WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/7511 E.  ,  2024/3981 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1497 Esas, 2022/1136 Karar
HÜKÜM : Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/305 E., 2019/577 K.

Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... vekili yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından 1990 yılında Suriye’nin Şam şehrinde ticari faaliyetlerini gerçekleştirmek amacıyla kurulan Katakit Group’un “yiyecek ve içecek” alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, müvekkiline ait bu şirketin ana merkezinin şu an “Kisweh, Damascus Countryside Damas, Dimashq, Syria” adresinde olduğunu ve faaliyetlerinin devam ettiğini, müvekkiline ait şirketin kısa sürede başta Arap ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde “KATAKİT” isimli markanın tescili konusunda başvuruda bulunduğunu, Türkiye’de de bu markanın tescilini almak için başvuruda bulunmak isteyen müvekkilinin işbu markanın daha önce başka bir şirket tarafından tescillendiğini öğrendiğini, bahsi geçen şirket adresinin Gaziantep olduğunu ve yetkililerinin Suriye uyruklu olduklarını, müvekkilinin işbu markanın başka şirket adına tescillenmesine itiraz etmişse de bir sonuç elde edemediğini, müvekkilinin KATAKİT markasının alt markalarını tescil ettirmek için farklı tarihlerde davalı Kuruma başvurduğunu, davalının müvekkilinin yapmış olduğu başvurulara rağmen kötü niyetli olarak bu başvurulardan 3 ay sonra markaları adına tescil ettirme talebinde bulunduğunu, davalının, müvekkili markasının dünya çapındaki tanınmışlığından ve iyi ününden yararlanmak amacıyla ticari çıkar sağlamak, müvekkilinin sarf ettiği emek, zaman ve paranın semerelerinden bedelsiz ve haksız bir şekilde faydalanmak amacıyla kötü niyetli olarak markayı tescil ettirdiğini ileri sürerek 2015/04869 sayılı “KATAKİT” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ile sicilden terkinine tescil işlemleri devam eden 2017/41104, 2017/41108, 2017/41117, 2017/41135,2017/41143, 2017/41156 sayılı "KATAKİT LAVİTA", "KATAKİT MOLTO", "KATAKİT RUBY","KATAKİT DANCE", "KATAKİT ROMBA", "KATAKİT FRUTO" ibareli markaların tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ortaklarının Suriye uyruklu olmadıklarını, “KATAKİT” markasının 2003/02768 nolu marka tescil belgesiyle davacının pek çok ülkede tescil ettirdiği tarihten yıllar evvel Türkiye’de tescil edildiğini ve kullanılan bir marka olduğunu, müvekkili şirketin bu markayı 15.01.2015 tarihli marka devir protokolüyle devir aldığını, ardından da 2015/04869 nolu KATAKİT markasını tescil ettirdiğini, müvekkilinin KATAKİT markasının gerçek ve meşru hak sahibi olduğunu, KATAKİT markasıyla seri marka niteliğinde pek çok markasının bulunduğunu, davacının haksız, kötü niyetli marka tescillerinin önlenmesi amacıyla “KATAKİT RUBBY”, “KATAKIT DANCE”, “KATAKIT ROMBA”, “KATAKIT TWIST” ve “KATAKIT SQEEZE” ibareli marka başvurularının tamamına itiraz edildiğini ve başvuruların tümüyle reddedildiğini, henüz tescil edilmeyen marka başvuruları aleyhine hükümsüzlük davası açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; dava konusu olan 2017/41104 sayılı KATAKİT LAVİTA, 2017/41117 sayılı KATAKİT RUBY ve 2017/41143 sayılı KATAKİT ROMBA ibareli markaların henüz tescil edilmediği, 2017/41135 sayılı KATAKİT DANCE, 2017/41108 sayılı KATAKİT MOLTO ve 2017/41156 sayılı KATAKİT FRUTO ibareli markaların ise dava tarihinden sonra tescil edildiği, dava tarihi itibariyle, davalı adına tescilli olan tek marka 2015/04869 sayılı “KATAKİT” ibareli marka olduğu, KATAKİT markasının, dava dışı Food Industries Development Company ve Confectionery Development Industrial Company şirketleri adına 1998 yılından bu yana pek çok ülkede 29, 30 ve 32. sınıflarda tescil edildiği, söz konusu markanın, davalıdan önce, davacı adına herhangi bir tescili ve kullanımı bulunmadığı, davalının, tesadüf olamayacak şekilde ve sıklıkta, yurt dışında tescilli markaların aynısını/benzerini, 2015 yılından itibaren kendi adına tescil ettirdiği, bu konuda girişimde bulunduğunun açık bulunduğu, bir markanın benzerinin tescilinin, her durumda kötü niyetli tescil olarak kabul edilemeyeceği, ancak özellikle yurt dışında tescilli markaların, kopya-taklit düzeyindeki benzerlerinin kötü niyetli tescil olarak değerlendirilmesi gerektiği, zira kimi tacirlerin yurt dışında tescilli maruf markaları benzer yada farklı sektörlerde tescil ettirerek kullandıkları ve olumlu imaj transferi yolu ile haksız kazanç elde ettikleri bilinen bir husus olduğu, marka korumasının amacına aykırı, kötü niyetli tescilin, engelleme, spekülasyon markası şeklinde olabileceği gibi, çok sayıda ülkede tescilli maruf markanın sulandırılması ve haksız yarar sağlama amacı güdülerek tescil edilmesi suretiyle de gerçekleşebileceği, kaldı ki bu şekilde tescil edilen markanın, somut olayda olduğu gibi, taklit edilen markanın gerçek hak sahibi tarafından ülkemizde, ilgili sınıfta tesciline de engel teşkil edeceği, emsal bir uyuşmazlıkta da Ankara 4. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin aynı yönde karar verdiği, 2003 02768 sayılı KATAKİT ibareli markanın 29, 30 ve 32. sınıflardaki malları kapsayacak şekilde 05.02.2003 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 25.10.2005 tarihinde dava dışı Güzel Pazarlama Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına tescil edildiği, markanın yenilendiğine yahut davalı şirkete devredildiğine dair bir kaydın bulunmadığı, diğer yandan işbu davada davalı Kuruma husumet düşmeyeceği gerekçesiyle davalı Kurum aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı adına açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı adına tescilli 2015/04869 sayılı KATAKİT ibareli markanın tescilli olduğu tüm sınıflar yönüden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, diğer markalardan 2017/41104, 2017/41117, 2017/41143 sayılı markalar henüz tescil edilmediğinden ve yine 2017/41135, 2017/41108, 2017/41156 sayılı markalar dava tarihi itibariyle tescilli olmadığından erken açılan davaların reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davalının kötü niyetli olduğu kabul edilmesine rağmen 2017/41104, 2017/41117, 2017/41143 2017/41135, 2017/41108, 2017/41156 sayılı markalar yönünden davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 2017/41135, 2017/41108, 2017/41156 sayılı markaların dava tarihinden sonra tescil edildiğini, Mahkemece verilen kısmen red kararının usul ekonomisine aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı Şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; "Katakit" ibareli markanın 2003 yılından beri tescilli bir marka olup müvekkilinin bu markayı 15.01.2015 tarihli devir protokolü ile devir ve temlik aldığını, devir protokolünün dosyaya sunulduğunu, 2003 yılından bu yana ülkemizde tescilli olarak kulanılan ve üzerinde kadim ve müktesep oluşmuş bu marka müvekkilince devir alındıktan sonra bu marka hakkına dayalı olarak 2015/07869 sayılı markayı tescil ettirdiğini, davacının Katakıt markasını ülkemizde kullanmadığını, bu nedenle korunmaya değer bir marka hakkının bulunmadığını, davacı tarafça dayanılan markaların pek çoğunun 2003 yılından çok sonra 2010-2013 yılları arasında ve sadece 5 farklı ülke için dava dışı şirketlere ait markalar olduğunu, bu markaların davacıya ne şekilde bir hak verdiğinin hükümde açıklanmadığını, bir markanın farklı ülkerde tescilinin ülkemizde tanınmış olduğu sonucunu doğurmayacağını, tanımış marka iddialarının ispalanmadığını, mahkemece hükme esas açınan bilikişi raporunun son derece hatalı oldup rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, diğer taraftan davacıdan yabancılık teminatı alınmadığı gibi davacı vekaletnamesinde onay ve apostil şerhi bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, marka hükümsüzlüğü istemiyle açılan işbu davada tescilli olmayan 2017/41104, 2017/41117, 2017/41143 sayılı ve dava tarihinden sonra tescil edilen 2017/41135, 2017/41108, 2017/41156 sayılı dava konusu markalar yönünden açılan davanın erken açıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı şirket istinafı yönünden taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı Şirketin dava konusu 2015/04869 sayılı "KATAKİT" ibareli marka tescilinde kötü niyetli bulunup bulunmadığı noktasında olduğu, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 25 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca menfaati olan herkesin markanın hükümsüzlüğünü istemesi mümkün olduğundan davalının, davacının işbu davayı açma hakkı bulunmadığına dair istinaf itirazları yerinde olmadığı gibi Mahkemece Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48 inci maddesi kapsamında belirlenen nakdi teminatın davacı tarafça yatırıldığı, davacı vekilinin vekaletnamesinin de usulüne olduğu anlaşıldığından davalı tarafın bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmediği, davaya konu marka tescilinin kötü niyetli olarak kabulünün gerekçesinin, davalının yurt dışında tescilli markaların aynısını veya benzerlerini tesadüf olmayacak şekilde ve sıklıkta kendi adına tescil ettirmesi veya tescil girişiminde bulunması olarak belirtildiği, ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/2792 E.-2019/4322 K., 2020/1842 E.-2021/1878 K. sayılı ilamlarında belirtildiği üzere marka hukukunda tescilin ülkeselliği ilkesi hakim olup markaya konu ibarenin herhangi bir ülkede farklı kişiler adına tescil ettirilmesinde hukuki bir engel bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta da kötü niyet kabulüne gerekçe yapılan ve dava dışı şirket adına yurt dışında tescilli olduğu anlaşılan markaların ülkemizde tescilli olmadığı, öte yandan dosya kapsamında bu markaların Türkiye'de kullanıldığına dair bilgi ve belge bulunmadığı gibi bahsi geçen yurt dışı markalarının ülkemizde bilinir olduğunun da kanıtlanmadığı, bir markanın bir çok başka ülkede tescilli olmasının Türkiye’de de doğrudan tanınmış olduğu anlamına da gelmediği, somut olayda, bundan başka davalının kötü niyetli olduğunu ispata yarar bir emare ve delil de bulunmadığı, o halde, yurt dışında tescilli bir markanın davalı tarafça ülkemizde tescil ettirilmesi, kötü niyete ilişkin başkaca bir emare ve delil olmadığından, sırf bu nedenle kötü niyetli olarak kabul edilemeyeceği, nitekim, İlk Derece Mahkemesince karar yerinde emsal olarak alınan ve aynı davacı tarafından aynı iddialarla başka bir markanın hükümsüzlüğü istemiyle açılan başka bir davada Ankara 4. Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/323 E.-2018/282 K. sayılı ilamıyla yurt dışında tescilli markalarla benzer olan marka tescillinin kötü niyeli olduğu gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğüne dair verilen kararı bozan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/1773 E.-2021/1964 K. sayılı ilamında da aynı sonuçlara ulaşıldığı, bu durumda İlk Derece Mahkemesince dava konusu 2015/04869 sayılı marka tescilinin kötü niyetli olarak yapıldığının ispat edilemediğinin kabulü ile davanın 2015/04869 sayılı marka yönünden de reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Şirket yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebepleri tekrar etmiş, müvekkilinin yaklaşık 30 yıldır uluslararası piyasada markasını kullandığını, davalı tarafın davacı markası ile aynı olan marka tescilini aynı sektörde tescil ettirmesinin davacı markalarından habersiz ve tesadüfen yaptırmasının mümkün olmadığını, davalı ... tescillerinin kötü niyetli olduğunu, davalının müvekkili markalarının tanınmışlığından faydalanmak maksadıyla tescil ettirildiğini ileri sürerek ve re'sen dikkat edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.