11. Hukuk Dairesi 2022/7249 E. , 2024/4108 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/593 Esas, 2022/1100 Karar
KARAR : Yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/93 E., 2020/769 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın, davalı ... Adi Ortaklığının taraf ehliyeti bulunmadığından pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalılardan ..., İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş., ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş., .... ve ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş. açısından kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalılar arasında 2015 yılının mayıs ayından itibaren maden cevheri alım satımından kaynaklanan ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili tarafından 2015 yılının temmuz ayına kadar kesilen faturaların davalı şirketlerce ödendiğini, ancak 2015 yılının temmuz ayından itibaren müvekkili şirketin alacaklarının ödenmediğini, davalılarla aynı ticari ilişkiden kaynaklı 21.07.2015, 28.07.2015, 31.07.2015 tarihli faturalara 8 günlük sürede davalılarca itiraz edilmemesi ve ödeme yapılmaması üzerine İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün 2015/34191 sayılı dosyası ile yapılan icra takibi sonrası takibin asıl alacak kısmının ödendiğini, işbu davaya konu faturaların ve fatura konusu malların davalılara usulüne uygun teslim irsaliyeli olarak teslim edildiğini, davalılar tarafından bu faturalara ilişkin hak ediş raporlarının hazırlanarak gönderildiğini, bu faturaların ödenmemesi üzerine önce mail yoluyla sonrasında da ihtarname ile bildirimde bulunulduğunu, ancak davalılarca gönderilen mutabakat mektubu ile alacaklarının ödenmeyeceğinin anlaşılması üzerine İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün 2016/1087 sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, alacağın zaman aşımına uğradığını, ... Havalimanları İnşaatı Adi Ortaklığı İşletmesinin tüzel kişiliği olmadığından taraf ehliyetinin olmadığını, dava dilekçesinde ... Gayrimenkul ve ... İnşaat şirketlerine yer verilmekle birlikte tensiple yalnız ... İnşaat şirketine tebligat yapıldığını, davacının davasını ... Gayrimenkul şirketine de yöneltip yöneltmediğinin açıklattırılması gerektiğini, zira her iki şirketin ayrı tüzel kişiliklerinin bulunduğunu, davanın icra takibi ödeme emrinde belirtilen tutardan fazla olacak şekilde vekâlet ücreti, tahsil harcı, masraf dahil edilerek açıldığını, takip tutarını aşan kısmın yargılamasız reddi gerektiğini, davacının sattığını iddia ettiği kumun çıkarıldığı ruhsat sahasının inşaa edilecek havaalanı sahası ile çakışması nedeniyle 18.07.2013 yılında alınan karar uyarınca 05.05.2015 tarihi itibarı ile çalışmaya kapatıldığını, davacının 2 yıllık süreçte sadece saha içinde kalan kumu yer teslimi ve fiziki inşa çalışmaları başlayıncaya kadar alabileceğini, davacının 05.05.2015 tarihli yer teslimine kadarki süreçte üretime hazır kum stoğunu hiçbir kısıtlamaya tabi olmaksızın aldığını, hatta yer teslimi yapılıncaya kadar davacının mevcut stoklarının bir kısmını davacıdan satın alındığını, davacının delil olarak gösterdiği faturaların yer tesliminden önceki ticari ilişkiden kaynaklandığını, bedelinin ödendiğini, yer teslim tutanağında teslime engel bir hususun bulunmadığının belirtildiğini, yer teslim tarihinden sonra davacının inşaat çalışma sahası içinde faaliyette bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, maden sahasına ilişkin tüm yatırım giderlerinin ilgili idare tarafından davacıya ödendiğini, davacının sahada hiçbir hakkının kalmadığını, yer teslimi sonrası davacının şantiye sahasını terk etmediğini, ilgili kurumlarla yapılan yazışmalar sonucu davacının zorla çıkarıldığını, yer teslimi yapıldıktan sonra, bir yandan davacının hak ihlalleri ilgili idarelere bildirilirken sahadan çıkarıldığı iddia olunan kumun satın alınmasının mümkün olmadığını, taraflar arasında yer teslimi tarihi sonrası her hangi bir ticari ilişkinin olmadığını, Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 22.02.2016 tarihinde sahada yapılan keşif sonrası hazırlanan 16.03.2016 tarihli raporda stokların alınmasında gecikme olduğu tespitine yer verildiğini, davacının dava konusu faturalara delil olarak sunduğu hak edişlerde müvekkili şirket yetkililerinin imzalarının olmadığını, davacı tarafından satılmış bir mal bulunmadığını, taraflar arasında sözlü veya yazılı bir anlaşma bulunmadığını, davacının sattığını iddia ettiği dava konusu faturalara konu malın yer teslimi sonrası davacı tarafından çıkarılamayacağı ve satılamayacağını, bu kumun davacıya ait olmadığının MİGEM kayıtları ile sabit olduğunu, davacının mülkiyeti kendisine ait olmayan mal ile ilgili fatura düzenleyemeyeceğini, sıradan kargo ile gönderilen faturaların iletim tarihleri esas alınarak şantiye sahasının büyüklüğü dikkate alındığında 8 gün içinde itiraz edilmediğinin kabulünün hukuka aykırı olduğunu, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, adi ortaklığın pasif dava ehliyeti bulunmadığından davalı ... Adi Ortaklığı hakkında davanın usulden reddi gerektiği, ... Gayrimenkul Yat. İnş. Turz. Eml. San. ve Tic. A.Ş.'nin fatura tarihlerinden (07.08.2015 - 31.08.2015 tarihleri arası) önce ortaklıktan 04.05.2015 ayrıldığı, davacı tarafından, bu şirketin davalı olarak gösterilmesinin nedeninin dava açılırken Vergi Dairesindeki ortaklığı oluşturan ortakların güncellenmemesinden kaynaklandığı olarak belirtildiği, ... Gayrimenkul Yatırım İnşaat Turizm Emlak Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi açısından davanın husumet nedeniyle reddi gerektiği, davalı taraf zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de satış sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar 10 yıllık zamanaşamı süresine tabi olup, zamanaşımı süresinin dava açıldığında dolmadığı, davacının 3213 sayılı Maden Kanunu (3213 sayılı Kanun) uyarınca faaliyet gösteren rödövanscı şirket olup, hava alanı projesinin başlamasından sonra mevcut hava alanı projesi ile davacının faaliyet gösterdiği ruhsat alanını çakışması nedeniyle Maden Yönetmeliğinin 121 vd maddeleri gereğince Maden İşleri Genel Müdürlüğünün 2013/67723 sayılı kararına göre çakışan bu kısımda faaliyet gösteremeyecek olup, bu alan dahil hava alanı inşaat bölgesinin 05.05.2015 tarihinde adi ortaklığa yer tesliminin yapıldığı, davacının çakışan ruhsat alanı içindeki stoklanan madenleri kaldırmadığı, 18.07.2016 tarihinde mevcut stokların faaliyet alanının dışına çıkartılması için süre talep ettiği, dava konusu faturaların davacı defterlerine işlendiği, ancak ortaklık defterlerinde kayıtlı olmadığı, takibe dayanak faturaların 14.08.2015 ile 09.09.2015 tarihleri arasında çeşitli tarihlerde davalıya teslim edildiği ancak davalı tarafından 22.09.2015 tarihinde 8 günlük itiraz süresinden sonra iade edildiği, hakedişlerin düzenlenmemiş olmasının faturaya itiraz olarak değerlendirilemeyeceği, zira 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 21 inci maddesinde fatura içeriğine itirazın arandığı, hak ediş düzenlenmemiş olmasının faturanın içeriğine ilişkin itiraz olduğu net bir şekilde anlaşılmadığı takdirde faturaya itiraz olarak değerlendirilmeyeceği, buna ilişkin bir delil sunulmadığı gibi faturaların ödenmeyeceğinin (hak edişin düzenlenmeyeceğinin) 19.09.2015 tarihli e-mail ile 8 günlük itiraz süresinden sonra belirtildiği, e-mail içeriğinde de faturanın içeriğine itiraz edildiğinin belirtilmediği, faturalara sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfetinin faturayı alan tarafa ait olduğu, yer tesliminden önce taraflar arasında hakedişlere dayalı hukuki ilişki olduğuna ilişkin ihtilaf bulunmadığı, davalı taraf, yer tesliminden sonra davacıyla herhangi bir ticari ilişki kurulmadığını savunsa da taraflar arasındaki e-posta yazışmalarının yer tesliminden sonraki Ağustos ve Eylül aylarına kadar devam ettiği, 19.09.2015 tarihli e-posta yazışmasında davacı şirket tarafından vadesi dolan faturaların ödenmesinin talep edildiği, davalı taraf yetkilisince "yönetimin ödememe kararı aldığı, sebebini bilmediği, talimatla bağlı olduğu" cevabı verildiği, yer teslimi sonrasında da teslim ve ödemelerde bulunulduğu, kantar fişleri, sevk irsaliyeleri ve faturalardan şüphesiz olarak yer tesliminden sonra davacıyla ticari ilişki içinde olduklarının anlaşıldığı, 3213 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde kantar fişinin, cevher nakillerinde cevherin ağırlığını gösterir tartı makbuzu olarak, sevk fişinin ise 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 2365 sayılı Kanunla değişik 240 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinde yer alan taşıma irsaliyelerindeki bilgileri ihtiva eden beyan niteliğinde belge olarak tanımlandığı, satış için zorunlu belgeler 6102 sayılı Kanun ve 213 sayılı Kanun'da fatura ve irsaliye iken, 3213 sayılı Kanun'da sevk fişi düzenlemesinin getirildiği, 3213 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi gereği sevk fişindeki belgelerin aksi ispat edilene kadar doğru kabul edileceği, davaya konu 5 faturanın dayanakları incelendiğinde kantar fişi, sevk fişi ve faturaların birbirleri ile uyumlu olduğu, daimi nezaretçi defterinin usulüne uygun tutulduğu, zenginleştirilmiş kaba kum ve yıkanmış elenmiş kum toplamı olan 403.295,93 ton ürünün satışı için düzenlenmesi gereken belge sayısının yaklaşık 9378 adet kantar fişi ve sevk fişi olup bu sayıya yakın evrakın düzenlendiğinin en son bilirkişi heyetince tespit edildiği dikkate alındığında takibe dayanak faturalara konu kumun davalı tarafa 3213 sayılı Kanun kapsamında teslim edildiği, davalı taraf Yatırım Giderleri Komisyonu kararı sonrası davalılara verilen kumun, yasaklanan yerden yeni üretilen kum olduğunu iddia etmiş ise de bu iddianın ispatı külfetinin davalı tarafta olduğu, davalı tarafın artık kendi kontrolünde olan bu sahadan yeni kum çıkarıldığı iddiasının, buna ilişkin bir tutanak tutulmaması, kumun kabul edilmesi, faturalara süresinde itiraz edilmemesi hususları birlikte dikkate alındığında ispatlanamadığı, davalı taraf, "maden ruhsat sahibine yatırım giderleri devlet tarafından ödenen sahada davacının hiç bir hakkı bulunmamaktadır" savunması ile çakışan alanda stoklanan ürünlere ilişkin davacı tarafın hiç bir hakkının bulunmadığı iddia etmiş ise de, Yatırım Giderleri Komisyon Kararının, 3213 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve Maden Yönetmeliği'nin 121 vd maddelerine göre verildiği, üstün kamu yararı bulunan projenin hava alanı inşaatının tespiti ile çakışan bölgede davacının rödövans şeklinde işlettiği projenin iptaline yönelik olduğu, bu kararın kamulaştırma kararı olmadığı, ayrıca Devletçe yapılan ödemenin sadece yatırım giderlerini kapsadığı, stoklanan ürüne ilişkin bir ödemeyi kapsamadığı dikkate alındığında davalı tarafın bu iddiasının da yerinde olmadığı, takibe dayanak faturaya konu kumların teslim edildiği, ödeme emrindeki asıl alacak bedeline hak kazanıldığı, işleyecek faizin 3095 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği değişen oranlarda avans faizi olduğu, ödeme emrindeki reeskont avans faizi talebininden kastın 3095 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca değişen oranlarda avans faizi olduğu, takip sonrası işleyen faiz ve masraflar dahil edilerek dava değeri belirlenip açılmış ise de dava itirazın iptali davası olup takip sonrası işleyen faizin dava değerine eklenerek dava açılmasına gerek olmadığı, sadece takip tarihinden sonraki ödemelerin hukuki menfaate etki edecek miktarda olması halinde dava değerini düşürdüğü gerekçeleriyle davalı ... Adi Ortaklığı açısından taraf ehliyeti bulunmadığından pasif dava ehliyetinin yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, ... Gayrimenkul Yatırım İnşaat Turizm Emlak Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi açısından açılan davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar açısından açılan davanın kısmen kabulüne, İstanbul 7. İcra Dairesinin 2016/1087 sayılı takip dosyasında yaptıkları itirazın iptali ile takibin asıl alacak ve takipten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödeme emrindeki koşullarla bu şekilde devamına, %20 icra inkar tazminatı olan 625.777,69 TL'nin ... Gayrimenkul Yatırım İnşaat Turizm Emlak Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ve ... Adi Ortaklığı dışındaki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davalı olarak yer almadığı taraf olmadığı halde ... Gayrimenkul Yatırım İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş. hakkında dava açılmış gibi hüküm tesis edildiğini, fazlaya ilişkin talebin reddi kararının hukuka aykırı olduğunu, davalıların sadece asıl alacak kısmına değil takibin tümüne, faize, masraflara ve diğer tüm fer'ilere itiraz ettiğini, bu sebeple dava açılırken harca esas değerin asıl alacak, fer'iler, masraflar, itiraz edilen tüm kısımlar dikkate alınarak belirlendiğini, harca esas değerin icra takip miktarı üzerinden gösterildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bu kısımlar yönünden kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, ön inceleme duruşmasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 320 nci maddesine aykırı gerçekleştiğini, uyuşmazlık tespiti yapılmadığını, Devlet Hava Meydanları Genel Müdürlüğü tarafından müvekkili şirketlere yapılan yer tesliminin ardından davacının inşaat sahası içinde kalan bölgede herhangi bir çalışma yapmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının kum çıkardığını iddia ettiği ruhsat sahasının, 18.07.2013 tarihli ve 14 sayılı karar Kurul Kararı ile yatırım giderleri Ulaştırma ve Denizcilik Bakanlığı tarafından karşılanmak üzere faaliyetlerinin kısıtlanmasına, üretime hazır stokların ise yer teslimi yapılıncaya ve fiziki inşa çalışmalar başlanıncaya kadar geçecek süre içinde çakışmalı alandaki üretime hazır cevherlerin alınmasına, şantiye/ekipmanların bu süre içinde tahliye edilmesine karar verildiğini, Yer Teslim Tutanağı'nda "yer teslimine engel herhangi bir husus kalmadığından bahisle" ifadesine yer verildiğini, 05.05.2015 tarihli yer tesliminden sonra davacının saha üzerinde hiçbir hakkının bulunmadığını, davacının delil olarak göstermiş olduğu, geçmiş tarihte müvekkili şirketler tarafından yapılan ödemelere dayanak teşkil eden faturaların yer teslimi tarihi öncesinde müvekkili şirketler tarafından satın alınan ve onaylı hak edişlere bağlanan kuma ilişkin olup, dava konusu faturaların yer teslimi sonrası alındığı iddia edilen kuma ilişkin olduğunu, müvekkili şirketler tarafından bu yönde onaylanmış bir hak ediş bulunmadığını, müvekkili şirketlerin, yer teslimi yapılıncaya kadar davacının mevcut stoklarının nakletmesine olanak tanıdığnı ve hatta bu stokların bir kısmını davacıdan satın alarak mevcut stokların yer teslimi yapılıncaya eritmesine yardımcı olduğunu, davacı tarafından delil olarak sunulan dokümanların üzerinde müvekkili şirket yetkililerinin imzasının bulunmadığını, taraflar arasında sözlü veya yazılı bir sözleşme bulunmadığını, dava konusu faturaların müvekkili şirketler tarafından kabul edilmediğini, davacı tarafça oluşturulan hak edişlerin müvekkili şirketler yetkilileri tarafından imzalanmadığını, müvekkili ... İnşaat defter ve kayıtlarına işlenmediğini, yer teslimi tarihi sonrasındaki dönemde davacının sattığını iddia ettiği ve dava konusu faturalara esas teşkil eden kumun davacı tarafından çıkarılamayacağını ve satılamayacağını, bu kumun davacıya ait olmadığının Maden İşleri Genel Müdürlüğü kayıtları ile sabit olduğunu, davacının mülkiyeti kendisine ait olmayan mala ilişkin satış yaptığı iddiası ile fatura düzenleyemeyeceğini, davacı ancak 05.05.2015 yer teslimi tarihine kadar çıkarmış olduğu kum üzerinde hak iddia edebileceğini, bu dönemde çıkarılan kumun bedelinin de müvekkili şirketler tarafından eksiksiz bir şekilde ödendiğini, malın teslim edildiğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, bu ispatın salt davacı tarafından tanzim edilen davacıya ait kantar üzerinden yapılan ölçümler ve yine salt davacı veya davacının personeli tarafından düzenlenen kantar fişlerinin, mal teslimini ispata yarar belgeler olmadığını, üzerinde fatura olduğu dahi yazmayan kargonun iletim tarihleri esas alınarak sekiz (8) günlük sürede itiraz edilmediğinin kabulünün hukuka aykırı olduğunu, faturaların iadesi kanunda öngörülen süre geçtikten sonra yapılmış olsa da faturaların kabul edilmemesi ve davacı tarafça oluşturulan hak edişlerin imzalanmamış olmasının faturaya itiraz olarak yorumlanabileceğini, tek taraflı düzenlenen belgelerin davacı tarafın ispat yükünü karşılamaya yetmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tek taraflı düzenlenen belgelerin esas alındığını, dava konusu, depolanan kumun ruhsat sahası dışına kim tarafından çıkarıldığının bilirkişi kök ve ek raporlarında şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmediğini, varsayıma dayalı tespitler yapıldığını, ancak müvekkili şirketler tarafından çıkarılmış olabileceğine ilişkin yorumda bulunulduğunu, söz konusu yorumun dayanağını ise davacı tarafından tutulan kayıtların oluşturduğunu, her ne kadar bilirkişiler tarafından salt davacı tarafın düzenlediği belgelere dayanılarak, depolanan kumun müvekkili şirketler tarafından ruhsat alanı dışına çıkarıldığı şeklinde bir yorumda bulunulmuşsa da, bu hatalı yoruma konu kum miktarının, uyuşmazlık konusu kum miktarını karşılayıp karşılamadığının tespit edilemediğini, bu hususun bilirkişi raporunda "...Yukarıdaki rakamlar yıllık olup yıl içindeki hareketlere ulaşmak mümkün olmamıştır. Komisyon raporu 5.5.2015 tarihinde olduğu için yıl içinde ve rapor öncesi ile sonrası rakamlar tespit edilememiştir" şeklinde ifade edildiğini, ilgili mevzuat gereği fatura konusu kumun müvekkillerine teslim edildiği kanıtlanamadığı halde, bu hususun aksine teslim edilmiş olabileceği yönünde kanaat belirtilmiş olmasının bilirkişilerin bilimsel veriler yerine, kişisel takdirlerine dayandığını gösterdiğini, eksik inceleme ile tanzim edilen bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, dava konusu alacak miktarının likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğini, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacı davaya konu icra takibinde 5 adet faturadan kaynaklı toplam 3.128. 888,49 TL alacak talebinde bulunuğu halde dava dilekçesinde harca esas değer 3.383.003,69 TL olarak gösterilmiş ise de somut olayda icra takibinden sonra ve dava tarihinden önce davalı tarafça ödeme yapılmadığından ve davacı tarafından dava dilekçesinin netice-i talep kısmında İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün 2016/1087 sayılı dosyasından başlatılan takibe davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesinin talep edildiği, yerel mahkeme kararında taleple bağlılık ilkesi gereği takibin asıl alacak ve takipten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödeme emrindeki koşullarla bu şekilde devamına karar verildiği anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davaya konu icra takibinde ... Gayrimenkul Yatırım İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş.'nin borçlu olarak gösterildiği, bu borçlu yönünden de borca itiraz edildiği, dava dilekçesinde davalılar kısmında 5 numaralı maddede aynen “... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. Vergi No: 4930083621 (Ticaret Sicil Değişikliği İle Yeni Kayıttır) - ... Gayrimenkul Yatırfm İnşaat Turizm Emlak ve San. Tic A.Ş. Vergi Dairesi; 4930083621 (Ticaret Sicil Değişiklik Sebebi İle Eski Kayıt)” yazdığı, mahkemece yapılan tensip tutanağında da ... Gayrimenkul Yatırım İnşaat Turizm Emlak ve San. Tic A.Ş.'nin davalı olarak gösterilmediği, davacı vekili tarafından verilen 22.06.2017 ve 25.12.2019 tarihli dilekçelerde açıkça;''....Tüm bu sebeplerle ticaret sicil kayıtlarında görüleceği üzere hisse devri sonucu yaptığımız araştırmalar neticesinde aynı vergi numarası ve adres ile iş bu dava tarihi itibari ile güncel olarak ... olarak faaliyet göstermektedir. Bu sebeple işbu davada davalı sıfatına ... haizdir." denildiği, diğer eski unvana sahip ... Gayrimenkul Yatırım İnşaat Turizm Emlak ve San. Tic. A.Ş.'nin davalı olmadığının belirtildiği, davalı ...’nin 04.05.2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarında, adi ortaklık kurucu ortaklarından olan ... Gayrimenkul Yatırım İnşaat Turizm Emlak ve San. Tic. A.Ş'nin hisselerinin tamamının 10.04.2015 tarihli karar ile tasfiye edilerek ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye devredildiği, 04.05.2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarında, ... Ticari İşletmesinde yapılan bu değişikliğin, İstanbul Beyoğlu 5.Noterliğinin 26.03.2015 tarihli ve 03676 sayılı “Protokol” ile yapıldığı ve tüm hisselerin tasfiye edilerek ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye devredildiği, dava dilekçesinde ... Gayrimenkul Yatırım İnşaat Turizm Emlak ve San. Tic A.Ş.'nin davalı olarak gösterilmediği, ortaklığı oluşturan şirketlerin doğru olarak gösterildiği, mahkemece davalı olarak dava dilekçesinde gösterilmeyen ... Gayrimenkul Yatırım İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş.'nin davalı olarak UYAP sistemine kaydının eklenerek davaya dahil edilip yukarıdaki şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde görüldüğü, ... Gayrimenkul Yatırım İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş.'nin istinafa konu karardan çıkarılması gerektiği; davalılar vekilinin istinaf itirazlarına gelince; mahkemece 16.06.2016 tarihli ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık tespitinin yapıldığı, iddia ve savunmanın zapta geçilerek uyuşmazlığın, davacının davalılardan takibe konu fatura kaynaklı alacaklarının bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespiti yapılarak zapta geçirildiği, buna göre ön inceleme duruşmasının usulüne uygun yapıldığı anlaşıldığından davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı, mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle muhasebeci, hesap bilirkişisi, maden mühendisi ve maden hukuku bilirkişilerinden kök ve ek raporlar alınarak istinafa konu kararın verildiği, 6100 sayılı Kanun'un 146 ncı maddesine göre hakimin, delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varması halinde tahkikatı bitirebileceği, yukarıda belirtilen tesbitler ve ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalılar vekilinin, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğine yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı, 6100 sayılı Kanun'un 282 nci maddesine göre hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği, davalılar vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddia ve itirazların değerlendirildiği, dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, dosyaya ibraz edilen, davalı tarafça gönderilen e-postaların içeriğinden fatura içeriğine ve kumların alınmadığına yönelik bir itiraz bulunmadığının anlaşıldığı, davalı tarafça verilen beyan dilekçelerinde davaya konu faturalara ilişkin hakedişin yetkili kişiler tarafından imzalanmadığı belirtilerek kabul edilmediği beyan edilmiş ise de önceki hakedişlere ait e-maillerin de aynı şekilde davalı ortaklık adına Meltem Kurukız tarafından gönderildiği ve davacı tarafça imzalanarak davalı ortaklığa teslim edildiği,
davalılar, taraflar arasında akdi bir ilişki bulunmadığını ve bu sebeple 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin somut uyuşmazlıkta uygulanamayacağını ileri sürmüş ise de taraflar arasında akdi ilişkinin varlığının dosyaya ibraz edilen e-mail yazışmalarından ve tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu düzenlenen rapor içeriklerinden anlaşıldığı, takibe dayanak faturaya konu kumların davacı tarafça davalı tarafa teslim edildiği ve fatura bedellerinin davalı tarafça davacıya ödenmediği ve takip tarihi itibariyle takip talebinde talep edilen miktar yönünden davacının alacaklı olduğu, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davaya ve takibe konu alacağın faturaya dayalı likit alacak olduğu da gözetildiğinde davalılar vekilinin icra inkar tazminatı ve mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile iLk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, buna göre; davalı ... Adi Ortaklığının taraf ehliyeti bulunmadığından pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, davalılardan ..., ... İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş., ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş., .... ve ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş. açısından açılan davanın kısmen kabulü ile bu davalıların İstanbul 7. İcra Dairesinin 2016/1087 sayılı takip dosyasında yaptıkları itirazın iptali ile takibin asıl alacak ve takipten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödeme emrindeki koşullarla bu şekilde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağın %20'si oranındaki 625.777,69 TL icra inkar tazminatının davalılardan ..., ... İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş., ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş., .... ve ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesi tarafından ... Gayrimenkul Yatırım İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş.'nin davanın tarafı olarak gösterilmediği yönündeki kararının gerçeği yansıtmadığını, icra takibinde her iki şirketin de borçlu gösterildiğini, her iki şirketin farklı tüzel kişiliğe haiz olduğunu belirterek ve istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, faturaya dayalı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 26, 146, 282, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. 6012 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi.
4. 3213 sayılı Kanun'un 3, 7 ve 10 uncu maddeleri.
5. 213 sayılı Kanun'un 240 ncı maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı peşin harcın istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!