11. Hukuk Dairesi 2022/7393 E. , 2023/6698 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2021/271 Esas, 2022/640 Karar
HÜKÜM :Kabul, karar verilmesine yer olmadığına
BİRLEŞEN DOSYA :İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/135 E. sayılı dosyası.
Taraflar arasındaki menfi tespit asıl ve itirazın iptali birleşen davaların bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen dava hakkına karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin müşteri sıfatıyla, diğer müvekkili gerçek kişilerin ise müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları genel kredi sözleşmesi çerçevesinde kredi kullanıldığını, yine anılan bu sözleşme için davacılardan ...’nun ipotek verdiğini, kullanılan kredilerin ödendiğini ve ancak davacıların bilgisi dışında banka tarafından kredi kullandırılmış gibi yapıldığını, kullandırılan bu kredilerden davacıların bilgisi olmadığını iddia ederek, bilgileri dışında kullandırılan krediler nedeniyle başlatılan takip dosyalarından dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, ödeme yapılması halinde davaya istirdat davası olarak devam edilmesine ve haksız olarak ödenen paranın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve % 40’dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi çerçevesinde kullandırılan kredinin geri ödenmediğini, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe davalıların itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve % 40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların iddialarının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunarak kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
İstanbul (Kapatılan) 49. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.01.2014 tarihli ve 2012/98 E., 2014/8 K. sayılı kararıyla; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 09.05.2019 tarih, 2017/3819 E. ve 2019/3069 K. sayılı kararı ile hükme esas alınan raporun eksik ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı, eksik inceleme ile karar verildiği, mahkemece yapılacak işin banka kayıtları ve dosya üzerinde konusunda uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılarak asıl davada davacı-kredi müşterisi şirketin hesaplarındaki usulsüz çıkış işlemleri dolayısıyla sorumlu olmadığı ve ancak ödemek zorunda kalınan miktarı fer’ileri ile birlikte belirlemek, asıl davada buna göre, birleşen davada ise davalı bankanın, davacı-kredi müşterisi şirketin hesabından usulsüz para çıkışı işlemleri dışında itirazın iptali davasına dayanak takip kapsamında talep edebileceği başkaca bir alacağının olup olmadığını belirlemek ve birleşen davada buna göre karar vermekten ibaret olduğu gerekçesi ile karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 14.10.2022 tarih, 2021/271 E. ve 2022/640 K. sayılı kararı ile asıl dava yönünden kredi sözleşmesi gereğince davacı ... temsil ve ilzama yetkili olmayan kişilerce verilen usulsüz talimatlar gereğince kullandırılan kredilerden davacıların sorumluluklarının bulunmadığı ve borçlu olmadıkları halde icra dosyalarına ödeme yapılması nedeniyle menfi tespit talebinin istirdada dönüştüğü, başlatılan takibin haksız olduğu belirlenmiş ise de davalı bankanın kötü niyetli olmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne, kötü niyet tazminatı talebinin reddine; birleşen dava yönünden yapılan ödeme ile birleşen davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davada davacılar- birleşen davada davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece asıl davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka uygun olduğunu ancak kötü niyet tazminatının reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, davalı bankanın alacak davası açabilecekken sahte ve usulsüz olduğunu bildiği en azından bu konuda itiraz ve ihtarnameler aldığı kredi, havale, eft işlemlerine dayalı olarak doğrudan icra takipleri başlatmasının kötü niyetini ortaya koyduğunu, davalı bankanın sahte ve usulsüz işlemleri araştırmadan ve bir netice bağlamadan icra takibine geçilmesinin hafif kusurundan dahi sorumlu olacağını, davalı banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, birleşen davaya konu alacağın tamamını usulsüz kullandırılan kredilere dayalı olduğunu, talep edilebilecek gerçek alacak olmadığını, alacağın haksız olduğu göz önüne alındığında birleşen davanın esastan reddi gerektiğini mahkemece birleşen dava yönünden davacısı aleyhine yargılama giderlerine hükmedildiğinden birleşen dava hakkında verilen kararın düzeltilerek onanması gerektiğini belirterek kararın bu nedenlerle bozulmasını istemiştir.
2.Asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu kullandırılan kredilerin davacıların bilgisi ve isteğinde olduğunun açık olduğunu, hesap hareketlerinin ve işleyişinin bilindiğini, bu işlemlere itiraz etmeyerek icazet verilmiş olduğunu, davacıların tanımadığı ve sahte talimat verdiğini iddia ettiği 3. kişilerin davacı ile beraber organik şekilde çalıştığını, davacıların kendi yaptıkları şikayet sonucunda açılan ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, sahte talimatlarla davacıyı zarara uğrattığı iddia edilen Müjdat Karaoğlu'na davanın ihbar edilmesi taleplerinin mahkemece kabul edilmesine rağmen yargılama aşamasında bu ihbarın yapılmadığını, mahkemece hükmedilen bedel ile davacının icra dosyasına ödediği bedelin aynı olmadığını, davacıların ilk kararı temyiz dilekçesinde belirttirdikleri tutarın üstünde hüküm kurulduğunu belirterek bu nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada bankacılık işlemlerinden doğduğu iddia edilen alacak için başlatılan takiplerden dolayı borçlu olmadıklarının tespiti, birleşen davada ise banka alacağı dolayısıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67 ve 72 nci maddeleri.
3.Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden taraflara yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!