ve 283,50 TL bedelli fatura ve davalı tarafından düzenlenen 16.05.2014 tarih ve 3.162,20 TL bedelli, 17.05.2014 tarih ve 228,60 TL bedelli, 20.05.2014 tarih ve 6.384,00 TL bedelli, 22.05.2014 tarih ve 13.296,96 TL bedelli, 24.05.2014 tarih ve 9.979,00 TL bedelli, 29.05.2014 tarih ve 12.337,92 TL bedelli, 30.05.2014 tarih ve 72.368,64 TL bedelli ve 30.05.2014 tarih ve 35.458,56 TL bedelli faturalardan kaynaklandığı tespit edildiği, davacı tarafından düzenlenen 26.05.2014 tarihli 283,50 TL faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, fatura veya konusu malların teslim edildiğine ilişkin davacı tarafça herhangi bir yazılı delilin sunulmadığı, faturanın tek başına alacağın varlığına delil teşkil etmediği, bu hali ile davacının, fatura ve konusu malları davalıya teslim ettiği hususunu ispatlayamadığı, davalı tarafça düzenlenen belirtilen faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, faturalardan 24.05.2014 tarihli 9.979,20 TL bedelli fatura ve içeriği malların davalı tarafından kargo marifetiyle davacı şirket kaşe ve imzasına teslim edildiği, davacı tarafça teslim tutanağında yer alan imza ve kaşeye açıkça bir itirazda bulunulmadığı, bu hali ile iş bu fatura ve konusu malların davacıya teslim edildiğinin kabulünün gerektiği, davalı tarafından düzenlenen 30.05.2014 tarih ve 72.368,64 TL bedelli fatura ile 30.05.2014 tarih ve 35.458,56 TL bedelli fiyat farkı faturaları bakımından ise; davalı tarafça, davacı tarafından gönderilen malzemelerin istenilen ayakkabı üretiminde yeterli gelmediği ve gönderilen bazı malların hatalı olması nedeniyle, malzemelerin kendilerince satın alındığı, piyasadaki artış nedeniyle de aradaki sözlü anlaşmaya göre fiyat farkı faturalarının düzenlendiğinin beyan edildiği, taraflar arasında davacının kabulünde olan ve imzasını taşıyan yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi böyle bir uygulamanın teamül haline geldiğine ilişkin bir delil de bulunmadığı, bu durumda yazılı sözleşmeye dayanmayan, teamül haline de gelmeyen fiyat farkı faturası ve hizmet bedeli faturası nedeniyle mahsup yapılmış olmasının doğru olmadığı, davalı tarafça davacının gönderdiği malzemelerin yetersiz ve hatalı olduğu iddia olunmuş ise de; buna ilişkin davacıya herhangi bir ihtarname gönderilmediği, faturanın tek başına alacağın varlığına delil teşkil etmediği, davalı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen fiyat farkı faturalarının geçerli olarak kabul edilemeyeceği, sonuç itibariyle; davacının davalıdan 112.186,47 TL cari hesap alacağının bulunduğu, tarafların tacir olduğu, taraflar arasındaki işin ticari iş olduğu, davacı tarafça takip tarihinden itibaren asıl alacağa avans faizi talep edilebileceği, takibe konu alacağın miktarı kesin ve belirli olduğu, davacının kötü niyetinin sabit olmadığı, bu nedenle davalının kötü niyet tazminatı talebinin yerinde olmadığı, gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, takibin 112.186,47 TL alacağın, takip tarihinden itibaren uygulanacak avans faizi ile birlikte devamına, icra inkâr tazminatına, davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince 28.02.2019 tarihinde yapılan duruşmada alınan ara kararda, dosyanın bir önceki bilirkişiye verilmesi ile itirazları hususunda ek rapor alınmasına karar verilmiş olmasına rağmen raporun başka bilirkişiden alındığını, yetkisiz kişi tarafından düzenlenen raporun kabul edilemeyeceğini, raporun itirazları dikkate alınmadan hazırlandığını, gerekçeli kararda eksik gözüken faturalarla ilgili dosyada bulunan 29.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda faturalar ile birlikte fatura konusu malların davacıya teslim edildiğinin tespit edildiğini, son bilirkişi raporunda ise kargo evraklarına rağmen bu faturaların teslim edilmediğinin kabul edidiğini, İlk Derece Mahkemesinin de gerekçeli kararındaki kabulünün aynı yönde olduğunu ancak bu kabulünde de gerçeklere, hukuka aykırı olduğunu, talimat yoluyla alınan bilirkişi raporunda davalının alacaklı olarak gözüktüğünü, müvekkilinin ürettiği ayakkabıları ve iade malzemelerini kargo şirketi ile gönderdiğini, kargo şirketlerinin gönderilen malları teslim ettiklerinde nakliye ücretlerini davacı şirketten tahsil ettiklerini, kargo şirketinin gönderiyi teslim etmeden davacıdan kargo ücretini tahsil edemeyeceğine göre davacının kargodan teslim aldığı malları faturalarına işleyemeyeceğini, .... nakliye firması ile gönderilen ve davacıdan nakliye ücretlerinin tahsil edildiği hesap ekstresinin dosyada mevcut olduğunu, bilirkişinin raporunda, bu ekstreden, teslimlerin tek tek tarih ve ücretleri yazmasına rağmen, teslimlerin tespit edilemeyeceğini iddia ettiğini, bilirkişinin burada gönderilen kesilen faturaların mallarla birlikte ertesi gün davacı tarafından nakliye ücreti ödenerek teslim alındığını net olarak görmesi gerektiğini, gerekçeli kararda “STF Kargo firmasınca teslim edildiği belirtilen fatura ve mallara ilişkin sunulan faturaların, ihtilaf konusu olmayan 26/03/2014 - 09/05/2014 tarihleri arasında düzenlenen fatura ve malların teslimine ilişkin kargo teslim faturaları olduğu, Karaçekirge Nakliye firmasınca teslim edildiği belirtilen fatura ve mallara ilişkin ise, yalnızca iş bu nakliye firması ile aralarındaki açık cari hesap ekstresinin sunulduğu, davalı tarafça teslime ilişkin başkaca herhangi bir yazılı delilin mahkememize sunulmadığı, faturanın tek başına alacağın varlığına delil teşkil etmediği, dolayısıyla iş bu faturalar yönünden davalının fatura ve konusu malları davacıya teslim edildiğini ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır.” denilmişse de, sundukları belge incelendiğinde gönderinin 24.05.2014 tarihinde gönderilen mallar ve fatura dahil bilgileri kapsadığını, gerekçeli karar ve bilirkişi raporunda taraflar arasında, fiyat farkı hususunda yazılı bir anlaşma olmadığı gibi davacının defterlerinde, daha önceden gelen ticari ilişkide, fiyat farkı uygulamasına ilişkin bir teamül de bulunmadığının belirtildiğini, istenilen ayakkabıların üretilebilmesi için dışarıdan alınan malzemelerin ayakkabı üretiminde fiyat farkı meydana gelmesinin sebeplerinden biri olduğunu, davacı tarafından gönderilen malzemeler istedikleri ayakkabıların üretiminde yeterli gelmediğinden ve ayrıca gönderilen bazı malların da hatalı olması nedeniyle müvekkilinin bu malzemeleri dışarıdan satın almak zorunda kaldığını ve davacı tarafından istenen ayakkabıların üretimlerini tamamladığını, istenilen ayakkabıları teslim ettiklerini, bu ayakkabıların üretimi ile ilgili müvekkili tarafından satın alınan malzemelerin faturalarını Mahkemeye sunduklarını, fiyat farkı meydana gelmesinde ikinci sebebin üretilecek ayakkabılar ile ilgili olarak müvekkili ile davacının Mart 2014 ayı içerisinde sözlü anlaşma yaptıklarını, bu anlaşma uyarınca müvekkiline, ayakkabılarda kullanılacak olan malzeme birim fiyatlarının ne olacağının davacı tarafından belirtileceğini, belirtilen bu fiyatlara göre üretilen ayakkabının fiyatının belirleneceğini, ancak süreç içerisinde davacı ayakkabı için gönderdiği malzeme birim fiyatlarının arttırmış olduğundan, ayakkabı üretim maliyeti artmış ve bu artışın hangi ayakkabıların üretiminden meydana geldiği de belirtilerek müvekkili tarafından faturalandırılıp davacıya gönderilmiş olduğunu, dosya içerisinde fiyat farkı kesilemeyeceğine ilişkin de bir yazılı sözleşme olmadığı halde sadece kesileceğine ilişkin bir sözleşme olmadığından bahsetmenin hukuka uygun olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından uyuşmazlığa esas altı adet mal faturasından yalnızca 24.05.2014 tarihli ve 9.979,00 TL bedelli olan fatura ile bu faturadaki malların davacıya teslim edildiğinin ispat edildiği, sunulan kargo belgelerinin diğer faturalar ve mallara ilişkin olup olmadıklarının anlaşılamadığı, davacı tarafından kayıtlarına alınmayan iki adet fiyat farkı faturası yönünden ise, taraflar arasında malzeme birim fiyatının belirlenmesi ve davalı tarafından ileride fiyat farkı faturası düzenleneceğine dair bir anlaşmanın olmadığı, davalı tarafından bu hususu ispat eder bir delil sunulmadığı gibi iddiası kapsamında yanlış/eksik malzeme verildiği ve bu malzemenin dışarıdan temin edildiğinin de ispatlanamadığı, taraflar arasında fiili olarak fiyat farkı faturası uygulamasının da bulunmadığı, davalının, davacı tarafından düzenlenen malzeme faturalarına süresi içerisinde itiraz etmediği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince davalının ayakkabı üretiminde uzman bir bilirkişiden fatura konusu ayakkabıların hangi fiyat ile üretileceği konusunda rapor alınması talebinin reddi ile alınan bilirkişi raporlarının dosya kapsamındaki tüm deliller ile birlikte değerlendirilmesi neticesinde gerekçelendirilmek suretiyle davacının alacaklı olduğunun kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, faturadan kaynaklanan bakiye cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!