WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/7506 E.  ,  2024/4442 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1050 Esas, 2022/1423 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3.Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/803 E., 2019/968 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonucu İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 05.03.2012 tarihinde akdedilen 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya verilen 125.000,00 TL bedelli teminat mektubunun davacı açısından edayı yerine getirme borcu doğmadan önceki aşamada talep edilebilir bir borç doğmadan önce 06.03.2017 günü davalının mektubu tazmin ederek 125.000,00 TL tutara el koyduğunu, hemen akabinde de garantör bankanın 125.000,00 TL’sinin kendisine ödenmesini talep ettiği için davacının 17.03.2017 günü mektup bedelini ve yıllık % 36 oranında gecikme zammını ödemek zorunda kaldığını ayrıca davalının, davacıya teslim ettiği ariyetleri sökerek aldığını, hemen akabinde 20.03.2017 tarihli faturayı düzenleyerek (İstasyon Nakdi Yatırım Bedeli adı altında 64.571,42 TL) bedelinin ödenmesini istediğini, 2015 ve 2016 istasyon bakım onarım bedeli adı altında (515,00TL ve 5.554,00 TL) ve bunların faizi adı ile 2.626,68 TL olmak üzere toplam 8.695,94 TL para ödenmesini talep ettiğini, davacı bayi aracını bekleterek akaryakıta zam geldikten sonra akaryakıt vermesi nedeniyle zararının oluştuğunu bu nedenlerle davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile % 20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketten ticari anlaşma koşulları çerçevesinde teminat mektubu alındığını, ayrıca taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunduğunu, davacıya, istasyon işletmesi için katkı sağlamak üzere 12.06.2012 tarihli protokol hükümleri uyarınca 30.06.2012 tarihi itibarıyla 1.000.890,00 TL (550.000,00 USD + KDV o tarihteki kura göre) tutarında nakdi yatırım bedelinin istasyonun 5 yıl boyunca (30.06.2017 tarihine kadar) işletilmesi amacıyla davacıya ödendiğini, ancak davacının sözleşmeyi, taraflar arasında akdedilen protokolden önce feshetmesi sebebiyle müvekkili şirketin ticari defterlerinde net defter değeri olarak bir bakiye kaldığını ve işbu sürelere denk gelen tutarın ise 65.571,41 TL olduğunu, nitekim resmi defter incelemelerinde de bu kayıtların tespit edileceğini, dolayısıyla davacının iddiasının aksine işbu hususun ayrıca yargılamaya gerek olmaksızın davacıya belirli bir süre karşılığı olarak verilmiş nakdi yatırım bedelinin bakiye kalan günler için kıstelyevm hesabı yapılan tutardan ibaret olduğunu, söz konusu tutarın ayrıca bayiye faturalandırıldığını, davacının bu faturayı ödemede temerrüde düşmesi ve diğer faturalandırılmış fakat ödenmemiş borçları sebebiyle ticari ilişkinin başında olası borçlarına karşılık alınan teminat mektubunun bozdurulmak zorunda kalındığını, davacıya, bayilik ilişkisi nedeniyle ariyet olarak sökülebilir ve sökülemez nitelikte bir takım ekipmanlar da verildiğini, işbu ekipmanların bayilik ilişkisinin bitimi sonrası müvekkili tarafından alındığını, bayinin kendi kusuru ile mutabakatı geç yapmasından kaynaklanan zararından müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, ayrıca dava dilekçesinde her ne kadar 10.470,94 TL tutarındaki alacağın işbu farktan kaynaklandığını belirtmiş olsa da itiraza konu icra takibinde sadece asıl alacak olarak belirtilmiş herhangi bir açıklaması bulunmayan davacı tarafından faturalandırılmayan bir tutarın taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddi ile % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların önce 05.03.2012 tarihli iki ayrı bayilik sözleşmesini, ardından bu bayilik sözleşmelerine konu istasyonun bulunacağı taşınmaz üzerinde intifa hakkı tesisine ve istasyonun yapımı ve geliştirilmesine yönelik 12.06.2012 tarihli protokolü imzaladıkları, bu protokolün 05.03.2012 tarihli "istasyonlu bayilik" ve "otogaz bayilik" sözleşmelerinin ayrılmaz parçası ve eki olduğunu, dava konusu teminat mektubunun tanzim tarihinin 25.04.2012 olduğu, bu hususun taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin protokol tarihinde değil 05.03.2012 sözleşme tarihinde başladığını açıkça ortaya koyduğunu, davacı tarafından davalıya gönderilen 12.12.2016 tarihli ihtarname içeriği de dikkate alınarak davacının bayilik ilişkisini süresinden önce sonlandırmadığı, dolayısıyla davalının davacıdan, erken fesih nedene dayalı olarak, sözleşmenin ifa edilmeyen kısmına denk düşen 64.571,41 TL tutarındaki nakit yatırım bedelini talep edemeyeceği, yine davalı tarafından dava konusu istasyonda bulunan ariyetlerin 16.03.2017 tarihinde istasyondan sökülerek teslim alındığı, ariyetlerde zarar bulunduğunu gösterir herhangi bir delil de sunulmadığı anlaşıldığından, davalının davacıdan "ariyetlerdeki olası zararlar" başlığı altında talep edebileceği bir alacak kalemi bulunmadığı, davalının teminat mektubunun süresinin uzatıldığından haberdar olduğu, teminat mektubunun nakde çevrilmesini haklı gösterir herhangi bir alacağının bulunmadığı, davacının haksız olarak tazmin edilen mektup bedelini davalıdan talep edebileceği, sektör bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmede belirlendiği üzere; bir gün gecikmeli yakıt temini nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın davacının otomasyon sistemi ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle kendi kusur sonucunda doğmuş olduğundan ve davacının aksini ispat edemediği gerekçesiyle 1.775,00 TL tutarındaki zamlı benzin alımı sebebiyle uğradığı maddi zararı talep edemeyeceği, LPG bakımı adı altında cari hesaptan haksız mahsup edildiğini iddia ettiği 515,00 TL yönünden; yapılan mali inceleme neticesinde bu tutarda bir faturaya ve mahsup işlemi tespit edilemediğinden, ispat olunamayan bu alacak kaleminin de talep edilemeyeceği, davacının "İstasyon Bakım Onarım Bedeli" adı altında tanzim edilerek davacı hesabından mahsup edilen 31.12.2015 tarihli 5.554,00 TL bedelli fatura yönünden; davacının anılan faturayı davalıya iade ettiği, iade edilen fatura içeriği bakım onarım hizmetinin davacıya verildiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, bu hususun ispat olamadığı sabit olduğundan davacının bu tutarı talep edebileceği, davacı tarafından 20.11.2015 tarihinde tebliğ alınan ve 27.01.2016 tarihli ihtarname ile iade edilen 11.11.2015 tarihli 2.626,88 TL'lik faiz faturası yönünden; davacı tarafça bu faturanın 5.554,00 TL'lik faturanın faizi olduğu beyan edilmiş ise de; bu faturanın tarihinin 5.554,00 TL lik fatura tarihinden önce olması, davacının faturayı 20.11.2015 tarihinde tebliğ almasına rağmen sekiz günlük süre içerisinde herhangi bir itirazda bulunmadığından fatura içeriğini kabul etmiş sayılması nedeniyle davacı hesabından mahsup edilen bu tutarın da talep edilemeyeceği, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan talep edebileceği tutarların 125.000,00 TL tutarındaki teminat mektubu bedeli ile 5.554,00 TL tutarında haksız mahsup edilen bakım onarım faturası tutarı toplamı 130.554,00 TL olduğu, davacının takipteki işlemiş faiz talebini, işbu davada ileri sürmediği, dava değerini de asıl alacaklar toplamı olan 135.470,94 TL gösterdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takibine yapılan itirazın 130.554,00 TL asıl alacak yönünden iptaline, bu tutara takip tarihden itibaren değişen oranlarda ticari avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm altına alınan alacağın % 20'si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin başlangıç tarihine ilişkin yapılan tespitin hatalı olduğunu, müvekkili ile davacı şirket arasındaki bayilik ilişkisinin 12.06.2012 tarihinde imzalanan protokol ile başladığını, işbu protokol gereğince taraflar arasındaki ticari ilişkinin hak ve yükümlülüklerini ana hatları ile düzenlediğini, müvekkili Petrol Ofisinin, bu tarihten itibaren 5 yıl sürecek bir ticari ilişkiyi esas alarak finansal geri dönüş hesaplarını yaparak davacı eski bayisine 1.000.890,00 TL (550.000,00 USD + KDV o tarihteki kura göre) nakdi yatırım yaptığını, istasyon işletmesi için gerekli ekipmanları ödünç olarak verdiğini, protokol hükümlerinde açıkça belirtildiği üzere söz konusu nakdi yatırımın, protokolde belirtilen sürelerden itibaren başlayacak 5 yıllık sözleşme süresi sonuna kadar bayilik ilişkisine devam edilmesi koşuluyla verildiğini, nakdi yatırımın verilme koşulu olarak hüküm altına alınan bir sürenin önceki bir anlaşmadan kaynaklı olarak önce çekilmesinin mümkün olmadığını, teminat mektubuna ilişkin yapılan tespitin hatalı olduğunu, davacının bayilik sözleşmesini fesih ettiğini bildirmesi ve banka teminat mektubunun uzatılması talebinin süresi içerisinde müvekkili şirkete ulaşmaması nedeniyle doğmuş olan borcun tahsil edilmeyeceğine yönelik oluşan endişesinden dolayı teminat mektubunun nakde çevrilmek zorunda kalındığını, Mahkemece eksik araştırma yapıldığını, bilirkişilerin hangi tarihin esas alınacağı hususundaki soru işaretlerinin giderilmesi bağlamında öncelikle Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu otomasyon verileri incelenerek değerlendirme yapılması gerektiğini, müvekkilinin ticari kayıtları dikkate alınmayarak hatalı değerlendirme yapıldığını, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin kayıtlar başlıklı 24 üncü maddesi uyarınca, defter kayıtları arasında herhangi bir uyuşmazlık olması durumunda Petrol Ofisinin kayıtlarının esas teşkil edeceği hususunun düzenlendiğini, ariyetlere ilişkin yapılan tespitlerin hatalı olduğunu, davacının uhdesinde teslim edilmeyen ve davacının uhdesinde bırakılmak zorunda kalan ekipmanların davacıya fatura edilmesinin ticari hayatın ve petrol sektörünün olağan uygulaması olduğunu, ancak yerel mahkeme tarafından işbu itirazlarının da dikkate alınmadığını ve hatalı karar verilmiş olduğunu, Mahkeme kararının gerekçeli olarak yazılmadığını ileri sürerek kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında imzalanan "istasyonlu bayilik" ve "otogaz bayilik" sözleşmelerinin 05.03.2012 tarihli oldukları, sözleşmelerin 3 üncü maddesi ile sürelerinin 5 yıl olduğu ve taraflarca mutabakat sağlandığı takdirde aynı şartlarla 5 yıl daha uzayacağının kabul edildiği, sözleşmelerde taraflara tanınan haklar ile yüklenen yükümlülüklerin, sözleşmenin feshi ve sonuçlarının düzenlendiği, 33 üncü maddelerinde "iş bu sözleşmeye bağlı olarak daha sonra taraflarca imzalanacak ek protokol... benzeri iki taraflı imza edilmiş dökümanların sözleşmelerin ayrılmaz eki ve parçası olduğu"nun kabul edildiği, taraflar arasında imzalanan 12.06.2012 tarihli protokolün konusunun intifa hakkı tesisi, satış yerine ilişkin koşulların düzenlenmesi ile taraflar arasında yapılacak bayilik ve ariyet sözleşmeleri olduğu, protokolde daha önce imzalanan sözleşmelerin yürürlükten kaldırıldığına dair bir hüküm olmadığı gibi protokol tarihinden sonra imzalanmış bayilik sözleşmesinin de bulunmadığı, bayilik sözleşmeleri uyarınca davalıya verilen teminat mektubu tarihinin protokol tarihinden önce olduğu, İlk Derece Mahkemesince sözleşmelerin ve bayilik ilişkisinin başlangıç tarihinin 05.03.2017 olduğu, davacı tarafından sözleşmelerin süresinden önce feshedilmedikleri, süre sonunda yenilenmedikleri, davacıya sözleşme başında teslim edilen ariyetlerin 11.03.2017 tarihinde tutanakla sökülerek teslim alındığı, ve davacının, teminat mektubunun paraya çevrilmesini gerektirir yatırım bedeli ve ariyetlerden kaynaklı alacağının bulunmadığına yönelik kabulünde bir isabetsizlik olmadığı, bu kabule göre de taraflarca dayanılan tüm delillerin toplanmış ve değerlendirilmiş olması karşısında, davacının akaryakıt alımına başladığı tarihin araştırılmamasının çıkan sonuca bir etkisinin olmayacağı ve eksik inceleme sayılmayacağı, tarafların ticari defter ve kayıtlarının sözleşmeler ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmiş olduğu, dosyadaki diğer deliller kapsamında tek başına, "tarafların ticari defterleri arasında farklılık olması halinde davalının defter kayıtlarının delil teşkil edeceği"ne dair sözleşme hükmünün uygulanamayacağı, Mahkeme gerekçesinde taraflar arasındaki uyuşmazlık noktalarının tamamının karşılandığı ve hangi delilin hangi vakıanın ispatını sağladığının açıklandığı gerekçesiyle davalı vekilinin tüm istinaf sebeplerinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin hangi tarihte başladığı hususuna dayalı olup, davacı tarafından sözleşmeye istinaden alacağın tahsiline yönelik başlatılan takibe vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.