WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/7432 E.  ,  2024/3356 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1267 E., 2022/1393 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/374 E., 2022/257 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin karı koca olup, çalışma faaliyetleri sırasında borçlandıklarını, işlerinin yolunda gitmediğini, davalının borçları yüzünden kredi çekemeyen müvekkilini sıkıştırarak kendisinin kredi çekeceğini bu kredinin 73.000 TL'sine karşılık gelen taksitleri ayda 3.000 TL olarak ...'ın ödeyeceğini, çekeceği 90.000 TL'nin 17.000 TL'sini de kendisinin ödeyeceğini böylece ...'ın kendisine olan 73.000,00 TL tutarındaki borcunun kapanacağını teklif ettiğini, müvekkili....'ın da bunu kabul ettiğini, kredinin davalı ...'un taşınmazı ipotek gösterilerek çekildiğini, ancak kredi çekildikten sonra davalı ...'un bankadaki itibarını ve kredisini yükseltmek istediğini, işlerinin iyi gitmediğini müvekkilleri tarafından düzenlenecek 42 adet senedin hatır senedi olarak kendisine verilmesini, bunları bankaya vereceğini ancak kesinlikle kendisinin ödeyeceğini söylediğini, oluşturduğu güven ilişkisinden yararlanarak toplam 210.000,00 TL tutarında senet aldığını, müvekkillerinin senetle borçlu olmadıkları halde davalıya 100.000,00 TL civarında ödeme yaptıklarını, bu ödemelerin 34.344,77 TL’sinin Ordu İcra Müdürlüğü’nün 2019/14340 E. sayılı dosyasına yapıldığını ve halen müvekkillerinin maaşından kesinti yapıldığını, bu dosyada dayanağın 3 adet senet olduğunu, senetler üzerinde malen kaydı olduğunu ve ispat yükünü nakit para borcu verdiğini ileri süren davalı üzerinde olduğunu, ayrıca davalı hakkında dolandırıcılık iddiası ile dava açıldığını ileri sürerek, şimdilik müvekkillerinin davalıya bir kısmı tahsil olunmuş 42 adet 210.000,00 TL senetle borçlu olmadıklarının tespitine, davalıda bulunan 25 adet senedin iadesine, müvekkillerinden tahsil olunan senet bedellerinin şimdilik 27.000,00 TL'sinin tahsil olunduğu günden itibaren faiziyle istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız, kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacıların dava dışı halen davalı müvekkilinin eşi olan ...'ın komşuluk ilişkisinden kaynaklanan eskiye dayalı arkadaşlık ilişkilerinin mevcut olduğunu, aralarındaki ilişkilerinin dostluk seviyesine ulaştığını, davaya konu alacak-borç ilişkisinin temelinin davalıların ekonomik olarak zorda olmalarından dolayı ve borçlarını ödemekte zorlanmaları nedeniyle müvekkilinden parasal yardım istemelerine dayandığını, önceleri küçük meblağlar talep ederek elden borç paralar aldıklarını, sonrasında arızalanan araçların tamiri için gereken miktarı ödeyememeleri üzerine bu ödemelerin müvekkili tarafından yapıldığını, borçların günden güne davacılar tarafından geri ödenmekte gecikmeye başladığını, davacıların talebi üzerine aralarındaki dostluktan kaynaklanan güvene dayanarak müvekkilinin bankadan kredi başvurusunda bulunduğunu, tarafların kredi taksitlerini davacıların ödemesi konusunda anlaştıklarını, ne var ki bankanın krediyi teminatsız veremeyeceğini ve müvekkilinin evini teminat olarak kabul etmemesi nedeniyle, davacıların bu defa evin teminata uygun hale getirilmesi ve buna yönelik bedelin de borç olarak kabul edilmesi istemleri üzerine müvekkilinin kendi cebinden ödeme yaparak bahse konu daireyi krediye teminat olması için uygun hale getirdiğini ve kredi çektiğini, kredinin çekildiği 09.02.2018 tarihinde davalıdan senet alınmadığını, senetlerin keşide tarihinin 21.03.2018 olduğunu, bunun nedeninin ise davacıların kredi taksitlerini geciktirmeleri olduğunu, davanın konusunun bonodan kaynaklı menfi tespit olduğunu, bilindiği üzere bononun bağımsız bir borç ikrarını içeren belge olduğunu, davacı tarafların aldıkları borçlardan dolayı müvekkiline borçlu olduklarını ve ödediklerini kabul etmekte olup davaya konu bonolardan dolayı borçlarının bulunmadıklarını iddia ettiklerini, oysa ki davacı borçlu tarafın temel hukuki ilişkiyi kabul etmesinden dolayı iddia ettikleri hukuki ilişkinin ispatını yapma külfetinin üzerlerinde olduğunu, bonolar üzerinde nakden veya malen kaydı olmadığını "mahlen" ibaresi yazdığını ve bunun yok hükmünde sayılması gerektiğini savunarak, davanın reddiyle davacılar hakkında dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davacının 42 adet senedin taraflar arasındaki güven ilişkisinden dolayı verilen teminat/hatır senedi olduğunu iddia ettiği, davalının ise dava konusu senetlerin teminat veya hatır amaçlı verilmediğini savunduğu, bononun sebepten mücerret olup, bono nedeni ile borçlu olmadığının ispatının ancak yazılı delille mümkün olduğu, dava konusu senetlerin teminat için verildiği hususunun üzerindeki ifadelerden anlaşılamadığı, dolayısıyla davacının senetlerin teminat maksadıyla verildiği hususunu yazılı delille ispatlaması gerektiği, ancak davacının dosyaya sunduğu yazılı bir delil bulunmadığı, dinlenen tanık beyanlarına itibar etmenin de mümkün olmadığı, zira geçerli bir senede karşı tanık beyanlarının bir hükmünün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince hatalı karar verildiğini, kambiyo hukuken dayanmayan temel borç ilişkisini öne sürerek para verdiğini iddia eden davalının bu iddiasını ispat edemediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasıyla davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, ancak kararda bazı hatalar bulunduğunu, bu nedenlerle kararın 1 numaralı bendinde belirtilen "....hüküm kesinleştiğinde tedbirin kaldırılmasına..." ibaresinin gerekçeli karardan kaldırılmasıyla yerine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği tedbir kararlarının hükümle birlikte kalktığına dair açıklamanın eklenmesi gerektiğini, müvekkili lehine tazminata karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip dayanağı senetlerin hatır senedi olduğu ve bedelsiz kaldığının ispat yükü kendisinde olan davacı tarafça usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı, senette malen kaydı bulunmakta ise de senetteki kaydın her iki tarafça talil edildiği ve çifte talil halinde ispat yükünün yer değiştirmeyeceği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 397 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ihtiyati tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, menfi tespit davasının reddine karar verildiğinde borçlunun tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı almış ve bu ihtiyati tedbir kararının uygulanmış olması gerektiği, somut olayda Ordu İcra Müdürlüğü'nün 2019/18656 E. sayılı dosyasında davalı tarafından davacılar hakkında 10.09.2019 tarihinde 5.000,00 TL bedelli 01.04.2019 vade tarihli, 5.000,00 TL bedelli 30.07.2019 vade tarihli, 5.000,00 TL bedelli 02.09.2019 vade tarihli bonolara dayalı olarak kambiyo senedine özgü takip başlatıldığı, Mahkemece 21.08.2020 tarihli ara karar ile takip dosyasında 15.000,00 TL'nin %15'i oranındaki teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine dair tedbir kararı verildiği, yine Ordu İcra Müdürlüğü'nün 2020/8239 E. sayılı takip dosyasında 5.000,00 TL bedelli 30.10.2019 vade tarihli, 5.000,00 TL bedelli 02.12.2019 vade tarihli, 5.000,00 TL bedelli 30.12.2019 vade tarihli, 5.000,00 TL bedelli 30.01.2020 vade tarihli, 5.000,00 TL bedelli 30.04.2020 vade tarihli, 5.000,00 TL bedelli 01.06.2020 vade tarihli, 5.000,00 TL bedelli 30.06.2020 vade tarihli bonolara dayalı olarak kambiyo senedine özgü takip başlatıldığı, Mahkemece Bölge Adliye Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli karar ile %15 teminat yatırılması karşılığında Ordu İcra Müdürlüğünün 2020/8239 E. sayılı dosyasındaki icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarının uygulandığı, icra takibinin durdurulduğu, davacı yönünden haciz işlemlerine devam edilmediği, davalının cevap dilekçesiyle %20 oranından az olmamak üzere tazminat talebi bulunduğu, ihtiyati tedbir nedeniyle alacaklının alacağına geç kavuşmasının söz konusu olduğu, ihtiyati tedbir yoluyla durdurulan takipler nedeniyle davalının tazminat isteminin kabulüne karar vermek gerekirken tazminat talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf isteminin esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince alacağın %20'si oranında 10.000,00 TL tazminatın davacılardan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu senetlerde malen kaydı olduğunu ve ispat yükünün davalı tarafta olduğunu, müvekkillerinin başından beri borcu inkar ettiklerini, senetlerin hatır senedi olarak düzenlendiğini savunduklarını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı ...'ın keşideci, Melike'nin ise aval vereni olduğu bonolar nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ve bu bonolar nedeniyle yapılan ödemelerin istirdatı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.